SAĞLIK - 24 Şubat 2018 Cumartesi 05:21

Hayatınız boyunca hiç pirinç yemeseniz bile kaybınız olmaz!

A
A
A
Hayatınız boyunca hiç pirinç yemeseniz bile kaybınız olmaz!

Özellikle Türk mutfağının vazgeçilmez gıda maddesi pirinç için Beslenme Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Muhsin Öztürk, “Pirinç yerine lif kaynağı olan bulgur tüketin. Hayatınız boyunca hiç pirinç yemeseniz bile kaybınız olmaz. Fakat yine de pirinç gibi karbonhidrat ağırlıklı yiyecekler tüketiyorsanız o zaman daha fazla hareket etmelisiniz” dedi.

Pirinç gerek pilavların gerek sütlaçların gerekse dolma ve sarmaların vazgeçilmez gıda maddesi. Türk mutfağında özellikle bu kadar yemekte yeri olan pirinç ile ilgili aynı zamanda sağlık konusunda insan vücuduna faydası mı yoksa zararı mı var gibi sorular da hep tartışma konusu oldu. Uzmanlar hemen hemen aynı fikirde olup pirincin çok fazla tüketilmemesi konusunda uyarılarda bulunsa da pirinç yine de her akşam sofralarımıza ya ana yemek ya da ana yemek yardımcısı olarak kondu. İstanbul Esenyurt Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Muhsin Öztürk de pirincin tüketilmesinin yanı sıra asıl büyük problemin hareketsizlik olduğuna değindi ve “Pirinç yerine lif kaynağı olan bulgur tüketilmeli. Yine de pirinç yemekten vazgeçemiyorsanız o zaman da pirincin ya da ona benzer karbonhidrat ağırlıklı yiyeceklerin fazladan bıraktığı enerjiyi atmanız gerekiyor” şeklinde uyarılarda bulunarak, günümüzde şehirlerde yaşayanların ve nüfusumuzun yüzde 80’ini oluşturan, hareketsiz yaşam sürdüren insanlara seslendi.

Hayatınız boyunca hiç pirinç yemeseniz bile kaybınız olmaz!

Hareketten uzak iseniz pirinçten uzak durun!

Gelişen teknoloji ve şehir hayatındaki hareketsiz kalan insanlar için pirincin daha fazla zararlı olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Muhsin Öztürk, “Pirinç glisemik indeksinin yüksek olması yani kan şekerini hızlı ve ani yükselttiğinden ve lif oranı düşük olduğundan dolayı şehir hayatı yaşayan insanlar tarafından fazla tüketilmemeli. Gelişen dünya ve teknolojinin ilerlemesi ile birlikte özellikle şehir hayatının içinde olan insanlar artık daha az hareket eder oldu. Bu yüzden yaşantı şeklinize ve fiziksel aktivitenize göre beslenme tarzınızı oluşturmalısınız. Bu bir zorunluluktur. Yeterli ve dengeli beslenmemiz sağlığımız için olmazsa olmaz bir olgudur. Bu yüzden şehir insanları aldığı enerjiyi harcamak için daha fazla çabalamalı. Türk toplumu olarak karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye meyilliyiz, unlu mamulleri seviyoruz bir de sosyal yapımızdan kaynaklanan ikram kültürümüz var ve bir yere gittiğimizde bir şeyler yedirmeden bırakmıyorlar. Fakat bunların enerji fazlalığı olarak vücudumuzda kaldığını unutmayalım. Hareketsiz bünyelere sahibiz ve o yüzden pirinç ve benzeri karbonhidrat ağırlıklı gıdaların tüketimi sınırlanmalı” diye konuştu.

Beslenme şeklinizi kişisel özelliklerinize göre belirleyin!

Beslenme şeklinin belirlenmesinde birçok kişisel faktörün önemli bir rol olduğunu da hatırlatan Muhsin Öztürk, “Doğada bulunan bütün maddelerin bir faydası var. Yalnız bunları bireysel özelliklerimizi, fiziksel aktivitemiz, yaşımız, cinsiyetimiz ve var ise kronik hastalığımız göz önüne alınarak tavsiye edilmesi, tüketilecek miktarının belirlenmesi gerekiyor. Aynı şekilde gıdaların nasıl pişirileceği de çok önemli ve bu unsurlar sağlığımızı etkileyecek unsurlar olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Bulgur yiyin ya da en azından pirinci daha sağlıklı pişirin!

Pirinç yerine bulgurun tüketilmesini tavsiye eden Öztürk aynı zamanda pirinçten vazgeçemeyenler için de daha sağlıklı pişirme önerilerinde bulunarak, “Bulgurda daha fazla lif oranı var. Lifli beslenmeyi biz genel olarak şehir insanına tavsiye ediyoruz. Hele hele diyabet gibi kronik hastalığı olanlar kesinlikle bulgur tüketmeli. Çünkü lifli gıdalar kan şekerinin yükseltilmesini yavaşlatıyorlar. Bulgurda da fazladan olduğu için pirinç yerine bulguru tercih edin diyoruz. Yine de pirinçten özellikle de pilavdan vazgeçmeyenler de pirinç pilavını yaparken şehriye tercih etmesinler. Pilavımızı az yağlı ve az tuzlu bir şekilde pişirmeliyiz. Uzun yıllardan bu yana toplumumuz için önemli bir yemek kategorisini kapladığı için en azından pirinci bu şekilde pişirerek daha sağlıklı yiyelim ya da baya azaltıp kendimizi sınırlayalım” dedi.

Vücut sağlığı için pirinç yemenize gerek yok

Son olarak da pirincin aslında vücut için vazgeçilemeyecek bir gıda olmadığından hatta hayat boyu yenmese bile herhangi bir eksiklik yaşanmayacağından bahseden Öztürk, “Pirincin tamamen bir faydası yok diyemeyiz fakat spesifik vazgeçilmeyecek bir faydası da yok. Pirinçlerdeki vitaminler ve mineraller başka gıdalardan da temin edilebilir. Bulgurdan ya da diğer tükettiğimiz besin maddelerinde de aynı faydayı sağlayan içerik var. Bu yüzden pirinci ömrümüzde hiç yemesek bile sağlığımız için herhangi bir kaybımız olmaz. Burada asıl olan aslında dengeli ve sağlıklı beslenme. Özellikle şehir hayatındaki kişiler çevre ve hava kirliliğine çok fazla maruz kalıyorlar. Maalesef hala daha bu sorunların önüne geçemiyoruz. Biz beslenmemize o yüzden daha fazla dikkat edeceğiz. Fiziksel aktivitemize, yaşımıza ve cinsiyetimize göre besleneceğiz. Dengeli beslenme ile birlikte hem birçok hastalığın önüne geçeriz hem de birçok kimyasal ilacı almamızı da engellemiş oluruz” diyerek sözlerini tamamladı.

ŞEYDA CEYLAN GÖRGENÇ
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz" Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu: "Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz" "Şirket olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz." "5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik" 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, "Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Şirket olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz" dedi.