EKONOMİ - 08 Haziran 2021 Salı 12:16

Hasan Kalyoncu Üniversitesi TSE’den 'Güvenli Kampüs Belgesi’ni aldı

A
A
A
Hasan Kalyoncu Üniversitesi TSE’den 'Güvenli Kampüs Belgesi’ni aldı

Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) pandemin ilk dönemlerinden itibaren aldığı önlemler çerçevesinde Sağlıklı ve Temiz Ortamların Geliştirilmesi Belgelendirme Programı’nı tamamladı. HKÜ, böylece Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından verilen ‘Küresel Salgın Bağlamında Güvenli Kampüs Belgesi’ni almaya hak kazandı.

Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ), hayata geçirdiği uygulamalarla pandemi riskini en aza indirerek güvenli kampüs unvanını pekiştirdiği belirtildi. HKÜ, Sağlıklı ve Temiz Ortamların Geliştirilmesi Belgelendirme Programı şartlarını yerine getirerek Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından verilen ‘Küresel Salgın Bağlamında Güvenli Kampüs Belgesi’ni almaya hak kazandı.

"Tescil edilmek gurur verici"
Güvenli bir kampüs olarak tescil edilmenin gururunu yaşadıklarını söyleyen Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli, "Pandemi süresince, yüz yüze eğitimden ödün vermeden çevrimiçi destekli hibrit eğitim modeli ile birlikte eğitime devam ettik. Üniversite olarak her zaman açık, canlı ve yaşayan kampüsümüzle tüm paydaşlarımıza hizmet veriyoruz. Sağlıklı ve Temiz Ortamların Geliştirilmesi Belgelendirme Programı şartlarını yerine getirerek TSE’den ‘Küresel Salgın Bağlamında Güvenli Kampüs Belgesi’ almaya hak kazandık. Başta Sağlık Bakanlığı ile entegre çalışan HES kodu kontrol ve otomasyonu uygulaması olmak üzere aldığımız tedbirler ve etkin uygulamalar sayesinde pandemi sürecinde de eğitim-öğretim ve Ar-Ge faaliyetlerimizi sorunsuz bir biçimde yürüttük. Üniversitemizin bu başarısının tescil edilmesi bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı oldu. Bu kazanımın elde edilmesinde emeği geçen tüm öğrencilerimize, personelimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Faik Güngör Ortaokulu öğretmenlerinden anlamlı ve büyük proje "ona ben yeterim" Yakutiye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Faik Güngör Ortaokulunda öğretmenlerin tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak yürüttüğü "Ona Ben Yeterim" projesi, kısa sürede büyük ilgi gördü. Proje kapsamında, Her bir öğretmen, 10 öğrencisi ile birlikte yıl boyunca farklı zamanlarda çeşitli etkinlikler düzenleyerek öğrencilerin sosyal, kültürel ve kişisel gelişimlerine katkı sağıyor. Okul bünyesinde başlatılan proje, sadece akademik başarıyı değil, aynı zamanda öğrencilerin hayata hazırlanmalarını, sorumluluk bilinci kazanmalarını, özgüven geliştirmelerini ve toplumsal duyarlılık edinmelerini amaçlıyor. Projede yer alan öğretmenler, öğrencilerle birebir ilgilenerek onların gelişim süreçlerine doğrudan destek veriyor. Yıl boyunca planlanan etkinlikler kapsamında; kültürel geziler, sportif faaliyetler, değerler eğitimi çalışmaları, sosyal sorumluluk projeleri, sanatsal etkinlikler ve çeşitli atölye çalışmaları gerçekleştirilecek. Bu etkinliklerin her biri, öğrencilerin hem okul ortamında hem de sosyal yaşamda daha aktif ve bilinçli bireyler olmalarına katkı sağlayacak. Faik Güngör Ortaokulu’nda yürütülen bu anlamlı çalışma, hem öğrenci velileri hem de eğitim camiası tarafından takdirle karşılanırken, proje şimdiden çevrede ses getirmeye başladı. Okul yönetimi ve proje yürütücüsü öğretmenler, yıl boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerle öğrencilerin hayatına dokunmaya devam edeceklerini belirtti. Eğitimde fark oluşturan bu tür çalışmaların artması temennisiyle, Faik Güngör Ortaokulu "Ona Ben Yeterim" projesiyle örnek bir başarı hikâyesine imza atıyor.
Aydın Başkan Gençay: "Üreten belediyecilik anlayışımızla bilinçli nesiller yetişmesine katkı sunuyoruz" Didim Belediyesi, üreten belediyecilik anlayışı doğrultusunda hayata geçirdiği uygulamalarla çocukları erken yaşta tarımla buluşturmaya devam ediyor. Deniz Yıldızları Kreş ve Gündüz Bakımevi öğrencileri, belediyeye ait serada üretilen fidelerle Tarım Parkı’nda uygulamalı bir öğrenme deneyimi yaşadı. Didim Belediyesi Tıbbi Aromatik Bitkiler ve Süs Bitkileri Fidanlığı’nda yetiştirilen marul fideleri, yaklaşık 3 ay önce Tarım Park alanında minik öğrenciler tarafından toprakla buluşturuldu. Öğrenciler, dikimini gerçekleştirdikleri fidelerin bakımını süreç boyunca düzenli olarak üstlenerek büyüme aşamalarını yakından takip etti. Minik öğrenciler, kendi elleriyle ektikleri fideleri sabırla büyüttü. Üç ay süren sürecin sonunda yetişen ürünleri hasat eden çocuklar, emeklerinin karşılığını almanın mutluluğunu yaşadı. Hasat ettikleri ürünleri afiyetle tüketen öğrenciler, üretim sürecini baştan sona deneyimleyerek tarımın temel aşamalarını uygulamalı olarak öğrenmiş oldu. Başkan Hatice Gençay: "Üreten belediyecilik anlayışımızla bilinçli nesiller yetişmesine katkı sunuyoruz" Başkanı Gençay, konuya ilişkin yaptığı açıklamada,"Üreten belediyecilik anlayışımızla yalnızca hizmet üretmiyor, aynı zamanda geleceğin bilinçli bireylerini de yetiştiriyoruz. Belediyemizin seralarında ürettiğimiz fideleri çocuklarımızla buluşturarak onların doğayla bağ kurmasını sağlıyoruz. Bu tür uygulamalı eğitimlerle çocuklarımız hem üretim sürecini hem de tarım kültürünü öğrenmesine katkı sunuyoruz. Gelecek nesillerin doğaya saygılı ve üretken bireyler olarak yetişmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Samsun Dijital bağımlılık artıyor: Uzmanlar uyarıyor Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, akıllı telefon kullanımının kontrolden çıkmasıyla birlikte "dijital bağımlılık" sorununun her geçen gün büyüdüğünü belirterek, özellikle gençler arasında durumun dikkat çekici boyutlara ulaştığını söyledi. Uzm. Dr. Dinççağ, sürekli telefonla meşgul olan kişilerde unutkanlık, dikkat azalması ve uykusuzluk gibi ciddi belirtiler görüldüğünü vurgulayarak, buna rağmen dijital bağımlılığın artmaya devam ettiğini ifade etti. Günlük yaşamın her alanında insanların telefon ekranına odaklanarak dış dünyayla bağını zayıflattığını dile getiren Dinççağ, trafik geçişlerinde dahi kulaklık ve telefonla meşgul olan kişilerin güvenliğini riske attığını belirtti. Toplu taşıma araçlarında, kafelerde ve ev ortamında insanların büyük bölümünün çevresinden kopuk şekilde ekran başında vakit geçirdiğine dikkat çeken Dinççağ, cep telefonlarının bireyleri yalnızlaştırdığını ve bunun geleceğin en önemli toplumsal sorunlarından biri olabileceğini kaydetti. Uzun süre internet kullanımı ve ekran karşısında geçirilen zamanın; baş ağrısı, huzursuzluk, dikkat dağınıklığı, göz sorunları gibi fiziksel etkilerin yanı sıra uykusuzluk ve depresyon gibi ciddi sağlık problemlerine yol açtığını ifade eden Dinççağ, dijital bağımlılığın artık önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıktığını söyledi. Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla 62,3 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunduğunu hatırlatan Dinççağ, bu sayının nüfusun yaklaşık yüzde 70,9’una karşılık geldiğini belirtti. Günlük internet kullanımının 7 saat 13 dakika, haftalık sosyal medya kullanımının ise 25 saat 4 dakika olduğunu aktaran Dinççağ, web trafiğinin yüzde 76’sının mobil cihazlar üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre gençler arasında internet kullanım oranının oldukça yüksek olduğunu dile getiren Dinççağ, genç erkeklerde bu oranın yüzde 98,8, genç kadınlarda ise yüzde 96,5 seviyesinde olduğunu söyledi. Gençlerin daha çok kısa video ve görsel içerik odaklı platformlara yöneldiğini, özellikle YouTube’un yüzde 93 erişim oranıyla en yaygın platform olduğunu belirtti. Dijital bağımlılıkla mücadelede "dijital detoks"un önemine değinen Dinççağ, cep telefonlarından belirli sürelerle uzaklaşmanın, sosyal ilişkileri güçlendirdiğini ve ruh sağlığını olumlu yönde etkilediğini ifade etti. Yapılan araştırmalara göre iki haftalık dijital detoksun dikkat süresini artırdığı, ruh sağlığını iyileştirdiği ve genel iyilik halini yükselttiği tespit edildi. Kısa süreli kullanım azaltımının bile önemli faydalar sağladığını vurgulayan Dinççağ, bir haftalık telefon kullanımındaki azalmanın kaygıyı yüzde 16,1, depresyonu yüzde 24 ve uykusuzluğu yüzde 14,5 oranında düşürdüğünü belirtti. Dijital detoksun yaşam kalitesini artırdığını söyleyen Uzm. Dr. Dinççağ, toplumda farkındalık oluşturulmasının ruh sağlığı açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.