SAĞLIK - 04 Kasım 2020 Çarşamba 16:00

'Demir eksikliği anemisi kadınlarda daha fazla görülüyor'

A
A
A
'Demir eksikliği anemisi kadınlarda daha fazla görülüyor'

Medicana International İstanbul Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yunus Öksüz, demir eksikliği anemisinden ve neden olan etkenler konusunda açıklamalarda bulundu.

Demir eksikliği anemisinin demir depolarının azalması sonucu gelişen kansızlık olduğunu belirten Uzm. Dr. Yunus Öksüz, "Hızlı kan kaybı ile akut olabileceği gibi, yavaş kan kaybı veya demirden fakir diyet ile kronik olabilir. Genetik bir hastalık değildir, yetişkinlerin yüzde 10-30'unu etkilemektedir. Tüm yaş gruplarında rastlanabilir ancak kadınlarda erkeklerden daha fazladır. Demir eksikliği anemisinin gelişiminde başlıca üç neden sayılabilir. Normal şartlarda artan demir ihtiyacı, kanamalara bağlı kan kaybı ve yetersiz demir alınımıdır" dedi.

Medicana International İstanbul Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yunus Öksüz, demir eksikliği anemisinden ve neden olan etkenler konusunda açıklamalarda bulundu. Dr. Öksüz, genetik bir hastalık olmadığını söyleyerek, yetişkinlerin yüzde 10-30'unu etkilediğini belirtti. Tüm yaş gruplarında rastlanabileceğini dile getiren Dr. Öksüz, "Demir eksikliği anemisi erkeklerden çok kadınlarda daha fazla görülüyor. Demir eksikliği anemisinin gelişiminde başlıca üç neden sayılabilir. Normal şartlarda artan demir ihtiyacı, kanamalara bağlı kan kaybı ve yetersiz demir alınımıdır" diye konuştu.

Dr. Öksüz, demir eksikliği anemisine neden olan etkenleri şu şekilde sıraladı:
"Kronik kan kaybı: Erişkinlerde görülen demir eksikliğinin çoğu kan kaybına bağlıdır. Başlıca kronik kanama nedenleri hemoroidler, peptik ülser (mide ülseri), yemek borusu varisleri, mide ve kalın barsak kanserleri, divertikül ve polipler, ülseratif kolit, kronik aspirin kullanımı, çengelli kurt infeksiyonu, hematüri (idrar yollarından kanama) ve hemoptizi (hava yollarından kanama) sayılabilir. Aşırı ve sık aralıklarla kan veren profesyonel vericilerde de demir eksikliği gelişebilir. Diyette demirin eksik olması; özellikle büyüme çağındaki çocuklarda demir ihtiyacı arttığından, gerekli besinler alınmazsa demir eksikliği anemisi gelişmesi kolaylaşır. Demirden zengin besinler genellikle pahalı besinlerdir. Az gelişmiş yoksul ülkelerde, ya da gelişmiş ülkelerin az gelirli kesimlerinde besinsel demir eksikliği sık görülür. Besinsel demir eksikliği ülkemizde de halen önemli bir sorundur. Barsaklardan demir emiliminin bozulması; midenin bir kısmı ya da hepsinin alındığı ve midenin ince barsağa bağlanması sonrası, çölyak hastalığı nedeni bilinmeyen yağlı dışkılama (idiyopatik steatore) gibi ince barsak hastalıklarında, toprak, kil yeme alışkanlıklarında (pika sendromu), barsaklardan demir emiliminin bozulması sonucu demir eksikliği anemisi gelişir. Vücudun demir ihtiyacının artması; gelişmekte olan çocuklarda demir ihtiyacı artmıştır. Büyüme sırasında, gerek kan hacmi ve demir depoları, gerekse kas kitlesi genişler. Bu dönemde çocuğun erişkinden daha fazla demire ihtiyacı vardır. Kadında, çocuk yapma çağında demir ihtiyacı menopoz sonrasına oranla daha fazladır. Bu nedenle sık sık doğum ve düşük yapan, diyetle de yeteri kadar demir alamayan kadınlarda kolaylıkla demir eksikliği anemisi gelişir. Nadir Görülen Nedenler ise; kalp kapak protezi, bazı akciğer ve böbrek hastalıkları sonrasında gelişebilir. Hemodiyaliz tedavisi sırasında kronik hastalık kansızlığına ek olarak demir eksikliği anemisi de görülebilir".

"Kansızlık derinleştikçe iştahsızlık, dilde ve ağızda yanma şikayetleri olabilir"
Hastalık genellikle sinsi olarak başladığına dikkat çeken Dr. Öksüz, "Hemoglobin miktarının yüzde 9 gramın altına inmediği durumlarda hastalarda sadece halsizlik, sinirlilik, inatçı baş ağrısı, uykusuzluk, ekstremitelerde uyuşma gibi yakınmalar görülebilir. Kansızlık derinleştikçe (hemoglobin yüzde 9 gramın altına inince), solukluk, halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, yürüyünce nefes nefese kalma gibi bulgular ortaya çıkar. İştahsızlık, dilde ve ağızda yanma, bazen yutma güçlüğü yakınmaları görülür. Tırnaklar ve saçların ince ve kuru olduğu kolay kırıldığı görülür. Toprak ve kil yiyenlerde hazımsızlık görülebilir. Kadınlarda adet düzensizlikleri ve adet görememe görülebilir. Çocukluk çağında başlayan demir eksikliği anemisi gelişme geriliği görülebilir. Deri soluktur, çarpıntı ve bazen kalpte büyüme görülebilir. Dil soluk ve çıkıntıları silinmiştir. Dudak kenarlarında yırtıklar bulunabilir. Tırnaklarda boyuna çizgilenme, kolay kırılma, düzleşme ve bazen çukurlaşma (kaşık tırnak) saptanabilir. Sürekli düşük seyirli ateş görülebilir. Dalak normalden büyük saptanabilir. Özellikle çocukluk çağında başlayan demir eksikliği anemisinde gelişme geriliği görülebilir" diye konuştu.

Laboratuvar Bulgularına da değinen Dr. Öksüz, "Hemoglobin ve hemotokrit düşmüştür. Demir ve ferritin düşük bulunur. Serum total demir bağlama kapasitesi artmıştır. Kanın mikroskobik incelemesinde, alyuvarlar soluk ve küçüktür. Talesemiler(akdeniz anemisi), sideroblastik anemiler, kronik hastalık anemisi" şeklinde konuştu.

İlk iş demir eksikliği nedenini araştırmak olduğunu da söyleyen Dr. Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı: "Demir eksikliği anemisi tanısı konur konmaz ilk yapılacak iş, demir eksikliğinin nedenini araştırarak, mümkünse ortadan kaldırmaktır. Aksi takdirde tedaviye rağmen kansızlık düzelmez, demir eksikliğine sebep olan hastalığın tanısı ve tedavisi kaçırılmış olur. Örnek verecek olursak, mide ve barsak sistemi tümörlerini söyleyebiliriz. İkinci ana ilke, demir tedavisi ile demir depolarının doldurulmasıdır. Demir ağızdan, kas içine ve damar yoluyla uygulanabilir. Düzenli doktor takibi gereklidir. Doktor önerilerine uymak, hastalığın düzelmesi ile sonuçlanır".

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Miniklere geri dönüşüm bilinci aşılanıyo Muğla Büyükşehir Belediyesi Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi bünyesinde hizmet veren Emin Eller Gündüz Bakımevinde, çocuklara geri dönüşüm bilincini kazandırmak amacıyla eğitici ve eğlenceli bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte miniklere geri dönüşümün önemi ve atıkların ayrıştırılması uygulamalı olarak anlatıldı. Etkinlik kapsamında çocuklar ilk olarak geri dönüşüm ve atık ayrıştırma konularını anlatan kısa bir çizgi film izledi. Ardından, kendileri için hazırlanan atık potalarına geri dönüştürülebilir malzemeleri atarak öğrendiklerini pekiştirdi. Programın devamında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Origami Topluluğundan gönüllü olarak etkinliğe katılan öğrenciler, çocuklara atık kâğıtlardan origami yapmayı öğretti. Minikler, hem el becerilerini geliştirdi hem de atıkların yeniden değerlendirilebileceğini eğlenceli bir şekilde deneyimledi. Eğitici olduğu kadar keyifli anlara da sahne olan etkinlik, çocukların dans edip şarkılar söylemesiyle sona erdi. Düzenlenen etkinlikle çocuklarda erken yaşta çevre bilinci oluşturulması hedeflendi. Üniversite öğrencisi Muhammet Özmen, çocuklarla birlikte origami yapmak amacıyla etkinliğe katıldıklarını belirterek, "Eski kâğıtlardan kedi, köpek yaparak atıkları nasıl değerlendirebileceklerini, çizdikleri resim kağıtları nasıl değerlendirebileceklerini göstermiş olduk. Çok güzel bir etkinlik oldu" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Kontrol Dairesinde görevli Çevre Mühendisi Hadi Özer, "Çocuklarımıza çevreyi korumanın günlük hayatın doğal bir parçası olduğunu göstermeyi ve bu bilinci erken yaşlı kazandırmaya hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki bugün bilinçlenen çocuklar yarının doğaya duyarlı bireyleri olacak" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, düzenlenen etkinliğin önemine dikkat çekerek, Çevreyi korumanın ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin yolunun bu bilinci çocuklara küçük yaşta kazandırmaktan geçtiğini, Emin Eller Gündüz Bakımevinde gerçekleştirilen bu anlamlı etkinliğin çocukların hem eğlenerek öğrenmesine, hem de çevreye karşı duyarlı bireyler olarak yetişmesine katkı sağladığını açıkladı.
Eskişehir Gebelikte grip aşısı anneyi de bebeği de koruyor Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Melih Arslan, gebelikte grip aşısının gerekliliğini ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için alınması gereken önlemleri anlattı. Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Melih Arslan, gebelik döneminde bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve bebeğin büyümesine bağlı olarak annenin akciğer kapasitesinin azaldığını belirterek, bu durumun üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırdığını söyledi. Arslan, hamilelikte enfeksiyonların hem daha kolay bulaştığını hem de daha ağır ve şiddetli seyredebileceğini vurguladı. Bu nedenle gebelerde grip aşısının mutlaka yapılması gerektiğini ifade eden Arslan, grip aşısının gebeliğin her döneminde güvenle uygulanabildiğini belirtti. Arslan, "Grip aşısı, gebelikte enfeksiyona yakalanılsa bile hastalığın daha hafif seyretmesini sağlar. Pnömoni gibi daha ağır klinik tabloların gelişmesini engeller" dedi. Grip aşısının yalnızca anneyi değil bebeği de koruduğuna dikkat çeken Arslan, aşı sonrası oluşan antikorların plasenta yoluyla bebeğe geçtiğini ve doğumdan sonra da koruyuculuk sağladığını ifade etti. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için alınacak önlemler Op. Dr. Melih Arslan, gebelikte enfeksiyonlardan korunmak ve bağışıklık sistemini desteklemek için günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken noktaları da paylaştı. Kalabalık, havasız ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durulması gerektiğini belirten Arslan, bu tür ortamlara girilmesi zorunluysa maske takılmasının önemli olduğunu söyledi. Hijyenin enfeksiyonlardan korunmada temel unsur olduğunu vurgulayan Arslan, sık sık ellerin yıkanmasını ve çantada dezenfektan bulundurulmasını önerdi. Uyku düzeninin bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade eden Arslan, gebelikte uyku saatlerinin düzenli olmasının önemine dikkat çekti. Meyve ve sebze tüketimi artırılmalı Beslenmenin de bağışıklığı güçlendiren bir diğer önemli faktör olduğunu belirten Arslan, "Meyve ve sebze tüketimi artırılmalı, günde en az 10 bardak sıvı alınmalıdır. Gebelik döneminde hekim tarafından verilen multivitaminlerin düzenli kullanılması da bağışıklık sistemine destek sağlar." şeklinde konuştu. Op. Dr. Melih Arslan, alınacak bu önlemlerle gebelik sürecinde annenin sağlığının korunacağını, aynı zamanda bebeğin de enfeksiyonlara karşı daha güçlü bir şekilde hayata başlamasının sağlanacağını vurguladı.