GÜNDEM - 05 Ocak 2026 Pazartesi 18:34 | Son Güncelleme : 05 Ocak 2026 Pazartesi 22:15

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Trump’la telefon görüşmemizde, ülkemizin hassasiyetlerini kendisine iletttik

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sayın Trump’la telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki Kabine Toplantısı Beştepe’de gerçekleştirildi. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan kabine gündemine dair açıklamalarda bulundu. Yeni yılın hayırlar getirmesini dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle yeni yılın ülkemize, milletimize, başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyor; aziz milletimize huzur, kardeşlik ve bereket dolu bir yıl temenni ediyorum. Yine bu vesileyle 2025 yılı boyunca Türkiye’nin büyümesi, kalkınması ve hedeflerine daha da yaklaşması için ter döken herkese teşekkür ediyorum. Devletimizin bekasını ve insanımızın huzurunu temin uğrunda can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize minnettarlığımı ifade ediyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEAŞ’lı teröristlerin şehit ettiği 3 emniyet mensubunu rahmetle anarak, "Şehitlerimizin, her biri metanet abidesi olan muhterem ailelerine ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Türk milleti olarak bizler, 86 milyon insanımız ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimizle gerçekten büyük bir aileyiz. Ankara’daki, Adıyaman’daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ’daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarımız neyse, dünyanın farklı köşelerinde, hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dört bir yanındaki vatandaşlarla dünyanın farklı köşelerinde hayat mücadelesi veren Türklerin milletin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, "Hangi siyasi görüşten, kökenden, mezhep ve meşrepten olursak olalım, hepimiz, şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak; kardeşiz, kaderdaşız, ezelden-ebede biriz ve beraberiz" dedi.
Konuşmasında Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ından dizelere atıf yapan Erdoğan, ayrışma ve fitnenin milletleri zayıflattığını, birliğin ise güçlendirdiğini vurguladı. Türkiye’ye yönelik nifak girişimlerinin geçmişte olduğu gibi bugün de süreceğini ifade eden Erdoğan, bu tuzaklara düşülmeyeceğini söyledi.

"Türkiye’ye parmak sallayanların bizden istediği devletimizdir"

Söz konusu Türkiye olunca, Türkiye’nin huzuru, güvenliği, bekası olunca, ayrılıkların bir tarafa koyulması gerektiğini söyleyen Erdoğan, "86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız. Mehmet Akif’in Kastamonu’da, Nasrullah Camii’nde verdiği vaazın bir bölümünü, özellikle bizleri ekranları başında izleyen genç arkadaşlarımın dikkatine getirmekte fayda görüyorum. Millî Mücadele'nin en sancılı günlerinde merhum Akif, şöyle sesleniyordu: ‘Milletler, topla, tüfekle, zırhlı ile ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak, aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri, ne filan vilayet, ne filan sancaktır; doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir.’ Evet; bugün de boylarına-poslarına bakmadan son derece kibirli bir edayla Türkiye’ye parmak sallayanların bizden istediği devletimizdir, vatanımızdır; büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir" ifadelerini kullandı.

"40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz"

Milli mutabakat ruhuna zarar verecek bir tavır içinde olanların, Türkiye’nin rakiplerine hizmet ettiğini belirten Erdoğan, "Her kim, ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa, Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır. Türk ve Türkiye düşmanlarının, işte bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız. Daha önce de çeşitli vesilelerle dile getirdim; yılın bu ilk günlerinde bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum: On yıllardır farklı biçimleriyle mücadele ettiğimiz terör belası, Türkiye’nin ayağına vurulmuş emperyalist bir prangadır. DEAŞ’ından FETÖ’süne, DHKP/C’sinden PKK’sına gayri meşru yapıların hepsi, birer aparat olarak bu amaçla kullanılmıştır. Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi. Savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize sağladığı yetenekler, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar ve milletimizin basireti, feraseti, sağduyusu sayesinde, terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık. Ülkemizin önünde aralanan fırsat penceresini ardına kadar açacak, bu imkânın sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla devam ettirerek, 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz" diye konuştu.

"Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan ‘5 dakikacık’ ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza ‘5 dakikalık bir görüşme’ için yalvarmıyoruz"

Hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden, hiç kimseye minnet etmeden; Türkiye’nin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunmaya devam ettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan ‘5 dakikacık’ ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza ‘5 dakikalık bir görüşme’ için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle, her yerde dik duruyor, ama diklenmiyoruz. Hep söyledik, bugün tekrar ediyorum; biz ne kuru hamaset, ne ucuz polemik peşindeyiz; ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz" dedi.

"CHP Genel Başkanı'nın isabetli tek bir öngörüsünü bulamazsınız"

Türkiye’nin dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin başında geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze’den Suriye’ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa, tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. Açık söylüyorum; ilkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız. Bu hakikati, ana muhalefetin başındaki zat bilmese de; Afrika’dan Latin Amerika’ya dostlarımız ve kardeşlerimiz gayet iyi bilmektedir. Ana muhalefet partisi genel başkanı, iç siyasette olduğu gibi dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu bile belli değildir. Aziz milletim, lütfen son yıllarda bölgemizde cereyan eden hadiseleri ve bunlara karşı CHP’nin yaklaşımını şöyle bir gözden geçirelim. CHP Genel Başkanı'nın isabetli tek bir öngörüsünü bulamazsınız. Ne Karadeniz’de ne Doğu Akdeniz’de ne Gazze soykırımında ne Libya ne de Suriye konusunda; tutarlı, vicdanlı, omurgalı hiçbir duruşları yok. Tek bildikleri hükümetimize karşı çıkmak; bizim ‘ak’ dediğimize ‘kara’, ‘doğru’ dediğimize ‘yanlış’ demek" açıklamasında bulundu.

"Muhalefet, ‘iktidar yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun’ mantığıyla hareket edemez"

Ana muhalefet partisi ile iktidar arasındaki fikir ayrılıklarının yaşandığı olaylardan örnekler veren Cumhurbaşkanı, "Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde, şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükümetimizi eleştirenler, bunlardı. Suriye’nin devrik lideri ülkesinden kaçarken ‘Esad’la görüşülmeli’ diyenler, bunlardı. Karabağ’ın 44 günlük vatan muharebesinde, Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde can Azerbaycan’ı desteklememize karşı çıkanlar, bunlardı. Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası yapıştıranlar, bunlardı. Yıllarca Türkiye’yi DEAŞ’a destek vermekle suçlayanlar, bunlardı. Avrupa’ya Türkiye’yi şikâyet turları düzenleyenler, bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler, bunlardı. Dış politikada ‘omurga’ nedir, ‘ilke’ nedir, ‘milli menfaat’ nedir bilmeyenler, yine bunlardı; bugün bize ahkam kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar, akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın ama bunun adı yüzsüzlüktür. Muhalefet, ‘iktidar yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun’ mantığıyla hareket edemez; böyle bir sorumsuzluğun içinde olamaz. Dahası bu kadar basiretsizlik örneğinden sonra, bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini, bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir" ifadelerine yer verdi.
"Siyasette kutuplaşmayı bu provakatif üslupla mı azaltacaksınız?"

Amerika Birleşik Devletleri’nin, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya yönelik operasyonunun ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaptığı paylaşımlara cevap veren Erdoğan, "Ülkemizden 11 bin kilometre ötede, Türkiye’yle yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede bir hadise yaşanıyor; CHP Genel Başkanı’nın aklına ilk gelen; bize saldırmak, çeşitli fotoğraflar üzerinden bize sataşmak oluyor. Allah aşkına, bu, patolojik bir ruh halinin işareti değilse, nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provakatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde, Türkiye’nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız? Biz, tabii ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye’nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını, büyük ve güçlü Türkiye’ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Hep söylüyorum, bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Bakın biz, iç politikayı da dış politikayı da ilkelerle yapan; akılla ve vicdanla yapan bir hükümetiz; böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun, siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz" açıklamasında bulundu.

"Trump’la telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik"

Amerika Birleşik Devletleri’nin, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya yönelik operasyonunu da değerlendiren Erdoğan, "Venezuela meselesinde de, hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse, onu yapmanın gayretindeyiz. Sayın Maduro ve Venezuela halkı, milletimizin dostu olduğunu her zaman göstermiştir. İki dost ülke olarak, zor günlerimizde birbirimizle dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Şurası bir gerçek ki; ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi, küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır. ‘Hukukun gücü’ yerine ‘gücün hukukunun’ egemen olduğu bir dünyada; istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz, Türkiye olarak, ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda, kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir. Bugünkü kabine toplantımızda, ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında, Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik. Amerikan Başkanı Sayın Trump’la telefon görüşmemizde de, ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk milleti; refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir" diye konuştu.

"Bu yılın sonunda, ihracatta 282 milyar doları hedefliyoruz"

Ekonomi konusunda da konuşan Erdoğan şöyle devam etti:
"2025 senesini 273,4 milyar dolarlık bir ihracat rakamıyla kapattık. Böylece geçen yıla göre ihracatta yüzde 4,5 oranında bir artış kaydettik. Aralık ayı ihracatımızda, Kasım ayına kıyasla yüzde 12,8 oranında bir artış oldu ve ihracatımız 26 milyar 411 milyon dolara yükseldi. Bu rakamlarla hem aylık bazda, hem de yıllık olarak Cumhuriyet tarihimizin rekoruna imza attık. 2025 yılında mal ihracatımızda net olarak 11,7 milyar dolar artış yaşandı. Bir başka çarpıcı oran hizmetler ihracatımızdır. Hizmetler ihracatımızın 123,1 milyar doları bulduğu, böylece 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığı görülüyor. İnşallah, bu yılın sonunda, ihracatta 282 milyar doları hedefliyoruz. Hizmetler ihracatında ise 128 milyar doları yakalayarak; toplam 410 milyar dolar mal ve hizmetler ihracatına ulaşmayı istiyoruz. Bu vesileyle, tüm ihracatçı kuruluşlarımızı, iş adamlarımızı, ilgili sivil toplum örgütlerini, ilgili bakanlarımızı ve bürokratlarımızı tebrik ediyorum. 2026 yılına, ekonomi cephesinden gelen umut verici haberlerle giriyoruz. Makro Ekonomik İstikrar ve Reform Programımızın semeresini, başta enflasyon olmak üzere, birçok alanda yavaş yavaş topluyoruz. Nitekim, bugün, 2025 yılına dair önemli bir gösterge daha açıklandı. İhracatta olduğu gibi enflasyonda da son derece güzel haberler aldık. Aralık ayı Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 0,89 oranında gerçekleşti ve böylece 2025 yılı enflasyon oranı yüzde 30,89 oldu. Böylece yıllık enflasyon 49 ayın en düşük seviyesine indi. Burada da kalmayacak, enflasyonu daha düşük seviyelere çekeceğiz. Enflasyon verilerinin de ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum."

Burs ücretleri lisans öğrencilerinde 4 bin, yüksek lisans öğrencilerinde 8 bin liraya yükseltildi

Son olarak üniversiteli gençlere müjde veren Erdoğan, "Şu müjdemizi paylaşmak isterim. Biliyorsunuz, 2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencilerimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu. Biz bu rakamı her geçen yıl katlayarak artırdık; eğitim yolculuklarında genç kardeşlerimizin daima yanında olduk. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olma üzere, toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır. 2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak; lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı yüzde 33 oranında artırarak; Lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya. Yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya. Doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı-uğurlu olsun" dedi.

Ömer Faruk Karataş - Hülya Keklik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Burak Elmas’ın ifadesi ortaya çıktı: "Suçlamaları kesin bir şekilde reddediyorum’’ İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında eski Galatasaray Başkanı Burak Elmas’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Elmas ifadesinde, "Ben hiçbir şekilde uyuşturucu kullanmadım, yanımda kullanan bir kişiye rastlamadım. Suçlamaları kesin bir şekilde reddediyorum’’ dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen ’uyuşturucu’ soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında esik Galatasaray Başkanı Burak Elmas’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Burak Elmas, kimlik tespitinde mesleğinin iş insanı olduğunu ve aylık gelirinin 100 bin lira olduğunu belirtti. Elmas ifadesinde, hiçbir şekilde uyuşturucu kullanmadığını ve yanında kullanan bir kişiye rastlamadığını söyledi. "Böyle bir beyanla ilgili çok şaşkınım’’ Elmas’a D.A. isimli bir tanığın, "Burak Elmas isimli iş adamı mekanlarda uyuşturucu kullanılan partiler düzenler ve fuhuş partileri düzenler. Ben bu şahsın düzenlediği partilere iki kez katıldım. Burak Elmas yanımda deli gibi uyuşturucu kullandı. Evde yaklaşık 7-8 kız ve Burak Elmas vardı. Uyuşturucuyu kimin getirdiğini bilmiyorum. Beni bir aracı davet etti ve parayı herkese nakit bir şekilde dağıttı. Uyuşturucu madde kullanıldığını net bir şekilde gördüm’’ şeklindeki ifadesi soruldu. Elmas ise yanıt olarak, "Ben söz konusu beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Uyuşturucu ve fuhuş iddiası asılsızdır. Böyle bir beyanla ilgili çok şaşkınım. Tanımadığım kişiler. Suçlamaları kesin bir şekilde reddediyorum’’ ifadelerini kullandı.
İstanbul Fikret Orman’ın ifadesi ortaya çıktı: "İtibar suikastı yapıldığını düşünüyorum’’ İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında eski Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Orman ifadesinde, "Hayatım boyunca sağlıklı yaşama önem verdim. Bana bu şekilde itibar suikastı yapıldığını düşünüyorum. Benim kimseden saklayacak ahlaka veya hukuka mugayir hiçbir durumum yoktur’’ dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen ’uyuşturucu’ soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında eski Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Fikret Orman, kimlik tespitinde mesleğinin iş insanı olduğunu söylerken, aylık gelirini belirtmedi. Orman ifadesinde, hayatının hiçbir döneminde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmadığını söyleyerek, "Hatta görmedim dahi diyebilirim. Adli Tıp Kurumu’nda saç, kan ve idrar örneği verdim. Bu test sonuçlarının da negatif çıkacağından eminim. Güzide Duran ile 2021 yılı Mayıs ayından beri birlikteyiz. Bu zaman zarfında kendisinin de uyuşturucu veya uyarıca madde kullandığını görmedim. Aksine ikimiz de sağlıklı yaşama önem vermekteyiz. Hakkımda verilen ifadelerin tamamen hayal ürünü olduğu ve bana bu şekilde itibar suikastı yapıldığını düşünüyorum. Hakkımda beyan veren şahısların kim olduklarını bilmemekle beraber kendi menfaatleri veya başka bir amaçla böyle yalan beyanlarda bulunmuş olabilirler. 2 çocuk babasıyım. Maddi durumum el vermesine rağmen çocuklarımın tüm eğitim hayatını uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklara bulaşmamaları için Türkiye’de devam ettirdim’’ dedi. "Burada dikkat çekmek istediğim husus benim kimseden saklayacak ahlaka veya hukuka mugayir hiçbir durumumun olmamasıdır’’ İfadesinde Orman, "İş hayatı haricinde sadece ailemle vakit geçiririm. İfadelerde geçtiği şekilde bir hayatım kesinlikle olmadı. Burada dikkat çekmek istediğim husus benim kimseden saklayacak ahlaka veya hukuka mugayir hiçbir durumumun olmamasıdır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum’’ ifadelerini kullandı.
İstanbul Sabancıların savcılık ifadeleri ortaya çıktı İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında iş insanları Hakan Sabancı ve Kerim Sabancı’nın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Sabancılar ifadelerinde, hayatlarının hiçbir döneminde uyuşturucu madde kullanmadıklarını söyledi. Hakan Sabancı, eski kız arkadaşı Hande Erçel’in sorulması üzerine, ‘’Bu kişi yanımda hiçbir zaman uyuşturucu madde kullanmamıştır’’ dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen ’uyuşturucu’ soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında iş insanları Hakan Sabancı ile Kerim Sabancı’nın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. "Hayatımın hiçbir döneminde uyuşturucu madde kullanmadım’’ Hakan Sabancı, kimlik tespitinde mesleğinin iş insanı olduğunu söylerken, aylık gelirini belirtmedi. Sabancı ifadesinde, hayatının hiçbir döneminde uyuşturucu madde kullanmadığını söyleyerek, "Uyuşturucu kullanılan ortamlarda bulunmadım. Aygün Aydın isimli kişi geçmişte bir kez gördüğüm, daha sonradan beni takıntı haline getiren, hatta hakkında uzaklaştırma kararı aldığım ve bunu ihlal etmesi nedeniyle hapisle tazyik edilen bir kişidir. Hakkımda söyledikleri, etrafta konuşulanlar bundan dolayı iftiradır. Benim bu kişiyle uyuşturucu madde kullanmam kesinlikle iftiradır. Geçmişte Bebek Oteli’ne gitmişliğim vardır ancak bu kişiyle hiçbir yere gitmedim’’ dedi. "Listede ismimin bulunması davetten dolayıdır, benim buraya gitmişliğim yoktur’’ Sabancı’ya, Aydın’ın ifadesinde yer alan ‘’Bir keresinde de kendilerinin Kanlıca’da bulunan yalısının orta katında Hakan Sabancı’nın uyuşturucu madde kullandığına şahit oldum. Kendisinin kontrol problemleri vardır, karışmaktan çekiniyordum. Şevval Şahin’in sevgilisi olan Marcus, Hakan Sabancı ve arkadaşlarına kadın getirir’’ şeklindeki beyanı soruldu. Sabancı buna yanıt olarak, "Sormuş olduğunuz kişiyle bir kez ikametimde buluştum. Buluşmamız orta katta oldu ancak kesinlikle uyuşturucu madde kullanmadım. Marcus isimli kişiyi ismen tanırım. Kasım Garipoğlu isimli kişinin evinde düzenlemiş olduğu eğlence partilerine hiç katılmadım. Sormuş olduğunuz listede ismimin bulunması davetten dolayıdır, benim buraya gitmişliğim yoktur. Bu liste davet listesidir. Ben bu partilere hiç katılmadım" dedi. "Hande Erçel yanımda hiçbir zaman uyuşturucu madde kullanmamıştır’’ Şüpheli Hakan Sabancı’ya, eski kız arkadaşı Hande Erçel de soruldu. Soru üzerine Sabancı, ‘’Hande Erçel isimli kişiyi tanırım. Bu kişi yanımda hiçbir zaman uyuşturucu madde kullanmamıştır. Diyeceklerim bundan ibarettir’’ ifadelerini kullandı. "Partiye katılmamın sebebi ünlü bir DJ’in performans gösterecek olmasıydı, herhangi bir şekilde uyuşturucu madde kullanmadım’’ Şüpheli Kerim Sabancı ise, kimlik tespitinde mesleğinin iş insanı olduğunu söylerken, aylık gelirini belirtmedi. Yurt dışı da dahil olmak üzere hayatının hiçbir döneminde uyuşturucu madde kullanmadığını söyleyen Kerim Sabancı ifadesinde, "Mert Ayaydın ve İbrahim Barut isimli kişiler benim yakın arkadaşlarımdır. Ayaydın ile bir keresinde Kasım Garipoğlu’nun yalısında düzenlenmiş olan eğlence partisine, Ayaydın’ın daveti üzerine katıldım. Bu partiye katılmamın sebebi ünlü bir DJ’in performans gösterecek olmasıydı. Yaklaşık olarak 2 saat burada kaldım. Herhangi bir şekilde uyuşturucu madde kullanmadım. Ortamın karanlık olmasından dolayı içeride kimlerin olduğunu tam olarak hatırlamıyorum ancak buradan DJ performansının bitmesinin ardından ayrıldım. Diğer odalarda ne olduğunu bilmiyorum’’ ifadelerini kullandı.