SAĞLIK - 20 Ocak 2016 Çarşamba 10:04

Domuz gribi öldürür mü?

A
A
A
Domuz gribi öldürür mü?

Domuz gribi öldürür mü? Dr. Fevzi Özgönül, son zamanlarda çok kez duyduğumuz ve tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz domuz gribi hakkında çarpıcı ifadelerde bulundu.

Dr. Fevzi Özgönül, son zamanlarda çok kez duyduğumuz ve tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz domuz gribi hakkında çarpıcı ifadelerde bulundu. Dr. Fevzi Özgönül, “Domuz gribi, adından da anlaşılacağı gibi domuzlarda görülen bir influenza virüsünün değişime uğrayarak insanlara bulaşması ve sonrada insandan insana bulaşır hale gelmesiyle hızla yayılan aşırı ateş yüksekliği, öksürük, boğazda ağrı, gibi rahatsız edici belirtiler ile süren bir solunum yolu hastalığıdır. Ölüme de sebebiyet vermektedir” dedi.

İlk olarak 2009 yılında ABD ve Meksika’da görülen virüsün sonrasında tüm dünyaya yayıldığını anlatan Dr. Fevzi Özgönül, “Virüse H1N1 virüsü adı verilir. 215 yılında Aralık ve Ocak aylarında Ülkemiz de de görülmeye başlanmıştır. Domuz gribi de normal grip gibi, öksürme, hapşırma, ağız ve burun akıntısı ile temas etme, bu sıvılar ile kirlenmiş ellerin dokunduğu eşyalar ile temas etme ( cep telefonu, toplu taşıma koltuk, tutma yerleri vs. )sonucu bulaşır. Bu nedenle bulaşmayı engellemek için hijyen kurallarına uymalıyız. Eğer vücut direncimiz düşükse veya üst solunum yolu hassasiyetimiz varsa kapalı alanlarda nefes alıp verirken maske kullanmalıyız” diye konuştu.

DOMUZ GRİBİNİN BELİRTİLERİ
Dr. Fevzi Özgönül, domuz gribinin belirtileri şöyle sıraladı; “Normal grip belirtileri gibidir. Yüksek ateş, Öksürük, Boğazda ağrı, Burun akıntısı, Genel vücut ağrısı, Şiddetli baş ağrısı, Titreme ve Halsizliktir.

HASTALIK TEŞHİSİ NASIL KONULUR?
Burun ve boğaz akıntısından virüsün belirlenmesi veya kanda virüse karşı oluşan antikorların tespiti ile teşhis konulur. Son yıllarda birkaç saat içerisinde sonuç veren virüsün antijenlerinin tespit edilebildiği test yöntemleri de geliştirilmiştir.

DOMUZ GRİBİ ÖLDÜRÜR MÜ?
Domuz gribi dediğimizde orta çağda yaşanan ve bir çok kişinin ölümüne neden olan hastalıklar aklımıza gelmesin. Tebii tedbirimizi de elden bırakmamak koşulu ile eğer sağlıklıysak, düzenli ve güçlü besleniyorsak, uzun süren bir hastalığımız yoksa ( astım, kronik bronşit, geçirilmiş kanser hikayesi, diyabet, vs gibi ) o zaman korkmamıza gerek yoktur. Çünkü bazen bu hastalığa yakalanan kişi aynı grip olmuş gibi 1 hafta içerisinde güçlü bedenleri sayesinde bu hastalıktan kurtulur. H1N1 diye adlandırılan virüs ilk ortaya çıktığında henüz vücudumuz bu virüse karşı bağışıklık geliştirmemişti fakat 2009 yılından besi bu virüs belki milyonlarca kişiye bulaştı ve bu milyonlarca kişi bu virüse karşı bağışıklık kazandı. Dolayısı ile günümüzde ancak riskli olan kişilerde bu virüs tehlikeli olabilmektedir.
Hatta bazı enfeksiyon hastalıkları uzmanları eğer son 5 yılda grip hastalığına yakalandıysanız bunun büyük çoğunluğunun altında domuz gribinin akrabaları olarak kabul edilen H1N1 benzeri virüslerin etken olduğu grip hastalığıdır diyorlar.
Tabi tüm bu söylenenlere rağmen biz gene de tedbirimizi elden bırakmamız gerekiyor.”

GRİBE KARŞI BİZİ KORUYAN BESİNLER NELERDİR?
Dr. Fevzi Özgönül, son olarak bağışıklık sistemini güçlendirmek için özellikle kış aylarında şu yiyeceklerin sofralardan eksik edilmemesi uyarısında bulundu.
Kırmızı Et, Balık, Ceviz, badem, fındık, Zencefil, Yoğurt, Yeşil Biber, Kırmızı biber, Maydanoz, Brokoli, Lahana, Soğan, Sarımsak, Nar, Portakal, Mandalina, Siyah üzüm, Kivi ve Kuşburnu.” 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Işıkhan: "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık. Başvurular bugün itibarıyla başlıyor" dedi. Bakan Vedat Işıkhan, engelli ve eski hükümlülere yönelik uygulanan hibe desteğine ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Işıkhan, engelli vatandaşların kendi işlerini kurmasını teşvik etmek için 735 bin liraya kadar, eski hükümlü bireylerin ise iş hayatına yeniden kazandırılması için 550 bin liraya kadar hibe desteği açılacağını açıkladı. Ayrıca iş gücü piyasasında çalışma imkanı kısıtlı olan engellilere yönelik korumalı iş yerlerinin kapasitesini arttırmak amacıyla çalışmalar yaptıklarını belirten Bakan Işıkhan, bu çerçevede 905 bin liraya kadar kuruluş sermayesi desteğinin sağlanacağını aktardı. İş hayatına ve sosyal hayata katılımını güçlendirdiklerini aktaran Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık. Başvurular bugün itibarıyla başlıyor. Son gün 16 Ocak. Yeni yılda da istihdama ve üretime tam destek olmaya devam edeceğiz. Erişilebilir ve etkin hizmetlerimiz ile dezavantajlı grupların hem iş hayatına hem de sosyal hayata katılımını güçlendiriyoruz."
İstanbul Uzmanlardan ‘sarı serum’ uyarısı: "Anafilaksi gelişirse saniyeler içinde ölümle sonuçlanabilir" Halk arasında "atom" veya "sarı serum" olarak bilinen seruma ilişkin uyarılarda bulunan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Serap Biberoğlu, "Soğuk algınlıklarıyla ilgili başvurular acil servislerimizde artmıştır. Hastaların çoğunlukla talebi; serum, sarı serum. ‘Taktırdım, çok iyi geldi, bir şey olmaz’ diye söyleyebiliyorlar. Ev ortamlarında taktırabiliyorlar, hastane dışı ortamlarda lütfen vücudumuza uygulatmayalım. Anafilaksi, dakikalar, saniyeler içinde ölümle sonuçlanabilen en acil durumdur" dedi. Uzmanlar, vatandaşların sıklıkla talep ettiği halk arasında "atom" veya "sarı serum" olarak bilinen B vitamini ve çeşitli vitaminler, bazı ilaç ve takviyelerden oluşan serumun uygunsuz noktalarda uygulanmaması gerektiğini belirtti. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Serap Biberoğlu ve Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Nurhayat Yakut, üst solunum yolu enfeksiyonları, kas, eklem ağrısı, halsizlik gibi durumlarda serumla iyi olunabileceği düşüncesinin yanlış olduğuna dikkat çekti. Kişilerin ev, iş yeri gibi noktalarda çeşitli şekillerde bu taleplerini karşılamaya çalışmalarının ölüme kadar götürebileceğini belirten uzmanlar, önemli uyarılarda bulundu. "Taktırdım, çok iyi geldi, bir şey olmaz’ diye söyleyebiliyorlar" Mevsim etkisiyle ‘Soğuk algınlıklarıyla ilgili başvurular acil servislerimizde artmıştır, sıklıkla gözlemlemekteyiz’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Serap Biberoğlu, "Sıklıkla burun tıkanıklığı, genzi akıntısı, öksürük, gözlerde yaşarma gibi semptomlarla başvuruyorlar. Bulguları aynı, son dönemde grip başvurularının içinde H1N1, Covid, H3N2 gibi viral enfeksiyonları sıklıkla görmekteyiz. Muayene ettiğimizde gerekli tedavileri düzenlemekteyiz fakat hastaların çoğunlukla talebi; serum, sarı serum. Halk arasında terminolojik bir kelime oldu, B vitamini kompleksleri, C vitamini, ilaçları, bazen antibiyotikleri içeren damardan uygulanan bir karışımdır. Sarı serum talebiyle başvuran hastalar, daha çabuk iyileşeceklerine inanmaktalar, önermemekteyiz. Birbirileriyle etkileşime girerek vücudumuzda yan etkilere, bir çeşit zehirlenmeye dahi sebep olabileceğini unutmamak lazım. Anafilaksi, dakikalar, saniyeler içinde ölümle sonuçlanabilen en acil durumdur, ivedilikle acil müdahale edilmelidir. Damar yoluyla verilecek tüm ilaçlar, serumların acil donanımı olan, acil müdahale edilebilecek ortamlarda uygulanması gerektiğini vurgulamak isterim. Bir de hastalarımız ‘Ben taktırdım, bana çok iyi geldi, bir şey olmaz’ diye söyleyebiliyor" şeklinde konuştu. "Ev ortamlarında taktırılabiliyor, anafilaksi ölümcüldür" Tedavilerin sağlık profesyonelleri tarafından uygun noktalarda yapılması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Biberoğlu, "Ev ortamlarında taktırabiliyorlar, hastane dışı, acil müdahale yönetiminin olmayacağı ortamlarda maalesef uygulamaktalar. Daha önce olmaması olmayacağı anlamına gelmez. Anafilaksi olabileceğini, yan etkilerinin gelişebileceğini unutmamak gerek. Gerekli tedaviyi düzenledikten sonra yine ısrarla sarı serum talep ediyorlarsa ağızdan tedaviye üstün olmadığını vurguluyoruz. Grip benzeri bu tarz viral enfeksiyonlarda istirahat, dengeli beslenme, bol su içmek gerekirse de ağızdan tabletler olabiliyor, kullanmak yeterli olmaktadır. Acil servisler hayat kurtarılan merkezlerde, sarı serum talebinde bulunmak doğru değildir. Bilimsel olarak hiçbir kanıtı yoktur, halk arasında sarı serum denilen tedavi geçici bir iyileşme hali. Hastane dışı merkezlerde ya da ev ortamlarında, dış ortamda lütfen bu şekilde ilaç karışımlarını damardan vücudumuza uygulatmayalım. Anafilaksi çok ciddi bir sorundur, ölümcüldür. Dakikalar, saniyeler içerisinde gerçekleşir ve hızlıca müdahale etmek gerekir. Acil serviste de başımıza gelmekte, anafilaksi için adrenalin, oksijen tedavisi, hızlıca damardan sıvı tedavisini ve gerekli diğer ilaçları uygulayabilmekteyiz" ifadelerini kullandı. "Hastalığı önleyici, bulgularını düzeltici bir özelliği yok" "Halk arasında birtakım vitaminler, mineraller bazen anti alerjikler, ağrı kesiciler bazen de antibiyotiklerin içerdiği karışımlar sarı serum olarak tanımlanıyor" diyen Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nurhayat Yakut, "Gerekliliğine bir doktorun karar vermesi, gerekliyse mutlaka hastane şartlarında yapılması gerekiyor. Ailelerin de bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor, çocuklarda yapıldığı uygulamalardan biri de gribal enfeksiyonlar, üst solunum yolu ve viral enfeksiyonlar gibi durumlar. Bu tür serumların aslında hızlı bir şekilde halsizlik, yorgunluğu giderici, hastalığı önleyici, hastalığın klinik bulgularını düzeltici bir özelliği yok. Özellikle vitamin içerikleri çocuklarda hayatı tehdit edici alerjik reaksiyona yol açabildiğinden, böbrek, karaciğer, kalp gibi organlar üzerindeki yükü artırma potansiyeli olduğundan fayda beklerken aslında ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Ağızdan herhangi bir ilaç veya takviyenin alınmasıyla ilgili bir sıkıntı varsa tabii ki damar içi uygulamalar, serum vermek gibi bir gereklilik doğabilir, mutlaka doktor karar vermeli. Çocuklarda en sık gördüğümüz durum, hastane veya acil başvuru sebebi; üst solunum yolu ve daha çok da viral kaynaklı enfeksiyonlar. Bunların yönetiminde önerdiğimiz şeyler zaten belli. Dinlenmek, uyku düzenimizin iyi olması, bol sıvı tüketimi ve düzenli beslenme önerilerine uyum bu takım sıkıntı verici sonuçlarla yüz yüze gelmemizi engelleyecektir" şeklinde konuştu.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi’nin bitkisel içerikli dezenfektan patenti tescillendi Kastamonu Üniversitesi tarafından geliştirilen "Etanol Bazlı Bitkisel İçerikli El Dezenfektanı", Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi. Kastamonu Üniversitesi, akademik çalışmalarını katma değerli ürünlere dönüştürme hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney’in, Ar-Ge çalışmaları kapsamında geliştirdiği "Etanol Bazlı Bitkisel İçerikli El Dezenfektanı", Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi. Kastamonu Üniversitesi hak sahipliğinde yürütülen süreçte tescil edilen buluş, etanol bazlı yapısını bitkisel içeriklerle destekleyerek hijyen alanında yerli bir alternatif sunuyor. Akademik bilginin uygulamaya aktarılmasının somut bir örneği olan patent, Kastamonu Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırma çalışmalarının sonuç odaklı niteliğini ortaya koyuyor. Patent tesciline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, bilimsel çalışmaların toplumsal faydaya dönüşmesinin önemine dikkat çekerek, "Akademisyenlerimizin geliştirdiği çalışmaların patente dönüşmesi, Üniversitemizin bilgi üretme ve bu bilgiyi toplumun hizmetine sunma anlayışının bir sonucudur. Bu çalışmadan ötürü Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney’i tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum" ifadelerini kullandı.