EĞİTİM - 17 Mart 2022 Perşembe 10:08

Fidol Okulları Kurucusu Faik Birgül: 'Köy enstitülerinden çok etkilendim'

A
A
A
Fidol Okulları Kurucusu Faik Birgül: 'Köy enstitülerinden çok etkilendim'

Köy enstitülerinden etkilenip eğitim alanındaki faaliyetlerine başladığını anlatan Fidol Okulları Kurucusu Faik Birgül, “Bizim eğitim anlayışımız; kuşların yüzmeye, balıkların uçmaya zorlanmadığı bir eğitim anlayışı. Bireysel farklılıkların dikkate alındığı, iş birlikçi ve yeniden kurmacı bu sistemde yavrularımızın çok yönlü öğrenmesine katkıda bulunarak adeta Köy enstitülerinde uygulanan sistemi yeniden hayata geçiriyoruz” dedi.

Finlandiya’nın eğitim sisteminde uygulanmakta olan eğitim programını uygulayan Fidol Okulları’nın Kurucusu Faik Birgül, “Köy enstitülerinden çok etkilendim, bu minvalde bir okul olması için anaokulu kurmakla işe başladım. Şu anda ilkokul ve ortaokul kademelerinde de eğitim veriyoruz. Çok özel bir eğitim anlayışına sahip olduğumuzu söyleyebilirim” ifadesinde bulundu.

“Eğitim alanında uluslararası başarı ödülüne layık olmak çok özel”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu yıl ikincisi düzenlenmiş bulunan Uluslararası Altın Caretta Yaşam ve Başarı Ödülleri Töreni’nde eğitim alanında uluslararası başarı ödülüne layık görülen Faik Birgül, konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu: “2017 yılında Koşuyolu’nda bir anaokulu kurarak faaliyetlerimize başladık. Aslında hedeflerimiz oldukça fazlaydı ve eğitim alanına benimsediğimiz anlayışlara uygun yenilikler getirmek istiyorduk. Açıkçası Köy Enstitülerinden çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Bunun yanı sıra Finlandiya eğitim sistemi de benim için çok değerliydi. Temel olarak bu iki anlayışı Fidol Okullarında bir araya getirdiğimizi söyleyebilirim. Bu nedenle gerçekleştirmiş olduğumuz çalışmaların bir karşılığının olması bizim için gerçekten çok değerli. Bizim eğitim anlayışımız; kuşların yüzmeye, balıkların uçmaya zorlanmadığı bir eğitim anlayışı. Bireysel farklılıkların dikkate alındığı, iş birlikçi ve yeniden kurmacı bu sistemde yavrularımızın çok yönlü öğrenmesine katkıda bulunarak adeta Köy enstitülerinde uygulanan sistemi yeniden hayata geçiriyoruz” İfadelerinde bulundu.

Fidol Okulları Kurucusu Faik Birgül: 'Köy enstitülerinden çok etkilendim'

“Finlandiya eğitim sistemini benimsiyoruz”

Yurtdışında faaliyet gösteren F.E.G.A Dil Okulları’nda benimsedikleri eğitime yönelik de açıklamalarda bulunan Birgül, “Finlandiya eğitim sistemi dünyada çok özel bir yere sahip. Dünyaca kabul görmüş bir başarıya sahip olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanı sıra PISA verilerine göre de son 20 yıla damgasını vurmuş bir eğitim sistemi. Bu nedenle biz de Finlandiya eğitim sistemini benimsedik. Öte yandan 1940 yılında kurulan Köy Enstitüleri de bizim dayanak noktalarımızdan bir tanesi oldu. Ülkedeki eğitim sistemini geliştirebilmek adına çalışmalarımızı belirttiğim hususlara yönelik gerçekleştirdik. F.E.G.A Dil Okulları olarak yurtdışında eğitim vermeye başladık. Kaliteli ve güçlü kadrosuyla eğitim veren bu kurumda çağdaş ve yenilikçi bir eğitim veriliyor. Bulunduğumuz konumda olduğumuz için gerçekten çok mutluyuz” ifadelerinde bulundu.

İngiltere’de yaşamını sürdürmekte olan İş İnsanı Mehmet Nezir Korkut’un bir girişimi olan ve Faik Birgül’ün de ortağı olduğu ACN&FEGA girişimi de çok önemli bir ödüle layık görüldü. Mehmet Nezir ve Faik Birgül, ortak bir açıklamada bulundular: “Yurt dışında eğitim görmek isteyen öğrencilerin hazırlık yıllarında Türkiye’de olmaları ayrıcalığını tanıyoruz. Böylelikle ilk yıl masraftan kurtulmuş oluyorlar. Bu durum, benimsediğimiz modelin yurt dışı eğitim modellerinden ayrılmasını sağlıyor. Öğrencilerimize her durumda öncelik tanıyor, onların yurt dışı eğitimlerini çok daha kolay bir şekilde gerçekleştirmesi için profesyonel destekte bulunuyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Tekirdağ’dan kritik çağrı: Belediyelerde veteriner hekim açığı giderilmeli Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü kapsamında Tekirdağ’da katıldığı Türk Veteriner Hekimleri Birliği programında, belediyelerde veteriner hekim istihdamının artırılması gerektiğini vurguladı. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, sahipsiz hayvanlara yönelik uygulamalarda yaşanan değişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eroğlu, "Bugün 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü. Sahipsiz hayvanların yaşam hakkı, refahı ve korunmasına ilişkin sorumluluklarımızı hatırlatan önemli bir gün. 5199 sayılı kanunda yapılan değişiklikle birlikte daha önce kısırlaştırılıp alındığı ortama bırakılan hayvanlar artık barınaklarda ve bakım evlerinde tutuluyor" dedi. "Veteriner hekim istihdamı şart" Yerel yönetimlerdeki kapasiteye dikkat çeken Eroğlu, "Hayvan sağlığı, hayvan refahı ve hayvan hastalıklarıyla ilgili gerekli yasal ve yapısal düzenlemelerin hayvan ve insan haklarına uygun olması gerekiyor. Bu noktada en önemli konu, yerel yönetimlerde yeterli miktarda veteriner hekim istihdam edilmesidir. Bu alanın doğrudan muhatabı veteriner hekimlerdir. Hayvanların daha sağlıklı, fiziki ve hijyen şartlarda yaşayabilmesi için belediyelerimizin yeterli sayıda veteriner hekim istihdam etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Bütüncül yapı çağrısı" Uzun süredir dile getirdikleri yapısal sorunlara da değinen Eroğlu, "Çok başlılık arz eden bir yapıdan ziyade, hayvan refahını tüm yönleriyle gerçekleştirecek daha bütüncül bir yapının ülkemize kazandırılması gerekiyor. Bu konuda yetkili makamlarla görüşmelerimizi sürdürüyoruz" diye konuştu. "Acı görüntüler son bulmalı" Eroğlu, "Geçtiğimiz günlerde de çok acı görüntüler gündeme geldi. Bugün 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü ama maalesef bu görüntülerden bir türlü kurtulamadık. Artık ülkemizde bu acı, dehşet verici görüntülerin son bulması gerekiyor. Bu gün bir farkındalık günü olmalı. Hayvan hakları ve korunması konusunda eksiklikler tespit edilerek gerekli önlemler alınmalıdır" dedi.
Trabzon TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na memleketinde ilgi 24 yıl aradan sonra gelen Dünya Kupası biletinin gururuyla memleketi Trabzon’a gelen TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, şehirde kahramanlar gibi karşılandı. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, A Milli Futbol Takımı’nın çeyrek asırlık Dünya Kupası hasretine son vermesinin ardından Trabzon’a anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Şehirde büyük bir coşku hakimken, Trabzon halkı başarılı hemşehrilerini bağrına bastı. İlk durak anne ve babasının kabri oldu Hacıosmanoğlu, Trabzon’a ayak basar basmaz ayağının tozuyla ilk olarak anne ve babasının mezarlığını ziyaret etti. Dünya Kupası’na katılma başarısının getirdiği büyük gururu ve mutluluğu ailesiyle paylaşan Başkan, kabir başında dua ederek duygusal anlar yaşadı. Bu vefalı davranış, hemşehrileri tarafından takdirle karşılandı. 2002 yılından bu yana ilk kez Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanan Türkiye’de, bu başarının mimarlarından biri olarak görülen Hacıosmanoğlu, Trabzon sokaklarında yoğun bir ilgiyle karşılaştı. Fotoğraf için uzun kuyruklar oluştu Hacıosmanoğlu ile bu tarihi dönemi ölümsüzleştirmek isteyen Trabzonlular, adeta birbirleriyle yarıştı. Şehrin dört bir yanından gelen futbolseverler, TFF Başkanı ile fotoğraf çektirebilmek birbirleri ile yarıştı. Her yaştan taraftarın yer aldığı kalabalıkta, Hacıosmanoğlu vatandaşların ilgisini karşılıksız bırakmayarak herkesle tek tek ilgilendi ve sohbet etti. Hacıosmanoğlu, "Kendi evimizde, hemşehrilerimizin bu samimi desteğini görmek bizim için en büyük gurur. Bu başarı hepimizin" diyerek, Tabzon’dan aldığı bu büyük enerjiyle Dünya Kupası hazırlıklarına odaklanacaklarını belirtti.
Bursa Bursalı milli sporcu Türkiye birincisi oldu Dünya rekoru sahibi Bursalı paralimpik milli sporcu Aysel Özgan Para Atıcılık Havalı Silahlar Federasyon Kupası’nda 10 metre Havalı Tabanca Büyük Kadınlar kategorisinde birinci oldu. Türkiye Atıcılık Federasyonu tarafından 31 Mart - 02 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen Para Atıcılık Havalı Silahlar Federasyon Kupası, heyecan dolu müsabakaların ardından sona erdi. Dünyanın en başarılı para atıcıları arasında gösterilen milli sporcu Aysel Özgan, 10 metre Havalı Tabanca Büyük Kadınlar kategorisinde birincilik kürsüsüne çıkarak önemli bir başarıya daha imza attı. Müsabakalar sonrası açıklamalarda bulunan Aysel Özgan, başarısının arkasında disiplinli çalışmanın yanı sıra güçlü bir destek mekanizması olduğunu da vurguladı. Sponsoru olan Burtom Sağlık Grubu’na teşekkür eden Özgan, "Her yarışma, uluslararası hedeflerimize giden yolda yeni bir sınav. Ankara’da altın madalya kazanarak kürsüde yer almanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu süreçte sağlığımdan hazırlık evrelerime kadar her an yanımda olan, spora ve sporcuya verdikleri değerle gücüme güç katan Burtom Sağlık Grubu’na ve kıymetli destekleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Bu başarıyı, bana inananlarla paylaşıyorum" dedi. Burtom Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erol Kılıç da Aysel Özgan’ın başarısından duydukları gururu dile getirdi. Dr. Kılıç, "Aysel Özgan, sadece başarılarıyla değil, azmi ve disipliniyle de örnek bir sporcu. Burtom Sağlık Grubu olarak, ülkemizi uluslararası arenada temsil eden ve ay-yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran milli sporcumuzun yanında olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sağlık ve sporun ayrılmaz bütünlüğüne olan inancımızla, Aysel’in daha nice şampiyonluklara imza atacağına yürekten inanıyor ve kendisini kutluyorum" şeklinde konuştu.
Antalya Onu görenler azmine hayran kalıyor: Ayaklarıyla tıraş oluyor, yemek yiyor, para üstü veriyor Antalya’da doğuştan elleri olmayan 69 yaşındaki 2 çocuk babası Mehmet temel, ayaklarını adeta el gibi kullanarak hayatını sürdürüyor. Günlük yaşamda birçok işini ayaklarıyla gerçekleştiren Temel, azmiyle örnek oluyor. Antalya’da yaşayan doğuştan elleri olmayan 2 çocuk babası Mehmet Temel, yıllardır esnaflık yaptığı takı dükkanında boncukları ayakları ile tek tek diziyor. Elleri olmamasına rağmen günlük yaşamında da birçok işini kendi halledebilen Temel, ayaklarıyla tıraş oluyor, yemek yiyor hatta araç sürebiliyor. Sürücü koltuğunda özel tertibatlı aracıyla yıllardır araba kullanan Temel usta şoförleri de aratmıyor. Kaleiçi’ndeki iş yerine geldiğinde ise kepengini açan Temel, takılarını tek tek ayaklarıyla diziyor, cep telefonunu ayaklarıyla kullanıyor ve kahvesini içiyor. Dükkanına gelen müşteriler, alışveriş sonrası para üstünü ayaklarıyla veren Temel’i görünce ise şaşırıyor. Hayatı boyunca çalışarak birçok işte görev aldığını dile getiren Temel, şehir dışına giderek ayakkabı boyacılığı, kaset gibi işler yaptığını aktardı. "Annem beni kazanın altına koyup terk etmiş" Yaşam hikayesini anlatan Temel, doğduğu zaman çevredeki komşularının annesine olumsuz söylemlerde bulunduğunu şu sözlerle aktardı: "Yayla da doğmuşum. Komşular anneme ’bunu öldür başına bela olur. Ne el ne ayak var’ demişler. Beni kazanın altına koymuşlar. Günler sonra babama ’Senin bir oğlun oldu ama kazanın altına koydular’ demişler. Babam anneme ’çocuk nerede’ diye sorunca ’öldü’ demiş. Babam da ’ölüsü nerede’ diye sorduğunda kazanın altında tarlaya koyduğunu söylemiş. Beni bulmak için 6-7 saat yol yürümüş. Babam beni ceketine sarıp çadıra getirmiş. Diğer çocuklardan daha çok önem vereceğini söylemiş." "Sevinçten ağaca çıkmışım" 9 yaşına kadar yürüyemediğini belirten Temel, "Diğer çocukların elleri ayakları var benim niye yok diye sorduğumda hem onları hem kendimi üzüyordum. Annem, babama ’biraz da sen bak ben dayanamıyorum’ demiş. Babam da beni alıp elma bahçesine bir çadıra kurmuştu. Her gün orada babamla kalıyorduk. Orada otururken bir şeyler oldu ve yürüyebiliyordum. Sevinçten oradaki ağaca çıkmışım. Sevinçten çığlık atıyormuşum. Halbuki o ağaca çıkamam ama sevinçten çıkmışım" diye konuştu. "Elim ayağım araba" Temel, araç kullanmanın hayatında önemli bir yerde olduğunu aktararak, "Her şeyi yapacağım aklıma gelirdi ama araba kullanacağım aklım gelmezdi. 50 senedir özel tertibatlı araba kullanıyorum. Bu sene ehliyetin değişmesi gerekiyormuş fakat şuanda değiştiremedim. Benim elim ayağım araba. Ehliyetimin yenilenmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. "Müşterilere ayağımla para verip alırken şaşırıyorlar" Ayakları ile para uzatan Temel müşterilerinin şaşkınlığı ise şu sözlerle anlattı: "Müşterilere ayağımla para verip alırken şaşırıyorlar, onlar da şok oluyor, kamera şakası sanıyorlar. Bir zamanlar İstanbul’da gişe memuruna ayağımla para uzattım şok oldu, ’el miydi ayak mıydı’ dedi. Kamera şakası dedim" diye konuştu. "Elimi ayağımı sana vereyim baba" Hayatında en çok iz bırakan anlardan birini anlatan Temel: "Bir zamanlar 4 yaşındaki kızım ile mutfakta otururken bana ‘Baba neden elin ayağın yok?’ dedi. ’Allah böyle yaratmış’ dedim kızım da "bir elimi bir ayağımı kesip sana vereyim" dedi. Hayır deyince bu sefer "iki elimi iki ayağımı sana vereyim" dedi ve ben orada koptum" ifadelerini kullandı.