KÜLTÜR SANAT - 21 Ekim 2021 Perşembe 13:56

Dünyanın en pahalı tatlısı: Dilimi 5 bin lira

A
A
A
Dünyanın en pahalı tatlısı: Dilimi 5 bin lira

Muğla’nın geleneksel mutfak kültürünün kayıt altına alınarak gelecek kuşaklara aktarılması, kentin gastronomi potansiyelinin turizmle entegre edilmesi, yeme-içme ve kültür turizminin canlandırılması amacıyla Menteşe Belediyesi tarafından “Menteşe Mutfak Kültürü Atölyesi” açıldı.

Menteşe’nin tarihi Saburhane meydanında açılan atölyenin en dikkat çeken ürünü ise Muğla’nın coğrafi işaret tescilli ürünü ‘Muğla Saraylısı’ oldu. Muğla yöresine ait tat ve lezzetlerin sergilendiği stantlarda, Muğla Tarhanası, keşkek, odun ateşinde yapılmış ev ekmeği, reçel, salça, turşu ve kurutulmuş sebze ve meyveler satışa sunuldu.
“Menteşe Mutfak Kültürü Atölyesi”nde Muğla mutfağına özgü yemekler de yarışırken, Türkiye’nin ünlü şeflerinin de katıldığı etkinlikte yöre kadınları tarafından yapılan el yapımı yemekler yarıştı.

Dünyanın en pahalı tatlısı
Menteşe Mutfak Kültürü Atölyesinin en dikkat çeken ürünü Muğla Saraylısı oldu. Muğla Sanayi ve Ticaret Odası tarafından coğrafi işaret tescili alınan Muğla Saraylısı, Aysel Yüksel tarafından yapılırken, Muğla Gastronomi ve Mutfak Sanatları Derneği Başkanı Timur Kocabıçak tatlının üzerine altın kaplama yaptı. Altın kaplamalı Muğla Saraylısının dilimi 5 bin liradan satışa sunulurken, 8 dilim Muğla Saraylısına 40 bin lira ödeme yapılacak.

“Saraylı tatlısının ortasına sarı lira konulurdu”
Muğla Gastronomi ve Mutfak Sanatları Derneği Başkanı Timur Kocabıçak Muğla Saraylısı hakkında bilgi verdi. Kocabıçak, eskiden damat evi tarafından kız istemeye veya nişan takmaya giderken bu tatlının kız evine götürüldüğünü belirterek, “Altın Saraylı aslında çok geçmişimizde en eski tatlılarımızdan birisi Saraylının tam ortasına aslında bir tane sarı lira koyarlar. Kız evinde saraylı tatlısının içinde sarı lirayı bulan kim olursa çok mutlu olur. Aslında o sarı lira semboliktir. Bu gelenek Cumhuriyet’ten önce ve Cumhuriyet kurulduktan sonra daha artarak, ta ki 1960 yıllarına kadar devam etmiş. 1960 yıllarından sonra yavaş yavaş içine altın konulmamaya başlanmış. Altın yok ama Saraylımız hala altın değerinde. Biz bugün Saraylımıza altın kapladık. İçerisinde altın tozu var. Neden altın derseniz. Altın yenilebilir bir şey aslında. Tarihte altın yeniliyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın yemeklerinde kullandığı biliniyor. Altın insan vücuduna girdiği andan itibaren 0,2 miligram altın insan vücudundaki toksinlerin atılmasına sebep oluyor” dedi.

“Menteşe’yi gastronomi kenti yapmak istiyoruz”
Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş ise, “Muğla tarihi evleri ve yapısı ile korunmuş bir ilçe olarak bir kültür kenti konumunda. Ama bunun yanında somut olmayan kültürün yemekleri ile de ön planda. Geçmişten bu güne gelen Yörük kültürünün de kullandığı yemeklerimizin tanıtılması noktasında Menteşe’de gastronomi ve mutfakları ile beraber tarihi bölgemiz Saburhane’de Muğla’nın geçmişten bu güne olan yemeklerin tanıtılması noktasında güzel bir etkinlik düzenledik. Burada çıntar, tarhana, keşkek, büryan gibi buna benzer 20’ye yakın yemeği tanıtarak bunu dışarıdan gelen misafirlerimize tanıtmak istedik. Muğla kültüründe de gastronomi şehri olma noktasında Menteşe’yi öne çıkarmak için bu etkinliği çok önemsiyoruz. Bu etkinlik sayesinde de kültür kenti özellikle Muğla merkez ilçesi Menteşemizi ön plana çıkarmak ve gastronomi kenti yapmak istiyoruz” dedi.

Bekir Tosun
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya El emeği eserler beğenildi Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde üç yıl önce bir hayalle yola çıkan Şerife Çelik Sanat Atölyesi, Bedesten AVM’de açtığı stantla kursiyerlerinin el emeği eserlerini görücüye çıkardı. Tavşanlı ilçesinde sanatseverler anlamlı bir sergide buluştu. Şerife Çelik Sanat Atölyesi bünyesinde eğitim alan kursiyerlerin uzun süren çalışmaları neticesinde ortaya koydukları eserler, Bedesten AVM’de düzenlenen sergiyle vatandaşların beğenisine sunuldu. İki gün boyunca açık kalan sergi, sanatseverlerden tam not aldı. Serginin açılışında konuşan atölye kurucusu Şerife Çelik, sanat yolculuğuna üç yıl önce büyük bir hayalle başladıklarını ifade etti. Başarının tesadüf olmadığını vurgulayan Çelik, "Üç yıl önce bir hayalimiz vardı ve bu yola çıktık. Ancak hiçbir hayalin sihirle gerçekleşmeyeceğinin, gerçekten büyük bir çaba gerektirdiğinin farkındaydık. Biz de çok çalıştık, pes etmeden emek verdik" dedi. Atölyenin yakaladığı başarının bir ekip işi olduğunu belirten Şerife Çelik, eğitmen kadrosuna ve kursiyerlerine teşekkür etti. Çelik, "Arkamızda gerçekten güçlü bir ordumuzun olduğunu söyleyebilirim. Hocalarımızla birlikte çok güzel ve özel işler yaptığımıza inanıyorum. Bugün burada sergilenen eserler, o disiplinli çalışmanın ve sanat aşkının bir meyvesidir" ifadelerini kullandı. Bedesten AVM’de kurulan stantta sergilenen tablolar ve el sanatı ürünleri, ziyaretçiler tarafından büyük bir ilgi ve beğeniyle karşılandı. Kursiyerlerin heyecanına ortak olan vatandaşlar, Tavşanlı’daki sanat faaliyetlerinin bu denli kaliteli bir boyuta ulaşmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. İki gün süren etkinlik, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu.
Bursa Kışla birlikte gelen göz enfeksiyonlarına dikkat Kış aylarında gribal enfeksiyonların artmasına paralel olarak göz hastalıklarında da artış görülürken, uzmanlar vatandaşları bu konuda dikkatli olma konusunda uyardı. Kış aylarında sık karşılaşılan göz problemleri konusunda bilgi veren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Hastalarımıza kış aylarında rahatsızlık veren sorunlardan biri de göz kuruluğudur. Kışın havalar yağışlı ve karlı geçmesine rağmen nem oranı düşük olduğundan hava oldukça kurudur. Ayrıca kış boyunca yanan kaloriferler, çalışan klimalar yeterince havalandırılmayan kapalı ortamlar bu etkilerin daha da artmasına yol açar. Özellikle uzun süre bilgisayar karşısında çalışan meslek grupları kuru göz rahatsızlığı açısından risk altındadırlar. Çünkü uzun süreli konsantrasyon gerektiren durumlarda insanlardaki mevcut göz kırpma sayısı azalmakta ve gözler daha çabuk kurumaktadır. Gözlerde batma, sulanma ve kızarıklık şeklinde kendini gösteren göz kuruluğunda, hastalara önerilerimiz, çalışılan ortamın nemlendirilmesi, bilgisayar karşısında daha sık göz kırpma ve göz hekiminin önereceği gözyaşı damlalarının kullanılması şeklindedir" dedi. Bir diğer problemin de gözde sulanma, kızarıklık, çapaklanma ile başlayan konjonktivitler olarak adlandırılan sorun olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Kış aylarında virüslere bağlı hastalıkların artmasına paralel olarak özellikle gribal enfeksiyonların artış gösterdiği dönemlerde viralkonjonktivitin görülme sıklığı artmaktadır. Toplu yaşam alanları bu açıdan risk altındadır. Hastalık gözde kızarıklık, sulanma, çapaklanma ve ışığa karşı hassasiyet artışı şeklinde şikayetlere neden olur. Genellikle tek gözde başlayıp daha sonra diğer gözde de şikayetler ortaya çıkar. Gözün kornea dediğimiz saydam tabakasını tutarak görme azalması yapabileceğinden en kısa zamanda bir göz hekimine başvurmak gerekir. Hastalıktan korunmak için özellikle gözlerin çok ovulup kaşınmamasına, başkasına ait havlu, makyaj malzemesi ve benzeri şahsi eşyaların kullanılmamasına, bu tür hastalık belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılmasına ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir" diye konuştu. Ultraviyole ışınlarının da göz açısından riskleri olduğunu belirten İpçioğlu, "Kış aylarında sıcaklığın az olması, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinin de daha az olduğu anlamına gelmiyor. Kışın karların oluşturduğu parlama ve yansımalar bu etkileri daha da arttırmaktadır. Bu nedenle dışarıda uzun süre vakit harcama eğiliminde olan çocuklar, açık havada çalışan işçiler ve kar sporu yapanlar risk altındadır. Yaşa bağlı katarakt, yaşa bağlı makula dejeneresansı, pterjium, ve göz çevresi cilt kanserleri güneş ışığına bağlı göz hastalıklarından bazılarıdır" şeklinde konuştu.