RAMAZAN - 14 Mayıs 2019 Salı 11:16

Diyetisyenler uyarıyor: 'İftar ve sahur arası 10 bardak su için'

A
A
A
Diyetisyenler uyarıyor: 'İftar ve sahur arası 10 bardak su için'

Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Demetgül, hava sıcaklığının artmasıyla, vücutta sıvı kaybının daha fazla olduğunu belirterek, “İftar ile sahur arasında ortalama 8-10 bardak su tüketin” dedi.

Ramazan’da halsizlik, baş ağrısı gibi sorunların yeterli sıvı tüketilmediği zaman ortaya çıktığını belirten Medical Park Ordu Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Seda Demetgül, “Özellikle nemli bölgelerde terleme ile su kayıpları fazla olabileceğinden oruçluyken ağır fiziksel aktivitelerde bulunmaktan kaçınılması gerektiğini belirtti. Demetgül, “Böyle durumlarda çok güneşli alanlar yerine daha serin ve gölge yerleri tercih etmeliyiz. Ayrıca vücuttan su atıcı özelliği bulunan çay ve kahve tüketiminin sınırlandırarak vücudumuzdan fazla sıvı atımını engelleyebiliriz” diye konuştu.

"Orucunuzu hurma ile açabilirsiniz" 

Medical Park Ordu Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Demetgül sağlıklı bir oruç için şu önerilerde bulundu:
“İftar öğününü ikiye bölmeliyiz. İlk bölümde daha hafif ve midemiz için ağırlık hissettirmeyecek besinler, ikinci bölümde ise eğer tüketilecekse daha karbonhidratı yüksek veya enerjisi yüksek besinler yer almalıdır. Öncelikle orucumuzu 1 bardak su ile açmak uzun süreli susuzluk sonrası vücudumuz için rahatlatıcı olacaktır. Suyun yanında 2-3 adet hurma karbonhidrat ve posa içeriği ile vücudumuz için iyi bir enerji kaynağı olmaktadır. Daha sonra çorba ile besin tüketimi devam etmelidir. Çorbanın yanında ayran, yoğurt gibi proteinden zengin bir besin çorbanın kan şekerini hızlı yükseltmesinin engelleyecek ve daha çok tokluk oluşturmasının sağlayacaktır. Daha sonrasında 10-15 dakika bekleme süresi sağlamalıyız. Bu bekleme süresinde aslında vücudumuzda tokluk hormonunun salgılanmasıyla yavaş yavaş doygunluk hissedilir. Aslında bu bekleme süresiyle ikinci bölümde alınabilecek fazla enerjiden kaçınılmış olacaktır. İftarın ikinci bölümünde haşlama, buğulama, ızgara pişirme yöntemleriyle hazırlanmış çok yağlı olmayan etler veya sebze yemekleri ve salatalara yer verilebilir, protein içerikleri ve tokluk oluşturmalarıyla bilinen posadan zengin kuru baklagiller ayrıca tam tahıllı veya tam buğdaylı besinler bulunabilir.”

“İftardan hemen sonra tatlı yemeyin” 

Özellikle gün içerisinde kan şekerlerinin düşmesine bağlı olarak tatlı veya şeker içerikli besinlere yönelimin arttığını söyleyen Diyetisyen Demetgül, “Tatlılarımızı iftar sofralarına koymayalım, iftardan sonra sütlü veya meyveli bir tatlıyla bir ara öğün yapmamız daha kontrollü besin tüketimini sağlayacaktır. Hafif besinlerle geçirdiğimiz bir iftar yemeğinden sonra bir porsiyon meyve veya sütlü bir tatlı veya süt, yoğurt, ayran gibi besinlerle ara öğünler yapabiliriz. Günlük olarak besin tüketilebilecek zaman kısıtlı olduğu için günlük almamız gereken enerjiyi de karşılamamız önemlidir. Bu yüzden sağlıklı besinlerle uygun porsiyonlarda ara öğünler yapmalıyız” diye konuştu.

"Sahurda yumurta tokluk hissi verir" 

Genellikle çalışan bireylerin uyku düzenleri bozulduğu için sahura kalkmadan oruç tuttuğunu söyleyen Diyetisyen Seda Demetgül sözlerini şöyle tamamladı:
“Mutlaka sahur yapmalıyız. Sahur yapmayanlar çok daha erken acıkmaya başlamaktadırlar. Gün içerisinde kan şekerlerinin daha erken düşmesi, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı şikayetlerinin oluşması durumuna neden olabilmektedir. Daha sağlıklı bir oruç için mutlaka sahur yapmalıyız. Sağlıklı bir sahur da mutlaka bir adet yumurta tüketimi tokluk sağlamak için yararlı olacaktır. Çok yağlı olmayan bir peynir çeşidine yer verebiliriz bol yeşil sebzeler tüketmeliyiz posa içeriği ve vitamin mineral içeriği ile mide bağırsak sisteminin daha düzenli çalışması için faydalı olmaktadır. Sahurda 2-3 su bardağı su tüketimi muhakkak sağlanmalıdır. İftar yemeğinden 2 saat sonra hafif tempolu 30-45 dakika yürüyüşler yapmak daha sağlıklı bir Ramazan ayı geçirmemiz için yardım olacaktır. Sağlıklı bir oruç için su tüketimine çok dikkat etmeliyiz, yeterli ve dengeli öğünler tüketmeliyiz, vücudumuzdan su kayıplarını en aza indirmeliyiz, az az sağlıklı besinlerden tüketmeliyiz ve mutlaka sahur yapmalıyız.”  

Metin Akyürek
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Hastaneden randevu alamayınca doktora taşlama şiir yazdı Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde muayene için tercih ettiği doktorun yoğun olması nedeniyle bir türlü randevu alamayan Türkçe öğretmeni, yaşadığı süreci taşlama türünde yazdığı şiirle anlattı. Gümüşhane’nin merkeze bağlı Tekke Ortaokulu’nda Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni olarak görev yapan Sait Karakaş, yaklaşık 6 ay önce başlayan sağ bacak ağrısı nedeniyle Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş’tan randevu almak istedi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve hastanedeki kiosk cihazlarından defalarca denemesine rağmen yoğunluk nedeniyle randevu alamayan Karakaş’ın muayene süreci uzadı. Yaşadığı bu durumu mizahi ve edebi bir dille ele alan Karakaş, süreci taşlama türünde kaleme aldığı şiirle ölümsüzleştirdi. Şiirde yer alan ifadelerde, yaşanan yoğunluğun doktora gösterilen ilgi ve hizmet kalitesinden kaynaklandığına dikkat çekti. Bir süre sonra muayene olan Karakaş, yazdığı şiiri doktora da okudu. Yoğun çalışma temposunun edebiyatla buluştuğu olay, hasta ile hekim arasındaki samimi ilişkiyi ortaya koydu. Yazılan şiir, hem yaşanan sürecin hem de duyulan memnuniyetin kalıcı bir hatırası olarak hafızalarda yerini aldı. "Şiirin başlangıcında ufak bir sitem var" Tedavi süreçlerinin ardından hastaların kendisine farklı şekillerde teşekkür ettiğini ama ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını ifade eden Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş, "Sait hocam ilk olarak şikâyetiyle ilgili bizim MHRS sistemimizden randevu almak istedi. Yoğunluğu ve sürecin uzadığını görünce, sosyal yaşamda da görüştüğümüz için bu durumu şiir yoluyla aktaracağını söyledi. Mizansen bir yaklaşımla durumu ifade etti. Bizim için kalıcı bir eser oldu. Aynı zamanda tedavi sürecinin ve yaşanan yoğunluğun tercih edilmemizden kaynaklandığını da kendisi belirtti. Bu durum bizi çok mutlu etti. Şiirin başlangıcında kendi tabiriyle ufak bir sitem var. Ancak bunun sebebinin yaptığımız hizmetin iyi olması, güler yüzlü yaklaşımımız ve tercih edilmemiz olduğunu da kendisi ifade etmekte. Bu da bizi ayrıca mutlu ediyor. Kendi edebiyat tarzıyla, aslında iyi ve kaliteli bir iş yaptığımızı söylemek için yazdığını belirtti. Şiirle karşılaşmak bizim için her zaman kıymetlidir. En büyük hediye hastanın memnuniyetini ifade etmesidir. Ancak bunu kalıcı bir eser olarak almak bizi daha da mutlu ediyor. Bunun her zaman bizim için büyük ve kalıcı bir hatıra olduğunu düşünüyoruz" dedi. "Doktoru eleştirmek için değil gösterilen ilginin yoğunluğundan dolayı yazdım" Uzun süredir tedavi olmak için sıra almaya çalıştığını fakat Op. Dr. Taş’a gösterilen yoğun ilgiden dolayı sıra alamadığını söyleyen Tekke Ortaokulu Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni Sait Karakaş, "Bundan yaklaşık 6 ay önce sağ bacağımda bir ağrı başladı. Önce MHRS sistemi üzerinden kendisinden randevu almayı denedim ancak birkaç kez girmeme rağmen sistem her seferinde çok çabuk doluyordu. Daha sonra hastanede kiosk denen makineyi denedim. Okula giderken bazı sabahlar uğradım fakat oradan da sıra bulamadım. En son kendisini aradım. ‘Hocam bu nasıl bir teveccüh? Ne MHRS’den ne de kiosktan sıra bulamıyorum’ dedim. Aradan birkaç gün geçti, ben habersiz geldim ameliyat günüymüş, boş döndüm. Birkaç gün sonra tekrar aradık. Bu kez de bir çalıştaya gideceğini söyledi. Süre uzadıkça ben de bunu şiir, taşlama yoluyla yazmaya başladım. Kendi aramızda şakalaştık. Şiir bu şekilde ortaya çıktı. Bugün sıramızı bulduk. Kasım hocamın odasından içeri girdim. Daha önce şiirin bazı bölümlerini kendisiyle paylaşmıştım. Oturdum ve şiirin bölümlerini okudum. Kendisi de çok onore oldu, ben de çok mutlu oldum. Aramızda dostane bir ortam oluştu, ikimiz de mutluyuz diyelim. Edebiyatta taşlamalar meşhurdur. Taşlamalarda karşı tarafa iğneli yollarla bazı şeyler anlatılır. Benim bu şiiri yazmaktaki amacım asla Süleyman Kasım hocamızı eleştirmek değildi. Sistemin yoğunluğu ve kendisine gösterilen teveccüh yanlış anlaşılmasın diye sonunda kendimce güzel toparlamalar yapmaya çalıştım" diye konuştu.
Kocaeli Kötü karne korkusuyla evden kaçıp camiye sığındığı gün hayatı değişti Kocaeli’de ortaokul yıllarında karnesi kötü geldiği için eve gidemeyip sığındığı cami avlusunda donmak üzereyken uyanan ve o gecenin travmasıyla yüzde 45 engelli kalan 33 yaşındaki Akan Uran, tedavi sürecinde başladığı resim sanatıyla karanlık günleri geride bırakarak 4’üncü kişisel sergisini açtı. Yaklaşık 15 yaşlarındayken zayıf gelen karnesini ailesine göstermekten korkarak evden ayrılan ve başka bir ilçeye kadar yürüyen Akan Uran, geceyi geçirmek için girdiği bir cami avlusunda donmak üzereyken duyduğu bir sesle uyandı. O gece yaşadığı korku ve travma nedeniyle psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başlayan Uran’a, yüzde 45 engelli raporu verildi. Hastalığının ilk dönemlerinde eve kapanan Uran, bu zorlu süreci kendi imkanlarıyla çizdiği karakalem ve boya resimleriyle aşmaya çalıştı. Zamanla sanat eğitimleri alarak yeteneğini geliştiren genç adam, 300’den fazla eser üreterek 4’üncü sergisini sanatseverlerin beğenisine sundu. "O sesi duymasaydım donarak ölecektim" Yaşadığı o zorlu geceyi ve rahatsızlığının başlama sürecini anlatan Uran, korkunun hayatını nasıl değiştirdiğini anlattı. Uran, "Benim karnem zayıftı ve sınıfta kalırım diye çok korktum. Başka bir ilçeye kadar yürüdüm. Akşam vaktiydi, kalacak yer bulamayınca bir cami avlusunda uyudum. Kış günüydü. Uyurken bir ses duydum ve uyandım. O sesin Allah tarafından geldiğine inanıyorum; çünkü o sesi duymasaydım kış günü orada donarak ölecektim. O uyandıran sesten sonra korkularım ve başka sesler duymalarım başladı. Tedavim de bu şekilde başlamış oldu" dedi. "Kalemim elimde olduğu sürece hiçbir engel tanımam" Rahatsızlandığı ilk dönemde çevresiyle iletişimini kestiğini ancak resim çizmenin kendisine bir çıkış kapısı olduğunu belirten Uran, sanata tutunma serüvenini şöyle anlattı: "İlk başlarda kendimi tamamen eve kapattım. Çizimlere de o dönemde kendi imkanlarımla başladım. Ortaokulu bitirdikten sonra eğitime de katılarak kendimi geliştirdim. Karakalem, çizgi film karakterleri, manzara, karikatür ve doğa resimleri yapıyorum. Uzun zamandan beri hastanede tedavi görüyorum ama şu an resimlerim bana büyük bir huzur veriyor, mutlu oluyorum. Şimdiki halime çok şükrediyorum, eskisinden çok daha iyiyim. Kalemim elimde olduğu sürece hiçbir engel tanımam." Bugüne kadar 300’ü aşkın esere imza atan Uran, "Eğer destek verip elimden tutarlarsa kendimi çok daha fazla geliştirmek, daha iyi seviyelere gelmek isterim. İnşallah çizimlerim ve sergilerim çoğalacak" diye konuştu.