EKONOMİ - 21 Aralık 2016 Çarşamba 10:19

Dolar 3 liranın altına düşer mi?

A
A
A
Dolar 3 liranın altına düşer mi?

Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. İlyas Şıklar, Amerika Birleşik Devletleri’ne yeni başkan Donald Trump’ın seçilmesinin ardından yükselen doların ateşinin düşüp düşmeyeceği, hangi seviyelerde sabitlenebileceği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yastık altındaki dolarlarınızı Türk Lirası’na çevirin” çağrısının etkilerini değerlendirdi.

Fakülte içerisinde bulunan TradeCenter Finans Laboratuvarı'nda İHA’ya açıklamalarda bulunan doların durumunda uluslararası yaşanan gelişmelerin önemli olduğuna dikkat çekti. Trump’ın ocak ayında göreve başlamasıyla dolardaki oynaklığın sona ereceğini düşündüğünü aktaran Prof. Dr. Şıklar, “Avrupa Birliği’nin faiz kararı ne olacak? Örneğin, onlar ekonomik durumları nedeniyle düşük faizli sistemin sürdürülmesi gerektiğini iddia ediyorlar. Trump’ın izleyeceği politikanın, tekrar kamu yatırımlarına ağırlık verilen bir politika olarak düşünülüyor. Eğer bu öngörülerimiz gerçekleşirse ben doların uluslararası piyasalarda biraz daha değer kazanacağını düşünüyorum. Ki Amerikan merkez bankası da önümüzdeki yıl içerisinde üç faiz artırımı daha öngörüyor. Bu gelişmeler gerçekleşirse de, ben doların 3 liranın altına ineceğini düşünmüyorum. Ama ocak ayından sonra 3-3.20’lerde dengeye geleceğini düşünüyorum. Belki biraz yukarısı belki biraz aşağısı olur ama 3 liranın altına ineceğini düşünmüyorum” dedi.

“Cumhurbaşkanının çağrısı ve toplumun buna destek vermesi doları ciddi biçimde frenledi”
Prof. Dr. Şıklar, toplumun, kısa sürede yerli paradan yabancı paraya ya da tam tersi yabancı paradan yerli paraya dönüşler gerçekleştirmesinin ekonomik dengeyi oldukça etkileyebildiğini kaydetti.
“Cumhurbaşkanının çağrısı ve toplumun buna destek vermesi doları ciddi biçimde frenledi” diyen Şıklar, “Trump’ın seçimi kazanmasından sonra uluslararası piyasalarda çok ciddi bir belirsizlik ortaya çıktı. Bunun üzerine bir de bizim kendi iç dinamiklerimizde yaşadığımız terör olayları, siyasi belirsizlik, başkanlık tartışmaları gibi gelişmeler dolarda birden bire yukarıya doğru bir oynaklık meydana getirdi. Bu tür ortamlarda yapılması gereken merkez bankasının müdahalesidir. Yani merkez bankasının piyasaya döviz satarak veya döviz alarak müdahale etmesidir. Ancak bu da merkez bankasının döviz rezervlerini etkiler. Toplumda, yastık altında saklanan çok ciddi bir dolar birikimi olduğu biliniyor. Bunları, hem oynaklığı düşürebilmek için hem de bu paraların sisteme girmesi için sisteme kanalize etmek gerekiyordu. Türkiye’de tasarruf oranları düşük diyoruz ama aslında tasarruf oranları düşünüldüğü gibi veya mevcut hesaplara göre hesaplandığı gibi düşük değil. Bunun nedeni de yastık altı durumudur. Bence sayın Cumhurbaşkanının bu konudaki çağrısı ve toplumun da buna destek vermesi doları ciddi biçimde frenledi. Ama üzerine Amerika’daki merkez bankasının faizi yükseltmesi, Türkiye’de merkez bankasının faiz tutması gibi gelişmelerin getirdiği bir baskı var. Ama ben bunun geçici olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“Ocak ayına kadar bu tür dalgalanmalar devam edecektir”
Prof. Dr. Şıklar, dolardaki dalgalanmaların Trump’ın görevi devralacağı güne kadar devam edeceğini de anlatarak, şöyle devam etti: “Trump, ocak ayında yönetimi devralacak. O tarihe kadar bu tür dalgalanmalar devam edecektir. Ancak o tarihten sonra piyasadaki belirsizlik azalmaya başlayacağı için umarım kendi iç dinamiklerimizde de istikrarı sağlayabileceğimiz için ben dolardaki oynaklığın uzun süre devam edeceğini düşünmüyorum. Ama sayın Cumhurbaşkanının çağrısı mutlaka ki etkili oldu. Dolar 3.60’lardan 3.30-3.35’lere kadar geriledi. Bugün baktığımda ise 3.50’ler civarında bir dolar kuru vardı. Dolayısıyla toplumun bu çağrıya olumlu tepki de vermesi son derece önemli. Bu durum, artık bu konularda toplumsal bir bilinç oluştuğunu gösteriyor. Böyle bir çağrıyla toplumun harekete geçirilebilmesi bence toplumun iç dinamiklerinin artık bu sürece uyum gösterdiğini ve istikrarsızlıktan bıktığının bir göstergesidir. Bu toplum istikrarsızlık istemiyor. Bundan sonraki süreçte de bu dinamiğin devam edeceğini düşünüyorum. Ocak’tan sonra da artık piyasalar yerli yerine oturur diye tahmin ediyoruz. Öyle bir beklentimiz var.” 

Kadir Çetin - Mehmet Sıddık Yeşilırmak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Yerlikaya: "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" dedi. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından Mersin’de polis tarafından yapılan ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyona dair açıklama yaptı. Yerlikaya, operasyonda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüphelinin yakalandığını ve 14 şüphelinin tutuklandığını, 4 şüphelinin ise adli kontrol şartıyla bırakıldığını bildirdi. Aynı zamanda Yerlikaya, 27 adet araca da el konulduğunu belirtti. "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" Bakan Yerlikaya, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik polisimiz tarafından düzenlenen operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık. 14 şüpheli tutuklandı, 4 şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. 27 adet araca el konuldu. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımız ile EGM Asayiş Daire Başkanlığımız koordinasyonunda, Mersin Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar sonucu; yurt dışından kaçak yollarla ülkemize getirilen araçların şasi numaralarını ‘ağır hasarlı’ araçların şasi numaralarıyla değiştirerek, ağır hasarlı araçları tamir edilmiş gibi gösterip trafiğe çıkardıkları, çalıntı, gümrük kaçağı ve hacizli yakalamalı araçları parçalayıp yedek parça olarak piyasaya sürdükleri tespit edildi. Vatandaşlarımız ikinci el araç satın alırken çok dikkatli olmalı, aracı iyi kontrol ettirmelidir. Şüpheli bir durum varsa lütfen hemen 112 Acil Çağrı Merkezimize bildirin biz gereğini yapalım. Valimizi, Cumhuriyet Başsavcılığımızı, İl Emniyet Müdürlüğümüzü ve emeği geçenleri tebrik ediyorum."
Diyarbakır Diyarbakır’da hayvanların sessiz kahramanı Diyarbakır’da yaşayan Muhammet Bahattin Doğru, 10 yıldır sokak hayvanlarının yaşam mücadelesine umut oluyor. Geçimini bir inşaatta bekçilik yaparak sağlayan Doğru, bunun yanı sıra hurda eşyalar toplayıp satarak elde ettiği gelirle sokak hayvanları için mama, ilaç ve sağlık harcamalarını karşılıyor. Kendi imkânlarıyla ayakta durmaya çalışan Doğru, Diyarbakır’ın birçok noktasına arkadaşlarının ve gönüllülerin araçlarıyla ulaşarak düzenli olarak yemek ve mama bırakıyor. Doğru, 10 yılı aşkın süredir sokak hayvanlarıyla ilgili besleme ve çeşitli çalışmalar yaptığını belirtti. Doğru, "Sokak hayvanlarının dostluğunu gördükten sonra onlarla kaynaştım, bütünleştim. Bu dostluğu birebir yaşadım. Hayvanlar da Allah’ın yarattığı canlardır. Şantiyede çalışıyorum, şantiye elemanıyım. Buradaki imkanlarımla ve ayrıca topladığım hurdaları geri dönüşüm olarak satarak elde ettiğim gelirle sokak hayvanlarına destek olmaya çalışıyorum. Gördüğünüz gibi hem burada şantiyede hem de şantiye dışında; Çarıklı’da, Bağlar’da ve birçok bölgede sokak hayvanlarını besliyorum. Bugün o hayvanın dili yok, konuşamıyor, bir şey isteyemiyor. Allah, onları yaratmış ve bize emanet etmiş. Biz bu emanete sahip çıkmak zorundayız. Sokak köpekleri için, evcil olmayan hayvanlar için şunu söylüyorum: Merhamet, merhamet, merhamet. Merhametimizi onların üzerinden esirgemeyelim. Biz onlara baktıkça Allah-u Teâlâ da bize bakar. Biz onlara merhamet ettikçe Allah da bize merhamet eder. İslami ve dini boyutuyla ele aldığımızda da biz bu hayvanların açlığından, hastalığından ve yaşamından mesulüz. Bu meseleye bu bilinçle yaklaşmak gerekir. Buyurun gelin; biz gönüllüler, sivil toplum örgütleri olarak elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymuşuz. Gelin el birliğiyle bu artan popülasyonun önüne kısırlaştırmayla geçelim. Öldürmekle, katletmekle ya da hayvanları sokaktan uzaklaştırmakla bu sorunu çözemeyiz. Aksine daha fazla ölüme sebep oluruz" dedi. Kedi ile köpeğin bir arada yaşamasının mümkün olduğunu aktaran Doğru, "Gerçekten mümkündür. Gözünüzle gördünüz, eminim kayda da aldınız. Birlikte oynuyorlar. Yeter ki biz aralarına nifak sokmayalım, onları birbirine kışkırtmayalım. Sevdirelim. Sevdirmek, sevmek bizim görevimizdir. Bu, bizim en insani görevimizdir. Buradan annelere, cami imamlarına, öğretmenlere ve toplumda kanaat önderi olan herkese sesleniyorum. Gelin bu hayvanları çocuklarımıza öcü gibi değil, sevgiyle anlatalım. Merhameti aşılayalım. Bunun eğitimini, vaazını, terbiyesini çocuklarımıza verelim ki bu hayvanlar gelecekte zarar görmesin" diye konuştu. 10 yıl boyunca gördüğü en korkunç vakalardan birini geçen hafta Cuma günü Çınar’da yaşadığını söyleyen Doğru, "Akşam saat 21.35 sıralarında bana bir telefon geldi. Çınar’da yaralı bir hayvan olduğu, cinsel organının dışarıda olduğu söylendi. Muhtemelen bir cisimle zorlandığı ifade edildi. Bunun üzerine hiç durmadan ticari bir araçla olay yerine gittim. Gördüğüm manzara karşısında insanlığımdan utandım. Gerçekten insanlığımdan utandım. O köpeği alıp geldim. Gece saat 02.30’a kadar Diyarbakır’da açık veteriner aradım ama maalesef bulamadım. O can sabaha kadar benim misafirim oldu. Sabahleyin kliniğe, veterinere götürdüm. Zor bir ameliyat geçirdi; yaklaşık 5 saat sürdü. Ameliyat iyi geçti ancak maalesef ertesi gün, öğleden sonra saat 15.00 civarında canımızı kaybettik. Bu, beni yüreğimden yaralayan vakalardan biriydi. Umarım bir daha böyle şeyler yaşanmaz. Ama yaşanacak. Neden mi? Çünkü biz çocuklarımıza sevgiyi aşılamıyoruz" diye konuştu.