GÜNDEM - 19 Mayıs 2015 Salı 09:45

Ermeni çeteleri tarafından katledilen Miralay Halil Ağa anıldı

A
A
A
Ermeni çeteleri tarafından katledilen Miralay Halil Ağa anıldı

Muş ve bölgesinde, Ermeni çetelerine karşı 1900’lü yıllarda bölge halkını savunan Miralay Halil Ağa, katledilişinin 100'üncü yılında mezarının başında anıldı.

Hasköy ilçesindeki Miralay Halil Ağa’nın kabri ziyaret edildi. Köylülerle birlikte türbe başında Kur’an-ı Kerim okuyan Halil Ağa'nın torunu, 1915 Olayları Muş İl Formatörü Tarihçi Mehmet Nuri Çelik, Ermeni mezalimini anlattı. Ermeni sorununun Osmanlı-Rus Savaşı sonrası azınlık hakları bahane edilerek başlatıldığını ifade eden Mehmet Nuri Çelik; şöyle konuştu: "Ermeni soykırımı olarak lanse edilen ve yüzyıldır başımıza bela olan Ermeni meselesi, aslında 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile azınlık hakları bahane edilerek başlatılmıştır. Savaş sonrası Osmanlı yenilgisinin ardından Ruslar ve Ermeniler büyük çeteler halinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya gelerek halka zulüm ve katliamlar yapmıştır. Özellikle Kevork ve Serop adındaki çete reisleri bu bölgede ciddi katliam yapmışlardır. Ermenilerin paşası olarak adlandırılan Antranik (Antranik Çelebyan) kitabında yapılan bu katliamları tek tek anlatıyor."

"HALİL AĞANIN ÖLDÜRÜLMESİ ANTRANİK PAŞANIN HATIRALARINDA ANLATILIYOR"

Müslümanlara soykırım yapıldığını dile getiren Çelik; sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu bölgede Ermeni katliamı değil Müslüman katliamları yapılmıştır. Kesinlikle Müslümanlar soykırıma uğramıştır. Biz belgelerle konuşuyoruz, kesinlikle afakî bir şey söylemiyoruz. Antranik Paşa'nın hatıralarına baktığımızda bunları görebiliyoruz. Rupen ve Garo Sasuni kendi kitaplarında Derminosyan Bir Ermeni Devrimi Hatıratları adlı kitabında ve Levon Lüleciyan Antranik’in anlatımıyla Arak Manastırı baskını ve Halil Ağa'nın öldürülmesi ile ilgili kitabında bunlar uzun uzun anlatılmaktadır. Özellikle Ermeni çete reisi Serop’un bu bölgede binlerce insanı katlettiği ve bunları ciddi manada Ermeniler katlediliyor gibi Avrupa’ya yayın yaparak kamuoyu algısı oluşturmaya çalıştılar. Bu çete reislerine karşı Halil Ağa büyük bir mücadele vermiştir."

"HALİL AĞA OSMANLI MİRALAYI"

Halil Ağa’nın Osmanlı Miralayı olduğunu ve aynı zamanda Garzan bölgesinin de hem lideri hem de ağası olduğunu kaydeden Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sadece Ermeni çetelerine karşı ciddi mücadelelerde bulunmuştur. Kesinlikle hiçbir Ermeni sivil vatandaşa zarar vermemiştir. Halkın huzurunun bozulmaması için elinden geleni yapmıştır. Serop, Halil Ağa ile girdiği çete savaşlarının birinde öldürülmüştür. Serop’un öldürülmesinin ardından bölge halkı rahat bir nefes almıştır. Serop’un yine Antranik Çelebyan’ın kitaplarında 1898 yılında Bitlis’in Bopşan köyünde onlarca asker ve sivil katliamı yaptığı anlatılmaktadır. Yapılan bu katliamların destansı bir şekilde kahramanlığa dönüştüğü bu kitaplarda aynı zamanda Arap manastırında 550 askerimizin şehit edildiği de yazılıyor. Antranik Paşa, kitabının 109. sayfasında Sason ve bölgesinde bin 200 Ermeni silahlı çetesinin bulunduğunu, bu çetelerin yaptığı katliamlar anlatılmaktadır. Kitabın kan dondurucu ve en önemli yeri 112. sayfadaki yazılanlardır. Antranik kendi hatıratlarında; ‘Dünya kamuoyunda Ermeni katliamı yapılıyormuş gibi bir algı oluşturmak için 7 bin sahte isim uydurulmuş. Türkler ve Kürtler Ermenileri katlediyor diye tüm elçiliklere gönderdik. Elçiliklerde gerçekten böyle bir şey varmış gibi tüm dünyaya yaydılar. Bu şekilde bizim yaptığımız katliamlar aslında onların yaptığı bir katliam gibi dünyaya duyuruldu' demektedir. Ermeni soykırımı var mı? Yok mu? diyebilmek için 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı halk arasında ‘93 Harbi’ diye bilinen savaştan sonrasının ele alınması gerekir. Öncelikle çetelerin bu bölgede katliamlarını göz önünde bulundurmadan, bizim toplu mezarlarımız açılmadan ve bu bölgede Müslümanlara yapılan katliamları kamuoyuna paylaşmadan Ermeniler katledilmiş diyemeyiz. Halil Ağa buralarda ikamet eden yüzlerce Ermeni vatandaşını korumuştur. Bu bölgede Ermenilere kesinlikle zulüm ve katliam yapılmamıştır. Sadece bu bölgede Ermeni çeteleriyle mücadele edilmiştir. Zaten bu çetelerde buraya, buralardaki insanların namusunu, mallarını ve arazilerini zapt etmek için gelmişlerdir. Burada ciddi anlamda fedakârlık yapılarak onlarla mücadele edilmiştir. Binlerce şehit verilmiş ve Halil Ağa bunlardan biridir. Halil Ağa’nın bu başarılarından dolayı kendisine 2. Abdulhamid tarafından beyaz altından yapılmış bir madalya takdim edilmiştir. Kültür Bakanlığı’yla yaptığımız incelemeler ve Antranik’in kendi kitabında Antranik, Halil Ağa’nın bu başarısını duymuş, Ermenistan ve Rusya’dan getirdikleri büyük bir çete ile pusu kurup Halil Ağa’yı şehit etmiştir deniliyor. Halil Ağa’nın elbiselerini ve madalyasını almıştır. Antranik bu madalyayı alıp kendisine takmıştır. Yaptığımız araştırmalar neticesinde bu madalyanın Taşnak-Hınçak komitesince Cenevre arşivinde bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca bu madalyayı istedik.”

"BİZ KENDİ ŞEHİTLERİMİZE DEĞER VERMEMEKTEYİZ"

Her yıl Halil Ağa'yı halkın mezarı başında andığını vurgulayan Çelik, şunları söyledi: "Bizim istediğimiz sadece Halil Ağa’nın kendisine layık bir şekilde burada şehitlik anıtı yapılması. Ermenistan’da katliam yapan Antranik ve Serop gibi insanların anıtları yapılmaktadır ama biz kendi şehitlerimize değer vermemekteyiz. Bu değeri vermediğimiz için şu an Avrupa bu konuda üstümüze gelmektedir. Böylece herkesin gözünde sanki biz katliam yapmışız algısı uyanmaktadır. Biz eğer kendi şehitlerimize ve ecdadımıza değer verirsek ne Almanya ne Fransa ne de Rusya gibi ülkelerin hiçbiri bize Ermeni katliamı iftirasında bulunamaz."

"BÖLGEDE YÜZ BİNLERCE MÜSLÜMAN KATLEDİLDİ"

Cumhurbaşkanlığı ve Muş Valiliğinden Halil Ağa için anıt yapılmasını istediklerini kaydeden Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "İstediğimiz bu katliamla ilgili arşivlerin gün yüzüne çıkarılması ve kendi şehitlerimize değer vermek. Biz, kendi değerlerimize sahip çıkmadığımız müddetçe sürünmeye devam eder ve diğer ülkelerin baskılarına boyun eğmek zorunda kalırız. Bu bölgede yüz binlerce Müslüman katledilirken ve kimse sesini çıkarmazken sadece buradaki halkın huzuru için çetelerle savaşanların katliam yapmış algısı oluşturmaya çalışıyorlar. Biz tarihçiler olarak Müslümanlara karşı yapılan bu katliamların devlet arşivlerinden gün yüzüne çıkmasını istiyoruz. Televizyonlarda, köşe yazılarında, medyada ‘Ermeni katliamı yapılmış’ demek kolay, ancak bu bölgeye gelip Ermeni mezalimini görmeden şehit edilmiş binlerce insanın topraklar altında olduğunu görmeden konuşmak farklıdır. Biz böyle görmeden bilmeden konuşanların buralara gelip araştırma yapmalarını sonra konuşmalarını istiyoruz." 

Halil Ağa’nın torunu 85 yaşındaki Zümrete Çelikoğlu ise, dedeleri ve büyüklerinden öğrendikleri kadarıyla Ermenilerin Müslümanları şehit ettiğini ifade etti. Türbeyi ziyaret edenler Kur’an-ı Kerim okuyup dualar etti.

ŞAHİN ŞAHİN 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Artvin Arhavi’de "Kitap Yolu" yürüyüşü Artvin’in Arhavi ilçesinde Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Kitap Yolu Yürüyüşü ve Açık Hava Okuma Etkinliği", yoğun katılımla gerçekleştirildi. Bu kez bir protesto yürüyüşü değil, kitap okuma farkındalığı için caddeye çıkan binlerce kişi, ellerinde kitaplar ve pankartlarla yürüdü. Arhavi Nermin Çarmıklı 100. Yıl İlçe Halk Kütüphanesi tarafından "İyileştiren Kütüphaneler" temasıyla organize edilen etkinlik, Arhavi Merkez Yeni Camii önünde başladı. Programa Arhavi Kaymakamı Burak Çimşir, İlçe Milli Eğitim Müdürü Aytaç Akgümüş, daire amirleri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Okumak özgürlüktür", "Oku kendini bul", "Kitap ruhun ilacıdır" yazılı dövizler taşıyan katılımcılar, sloganlar eşliğinde cadde boyunca yürüyerek "Kitap Yolu" oluşturdu. Renkli görüntülere sahne olan yürüyüş, ilçe genelinde büyük ilgi gördü. Yürüyüşün ardından Tavşanlı Parkı’nda kurulan açık hava okuma alanında katılımcılar kitap okuyarak etkinliğe devam etti. Çocuklardan yetişkinlere kadar her yaştan vatandaş, açık havada kitap okumanın keyfini yaşadı. Etkinlikte konuşan Arhavi Kaymakamı Burak Çimşir, bu yıl etkinlikleri daha geniş katılımla gerçekleştirdiklerini belirterek "Teknoloji bağımlılığına karşı kitap okuma alışkanlığını güçlendirmek istiyoruz. Bu yıl yürüyüş programını da ekleyerek farkındalığı artırmayı amaçladık. Katkı sunan tüm kurumlara teşekkür ediyorum" dedi. Arhavi Belediye Başkanı ise kitap okuma alışkanlığının önemine dikkat çekerek "Kitap okumanın yaşı yoktur. Bu tür etkinliklerle özellikle gençlerimizi teknoloji bağımlılığından uzaklaştırmayı ve kitap sevgisini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Diyarbakır’da yeşil dönüşüm: 5 bin ağaç dikildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, bir yılda 5 bin 16 ağacı toprakla buluşturup 6 bin 930 fidanı ücretsiz dağıtarak kentin yeşil dönüşümünü güçlendirdi. Büyükşehir Belediyesi, kentte ekolojik dengeyi gözeten, su verimliliğini esas alan ve sürdürülebilir yeşil alan üretimini önceleyen park ve bahçeler politikası doğrultusunda çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla sürdürüyor. İklim krizi ve kuraklık riskine karşı dirençli bir kent oluşturmayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, bitki üretiminden peyzaj düzenlemelerine kadar uzanan süreçte yerel türlerin korunması, su tüketimini azaltan uygulamaların yaygınlaştırılması ve kamusal yeşil alanların artırılması yönünde projeleri hayata geçiriyor. Bu yaklaşım çerçevesinde yürütülen çalışmalar, yalnızca kentin estetik görünümünü güçlendirmekle kalmayıp aynı zamanda ekolojik yaşamı destekleyen, doğayla uyumlu ve uzun vadeli bir yeşil dönüşüm perspektifini de ortaya koyuyor. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı da bu kapsamda çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Yenişehir ilçesi Şilbe TOKİ’de bulunan Fidanlık ve Ağaçlandırma Şube Müdürlüğü seralarında yetiştirilen İran çamı ve mavi selvi fidanlarının yanı sıra temin edilen diğer ağaçlarla kentin yeşil dokusu her geçen gün zenginleştirildi. Belirlenen takvim dâhilinde toplam 5 bin 16 ağaç toprakla buluşturuldu. Su verimliliği politikası tür seçimini belirledi Büyükşehir Belediyesinin su varlıklarını koruma politikası çerçevesinde ekipler, kuraklığa dayanıklı ağaç türlerini tercih etti. Bu kapsamda dikim çalışmalarında su tasarrufu sağlayan türlere öncelik verilerek sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde yoğun bir çalışma yürütüldü. Ağaçlandırma çalışmalarında ekipler, mavi selvi, çınar yapraklı dut, alev, süs armudu, oya, zakkum ve diş budak gibi türlerden oluşan 5 bin 16 ağacı toprakla buluşturdu. Peyzaj düzenlemelerinde kentin trafik ve yaya yoğunluğunu da göz önünde bulunduran Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, her güzergahı ayrı ayrı değerlendirerek bölgenin yapısına uygun ağaç tasarımları oluşturdu. Geniş yapraklı ağaçlarla gölgelik alanlar artırıldı Kentteki hava sıcaklıklarını dikkate alarak daha fazla gölgelik alan oluşturmayı hedefleyen Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, cadde, bulvar ve sokakların dokusuna uygun geniş yapraklı ağaçların dikimine öncelik verdi. Peyzaj çalışmalarını özellikle yeni imar alanlarında yoğunlaştıran ekipler, kavşak, refüj ve kaldırımlara ağaç dikimi gerçekleştirdi. Güvenlik standartları gereği kavşak noktalarında yaya ve araç görüş açısını kapatmamak adına özellikle bodur ağaç türleri tercih edildi. Kentin iklim şartlarına en uygun türleri seçen Büyükşehir Belediyesi, kamu kurumlarının, ilçe belediyelerinin ve vatandaşların taleplerini de geri çevirmedi. Bu kapsamda üretilen İran çamı ve mavi selvi fidanları kentin dört bir yanında farklı alanlarda değerlendirilmek üzere ücretsiz dağıtıldı. Fidan dağıtımı faaliyetleri kapsamında Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı; ilçe belediyeleri ve kamu kurumlarına 2 bin 925, vatandaşlara ise 4 bin 5 adet olmak üzere toplam 6 bin 930 fidanı ücretsiz olarak teslim etti. Kendi bünyesinde ürettiği ve dışarıdan tedarik ettiği bitkilerle kenti güzelleştirmeye devam eden Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, ağaçlandırma çalışmalarını sürdürmeye devam edecek.
İstanbul Deney hayvanları için yenilikçi buluş: Yerli ve milli sistem tescillendi Türkiye’de bilimsel araştırma altyapısına katkı sağlayacak yerli ve milli bir sistem daha geliştirildi. Biruni Üniversitesi bünyesinde geliştirilen, deney hayvanlarında güvenli tutuş, sabitleme ve eş zamanlı fizyolojik ölçüm yapılmasını mümkün kılan cihaz, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescil edildi. 23 Mart itibarıyla yürürlüğe giren tescil ile buluş, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 10 yıl süreyle koruma altına alındı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Tarık Mecit, geliştirdikleri sistemin bilimsel araştırmalarda önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Mecit, deney hayvanlarıyla yürütülen çalışmalarda sabitleme ve fizyolojik ölçümlerin çoğunlukla ayrı sistemlerle yapıldığını ifade ederek, "Mevcut cihazlar genellikle yalnızca mekanik sabitlemeye odaklanmakta, fizyolojik veri toplama kapasitesi ise sınırlı kalmaktadır. Bu durum ölçüm hatalarına ve deneysel varyasyonun artmasına neden olabilmektedir" dedi. Sabitleme ve ölçüm tek platformda birleşti Geliştirdikleri sistemin bu sorunlara çözüm sunduğunu vurgulayan Dr. Mecit, cihazın sabitleme ve ölçüm süreçlerini tek platformda birleştirdiğini kaydetti. Dr. Mecit, "Çift kapaklı ve ayarlanabilir sabitleme mekanizması ile hayvanın güvenli immobilizasyonu sağlanırken, PPG tabanlı sensörler sayesinde kalp atış hızı, oksijen satürasyonu ve vücut sıcaklığı eş zamanlı olarak ölçülebilmektedir. Kablosuz veri aktarımı ile de gerçek zamanlı izleme ve kayıt imkânı sunulmaktadır" diye konuştu. Hayvan refahını destekleyen tasarım Şeffaf ve havalandırmalı yapının hayvan refahını desteklediğini ifade eden Dr. Mecit, esnek devre teknolojisi sayesinde farklı boyutlardaki deney hayvanlarına uyum sağlanabildiğini belirtti. Bu özelliklerin ölçüm doğruluğunu artırırken operatör kaynaklı hataları da minimize ettiğini dile getirdi. Bilimsel araştırmalara güçlü katkı Bilimsel araştırmalara katkısına da değinen Dr. Mecit, sistem sayesinde deneysel verilerin daha güvenilir ve standardize hale geleceğini söyledi. Dr. Mecit, "Hareket artefaktlarının azaltılmasıyla daha doğru fizyolojik veriler elde edilecek, çoklu parametre ölçümü ile bütüncül değerlendirme yapılabilecek. Bu da özellikle farmakolojik, kardiyovasküler ve solunumsal çalışmalar başta olmak üzere birçok alanda önemli katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Etik standartları yükselten yaklaşım Hayvan refahının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Mecit, cihazın 3R prensipleri kapsamında özellikle uluslararası etik şartlara katkı sunduğunu vurguladı. Dr. Mecit, "Nazik ve kontrollü sabitleme ile stres en aza indirilecek, fizyolojik parametrelerin sürekli izlenmesi sayesinde erken müdahale imkânı sağlanacaktır. Bu da daha etik ve etkin deney süreçlerini beraberinde getirecektir" dedi. Yerli üretimle stratejik kazanım Yerli üretimin stratejik önemine de dikkat çeken Mecit, geliştirilen sistemin dışa bağımlılığı azaltacağını ve maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Mecit, "Bu tür cihazların büyük ölçüde ithal edildiği düşünüldüğünde, yerli üretim araştırma ekosistemimiz açısından önemli bir kazanımdır" diye konuştu. Akademik ekipten önemli başarı Söz konusu faydalı model başvurusu Biruni Üniversitesi adına Dr. Tarık Mecit ve buluşun fikir ortağı Halime Karaman tarafından gerçekleştirildi. Geliştirilen sistemin, üniversite-sanayi iş birliklerine de katkı sağlaması bekleniyor.