MAGAZİN - 12 Mayıs 2017 Cuma 09:27

Erkan Meriç: 'Kale'yi bıraktım oyuncu oldum'

A
A
A
Erkan Meriç: 'Kale'yi bıraktım oyuncu oldum'

TRT 1'in sevilen dizisi 'Adını Sen Koy'un Ömer'i Erkan Meriç: "Talihsizlik sonucu kaleciliği noktaladım ve modellik yarışmasına katıldım. Şansın güldü ve burada birinci oldum. Belki ileride bir rolde kaleciyi canlandırırım."

Serhat Ural

serhat.ural@iha.com.tr

İzleyiciler tarafından çok sevilen TRT 1’in günlük dizisi ‘Adını Sen Koy’ oyuncuları Erkan Meriç, Hazal Subaşı, Ali Oğuz Şenol ve başarılı yönetmen Atilla Cengiz ile Pendik’teki dizi setinde bir araya geldik. Sezon finaline hazırlanan ekiple yoğun tempo arasında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İşte sevilen oyuncuların bilinmeyenleri…

ERKAN MERİÇ: ‘KALE’Yİ BIRAKTIM, OYUNCU OLDUM

Erkan Meriç’in hayatı Best Model of the World yarışmasını kazandıktan sonra nasıl değişti?

Adana doğumluyum ama Mersin’de büyüdüm. Yarışmaya girerken de ben oyuncu olacağım, model olacağım diye girmedim. Sadece şansımı denemek istedim. Ama hepsi birbirine bağlı bunların, yani yarışmaya girdik, birincilik aldık. Bulgaristan’a gittik World’te birinci oldum. 2-3 yıl modellik yaptıktan sonra, oyunculuk eğitimleri aldım. Birkaç dizide kısa sürelerde bulundum. Bir iki tane filmim var. Bir tanesini yine TRT 1’e çekmiştik. Bir tanesini de Yılmaz Atadeniz ile... Yeşilçam’ın eski yönetmenlerindendir kendisi. Tuncel Kurtiz’leri Yılmaz Güney’leri çeken, yönetmenlik yapan çok sevdiğim bir insandır. Bir filmde doktoru canlandırmıştım. Diğeri de Sait Faik Abasıyanık’ın ‘Medar-ı Maişet Motoru’nun çok güzel bir uyarlamasıydı. İkisi de çok eğlenceli ve keyifliydi. Arkasına ‘Bedel’ dizisi oldu, sonrasında burası oldu. Adını Sen Koy, bizi yukarıya taşıdı. Çünkü bizi ziyarete gelenler, ‘sizi ailemizden biri gibi görüyoruz’ diyor.

Kıvanç Tatlıtuğ ve Kenan İmirzalıoğlu’da Best Model of the World yarışması sonrası şöhreti yakaladılar. Sizin bundan sonrası için hedefiniz ne? Onları örnek alıyor musunuz?

İkisi de birbirinden yetenekli oyuncular. İkisiyle de birebir tanışıp sohbet etme fırsatımız olmadı. Tabii ki örnek alıyorum yani büyüklerimiz, bizim geçtiğimiz yollardan geçmişler. Kenan İmirzalıoğlu olsun Kıvanç Tatlıtuğ olsun oturup onların oyunculuklarını izliyorum. Kenan İmirzalıoğlu’na daha farklı bir şeyim var. Geçen Kıvanç Tatlıtuğ’un sahnelerini izledim ve ‘Adam ne güzel oynamış’ dedim. İkisi de işinde ilerleyip kendilerini geliştirdiler. İnşallah onlar gibi bizim de yolumuz açık olur.

En büyük hayaliniz kaleci olmakken bir anda kendinizi setlerde nasıl buldunuz?

Kaleciliği bırakmış olmak en büyük pişmanlığımdır. O kadar çok seviyordum ki, bazı talihsizlikler oldu ve bırakmak mecburiyetinde kaldım.

Yeniden futbola dönme şansınız olsa ne yapardınız?

Çok seviyorum kaleciliği. Dönme şansım olsa dönerim herhâlde. Kaleci olamadık ama oyuncu olduk. Belki ileride bir rolde kaleciyi canlandırırım.

Dizide sert bir karakteri canlandırıyorsunuz. Bu karakter sizinle örtüşüyor mu?

Ömer karakterini benimsemek benim için çok zor oldu. Evet illaki benzer yanları vardır ama bana o kadar ters bir karakter ki, ilk başlarda üç ay kadar çok zorlandım. Bazen hâlâ zorlandığım oluyor, çok sert, çok farklı bir adam Ömer. Hiç Erkan’la alakası yok.

Erkan Meriç: 'Kale'yi bıraktım oyuncu oldum'

HAZAL SUBAŞI: Hiç kimseyi örnek almadım

Her güne yeni bir bölüm yetiştirmek zor olmuyor mu?

Çok yorucu oluyor tabii ama burada çok güzel bir arkadaşlık ve set ortamı var. Birbirimize çok güzel destek oluyoruz ve üstesinden geliyoruz.

Miss Turkey 2015 yarışmasında aldığınız derece sonrası hayatınızda neler değişti?

Hayatımın çoğu değişti diyebilirim. Öncelerde İzmir’de yaşayan biriydim. Yarışmanın ardından İstanbul’a yerleştim. Yarışmaya kendimi denemek için katıldım ve buralara kadar gelebileceğini düşünmemiştim. Bir anda kendimi setlerde buldum ve bunda tabii ki yarışmada aldığım derecenin katkısı çok fazla oldu.

Oyunculuk, hayaliniz miydi yoksa teklifler mi bu yönde oldu?

Oyunculuk, hayalim değildi. Yarışma sonrası teklifler bu yönde oldu ve şu an buradayım. Burada olduğum için de çok mutluyum.

Kendinize örnek aldığınız bir isim var mı?

Ben aslında Yeşilçam gibi çok eski filmleri izlemeyi pek sevmiyorum. Oturup sürekli izlediğim şeylerden değil ama Türkân Şoray’ı çok beğeniyorum. Ben oyunculuğa yeni başladığım için incelemeye de yeni başladım. O yüzden örnek alacağım biri olamadı.

Canlandırdığınız karakter dizinin fenomenleri tarafından çok sevildi. Bu başarının sırrı nedir?

Bu benden çok ‘Zehra’nın etkisi tabii. Zehra gerçekten çok iyi bir karakter, çok iyi niyetli ve bence insanlar kendi hayatlarından çok şey buluyor Zehra’da. Zor bir hayatı var, çabası var hayata karşı, hasta bir babası var onun için böyle bir şeye giriyor. Yani herkes kendinden bir şey buluyor diye düşünüyorum.

Dizide Ömer karakteriyle sözleşmeli bir evlilik yapıyorsunuz. Gerçek hayatta başınıza böyle bir şey gelse nasıl tepki verirsiniz?

Evet desem bir türlü, hayır desem bir türlü bir soru bu. Sonuçta babası hasta. Gerçekte böyle bir şey olsa insan en büyük fedakârlığı yapmak ister ama bir yandan da ona çok kötü davranan en baştan beri onu yanlış anlayan... Yani bilmiyorum ben genelde mantığımla hareket ederim böyle durumlarda. Başka bir yol bulmaya çalışırdım ama çok kötü bir durumsa, hayati durum devam ediyorsa tabiiki de yapılmak mecburiyetinde diye düşünüyorum mantık olarak.

Erkan Meriç: 'Kale'yi bıraktım oyuncu oldum'ATİLLA CENGİZ: Farklı hikâyemiz ve iyi kurgumuz diziye ilgiyi artırdı

Kendinizden bahseder misiniz?

1975 Kars doğumluyum. Tamamen tesadüf eseri sektöre dâhil oldum. Sektörün her aşamasında çalıştım. Işık, kamera, reji, yönetmen yardımcılığı ve sonra yönetmenlik ve uzun yıllardır da yönetmenlik yapıyorum.

Daha önce önemli projelerde yer aldınız. Sizde en çok tat bırakan projeniz hangisiydi?

Bir tane sinema filmin var Kültür Bakanlığından da destek alarak 2011’de senaryosunu da kendim yazdığım ‘Oğul’... O film benim için anlamlıdır.

Peki sinema mı, dizi mi?

Tabii ki sinema. Televizyon dizileri önemli değildir anlamında söylemiyorum. Sadece bir yönetmen açısından sinema filmi daha öznel bir şey. Sizin kontrolünüzde, sizin duygularınız çerçevesinde hareket ediyor. Televizyon ise sizin ekseninizde dönmeyebiliyor. Bir süre sonra siz eksene dâhil olmaya çalışıyorsunuz.

‘Adını Sen Koy’ önemli rakiplerle yarışmasına rağmen reytinglerde çok iyi yerlerde. Bu başarının sırrı nedir?

Hikâye çok güçlü ve farklı. Biz bir dezavantajla başladık bu işe. O da bizim başrol oyuncularımızın ilk projeleriydi. Ama ona rağmen bizim hikâyemiz televizyon dizilerindeki hikâyelerden farklıydı. Genelde yakışıklı iyi çocuk, âşık adam vs. üzerinde anlatılıyor bu. Biz ise prime time’da bile olmayacak enterasan bir karakterle girdik. Kadınlarla arasında bir mesafe olan bir karakteri anlattık. Ama senaristlerimiz bunun çevresini iyi doldurdu.

Erkan Meriç: 'Kale'yi bıraktım oyuncu oldum'

ALİ OĞUZ ŞENOL: Tiyatro gösterişli televizyon ekranı ise daha organik

Ali Oğuz Şenol kimdir?

Ben Tekirdağlıyım. Evliyim, bir çocuğum var 3 yaşında. Yılmaz İçöz sayesinde Tekirdağ Gençlik Merkezi bünyesinde 12 yaşında tiyatroya başladım. Sinemanın arka bahçesini merak ettim, sinema televizyon okudum ve sonra projeler gelmeye başladı. Kavak Yelleri, Yalancısın Sen, Çanakkale 1915 gibi sinema filmi, Çınarın Gölgesi ve ardından Adını Sen Koy.

Sinema ile tiyatro arasında fark var mı?

Tiyatro çok gösterişli bir sahne ama televizyon ekranı daha minimal, daha organik bir alan. O yüzden bu organikliği daha çok sevmeye başladım. Bu sıralar tiyatroya ara verdim. Bunun sebebi de bu sıralar televizyondan daha fazla tat almam.

Senaryo size ilk geldiğinde ne düşündünüz?

Günlük dizinin karakter yorumu çok farklı oluyor. Çünkü çok ciddi bir hız olduğu için karaktere bazen yetişemiyorsun. Geriye dönüşler çok oluyor. Mesela 160. bölümü çekerken bir anda 140’tan bir bölüm çekebiliyoruz. Ancak karakteri gördüğümde ben Mert Yılmaz olmak istedim açıkçası.

Diziye dâhil olduktan sonra çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Ben ‘Adını Sen Koy’un bu kadar büyük fan kitlelerinin olduğunu bilmiyordum. İlk başta çok garipsedim çünkü burada setin önünde oluşan kuyruklar, insanların yolda çevirip diziyle ilgili bilgi almaya çalışmaları, bunu merak etmeleri çok güzel.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de ormanlık alanda kanadı kırık flamingo bulundu İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde ormanlık alanda kanadı kırık halde bulunan flamingo, duyarlı bir vatandaş tarafından kurtarıldı. Arnavutköy Belediyesi ekiplerince ilk müdahalesi yapılan flamingonun sonrasında Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekiplerine teslim edileceği öğrenildi. Olay, Arnavutköy ilçesi Boyalık Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, ormanlık arazide dolaşan Doğan Kibar isimli vatandaş, yerde hareketsiz duran flamingoyu fark etti. Yakından kontrol eden vatandaş, flamingonun kanadının kırık olduğunu fark etti. Kanatlarındaki renklerden dolayı dikkat çeken flamingoyu bir süre takip ettikten sonra uçamadığını fark edince belediye ekiplerine ihbarda bulundu. Arnavutköy Belediyesine bağlı ekipler gelerek flamingoyu teslim aldı ve belediyeye ait sahipsiz hayvan barınağında müdahalelerinin gerçekleştirileceği öğrenildi. Tedavisi tamamlanan flamingonun sonrasında Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne teslim edileceği öğrenildi. "Flamingoyu ilk defa gördüm" Flamingoyu görünce şaşırdığını belirten Doğan Kibar, "Doğa koruma ekiplerine haber verdik. İnşallah kanadı iyileşir ve tekrar doğaya bırakılır. Buralarda leylek görüyorduk ama flamingoyu ilk defa gördüm. Kanatlarının kırmızı olması müthiş bir güzellik. Daha önce flamingoları uçarken görmüştüm ama bu kanadı kırık olduğu için düşmüş" dedi.
Bursa Bursa’nın barajları doldu taştı, kapaklar açıldı... 220 günde sıfırdan yüzde 100’e Bursa’da yaklaşık yaklaşık 7 ay önce Doğancı ve Nilüfer barajlarında ’0’a kadar düşen doluluk oranları sebebiyle alarm verilirken, yaklaşık 220 günde tablo tamamen tersine döndü. Yoğun yağışlar ve kar erimeleriyle birlikte bugün barajlarda doluluk oranı yüzde 100’e ulaşırken, bu kez kontrollü su tahliyeleriyle beraber, taşkın riski olabilir mi tedirginliği yaşanmaya başladı. Geçtiğimiz yıl sonbaharda Bursa’nın önemli içme suyu kaynaklarından olan Doğancı ve Nilüfer barajlarında su seviyeleri kritik seviyelerin altına düşmüş, kent genelinde kesinti gerçekleştirilmişti. Baraj havzalarında çatlayan zeminler ve kuruyan alanlar dikkat çekerken, "Bursa susuz mu kalacak?" sorusu kamuoyunun en çok konuştuğu konular arasında yer almıştı. Aradan geçen yaklaşık 220 günlük süreçte ise özellikle kış aylarında etkili olan yoğun yağışlar ve Uludağ’daki kar erimeleri barajlardaki tabloyu tamamen değiştirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi ile AKOM tarafından yapılan açıklamada, rezervuarlara yüksek debili su girişleri yaşandığı belirtilerek barajlarda kontrollü su salınımı gerçekleştirildiği duyuruldu. Açıklamada kontrollü tahliye yapılan barajlar arasında Doğancı Barajı, Nilüfer Barajı, Büyükorhan (Cuma) Barajı, Çınarcık Barajı, Gölbaşı Barajı ve Boğazköy Barajı’nın bulunduğu bildirildi. Doğancı Barajındaki yüzde 100 doluluk ve açılan kapaklarla yapılan tahliye işlemi dron ile görüntülendi. DSİ koordinasyonunda yürütülen tahliye süreci kapsamında akarsu yataklarında ani su yükselmeleri yaşanabileceği belirtilirken, vatandaşların dere yatakları ve baraj çevrelerinden uzak durmaları istendi. Yetkililer ayrıca ulaşım yolları, tarım arazileri ve düşük kotlu bölgelerde gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.
Erzurum Erzurum Şehir Tiyatroları "Hançer Havası" ile Ordu’da sahne aldı Erzurum Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Ordu’da düzenlenen 3. Ordu Şehir Tiyatroları Festivali’nde’nde sahnelediği "Hançer Havası" adlı oyunla izleyicilerin karşısına çıktı. Festivalin 9. gününde tiyatroseverlerle buluşan oyun, yoğun ilgi gördü. Genç oyuncu kadrosuyla dikkat çeken Erzurum ekibi, sahnedeki enerjisi ve tempolu performansıyla festival seyircisinin beğenisini topladı. Komedi türündeki oyun, sahne geçişleri ve sürpriz anlarıyla izleyenlere keyifli anlar yaşattı. Festival kapsamında sahnelenen "Hançer Havası", oyun sonunda tiyatroseverler tarafından uzun süre alkışlandı. Erzurum Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni ve oyunun oyuncularından Emrah Çılgı, şehir tiyatrolarının farklı kentlerde sahne almasının önemli olduğunu belirterek, "Genç ve dinamik bir ekiple festivalde yer almak bizim için çok değerliydi. Erzurum’un sanat alanındaki birikimini farklı şehirlerde sahneye taşımaya devam ediyoruz. Seyircinin ilgisi ekibimize büyük moral verdi" dedi. Oyunun yönetmeni ve oyuncularından Yakup Çağlayan ise "Hançer Havası"nın eğlenceli yapısıyla ön plana çıktığını ifade ederek, "Hançer Havası seyirciyi güldüren, temposu yüksek ve içinde sürprizler barındıran bir oyun. Festival atmosferinde seyircinin enerjisini hissetmek oyuncular için ayrıca motivasyon kaynağı oldu" diye konuştu. Ordu Büyükşehir Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Emrah Özdilek de festivalin şehir tiyatroları arasındaki dayanışmaya katkı sunduğunu belirterek, "Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen tiyatro ekiplerini Ordu’da ağırlamaktan mutluyuz. Erzurum ekibi de başarılı performansıyla festivale renk kattı" ifadelerini kullandı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ergün Engin ise Erzurum’un kültür ve sanat faaliyetlerinde aktif rol üstlendiğini belirterek, "Şehir tiyatrolarımızın ulusal organizasyonlarda yer alması şehrimizin kültürel tanıtımı açısından önemli. Festivalde emeği geçen tüm ekibimizi kutluyorum" dedi.
İstanbul Arnavutköy’de ormanlık alanda kanadı kırık flamingo bulundu İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde ormanlık alanda kanadı kırık halde bulunan flamingo, duyarlı bir vatandaş tarafından kurtarıldı. Arnavutköy Belediyesi ekiplerince İlk müdahalesi yapılan flamingonun sonrasında Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekiplerine teslim edileceği öğrenildi. Olay, İstanbul’un Arnavutköy ilçesi Boyalık Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, ormanlık arazide dolaşan Doğan Kibar isimli vatandaş, yerde hareketsiz duran flamingoyu fark etti. Yakından kontrol eden vatandaş, flamingonun kanadının kırık olduğunu fark etti. Kanatlarındaki renklerden dolayı dikkat çeken flamingoyu bir süre takip ettikten sonra uçamadığını fark edince belediye ekiplerine ihbarda bulundu. Arnavutköy Belediyesi’ne bağlı ekipler gelerek flamingoyu teslim aldı ve belediyeye ait sahipsiz hayvan barınağında müdahalelerinin gerçekleştirileceği öğrenildi. Tedavisi tamamlanan flamingonun sonrasında Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğüne teslim edileceği öğrenildi. "Flamingoyu ilk defa gördüm" Flamingoyu görünce şaşırdığını belirten Doğan Kibar, "Doğa koruma ekiplerine haber verdik. İnşallah kanadı iyileşir ve tekrar doğaya bırakılır. Buralarda leylek görüyorduk ama flamingoyu ilk defa gördüm. Kanatlarının kırmızı olması müthiş bir güzellik. Daha önce flamingoları uçarken görmüştüm ama bu kanadı kırık olduğu için düşmüş" dedi. (BT-RU