SAĞLIK - 28 Temmuz 2016 Perşembe 10:55

Dr. Bozkurt'tan 'kimyasal hadım' değerlendirmesi

A
A
A
Dr. Bozkurt'tan 'kimyasal hadım' değerlendirmesi

Kimyasal hadımla ilgili değerlendirmeler yapan Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Zeynep Burcu Akbaba Bozkurt, “Gerçekten de bu suçlulara yönelik endişelerimizin giderileceğini düşünüyorum” dedi.

Dr. Zeynep Burcu Bozkurt, kimyasal hadımın yer aldığı yönetmeliği değerlendirerek, “Resmi gazetede yayınlanan yönetmelikte cinsel suçlara karşı kimyasal hadım yönteminin uygulanmasını düzenlemekte ve uygulamada bakıldığında gelen itibariyle sadece çocuklara karşı cinsel suç işleyenlere değil, daha geniş bir ifade ile cinsel suç işleyenlerin bu tıbbi yönteme tabi tutulmasını görmekteyiz" dedi.

Kimyasal hadımın tartışıldığını vurgulayan Dr. Zeynep Burcu Akbaba Bozkurt, “Tabii ki Türkiye’de son zamanlarda, son dönemlerde yaşanan bir takım olumsuz durumlardan ötürü uzun zamandır kimyasal hadım yöntemi tartışılmaktaydı. Bende zaten hazırlık aşamasına dahil olmuştum bu çalışmanın. Bu noktada hem mağdurun ve ailelerinin endişelerini, özellikle çocuklara karşı cinsel suç işleyen kişiler açısından, mağdurların ve ailelerin kaygılarını ve endişelerini giderebilme açısından ve suçluların tekrar topluma kazandırılması, bu suçların, tekrar benzer suçları işlemesinin önüne geçilmesi açısından oldukça önemli bir yönetmelik ve çok güzel bir çalışma olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Yönetmeliğin aşamalarına değinen Bozkurt, “Yönetmeliğin işleyişi öncelikle çocuklara karşı cinsel suç işleyenleri değil genel itibariyle cinsel suçluları kapsamakta ve yönetmelikte her ne kadar kimyasal hadım uygulaması esas itibariyle başlıkta geçse de biz şuan bunu konuşsak ta, kimyasal hadım uygulaması bir prosedürden ibaret. Kişinin öncelikle ilgili sağlık kurumlarınca değerlendirilerek durumunun tespit edilmesi ve daha sonra bu tespit doğrultusunda şayet gerekiyorsa bir takım terapi yöntemleri, bir takım kongratif davranış terapisi gibi akabinde belki anti depresanlar ile tedavi edilmesi başlanabilir. Bu yöntemler işe yaramaz ise bu noktada kimyasal hadım dediğimiz prosedür devreye giriyor. Burada bir takım ilaçlar kişilere enjekte edilerek yad a haplar ile verilerek kişilerin testesteron salgılarının durdurulması ya da var olan testesteron hormonunun azaltılması sayesinde kişinin cinsel istek duymasının, özellikle çocuklara karşı herhangi bir cinsel hissiyat beslemelerinin önüne geçilmesi hedeflenmekte. Bu kimyasal hadım uygulaması mevzu bahis olduğu süreç içerisindeki kişiler çocuklar ile her hangi bir cinsel münasebette bulunamayacağı için bunun tekerrürü de olmayacak. Bu aynı zamanda caydırıcı bir önlem, hem de tedavi olduğundan ötürü belli bir uygulanıp kişilerin tedavi olduğuna inanıldığı taktirde uygulama durdurulacak. Zaten yönetmelik tedavinin nasıl yapılacağını, tedavide ilgili uzman hekimlerin, hangi hastanelerin uygun olduğunu belirtmekte ve kişilerin uygun olup olmadığını bu tedaviye bunların nasıl tespit edileceğini de anlatmakta. Şayet kişiler bu uygulamaya uyum sağlamaz ise bir şekilde söz konusu tedavinin gereklerini yerine getirmez ise, yükümlülüklerini yerine getirmezler ise bir takım cezai müeyyidelere de tabi tutulacağı söylenmekte. Bu yüzden baktığınızda yönetmeliğe, baştan sona kadar uygun bir şekilde anlatmakta bu prosedürü. Ama kimyasal hadıma kişinin uygun olup olmadığını, bu prosedürün hangi noktada devreye gireceği, öncede uygulanacak tedavi yöntemleri ve sonrası şu noktada sağlık kurumlarına bağlı" dedi.

"Oldukça etkin ve caydırıcılığı da yüksek bir yöntem"
Bazı ülkelerde kimyasal hadımın yıllardan bu yana uygulandığına değinen Dr. Bozkurt, “Kimyasal hadım uygulaması zaten Amerika’da ortaya çıkan bir uygulama. Özellikle çocuklara karşı cinsel suç işleyenler için. Daha sonra Avrupa’ya da yayıldı ve İngiltere bunu son 5 senedir uyguluyor. Nathingm’da bir hapishanede. Tabii ki hapishanenin koşulları tamamen kimyasal hadım uygulamasına uygun bir şekilde düzenlendikten sonra şu an bu hapishanede olan doğru tabiri ile pedofilik cinsel suçlular için uygulanan bir yöntem. Henüz istatistik bir İngiltere için elimizde yok ama Avrupa ülkeleri için şunu söyleyebilirim. Kimyasal hadım uygulanmadan önce çocuklara karşı cinsel suç işleyen kişilerin tekrar bu suçu işleme oranı yüzde 80’lerde iken, kimyasal hadım uygulamasına tabi tutulanların yüzde 5 ve altında bir suçu tekerrür etme istatistiği mevzu bahis. Oldukça etkin ve caydırıcılığı da oldukça yüksek bir yöntem. Tabii bu bir yandan da bir rehabilitasyon suçlular için esas itibariyle baktığınızda. 2015 yılında Çek Cumhuriyetinde bu uygulamaya tabi olan bir kişi haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kimyasal hadım yönteminin her hangi bir hakka, sözleşmede düzenlenmiş hakka aykırı olmadığını, her hangi bir hakkı ihlal etmediğini ancak uygulamanın nasıl olduğunun önemli olduğunu beyan etmişti. Bu neden ile de Türkiye’deki bu yönetmelikte gerçekten ciddi bir adım. Kimyasal hadımın uygulanması için ya da şöyle söyleyelim. Çocuklara yönelik cinsel suç işleyen kişilerin tedavi edilmesi için önemli bir çalışma ama tabii ki de nasıl uygulanacağı bundan daha da önemli. Çünkü uygulama esnasında bir takım hatalardan ötürü sadece suçluların haklarından ziyade mağdurlar açısından da üzüntü verici sonuçlar ortaya çıkabilir" diye konuştu.

Kimyasal hadımın doğru bir karar olduğunu değinen Dr. Bozkurt, “Avrupa’da ya da Amerika’da bu yöntem uzun zamandır denendiği için şu anki uygulama deneme yanılma yöntemi ile bu noktaya geldi ve başarılı olduğunu kabul ediyorlar bütün uluslararası kuruluşlarda. Türkiye bu noktada bence doğru bir zamanda doğru bir adım attı diyebilirim.” dedi.

"Uzun zamandır özellikle çocuklara karşı cinsel suçlulardan ötürü acı çekiyoruz"
Yöntemin özellikle çocuklara karşı işlenen cinsel suçlara karşı caydırıcı olacağına değinen Dr. Bozkurt, “Uzun zamandır biz özellikle çocuklara karşı cinsel suçlulardan ötürü acı çekiyoruz ve bu suçluların sadece cezalandırılmasının yeterli olmadığını artık hepimiz biliyoruz. Doğru ve etkili bir tedavi yönteminin gelmesi gerekiyordu ve doğru bir şekilde uygulandığı takdirde ben başarılı olacağına inanıyorum. Toplumun güvenliği açısından, gelecek nesillerin doğru bir şekilde yetişmesi ve sağlıklı bireyler olması açısından gerçekten doğru bir yöntem. Sadece yönetmelikte kimyasal hadımdan da bahsetmiyor. Bunu dışında bir takım caydırıcı ya da kişilerin suç işlemesini önleyici bir takım yöntemler de var. Bunlar suçluların kayıt altına alınması ve bildirim yükümlülüğü, elektronik izleme yöntemleri ve bir takım yerleşim yerlerine kısıtlama getirilmiş durumda bu yönetmelik sayesinde. Bu sayede gerçekten bu tarz olayların artık toplumu üzmeyeceğini düşünüyorum. Gerçekten de bu suçlulara yönelik endişelerimizin giderileceğini düşünüyorum” dedi.

Emrah Elmas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Evde doğum yapan anne ve bebeği, saatler süren çalışmanın ardından kurtarıldı Diyarbakır’da sancısı gelen bir kadın evde doğum gerçekleştirdi. Anne ve bebeği, kar nedeni ile saatler süren çalışmanın ardından kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, 1 Ocak 2026 günü yaşanan bir doğum vakasında sağlık ekiplerini zamanla yarışan zorlu bir mücadeleye sürükledi. Saat 11.46’da Yeşiltaş Mahallesi’nden gelen doğum ihbarı üzerine Diyarbakır genelinde sağlık birimleri alarma geçti. Sağlık Komuta Kontrol Merkezi koordinasyonunda vakaya 1 kara ambulansı ve 1 UMKE timi olmak üzere toplam 6 sağlık personeli yönlendirildi. Hava ambulansı talebi, olumsuz hava şartları nedeniyle karşılanamazken, karadan ilerleyen ekipler yoğun kar, kapalı yollar ve tipi nedeniyle sık sık durmak zorunda kaldı. Ambulans ekibinin ilerleyememesi üzerine UMKE timi devreye girdi. Sahada ambulansa zincir desteği sağlandı, ancak Aşağı Kırlangıç köyü mevkiinde kar yağışının şiddetlenmesiyle ekipler yeniden mahsur kaldı. Bunun üzerine Çınar Kaymakamlığı ve Büyükşehir Belediyesi ile temasa geçilerek yol açma çalışmaları başlatıldı. Köy halkının traktör desteğiyle ekipler bir süre daha ilerleyebildi. Saatler süren çabanın ardından, yol açma çalışmaları ve saha koordinasyonunun güçlendirilmesiyle UMKE ekibi saat 18.15’te anneye ulaşmayı başardı. Olay yerinde doktor bilgisi dahilinde damar yolu açılarak tıbbi müdahale yapıldı, doğan bebeğin muayenesi gerçekleştirildi. Anne ve bebek, güvenli şekilde ambulans ekiplerine teslim edilerek Çınar 2 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu tarafından saat 23.41’de SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları Hastanesine nakledildi. Operasyonu yakından takip eden Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, zorlu süreçte görev alan UMKE Ekip Sorumlusu Salih Bülbül’e, ekibi adına gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Asiltürk, "Zorlu kış şartlarına ve saatler süren ulaşım güçlüklerine rağmen ekiplerimiz büyük bir koordinasyon ve özveriyle görevlerini yerine getirdi. UMKE, 112 acil sağlık ekiplerimiz ve vatandaşlarımızın desteğiyle anne ve bebeğimiz güvenli şekilde sağlık tesisimize ulaştırıldı. Diyarbakır’da vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimi için her şartta sahadayız. Bu süreçte görev yapan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum’’ dedi.
Düzce Tropikal misafirler kar yağışını görünce mest oldu Düzce’yi etkisi altına alan kar yağışı, kentin en uzak misafirlerine unutulmaz anlar yaşattı. Sri Lanka ve Ruanda gibi tropikal iklim ülkelerinden eğitim için kente gelen öğrenciler, hayatlarında ilk kez gördükleri kar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kent genelinde etkisini sürdüren yağışla birlikte kar kalınlığı şehir merkezinde 20, Konuralp ve Bahçeşehir bölgelerinde ise 40 santimetreye ulaştı. Kar yağışı, çocuklar kadar memleketlerinden binlerce kilometre uzaktaki üniversite öğrencilerini de mutlu etti. "Burada ilk defa kar görüyorum" Düzce Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Sri Lankalı Mohoummead Ayizea, ülkesinin tropikal iklim kuşağında yer alması nedeniyle daha önce hiç kar görmediğini söyledi. Yağışın tadını çıkardığını belirten Ayizea, "Sri Lankalı olarak biz orada kar görmüyoruz. Tropikal olduğu için hava hep güneşli. En fazla yağmur yağıyor. Burada ilk defa kar görüyorum ve her gördüğümde çok heyecanlanıyorum. Karın tadını en güzel şekilde çıkartmaya çalışıyorum" dedi. "Bizim hayallerimizi yaşıyorsun" Ülkesinde kar yağışını hep televizyondan izlediğini belirten Ayizea, şöyle konuştu: "Kar yağışını hep filmlerde görüyorduk. Karlı günleri filmlerde gördüğümüz gibi burada da aynı şekilde kendimiz yaşadık. Arkadaşlarıma ve aileme kar görüntülerini çekip gönderiyorum, onlar da çok seviniyorlar. Karlı havalar, bembeyaz zeminler Sri Lankalılar için bir hayaldir. Kar görmeleri, birbirleriyle kartopu oynamaları hepsi onlar için hayal. Bana ’Bizim hayallerimizi yaşıyorsun’ diyorlar." Kar yağışı Ruanda’dan gelen öğrenciyi korkuttu Ruanda’dan gelen Receaip Moukizzia da eğitim için bir yıldır Türkiye’de bulunduğunu anlattı. Karla ilk karşılaştığında şaşkınlık yaşadığını ifade eden Moukizzia, "Türkiye’ye gelince çok mutlu oldum, şimdilik her şey yolunda. Afrika’da kar yağmıyor. Burada kar görünce hem şaşırdım hem korktum. Çok soğuk olduğu için korktum, soğuktan korkmuştum ama şimdi alıştım" ifadelerini kullandı. Millet Bahçesi’nde Türk arkadaşlarıyla bir araya gelen öğrenciler, kar topu oynayıp hatıra fotoğrafı çektirerek keyifli vakit geçirdi.