DÜNYA - 13 Şubat 2026 Cuma 12:44 | Son Güncelleme : 13 Şubat 2026 Cuma 12:49

Fuat Oktay: "Yaptırımlarla alakası olmadığı için hızla geliştirip yolumuza devam edebiliriz"

A
A
A

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, ABD temaslarının ardından Washington Büyükelçiliği'nde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, görüşmelerde KAAN motorlarının üretiminin de gündeme geldiğini belirterek, "Görüşmelerde odaklandığımız ana konu KAAN motorlarıydı. Yani F-110'lar, F-16'nın motorları aslında bunlar. Bununla ilgili biz zaten kendi motor çalışmamımızı yaptığımızı, bunun da 3-5 yıl içerisinde zaten tamamen kendi motorlarımızı kullanabileceğimiz aşamaya geleceğimizi açıkça da ifade ettik. Bu motorların gerek CAATSA gerekse diğer boyuttaki NDIA boyutundaki yaptırımlarla uzaktan yakından hiçbir alakası olmadığı için çok daha hızlı bir şekilde bunu geliştirip yolumuza devam edebiliriz ve burada ortak da hareket edebiliriz" dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay başkanlığındaki heyet, ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu'nda gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Washington Büyükelçiliği konutunda basın mensuplarıyla buluştu. Oktay, Kongre temaslarını özetlerken gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Toplantıya TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden Ankara Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, İstanbul Milletvekili Ziya Altunyaldız ve Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da katıldı. Komisyon üyesi Oğuz Kaan Salıcı'nın bir görüşmenin ardından Münih'teki toplantıya katılmak üzere heyetten ayrıldığını söyleyen Oktay, görüşmelerde hem ikili ilişkilerin ana başlıklarını hem de Türkiye'nin bölgesel tezlerini anlattıklarını belirtti.

"Kongre'de görüşmelerimiz iki kanatta da yoğunlaştı"

Komisyon Başkanı Fuat Oktay, heyetin Washington ziyaretinin ana ekseninin Kongre ayağı olduğunu vurgulayarak, "Son birkaç gündür görüşmelerimiz yoğun olarak devam ediyor. Özellikle dün ve bugün çok yoğun şekilde kongrede görüşmelerimiz odaklandı" dedi. Oktay, Senato ve Temsilciler Meclisi düzeyinde temasların sürdüğünü belirterek, "Hem Senato boyutuyla, kongrenin iki kanadıyla birlikte hem de temsilciler meclisi boyutunda" ifadesini kullandı. Ziyaretin temel hedefini net bir çerçeveyle anlatan Oktay, Türkiye-ABD ilişkilerinde liderler ve hükümetler düzeyinde devam eden olumlu atmosferin, Kongre'de de güçlendirilmesini istediklerini belirtti. Oktay, "Bizim buraya gelişte bir amacımız vardı. Amacımız da gerek devlet başkanları nezdinde Türkiye ve ABD arasında, Cumhurbaşkanımız ve Trump arasındaki devam eden pozitif gündemle devam eden bir ilişki ve aynı zamanda hükümetler nezdinde, tüm bakanlıklar nezdinde yoğunlaşan bir çalışma. Bu pozitif gündemi biz kongre boyutuna da taşımayı arzu ettik. Özellikle Türkiye'nin tezlerini çeşitli konularda hem bölgesel konularla alakalı hem de ikili ilişkileri Kongre boyutuna da taşımayı arzu ettik. Bu çerçevede bugün buradaydık. Yani burada bir pozitif gündemi yakalayalım ve ilişkileri daha da ileri aşamaya getirmeyle alakalı Kongre'de bekleyen veya muhtemelen gündeme gelen konularla alakalı da Türkiye lehinde adım atılmasına yönelik bizim Meclis olarak da Komisyon olarak da katkılarımızı burada yoğunlaştırmak istedik" dedi.

"Suriye'de merkezi hükümet güçlenmeli, entegrasyon sağlanmalı"

Oktay, görüşmelerde bölgesel krizlerin geniş yer tuttuğunu belirterek, "Bölgesel ilişkiler noktasında Suriye'de birlikte çalışıyoruz ABD'yle. Suriye'de özellikle son dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde devam eden gelişmeleri hep birlikte izledik. Orada SDF ile Eş Şara hükümeti arasında yapılan anlaşmanın sağlıklı bir şekilde sahada uygulanması ve tam entegrasyonu sağlanması noktasında Türkiye olarak yaklaşımı buraya da ifade ettik. Burada da ortak bir tavrın olduğunu görüyoruz. Yani merkezi hükümetin daha güçlenmesi gerektiğini, gerek etnik, gerekse inanç boyutundaki farklılıklardan kaynaklanan ayrışmadan ziyade aslında bütünleşmenin hem Suriye ama Suriye nezdinde de tüm bölgesel barışa, kalkınmaya ve bölgesel istikrara katkı vereceğini, aslında bunun da hem bölge ülkeleri ama aynı zamanda da küresel boyutta da katkısı olacağını, bunun ABD için de aynı şekilde bir kazan kazan ilişkisi olduğunu ifade ettik. Karşılığında muhataplarımızla benzer bir yaklaşımın olduğunu gördük. Biz bunu şu temele de oturtuyoruz aslında. Bölgesel sorunlara, bölgesel sahiplenmenin ve bölgesel çözümler üretmen diye ifade ettiğimiz Türkiye'nin yaklaşımıyla Trump yönetiminin yaklaşımı arasında bir yakınlaşma, bir bütünleşme olduğunu görüyoruz. Yani burada da gerek Avrupa gerekse Orta Doğu'daki ilişkilere veya diğer bölgelerdeki ilişkilere baktığınızda Trump yönetiminin de bütün her şeyi bize bırakmaktan ziyade artık bölgesel aktörlerin kendi sorunlarını üstlenmeleri ve kendi sorunlarını çözmeleriyle alakalı sorumluluk almaları, dolayısıyla kendilerinin de buna destek vermelerinin en daha uygun olacağı yaklaşımdır. Türkiye olarak da biz aynı şeyi sanıyoruz ve Türkiye olarak biz bunu aslında Suriye'de de uyguladık. Bu yaklaşımın sonuç verdiğini gördük Suriye'de. Şimdi İran noktasında aynı yaklaşımı Türkiye olarak sergiliyoruz. Bunun da bir karşılığı olduğunu görüyoruz" dedi.

"Suriye, görüşmelerdeki gündeme gelen bir konu"

Oktay, Suriye'de sadece siyasi ve askeri başlıkların değil, ekonomik toparlanmanın da gündeme geldiğini aktardı. Görüşmelerde, "bankacılık sektörü ve altyapı" konularının özellikle muhataplar tarafından gündeme getirildiğini söyleyen Oktay, "Görüşmelerdeki gündeme gelen bir konu, bu bize ifade edilen bir konuydu. Özellikle bankacılık sektörü ve altyapı ile alakalı elektrik, su ve benzeri altyapı ile alakalı bir an önce Suriye'nin ayağa kaldırılmasının, bölgesel istikrara da Suriye'nin kaldırılması boyutuna ve birlikteliğinin sağlanması ile alakalı da merkezi hükümetin güçlenmesi anlamında da katkı vereceğini ifade ettiler. Aslında Türkiye olarak da biz bunu yapıyoruz. Hükümetler nezdinde Cumhurbaşkanımızın aslında başkanlığında ama tüm ilgili bakanlarımızın muhataplarıyla görüşerek, tüm ilgili kurumlarımızın muhataplarıyla görüşerek kendi alanlarında bir iş birliği devam ediyor. Zaten hatırlarsanız Azerbaycan'dan gelen yine ilk aşamada da doğalgazın Suriye'ye, Türkiye üzerinden ulaştırılması da söz konusu olmuştu. Burada yine birlikte çalışacağımızı ifade ettik, bir mutabakatın olduğunu gördük" diye konuştu.

"Terör örgütleri Kürtleri temsil etmiyor"

Oktay, "Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge" hedefinin Irak ve Suriye boyutuyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Oktay, "Irak noktasında yine Türkiye'deki terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge boyutunda yürütülen özellikle Türkiye alakalı da bunun tabii ki Suriye boyutunda Irak ve İran boyutundaki PKK'nın uzantılarının da bir bütün olarak çözülmesinin bölge istihbarına katkı sağlayacağıyla alakalı bu görüşlerimizi ifade ettik ve terör örgütlerinin bir Kürtleri temsil etme noktasında, Kürt kardeşlerimizi temsil etme noktasında da buradaki yanlış algının düzeltilmesine yönelik tezlerimizi de yine ifade ettik. Zaten Türkiye olarak Suriye'de de olsun, diğer yerlerde de olsun, yine Kürt kardeşlerimizin oradaki demokratik haklarla ve kimliklerinin kazanılmasıyla alakalı yoğun çalışmalar da zaten meyvesini vermiş durumda. Türkiye'de şu anda yine meclis çatısı altında da aynı şekilde Cumhurbaşkanımızın da yine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de bu konudaki aldıkları inisiyatifle çok ciddi çalışmalar devam ediyor. İnşallah bunu da başarıyla sonuçlandıracağız. Bir şekilde bu çalışmaları kongre boyutunda da ifade etme fırsatı bulduk" dedi.

Azerbaycan-Ermenistan

Oktay, Azerbaycan-Ermenistan hattında ulaşılan uzlaşım metninin anlaşmaya dönüşmesinin, "bölgesel istikrarın geliştirilmesine katkı vereceği" değerlendirmesini yaptı. Bunun sadece Türkiye-Ermenistan normalleşmesine değil, daha geniş ölçekte Türk dünyasıyla entegrasyon ve ekonomik potansiyelin harekete geçmesine de zemin oluşturacağını söyledi.

"Gazze gündemimizdeki bir başka konuydu"

Gazze gündeminde Türkiye'nin rolünü anlattıklarını belirten Oktay, "Gazze gündemimizdeki bir başka konuydu. Gazze'de de Türkiye olarak hem barış kurulunda olduğumuzu hem yürütme kurulunda olduğumuzu ama onun ötesinde Türkiye'nin aslında yerelde özellikle barış anlaşmasıyla alakalı birinci aşamanın hayata geçirilmesi noktasında yani birinci aşamadan ateşkesle birlikte başlayan ve insani yardımların sahaya sürülmesi ve refah kapısının sınırlı da olsa açılmasıyla başlayan süreçte, ki Filistin yönetiminin oluşturulması yine oluşturulacak uluslararası güvenlik gücü ve onun eğiteceği polis gücünün harekete geçmesiyle birlikte iç güvenliğinin sağlanmasıyla Hamas'ın silahsızlandırılması olması diğer tarafta. Burada Türkiye'nin rolünün ne olduğunu anlatmaya çalıştık. Çünkü önceden burada bir ayrıştığımız bir nokta vardı Kongre ile bizim aramızda, Türkiye'nin Hamas'a yaklaşımıyla alakalı. Buna da tekrardan anlatma fırsatımız oldu. Zaten gördüğümüz kadarıyla burada herkes de bunun Türkiye'nin yaptığı, verdiği katkının farkında ve bu da yine mutlu olduğumuz boyut" dedi.

"(KAAN motorlarının üretimi) Kendi motorlarımızı kullanabileceğimiz aşamaya geleceğimizi ifade ettik"

Oktay, görüşmelerde odak başlıklardan birinin KAAN motoru olduğunu belirterek F-110 motorlarını hatırlattı. Türkiye'nin kendi motorunu geliştirme sürecine de değinen Oktay, "Buna da odaklandığımız ana konusu, ana konu KAAN motorlarıydı. Yani F-110'lar, F-16'nın motorları aslında bunlar. Bununla ilgili biz zaten kendi motor çalışmamızı yaptığımızı, bunun da 3-5 yıl içerisinde zaten tamamen kendi motorlarımızı kullanabileceğimiz aşamaya geleceğimizi açıkça da bunu ifade ettik. Zaten orada da birlikte çalışabileceğimizi açıkça ifade ettik. Ama bu motorların halihazırda gerek CAATSA gerekse diğer boyuttaki NDIA boyutundaki yaptırımlarla uzaktan yakından hiçbir alakası olmadığı için çok daha hızlı bir şekilde bunu geliştirip yolumuza devam edebiliriz ve burada ortak da hareket edebiliriz. Hem Jim Rich'ten hem de Ryan Maskey'den ve diğer görüştüğümüz muhataplarımızda bu konuyla ilgili de son derece aslında pozitif bir geri bildirim aldık. Büyükelçilerimiz bu konu üzerinde çalışacak. İlgili bakanlıklarımız yine konu üzerinde çalışacaklar. Dolayısıyla burada da ümit ediyoruz daha hızlı bir yol alırız" diye konuştu.

Kongre'den Türkiye'ye ziyaret hazırlığı

Oktay, Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Brian Mast'tan gelen geri bildirim üzerine, 2026'da Kongre'den bir heyetin Türkiye'yi ziyaret etmesinin gündemde olduğunu söyledi. Oktay, "Brian Mast bugün tekrar bize bir aldığımız geri bildirimle de zannediyorum 2026 yılında da Dışişleri Komisyonu olarak da Kongre'den bir heyetle Türkiye'yi ziyaret etme konusunda bize de ifade ettiler. Biz de mutlu olacağımızı söyledik, davet ettik. Ümit ediyoruz bu görüşmeler sonraki aşamalarda da Türkiye'nin tezlerinin ve ikili ilişkilerinin gelişmesine, bölgesel istikrarın gelişmesine, bölgede barışın ve refahın gelişmesine katkı sağlaması anlamında fayda verecektir. Biz de Dışişleri Komisyonu olarak olabildiğince, elimizden geldiği kadar en maksimum düzeyde katkı vermeye çalıştık" ifadelerini kullandı.
'KAAN motorları ile ilgili yapılan temaslarda ilerleme sağlanamadığı takdirde başka ülkelerle işbirliği yapılabilir mi' sorusuna Oktay, "Dışişleri Komisyonu olarak parlamenter diplomasi boyutunda böyle bir ilişkiyi gündeme getirmemiz doğru olmaz. Bu hükümetin, ilgili bakanlıklarımızın çalışmaları, ilgili kurumlarımızın çalışmaları. Zaten bununla ilgili birçok proje giriyor. Türkiye'de kendi motorlarımızın üretimiyle alakalı. Yani burada bizim yaklaşımımız ilk etapta bir birlikte üretilmeye bu konulardan ziyade ilk etapta bu motorların satışıyla alakalı Kongre'nin onayının gerçekleşmesi olayı. Bu da yatırımlarla alakası olmadığı için daha hızlı gerçekleşebileceğini düşünüyoruz. Biz oraya odaklandık. Orada da ümit ediyoruz sonuç alabileceğiz diye düşünüyorum" yanıtını verdi. 'Herhangi bir takvim belirlendi mi' sorusunu da cevaplayan Oktay, "Dediğim gibi belirli konularda da daha sistematik bir mekanizmayı oluşturalım noktasında her iki başkanla da özellikle Temsilciler Meclisi Başkanı Brian Mast ile. Burada çok daha oradan başlayarak bu ilişkileri daha da hızlı geliştireceğimizi düşünüyoruz. Burada yoğun bir çalışma takvimine beraber gireceğiz" şeklinde konuştu.

"Türkiye'nin kendi savunma sistemini kurmakla ilgili bekleme şansı yoktu"

Gazetecilerin S-400'lerin geleceğine ilişkin sorusu üzerine Oktay, Türkiye'nin savunma ihtiyacını hatırlatarak, "Bölgedeki zaten gerginliklerin ve bölgedeki hassasiyetin ve öngörülemezliğin, istikrarsızlığın, herkesin farkında. Yani tüm konuştuklarımızı bölgeye baktığımızda savaş ve çatışmanın hakim olduğu bir bölge. Dolayısıyla savunmaya ihtiyacınız olduğu bir aşamada, Patriotların verilmediği bir noktada Türkiye'nin kendi savunma sistemini kurmakla ilgili bekleme şansı yoktu. Dolayısıyla oradaki bir ihtiyaca binaen alınan S-400'lerdi. Dolayısıyla bahane demenin arkasındaki sebep şu, Hindistan da aldı, Yunanistan da aldı, Güney Kıbrıs'ın yönetiminde de vardı. Dolayısıyla oralarda olmayıp da Türkiye'ye olması bu sadece aslında bir konjonktürel bir reaksiyonun veya tepkinin sonucu olarak da değerlendirilebilirdi. Dolayısıyla burada bugün çok daha farklı bir atmosfer var, çok daha pozitif bir ilişki var iki devlet başkanı arasında ve hükümetler arasında bunu gene de bırakabiliriz. Yani S-400'lerle ilgili de zaten her iki hükümet birlikte çalışıyorlar. Kongre de bunun farkında. Bu konunun nasıl çözülebileceğiyle alakalı. Zaten ilgili bakanlıklarımız da bu konuyu çalışıyor. Yani şimdi bize söylenilen konu da şu. Zaten bu Türkiye'de de tüm kamuoyuna da ifade edilmiş durumda. Bu bir defa konulduktan sonra teknik bir konuya dönüşüyor. Bizim söylediğimiz bu siyasi bir konuydu. Yani siyaseten konulmuş bir konu ama bu yaptırımları koyduğunuz andan itibaren teknik bir boyuta dönüşüyor. Ben bunları kaldırabilmem için bir husus var S-400'le ilgili bunu nasıl çözeceğimiz ile alakalı" dedi.
Çözüm arayışının sürdüğünü belirten Oktay, "Bu konuda da şu anda ciddi görüşmeler yapılıyor zaten. İlgili taraflarla da ümit ediyoruz. Burada uygun bir çözüm bulunacak. Bu güvenlik kaygısı olayı da zaten geride kalacak. Biz aslında bunları geride bırakalım, bunun ötesine geçelim istiyoruz" ifadelerine yer verdi.

"Epstein olayı dünyanın utancı"

Toplantıda Epstein dosyalarına ilişkin soru üzerine Oktay, dosyayı "dünyanın utancı" olarak niteledi. Depremde kaybolan çocuklar üzerinden Türkiye'nin hedef alınmasına itiraz eden Oktay, "Epstein olayı dünyanın utancı bir şey. Ve sonuna kadar da takip edilmesi gereken. Bu sadece bir tarafta pedofili boyutu, genç yaşta çocukların istismarı konusu asla kabul edilemeyecek, asla tahammül edilemeyecek bir konu. Zaten Türkiye olarak biz bunda en üst düzeyde hassasız. Bunun deprem ve depremde kaybolan çocuklarla ilişkilendirilmeye çalışılması bence bu samimi bir yaklaşım olmayabilir. Türkiye deprem anından itibaren her bir vatandaşına ve çocukları başta olmak üzere her bir vatandaşının hem hayatta kalması, hayatta olmayanlarla ilgili de bir an önce yıkılan binaların altında çıkarılabilmesiyle alakalı hayatta kalanların da bir an önce geri normale dönmesi ve şehirlerin normale dönmesiyle ilgili de muhteşem bir çalışma yapmıştık. Bütün dünya da bunu yakından takip ediyor. Yani 455 bin konutu siz altyapısıyla, üstyapısıyla birlikte tamamlayıp teslim etmenin kolay olduğunu mu zannediyorsunuz? Bakın iddia ediyorum ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, ne Japonya, ne Avrupa Birliği'ndeki herhangi bir ülkenin bunu başarabilme şansı yok. Dolayısıyla deprem anında da Aile Bakanlığımız başta olmak üzere her bir bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, güvenlik birimlerimiz bunu çok yakinen takip etmiştir. Dolayısıyla bu konuyu getirip hiç alakası olmayan bir şekilde böyle bir dosyayla ilişkilendirip de Türkiye'yi bu işin içerisinde çekmeye çalışmak bence Türkiye'ye haksızlık olur diye düşünüyorum. Bu kadar yapmak çalışmadık. Zaten bununla ilgili herhangi bir delil ve benzeri bir şey olursa da Türkiye sonuna kadar bunun üzerine gider, hiç acımaz hiç affetmez ve bunun birinci derecede de takipçisi Cumhurbaşkanımızın kendisi olur" dedi.

"Bölgedeki bir istikrarsızlığın en az 15-25 yıl sürdüğünü biz Irak'ta, Suriye'de gördük"

Oktay, İran başlığında "barışçıl çözüm" ve "görüşmeler yoluyla çözüm" vurgusu yaparak açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
"İran'la alakalı, dün Netanyahu da buradaydı. Onların da görüşmeleri vardı. Yani bölgedeki barışın önemli olduğunu, sorunların barışçıl yollarla çözülmesi, görüşmeler yoluyla çözülmesi ve konuların mümkünse tek tek ele alınarak aslında daha net çözülebileceğiyle alakalı Türkiye'nin tezini burada bir kez daha ifade ettik. Özellikle de nükleer konusu başlıkta olmak üzere burada Türkiye olarak da üzerimize düşen her türlü katkıyı verdiğimizi ve vermeye de devam edeceğimizi ifade ettik."

Bölgesel krizlerin uzun süreli yıkıcı etkilerine dikkat çeken Oktay, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye'nin niye bu konuda ısrarlı olduğunu muhataplarımıza anlatmamız önemliydi. Çünkü bölgedeki bir istikrarsızlığın en az 15-25 yıl sürdüğünü biz Irak'ta, Suriye'de gördük ve bunun bedelini de Türkiye olarak biz ödedik. Yani bu gerek göç hareketleriyle gerek terör mortundaki oluşan istikrarsız ortamın teröre ortam açmasıyla alakalı ve birçok ekonomik boyutta da dahil faturayı bölge ülkeleri ödüyor. Başta da Türkiye ödüyor. Dolayısıyla bizim buradaki ısrarımız bundan kaynaklandığını ve bölgede artık çatışmaya, daha fazla kan dökülmesine artık bölgenin de tahammülü kalmadığı, bizim de aynı şekilde tahammülümüzün kalmadığı noktasındaki görüşlerimizi ifade ettik."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin soruşturmada firari şüpheli yakalandı İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin soruşturmada hakkında yakalama kararı çıkartılan ve yurt dışında firari olan saha mühendisi, Türkiye’ye giriş yaptığı sırada yakalanarak gözaltına alındı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde önemli görevlerde bulunan emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın 26 yaşındaki oğlu Dorukhan Büyükışık, 13 Mayıs 2018 gecesi doğa yürüyüşü yapmak için evinden ayrıldı. Sabah saatlerinde evinin yaklaşık 600 metre ilerisindeki bir inşaatın istinat duvarı dibinde gencin cansız bedeni bulundu. O dönem yapılan ilk incelemelerin ardından ölüm olayı kayıtlara ‘yüksekten düşme’ olarak geçti. Ancak şüpheli keşifler üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcısı başkanlığında oluşturulan 4 kişilik özel soruşturma ekibi tarafından dosya yıllar sonra yeniden incelemeye alındı. Dosya kasten öldürme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve yalan tanıklık suçları kapsamında derinleştirildi. Genişletilen soruşturmada 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarılarak, 21 Mayıs günü İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. İzmir İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ekiplerinin gerçekleştirdiği baskınlarda zanlılara ait dijital materyallere el konuldu. Gözaltına alınan ve jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen TANYER İnşaat Şirket Ortakları M.M.T. (69) ve M.T.T. (43), inşaat elektrikçisi M.K. (40), şirket güvenlik amiri C.A. (62), şantiye şefi İ.G.E. (40), işçi G.A. (34), depocu H.A. (61), kalıp duvar ustası A.K. (72), proje müdürü O.A.S. (52), olay tarihindeki Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y. (52), tır sürücüsü V.Ş. (46), OYİ Büro personeli Komiser D.A. (36), OYİ Büro personeli Polis D.Ö.Ö. (35), emekli suç önleme personeli polisler F.S. (56) ve H.A. (55), eski grup amiri Komiser H.V. (49), Narlıdere Karakol Amiri İ.K. (59), emekli OYİ Büro personeli polis M.E. (55), operatör B.Ç. (47) ile gece bekçileri T.Ç. (41), H.K. (69), H.A. (77) ve A.G. (77) olmak üzere toplam 23 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yurt dışındaki firari şüpheli Türkiye’ye girerken yakalandı Soruşturma kapsamında haklarında işlem başlatılan ancak yurt dışında oldukları belirlenen 3 firari şüpheliden biri olan saha mühendisi Y.A. (34) için de çember daraldı. Hakkında yakalama kararı bulunan ve bir süredir firari durumda olduğu değerlendirilen Y.A., bugün İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüphelinin Türkiye’ye giriş yaptığı sırada yakalanarak gözaltına alındığı öğrenildi.
Kilis Kilis Valisi Kalaylı: "Bayramda 4 bin 535 kolluk kuvveti görev başında" Kilis Valisi Ömer Kalaylı, Kurban Bayramı öncesinde Küplüce uygulama noktasını ziyaret ederek, yürütülen güvenlik tedbirlerini yerinde inceledi. Görev başındaki kolluk kuvvetleri ile durdurulan araçlardaki vatandaşların bayramını kutlayan Vali Kalaylı, bayramda 4 bin 535 kolluk kuvvetinin görev yapacağını söyledi. Küplüce uygulama noktasında açıklamalarda bulunan Vali Kalaylı, Kurban Bayramı süresince emniyet, jandarma, sağlık, belediye, AFAD, itfaiye, 112 Acil Çağrı Merkezi ve ilgili tüm kurumların vatandaşların hizmetinde olmaya devam edeceğini söyledi. İl genelinde huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla geniş kapsamlı tedbirler alındığını belirten Kalaylı, "Emniyet ve jandarma birimlerimize bağlı 761 ekip ve 4 bin 535 kolluk personelimiz bayram süresince sahada aktif olarak görev yapacaktır" dedi. Şehir giriş ve çıkışları, uygulama noktaları, alışveriş alanları, ibadethaneler, mezarlıklar, otogarlar ve vatandaş yoğunluğunun bulunduğu bölgelerde güvenlik ve trafik tedbirlerinin artırıldığını ifade eden Kalaylı, özellikle bayram yoğunluğuna karşı gerekli tüm planlamaların yapıldığını kaydetti. Vali Kalaylı, Öncüpınar ve Çobanbey hudut kapılarında da gerekli önlemlerin alındığını belirterek, geçici koruma statüsündeki Suriyeli göçmenlerin gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüş süreçlerinin sağlıklı şekilde yürütülmesi amacıyla ilgili kurumların koordineli şekilde çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Kurban satış ve kesim alanlarında hazırlıkların tamamlandığını dile getiren Kalaylı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, belediyeler, veteriner hekimler, zabıta ekipleri ve kolluk kuvvetleri tarafından bayram boyunca denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini söyledi. Vatandaşlara çağrıda bulunan Kalaylı, kurban kesimlerinin yalnızca belirlenen alanlarda yapılmasını, çevre temizliğine dikkat edilmesini ve kurban atıklarının gelişigüzel alanlara bırakılmamasını istedi. Vali Kalaylı, uygulama noktasında durdurulan araç sürücülerine hız kurallarına uyulması ve emniyet kemeri kullanımı konusunda da uyarılarda bulundu.
İzmir İzmir’deki ’33 ölü kedi’ vahşetinde yeni gelişme İzmir’in Buca ilçesinde bir çöp konteynerinde 33 ölü kedinin bulunmasına ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Mahkemece serbest bırakılan veteriner hekim, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının karara itiraz etmesi üzerine yeniden gözaltına alındı. Olay, geçtiğimiz perşembe günü saat 10.00 sıralarında Buca ilçesi Barış Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir çöp konteynerinin içindeki poşetlerde ölü kediler olduğunu fark eden çevre esnafından İlhan Güngör, durumu polise bildirdi. İhbar üzerine olay yerine intikal eden emniyet güçleri, poşetlerin içinde bazıları yavru olmak üzere toplam 33 ölü kedi bulunduğunu tespit etti. Yaşanan vahşetin ardından kedilerin kesin ölüm nedenini ve çöpe kim ya da kimler tarafından atıldığını belirlemek için polis ekiplerince geniş çaplı çalışma başlatıldı. Yapılan titiz çalışmalar neticesinde olayla bağlantısı olduğu belirlenen veteriner hekim H.E., İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan H.E., ’çevreyi kasten kirletmek’ ve ’bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme’ suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Başsavcılığın itirazı üzerine yeniden gözaltı Şüpheli H.E.’nin nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasının ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı karara resmi olarak itiraz etti. Başsavcılığın itirazı üzerine dosya kapsamında yeniden inceleme gerçekleştirildi. İnceleme neticesinde İzmir 55. Asliye Ceza Mahkemesi itirazı haklı bularak kabul etti. Alınan yeni karar doğrultusunda veteriner hekim H.E., polis ekiplerince yakalanarak tekrar gözaltına alındı.
Eskişehir Gürhan Albayrak: "Aşevindeki yetim lokmasına çökenlerden hukuk önünde tek tek hesap sorulacaktır" AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Tepebaşı Belediyesi Nihal İsmail Akçura Aşevi önünde yaptığı açıklamada, "Vatandaşın hayrına bağışladığı o mübarek lokmaları, paravan şirketler üzerinden belediyeye sanki dışarıdan hizmet satın alınmış gibi kat kat şişirilmiş faturalarla ’satmış’ göstererek kamu kaynaklarını yağmalamışlar" dedi. Tepebaşı Belediyesine yönelik yapılan operasyonlar, Türkiye gündeminde geniş yankı uyandırmıştı. Olayla ilgili Tepebaşı Belediyesi Nihal İsmail Akçura Aşevi önünde açıklama yapan AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, "Vatandaşın hayrına bağışladığı o mübarek lokmaları, paravan şirketler üzerinden belediyeye sanki dışarıdan hizmet satın alınmış gibi kat kat şişirilmiş faturalarla ‘satmış’ göstererek kamu kaynaklarını yağmalamışlar" iddiasında bulundu. Bugün bahse konu aşevini kurban bağışı yapmak için aradığını fakat telefonlarının açılmadığını da öne süren Albayrak, "Bugün burada sadece bir siyasi partinin temsilcileri olarak değil, Eskişehir’in vicdanını, yetimin hakkını ve yardımlaşma kültürümüzü savunan evlatları olarak bir aradayız. Tepebaşı Belediyesi’nde yürütülen soruşturma kapsamında ortaya çıkan iddialar hepimizin vicdanını derinden yaralamış, Eskişehir’imiz adına büyük bir utanç vesilesi olmuştur" ifadelerini kullandı. "Kamu kaynaklarını yağmalamışlar" Tepebaşı Belediyesi operasyonundaki ’aşevi’ konusuna da değinin Başkan Albayrak, "Özellikle ’aşevi vurgunu’ olarak hafızalara kazınan o kirli çarkı bir kez daha yüksek sesle hatırlatmak istiyoruz. Dosyadaki somut belgelere ve itirafçı beyanlarına göre sizlerin, hayırsever hemşehrilerimizin bağışlarıyla ihtiyaç sahipleri için pişen aşevi yemeklerine bile göz dikmişler. Vatandaşın hayrına bağışladığı o mübarek lokmaları, paravan şirketler üzerinden belediyeye sanki dışarıdan hizmet satın alınmış gibi kat kat şişirilmiş faturalarla ’satmış’ göstererek kamu kaynaklarını yağmalamışlar. Garibanın kursağından geçecek rızkı, milyonlarca liralık elden nakit trafiğiyle yönetici yakınlarına dağıtan bu zihniyet, insanlığın da ahlakın da bittiği yerdir. Ancak burada çok önemli bir ayrımı Eskişehir kamuoyuna ilan etmek istiyoruz. Bizim mücadelemiz bu şehrin ortak değeri olan aşeviyle değil, o aşevine el uzatan, oradaki tencereye haram katan doymak bilmez zihniyetledir. 3-5 kişinin yaptığı bu organize rezilliğin bedelini yoksul vatandaşlarımız ödememeli, Eskişehir’in o asil ve temiz vicdanı bu kirli ellerle lekelenmemelidir" dedi. "Aşevindeki yetim lokmasına çökenlerden hukuk önünde tek tek hesap sorulacaktır" Albayrak, sözlerine şöyle devam etti: "Biliyoruz ki önümüz Kurban Bayramı. Eskişehir halkı merhametlidir, komşusu açken tok yatmayan insanların şehridir burası. Ancak biliyoruz ki yaşanan bu yolsuzluklar sonrası vatandaşlarımızın zihninde ’Acaba bağışımız doğru yere gider mi?’ şeklinde haklı bir tereddüt oluştu. Tam da bu yüzden, bu tereddütlerin ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın sofrasını eksiltmesine izin vermeyeceğiz. Eskişehir’in evlatları olarak bu bayram kurban bağışımızı aşevine yapacağız. Bu destek, aşevine ve ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza sahip çıkma iradesidir. Buradan şu mesajı net veriyoruz: ‘Bu kurumlar sahipsiz değildir. Hemşehrilerimizin hakkını kimseye yedirmeyiz.’ Biz aşevinin zarar görmesini değil, içindeki o kirli yapıdan arınarak asıl sahiplerine, yani halka dönmesini istiyoruz. Bağışlarımız aşevimize emanettir, ancak bilin ki gözümüz ve devletimizin nefesi de bu sürecin üzerindedir. Milyonluk villalarda sefa sürüp bahçe altına gizli kripto odaları kuranlardan da, aşevindeki yetim lokmasına çökenlerden de hukuk önünde tek tek hesap sorulacaktır."
Edirne Uzunköprü’de 6 gündür eylem yapan madenciler aileleriyle birlikte yürüdü Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde faaliyet gösteren Kiremitçiler Maden Ocağı işçileri, maaş ve tazminatlarını alamadıklarını iddiasıyla aileleri ve çocuklarıyla birlikte yürüyüş yaptı. Polisin uyarılarına rağmen Atatürk Meydanı’na yürüyen işçilerin eyleminin 6 gündür sürdüğü belirtildi. Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde faaliyet gösteren Kiremitçiler Maden Ocağı’nda çalışan işçilerin maaşlarını alamadıkları ve tazminat ödemeleri yapılmadan işten çıkarıldıkları iddiasıyla başlattıkları eylem sürüyor. İddiaya göre uzun süredir maaşlarını alamayan çok sayıda işçi ve aileleri yürüyüş düzenledi. İşçiler ve aileleri, yürüyüş sonrası Atatürk Meydanı’nda toplandı. Polis ekiplerinin uyarılarına rağmen yürüyüşlerini sürdüren işçiler, meydanda basın açıklaması yaptı. İşçiler adına yapılan açıklamada aylardır emeklerinin karşılığını alamadıkları öne sürülürken, Kiremitçiler Grup Madencilik tarafından yapılan açıklamaların sahadaki gerçekleri yansıtmadığı iddia edildi. Grev haklarını kullandıkları gerekçesiyle işten çıkarıldıklarını ileri süren işçilere kıdem ve ihbar tazminatlarıyla ilgili herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı da öne sürüldü. Madencilerin başlattığı eylemin 6 gündür devam ettiği öğrenilirken, işçiler yetkililerden sorunun çözülmesini istedi.