KENT HABERLERİ - 15 Mart 2013 Cuma 15:36

"Dilden dile Çanakkale"

A
A
A
"Dilden dile Çanakkale"

Başakşehir Belediyesi, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 98. yıldönümünde unutulmaz bir etkinlik düzenliyor. Programda, kardeşlik destanına adını yazdırmış etnik kültürleri temsilen sanatçılar onların dilinde Çanakkale türkülerini seslendirecek.

Başakşehir Belediyesi, bir ulusun yok olduğunun herkes tarafından inanıldığı bir anda bütün ülkenin ortak bir şuur oluşturarak verdiği kahramanlık mücadelesinin yıldönümünü “Dilden Dile Çanakkale” programıyla yad edecek. Programda; Türk’ü, Boşnak’ı, Arnavut’u, Kürdü, Arap’ı ile omuz omuza, kahramanca mücadele eden Çanakkale şehitlerimizin torunları kendi dillerinde Çanakkale ezgileriyle seslerini tüm ülkeye duyuracak.İnanç doğrultusunda kazanılan şuurla, mazlum milletlerin zalimlere karşı bağımsızlık mücadelesinde örnek olmuş olan Çanakkale Deniz Zaferi’nin 98. Yıldönümü programında, kardeşlik destanına adını yazdırmış etnik kültürleri temsilen sanatçılar onların dilinde Çanakkale türkülerini seslendirecek. Anma programında Uğur Işılak (Türkçe) ; Berdan Mardini (Kürtçe); Zeyt Soto (Boşnakça); Suzan Kardeş (Arnavutça); Ender Doğan (Arapça) olarak kardeşlik destanı türküleri seslendirecek.Ev sahibi olarak Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın yer alacağı “Dilden Dile Çanakkale” programında ayrıca, Sanat Tarihçisi-Yazar Talha Uğurluel Çanakkale destanını bugüne dek konuşulmamış yönleriyle anlatacak. Beyazıt Camii İmam Hatibi Suat Gözütok’un sesinden Kur’an tilaveti yer alacağı program konserle son bulacak.

“ÇANAKKALE RUHU TÜM ÜLKEYE YAYILMALIDIR”

Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, barış süreci için çok büyük adımlar atıldığını hatırlatarak, “Bizde bu topraklarda yaşayanların birbiriyle kardeş olduğunu gösteren bir projeyle karşınızdayız. Sadece bir milletin kendi tarihini değil, aynı zamanda medeniyetlerin akışını, insanlığın ufkunu da değiştiren Çanakkale şehitlerimizin aziz ruhunu yad etmek üzere gönüllerimizi birleştiriyoruz. Çanakkale, ulusumuzun ortak ruhunu, asıl karakterini göstermiştir. Şu günlerde en çok ihtiyacımız olan birlik ve beraberlik dersini Çanakkale'den alabiliriz. Biz Başakşehir Belediyesi olarak birçok Çanakkale anma programı yaptık ama bu günkü program içeriğiyle bir farkındalık oluşturmak istedik. Çanakkale ruhunun, meşalesinin ülkemizin her yanında yakılmasının, ülkemizin birlik ve beraberliğine büyük hizmet edeceğini düşünüyorum. Bu proje ülkemizde herkesin yüreğine umut serpen barış sürecine katkı sunacağına inanıyorum” dedi.

“PROJE BARIŞ SÜRECİNE KATKI SAĞLAYACAK”

Kurtuluş mücadelesine katılan ulusların kültürel renklerini, tınılara aktarılacak program öncesi sanatçılar etkinliğin önemini şu sözlerle aktardı;

Uğur Işılak: “Bu topraklarda yaşayan 72 milletin bir biriyle kardeş olduğunu gösteren her proje bu barış sürecine katkı sunacaktır. Çanakkale omuz omuza kahramanca çarpışarak bu topraklar için kan döken herkesin zaferidir. Çanakkale’deki bu birlik ve beraberlik ruhunu yaşatma gayretlerinden dolayı emeği geçen herkesi kutluyorum.”

Berdan Mardini: Bu projeyi düşünen, emek veren ve tabi ki bu projede yer almamı düşünen, isteyen herkese sonsuz teşekkürler. Çanakkale savaşı, bu topraklarda bir destanın adıdır. Birlik ve beraberliğin en güzel şekliyle sembolize edildiği ruh halidir. Bu topraklar üzerinde yaşayan her dinden, her milletten, her dilden insanın omuz omuza vererek savaştığı, topraklarını ölümüne savunduğu bir destanın adıdır Çanakkale savaşı. Böylesi hassas ve önemli bir süreçte, ülkenin huzuru ve selameti için bu projenin düşünülmesi çok önemli ve anlamlı bir hamledir diye düşünüyorum. Ve ayrıca böylesi bir projenin bir parçası olduğum için inanılmaz mutluyum. Bu hassas ve önemli süreçte herkesin tıpkı Çanakkale destanında olduğu gibi omuz omuza vermesi gerekiyor. Ve bu yüzden bu projeye katılmayı çok istedim. Umarım en kısa zamanda güzelim ülkemin üzerindeki tüm kara bulutlar dağılır, yerini barış, kardeşlik ve huzura bırakır.”

Zeyt Soto: “Sizlerin de bildiği gibi Bosna-Hersek dün denecek kadar yakın geçmişinde çok ağır yaralar aldı. Buradaki savaş yıllarında ben de henüz 14-15 yaşında hem öğrenci hem çocuk hem de askerdim. Bugün bizlerde olduğu gibi dün de Çanakkale Savaşı'nda 'bir karış toprağı vatan yapan üstünde dökülmüş şehit kanıdır' duygusunda olan, yaşça küçük yürekçe çok büyük, delikanlı çağında din, millet ve vatan aşkıyla ellerine silah alıp kendisini korkusuzca düşmana siper eden genç bedenler şehit düşmüşler; arkalarında, düşündükçe insanın tüylerini ürperten bir Çanakkale ruhu bırakmışlardır. Çanakkale şehitliğinde yatan 'Mehmetler' arasında Bosna'dan, Arnavutluk'tan, Kosova'dan kardeşlerimizin yer alması, tıpkı Bosna-Hersek savaşında da Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerden gönüllü olarak, adeta şehit düşmek üzere gelen kardeşlerimiz gibi ortak geçmişimiz ve ortak geleceğimiz üzerine atılmış en kuvvetli imzadır.”

Ender Doğan: “Çanakkale, memleketimizdeki bütün unsurların ortak ruhunu ifade eden bir direnişin öyküsüdür bu necip millet tek ideal ve hedef doğrultusunda tek yürek olmuş Anadolu insanının asıl karakterini göstermişlerdir. Şu günlerde en çok ihtiyacımız olan birlik ve beraberlik dersini Çanakkale'den alabiliriz. Başakşehir Belediyesi’nin bu etkinliği topyekün toplum olarak Çanakkale’de ki dayanışma bilincini her kesimin dikkatine sunması takdire şayan bir iştir. Bir sanatçı olarak duyarlılığımı ve heyecanımı programa sunacağım katkıyla paylaşmak benim için mutluluk vesilesidir.”

Suzan Kardeş: “Bu proje tabi ki her Türk’ün gurur duyacağı bir proje ve ben de içine dahil olduğum için ayrıca teşekkürlerimi bildiririm. Çanakkale türküsünü doğal olarak her Türk bilir, ben bu türkünün Arnavutça versiyonunu çok geç fark edenlerdenim maalesef. Aslen Rumeliliyim Kosova doğumlu bir Türk’üm. Kosova’da doğup büyüdüğüm için yakınlarım ve akrabalarımın evlilikleri nedeniyle kendimi hep yakın hissetmişimdir Arnavutlara. Ama Çanakkale türküsünün Arnavutçasını duyunca çok gururlanmış ve Arnavutlarla akraba olduğum için onur duymuştum. Ve bana da bu türküyü söylemek nasip oldu. Bana bu davet geldiğinde çok mutlu oldum. Böylesi önemli ve anlamlı bir projede yer almak, benim için gurur verici, inanılmaz onur duydum.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu Belediyesi’nin vakfında kurban vurgunu iddiası: 2 tutuklama Bolu’da sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından yapılan operasyonla gözaltına alınan 2 kişi sevk edildikleri nöbetçi mahkemece tutuklandı. Bolu Belediyesi’ne bağlı BolSev Vakfı’na yönelik yürütülen ve Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Ali Sarıyıldız’ın tutuklandığı soruşturma derinleşiyor. 2025 yılında BolSev Vakfı tarafından vatandaşlardan kurban kesimi amacıyla bağış toplandı. Vakıf kayıtlarında kurbanlık hayvan alımı ya da kesimine dair tek bir işlem dahi yapılmadığı iddia edildi. Vakfın sosyal medya hesapları üzerinden "Kurbanlarınız ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak" ifadeleriyle çağrı yapıldı. Bağışların bu amaçla kullanılmadığı soruşturma dosyasına yansıdı. Tutuklu bulunan BolSev Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız’ın ifadesinde, "Bağışı kurban kesmek için değil, öğrencilere burs vermek için topladık" şeklinde savunma yaptığı öğrenildi. Soruşturma dosyasında şu ana kadar 36 kişinin mağdur sıfatıyla yer aldığı öğrenildi. Tutuklandılar Bu kapsamda sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından vakıf yönetiminde yer alan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ve CHP’li Meclis Üyesi Aydan Özdemir gözaltına alındı. Bolu İl Jandarma Komutanlığı’na getirilen 2 kişinin işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünün ardından hastaneye sevk edilen Beykoz ve Özdemir jandarma araçlarıyla Bolu Adliyesi’ne getirildi. Savcılıktaki işlemlerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen 2 kişi çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İstanbul Sosyal Medyada yabancı turistlerin ilgi odağı olan kestaneci Alper Temel, "Amacım İstanbul’un ruhunu güzelliğini göstermek" Karaköy İskelesi’nde kardeşiyle beraber kestane ve mısır tezgahı işleten 25 yaşındaki Alper Temel, yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Tezgahına gelen her turist fotoğraf ve video çekmeden oradan ayrılmazken Alper Temel bu durumun İstanbul için reklam olduğunu dile getirdi. Fatih’te bulunan Karaköy İskelesi’nde kardeşiyle beraber kestane ve mısır tezgahı işleten 25 yaşındaki Alper Temel, son zamanlarda sosyal medyada turistlerin ilgi odağı oldu. Tezgahının önünde turistlerin oluşturduğu uzun kuyruklar alışveriş sonrası fotoğraf ve video çekimi yapmak içinde duruyor. Alper Temel yaptığı bu işin baba işi olduğunu belirterek, "Adım Alper 25 yaşındayım. Yaklaşık 7 senedir bu işi yapıyorum. Baba mesleği bu. Biz bu işe küçükken babamın yanına sürekli gelerek öğrendik. Bir süre sonra liseyi bitirdikten sonra askere gittim geldim ve bu işe devam ettim. Son 7-8 yıldır kardeşimle biz buradayız" dedi. Temel, sosyal medyada nasıl popüler olduğuna dikkat çekerek, "bu aslında 2 senedir olan bir şey. O dönemlerde sosyal medya kullanmıyordum, son 4-5 aydır bir Rus influencer videoya çekti. O video yayılınca bu sefer bütün ülkelere dağıldı. Genel olarak İstanbul’a gelen turistler görmeye başladı. Böyle ilerledi" ifadelerini kullandı. "Amacım İstanbul’un ruhunu güzelliği göstermek" Temel, bu yoğunluğun İstanbul için reklam olduğunu vurgulayarak, "Turistler buraya fotoğraf video çekmek için geliyor. Anı biriktirmeye çalışıyor. Benimde amacım buradaki güzel atmosferi, İstanbul’un ruhunu güzelliğini göstermek. Bu durum biraz yorucu ama kendim için değil İstanbul için reklam gibi oluyor" ifadelerine yer verdi.
Ankara MİT’ten 1940 tarihli "acele" ibareli şüpheli takibi belgesi paylaşıldı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara’nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı. Milli İstihbarat Teşkilatı, resmi sitesi üzerinden belge paylaşımlarına devam ediyor. Tarihe ışık tutmak amacıyla paylaşılan son belge ise yabancı bir istihbarat şüphelisinin Ankara’nın Ulus semtinde faaliyetlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla MAH Riyasetinden Ankara B Amirliğine 16 Ağustos 1940 tarihli talimat oldu. Paylaşılan belgede kimliği henüz tespit edilmeyen ve Rus veya Bulgar olduğu anlaşılan bir şahsın Ulus meydanındaki Tan kırtasiyesinden bir fotoğraf makinesi alması, aldığı fotoğraf makinesi ile yazı kopyası ve bunun büyütülmesinin nasıl olacağı hakkında bilgi edinmeye çalışmasının dikkati çektiği belirtiliyor. Belgede, şüpheli şahsın bir fotoğrafın büyütülerek çıkarılması için kullanılan agrandisman cihazı satın almak istemesi ve cihazın Tan kırtasiyesinde olmadığı bilgisi yer aldı. Şüphelinin yarın (17 Ağustos 1940) öğleden önce veya sonra kırtasiyeye gelip cihazı göreceği bilgisi de ayrıca belgede yer aldı. Kısa boylu ve sarışınca olan şüphelinin teşhisi ve kimliğinin tespiti lazım olduğu belirtilen belgede, şüphelinin aldığı fotoğraf makinesi ile almak istediği agrandisman cihazı ile neler yapmakta olduğu ve neler yapacağının tespitinin ehemmiyetine vurgu yapıldı. Karşı istihbarat çalışmaları MİT tarafından yayımlanan belgede karşı istihbarat çalışmaları hakkında bilgiler de yer alıyor. Belgede, şüphelinin teşhisi için kırtasiye sahiplerinden istifade etmenin şüphelinin takip edildiğini anlamasına yol açabileceği belirtiliyor. Ayrıca belgede bu sebeple mağazanın gizlice gözlenmesi ve mağaza çalışanlarından birinin dükkandan çıkarak agrandisman cihazını almak için gitmesi ile kırtasiyeye geri dönüşünün gözetilmesi ve o sırada Tan kırtasiyesinde bulunularak cihazı teslim alacak kısa boylu, sarışın şüphelinin peşini bırakmayarak kimliğini ve faaliyetlerini tespit etmeye gayret etme zarureti olduğu belirtiliyor. "Gizli istihbarat servislerinin karakteristik mesailerinden olan alametlerden ipucu temin ederek meseleyi aydınlatmanın Ankara merkezinin uyanık ve gayretli memurlarından beklenir" ifadeleri yer alan belgede, hiç olmazsa bu alışverişin zararlı maksatla yapılmadığının tespitinin başarı olduğu belirtildi ve icabına tevessül edilmesi rica edildi. Vatandaşlar paylaşılan belgeye MİT’in resmi sitesinde yer alan "Özel Koleksiyon" sekmesi altında bulunan "Belgeler" kısmından ulaşabiliyor.