DÜNYADAN FUTBOL - 26 Kasım 2014 Çarşamba 12:25

Devler Ligi'nin yeni kanalı belli oldu

A
A
A
Devler Ligi'nin yeni kanalı belli oldu

Türk Telekom, UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi maçlarının Türkiye yayın haklarının 2015-2016 sezonundan itibaren 3 sezon boyunca TTNET’de olacağını açıkladı.

Türk Telekom’dan yapılan ve Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yer alan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Bağlı ortaklığımız TTNET A.Ş. UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi maçlarının Türkiye yayın haklarını 2015-2016 sezonundan başlayarak 3 sezon için satın almıştır. UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi maçları Türk Telekom Grubu dijital yayın platformu olan Tivibu üzerinden yayınlanacaktır. UEFA ile yapılan protokol çerçevesinde açık kanalda yayınlanması gereken maçlar için ise TRT ile anlaşmaya varılmıştır." 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Mili futbolcu Cenk Özkacar Dünya Kupası’ndan emin Almanya Bundesliga ekiplerinden Köln’de forma giyen milli futbolcu Cenk Özkacar, A Milli Futbol Takımı’nın eleme maçlarını geçerek Dünya Kupası’na katılacağından emin olduğunu söyledi. Cenk, Dünya Kupası kadrosunda olmak istediğini ve bunun için çalışmalarını sürdürdüğünü de belirtti. İspanya LaLiga takımı Valencia’dan kiralık olarak Bundesliga ekibi Köln’de forma giyen Cenk Özkacar, Alman takımındaki performansından kariyer hedeflerine, A Milli Futbol Takımı’ndaki aile ortamından Dünya Kupası şansına kadar birçok konuda İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. "Süre aldıkça sahadaki performansımın daha iyi olacağını düşünüyorum" Yeni bir ülke ve yeni bir sistemin içerisinde olmanın ilk süreçte kendisini zorladığından bahseden Özkacar, "Ama en iyi şekilde adapte olduğumu düşünüyorum. Sezonun ilk kısmı kolay değildi çünkü farklı bir futbol oynanıyor. Şu an da daha fazla süre almaya başladığım için mutluyum. Üstüne koyarak daha da iyi olacağım. Bizim performansımız dakikaları artırmakla da eşdeğer oluyor. Süre aldıkça, hocamız şans verdikçe sahadaki performansımın daha iyi olacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Umarım Köln’de uzun yıllar kalabilirim" 25 yaşındaki futbolcu, kariyerine ilişkin hedeflerinin sorulması üzerine de şunları dile getirdi: "Köln’ün benim için bir satın alma opsiyonu var. Burada çok mutluyum ve kendimi evde gibi hissediyorum. Umarım bu kiralık dönemin ardından daha uzun yıllar kalabilirim. Bundesliga futboluna ayak uydurduğumu ve burada gelişimimi daha iyi sürdüreceğime inanıyorum." "Avrupa’daki ilk günümden beri kendimi geliştirmek için dikkatli şekilde yaşam sürdürdüm" Genç yaşta Avrupa’da futbol oynamaya başlamanın kendisine neler kattığıyla alakalı Cenk, "Farklı ülkelerin hem futbol kültürünü hem de yaşam kültürünü yaşamak ister istemez daha olgun bir insan yapıyor. Saha içi ve dışında liderlik özelliğini yaşıt olduğum bireylere göre daha fazla geliştiriyor. Avrupa’daki ilk günümden beri kendimi geliştirmek için dikkatli şekilde yaşam sürdürdüm. İyi seviyede İngilizce ve İspanyolca, yavaş yavaş geliştirdiğim Almanca olmak üzere yeni şeyler öğreniyorum. Bu sadece futbol kariyeri için değil, burada öğreneceğim dil ve kültür futbol kariyerinde sonraki planlamalar için de kişiyi geliştirecek şeyler" şeklinde konuştu. "Bundesliga, fiziksel anlamda limitlerimin üzerine çıkabileceğimi bana gösterdi" Milli futbolcu, bir savunma oyuncusu olarak Bundesliga’da kendi limitlerini zorlamayı öğrendiğini aktardı. Cenk Özkacar, "Günümüz futbolunda öne çıkan ön alan baskısının burada daha da artığı hatta bunun birebir adam eşleşme evresine geldiği bir lig Bundesliga. Buradaki çoğu takım savunma kısmını birebir eşleşme üzerinden yapmayı tercih ediyor. O yüzden oyunun toplu ve topsuz kısımlarında farklı isteklerde bulunuluyor. Top rakipteyken benim için savunma kısmında diğer liglere göre ikili mücadelenin ve ikinci topların daha fazla önem kazandığı plan içerisinde oluyorum. Top bendeyken de düşünme süresinin diğer liglere göre çok kısa. Bu da farklı bir tecrübe. Farklı liglerde gördüklerimi Bundesliga’da harmanlayarak performansı artırma odaklıyım. Buradaki futbola cevap verebildiğimi düşünüyorum. Bundesliga, fiziksel anlamda limitlerimin üzerine çıkabileceğimi bana gösterdi. Bazen bir stoperin 11, 11.5 km koştuğu maçlar oluyor. Bunlar da benim kariyerimde ilk rakamlar belki de. Ama burada mutluyum" diye konuştu. "Süper Lig’de oynama hayalim var" Başarılı futbolcu, Süper Lig’de oynama hayaline de değindi. Cenk, "Kısa vadedeki hedefim Köln’de kalmak. Ama hayatın ne getireceğini bilemeyiz. Daha önce tecrübe etmediğim bir lig; Süper Lig. Şu anda bütün oyuncular tarafından da talep edilen bir lig haline geldi. Tabii ki benim de Süper Lig’de oynama hayalim var. Bunu zamanlaması nasıl olur hayat gösterecektir" dedi. "Milli formayı giymek hayattaki hiçbir şeyle paha biçilemez bir durum" Cenk Özkacar, İHA muhabirinin A Milli Takım ile ilgili sorularını da cevapladı. Öncelikle milli formayı giymenin kendisi için öneminden söz eden ay-yıldızlı futbolcu, "Hayattaki hiçbir şeyle paha biçilemez bir durum. Profesyonel futbolcu olan her Türk gencinin en maksimum onur ve gurur duyma aşamasına ulaştığı evredir. Hiçbir transfer milli takımdaki forma giymenin yerini doldurmayacaktır. İnanılmaz bir gurur, mutluluk ve sorumluluk oluyor" cümlelerine yer verdi. "Dünya Kupası’na katılacağımızdan eminim" EURO 2024’ün final kadrosunda olmamanın kendisini daha çok motive ettiğini dile getiren Cenk Özkacar, hedefinin ise Dünya Kupası kadrosunda bulunmak olduğunu söyledi. EURO 2024’te elde edilen başarının sinyallerini takım olarak hazırlık sürecinde hissettiklerini de sözlerine ekleyen 25 yaşındaki futbolcu, "Gönül isterdi ki EURO 2024’ün final kadrosunda da olabilmek. Ama dünyanın sonu değil, önümüzde uzun bir süreç devam ediyor. Yaklaşan bir Dünya Kupası var. Belki benim 2 ya da 3 defa daha yaşayabileceğim Avrupa şampiyonası mevcut. Kadroda yer almamak ekstra motivasyon kaynağı da oldu. Çünkü birinci aşamada olmak tatmin ediyor ama hep bir ilerisine gitme hayaline sahip olduğumuz için o final kadrosunda olmamak, bir sonraki milli takım havuzunda bulunmak için ekstra motive ediyor. Hoca ile de güzel bir ilişkimiz var. O süreçte de gereken şeyleri söylemişti. Ben de profesyonellikle karşılamıştım. Buradaki performansımın artıp bir çizgiye oturmasından sonra ben yeniden milli takım havuzunun içinde olacağıma inanıyorum. Umarım mart kadrosunda olurum. Akabinde de hedefim; kalacağımızdan eminim, Dünya Kupası kadrosunda olmak" değerlendirmesinde bulundu. "Kritik maçları geçmiş yıllara göre daha iyi oynayan bir milli takıma sahibiz" Cenk Özkacar, A Milli Takım’ın, 2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri play-off turu yarı finalinde Romanya ile ardından da finali kalınması halinde Slovakya-Kosova eşleşmesinin galibiyle oynayacağı mücadeleler hakkında, "Şansımızı yüksek görüyorum. Takımın daha önce başardığı, galibiyet aldığı ülkeler, kritik maçlardaki performansı ortada. Önce Romanya, ardından eşleşmeden gelece takımı galibiyetle geçerek milli takımın Dünya Kupası kapısını aralayacağını düşünüyorum. Böyle kritik maçları son dönemlerde, geçmiş yıllara göre daha iyi oynayan bir milli takıma sahibiz. Güzel bir aile ortamı ve birliktelik de var. Bunun doğrultusunda sahada başarının geleceğine çok inanıyorum" açıklamasını yaptı. "Montella ile iletişim halindeyiz" A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile iletişim halinde olduğunu belirten Cenk, "EURO 2024 kamp sürecinden şu zamana kadar hoca ile 3, 4 defa konuştuk. Yeni yıla girdikten sonra da beni takip ettiğini ve çalışmayı bırakmamam gerektiğini söyledi. Aslında hocanın demesine de ihtiyaç olmayan bir şey. Sonuçta bizim takımdaki performansımız hocanın karar aşamasında belirleyici olacaktır" şeklinde konuştu. "Takım içerisindeki birliktelik pekişip aile ortamına ulaştı" Milli takıma ilk kez Stefan Kuntz döneminde çağrıldığını hatırlatan Cenk Özkacar, o günden bugüne takım içerisindeki ortamın değişimini anlattı. Kırmızı-beyazlı oyuncu, "İlk çağrıldığım günden, son EURO 2024 hazırlık kampına kadar olan süreçte jenerasyon değişimi ve içerideki atmosferin, birlikteliğin daha da pekişip tamamen aile ortamına ulaştığı bir atmosfer oluştu. Geçmiş yıllara göre saha içinde ve dışında milli takımda bulunmanın önemini yansıtan bir jenerasyona sahibiz. Bununla birlikte daha iyi sonuçların geleceğine inanıyorum" dedi.
Muğla Türk çam balının dünya pazarındaki ekonomik payı arttırılacak Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda bulunurken, çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Çam balı üretimindeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor. Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için ‘Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak’ isimli Ar-Ge projesi için kolları sıvadı. Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti. İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı. Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, "Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak" şeklinde konuştu. Kalpaklıoğlu: "Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış" Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi. Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek "Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor" dedi. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek ‘Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak’ adlı Ar-Ge projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu, "Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak" diye konuştu. Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının PCA varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, "Türk çam balının kimyasal olarak standardizasyonu, otantik ürün doğrulaması, fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir" dedi. 24 aylık Ar-Ge yol haritası planlanan proje kapsamında; çam balına özgü biyoaktif ve marker birleşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanması, canlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılması, kimyasal yapı-biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konması, marker birleşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesi ve en az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor.