KENT HABERLERİ - 19 Temmuz 2017 Çarşamba 09:54

Hidrosefali hastası 12 yaşındaki Müslüm tedavi olmak istiyor

A
A
A
Hidrosefali hastası 12 yaşındaki Müslüm tedavi olmak istiyor

Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde iki kardeşi ve ve annesi ile birlikte iki odalı eski bir evde maddi zorluklar içerisinde yaşayan 12 yaşındaki Müslüm Saydut, doğuştan gelen Hidrosefali hastalığının tedavisini olup arkadaşları gibi normal bir hayat yaşamak istiyor.

Kdz. Ereğli ilçesine bağlı Bağlık Mahallesi Şehit Ayhan Demirci Sokak’ta 4 katlı bir binanın bodrum katında yaşayan 4 kişilik Saydun ailesi hem 12 yaşındaki Müslüm’ün hastalığı hem de maddi zorluklar içerisinde yaşam mücadelesi veriyor. Anne Hava Saydut (40) kızı Aysun (18), Mehmet (17) ve doğuştan Hidrosefali hastası Müslüm ile birlikte maddi imkansızlıklar içerisinde ayakta kalma mücadelesi veriyor. 4 katlı bir binanın bodrum katındaki 2 odalı eski daireye 350 TL aylık kira ödediklerini anlatan anne Saydut ailesinin, tek geliri Müslüm’ün bakımı için verilen aylık 960 TL.

En büyük hayali Galatasaray maçını izleyip Sneijder ile tanışmak

Kafasının içerisinde su birikmesi olduğunda gözlerinin karardığını, hiçbir şey göremez ve konuşamaz hale geldiğini dile getiren 12 yaşındaki Müslüm, arkadaşları ile birlikte parkta oynamaya çıktığında bile annesi ya da ablasının hep yanında durduğunu ifade etti. Kendilerine ait bir evi ve hastalığının tedavi edilmesini isteyen Müslüm, yanında birisi olmadan dışarı çıkmayı çok arzu ettiğini anlattı. Koyu bir Galatasaray taraftarı olan Müslüm, ayrıca tuttuğu takımın bir maçını tribünden izleyip, Sneijder ile tanışmayı hayal ettiğini dile getirdi.

Maddi imkansızlıklar nedeniyle oğlunu tedavi ettiremiyor

Oğlunun doğuştan Hidrosefali hastası olduğunu ve doğumundan sonra bir ameliyat geçirdiğini belirten anne Hava Saydut, 12 yıldır sık sık Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne gittiklerini ifade etti. Son gittiklerinde doktorları Nejat Akalın’ın çocuğunun beyninde kisler olduğunu söylediğini anlatan anne Saydut, “Çocuğumun hastalığı ilerlemiş. ‘Beyninde tümör var’ dedi beyin kanseri gibi. İki gözü zaman zaman kör oluyor, beyninde su birikmesinden dolayı hafıza kaybı yaşıyor. Nöbetleri geldiğinde kimseyi tanımıyor. Yarım saatte bir gözleri kör olunca bana sanki ölecekmiş gibi geliyor. Her yere götürdüm ama doktorlar bir ömür biçmediler. Kızımla beraber akşam sabah başında nöbet tutuyoruz. Çünkü kör olduğunda dilini yutmaması gerekiyor. Kendisinde olmayınca dili arkaya kaçıyor. Beynindeki su alınıp, beynindeki aletin değişmesi gerektiğini söylediler. Burada filmlerini çektirdim ama maddi durumumuzdan dolayı doktorumuzun yanına gidip filmleri göstererek tedavisini yaptıramadım” dedi.

Gözü yaşlı anne yardım bekliyor

2 odalı bodrum katında 350 TL kira ödediğini çok zor durumda kaldığında kardeşlerinden yardım istediğini belirten Anne Saydut, onlarında asgari ücretle çalışmalarından dolayı bazen yardım edemediklerini söyledi. Kızı ve oğlunun lisede okuduğunu ve aldığı 960 TL bakım parasının yetersiz geldiğini vurgulayan gözü yaşlı anne, en büyük isteğinin Müslüm’ün tedavi edilip diğer arkadaşları gibi normal bir hayat yaşamasını olduğunu ifade etti. Anne Saydut hem devlet yetkililerinden hem de hayırsever vatandaşlardan kendilerine yardım elini uzatıp sahip çıkmalarını bekliyor.

Küçük kardeşi için Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi

Kardeşi Müslüm’e adeta annelik yapan 18 yaşındaki ablası Aysun ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek yardım istedi. Aysun Saydut, “Kardeşimin diğer yaşıtları gibi gezip tozsun istiyorum. Burada bize çok yakın 2 dakika mesafede parka var, oraya bile tek başına çıkamıyor. Kardeşimin tedavi olmasını istiyorum ama maddi imkansızlıktan dolayı götüremiyoruz. Ne babaannem ne de anneannemler tarafından da bir gelirimiz yok. Buradan Sayın Cumhurbaşkanıma sesleniyorum; öncelikle kardeşimin iyi bir tedavi görmesini istiyorum. Babama düzenli bir iş istiyorum. Birde kardeşlerimizle birlikte kalabileceğimiz bir ev istiyorum” diye konuştu.
Saydut ailesi yaşadıkları zorluklardan kurtulmak için hayırseverlerin kendilerine el uzatmalarını bekliyor. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Parti’den Suriye ve Gazze için Ramazan seferberliği AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, Ramazan ayında Balkanlar, Suriye ve Gazze’de iftar organizasyonları düzenliyor. AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, Ramazan ayında yurt içindeki sosyal dayanışma çalışmalarının yanı sıra Balkanlar, Suriye ve Gazze’de yürütülecek iftar organizasyonları için kapsamlı bir çalışma başlattı. AK Partili belediyelerin organizasyonu ve koordinasyonuyla Balkanlar, Suriye’de ve Gazze’de Ramazan boyunca her gün düzenli iftar sofraları kurulacak. Bereket sofralarıyla milyonlarca insana sıcak yemek ulaştırılması, temel gıda ihtiyaçlarının karşılanması ve Ramazan’ın manevi atmosferinin kardeş topluluklarla birlikte yaşanması hedefleniyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun bu yıl da sınırları aşarak gönül coğrafyasına taşınacağını açıkladı. Türkiye’nin dört bir yanında kurulan iftar sofralarının bu yıl daha geniş bir dayanışma ağıyla sürdürüleceğini belirten Demir, aynı zamanda savaşın ve insani krizlerin etkilediği bölgelerde de büyük çaplı organizasyonlar gerçekleştirileceğini ifade etti. Özellikle Gazze’de yaşanan ağır insani tabloya dikkat çeken Demir, saldırılar altında yaşam mücadelesi veren sivillerin hiçbir şartta yalnız bırakılmayacağını vurguladı. Ramazan ayı boyunca Türkiye genelinde kurulan iftar ve sahur programlarının kapsamının daha da genişletileceğini belirten Demir, bu dayanışma halkasının Suriye ve Gazze’yi de içine alacak şekilde büyütüleceğini ifade etti. Demir, Balkanlar, Gazze ve Suriye’de Ramazan süresince iftar programlarının kesintisiz şekilde devam edeceğini ve geniş kitlelere ulaşılacağını kaydederek, mazlum coğrafyalarla dayanışma bilincinin güçlü şekilde ortaya konulacağını söyledi. Dayanışmanın sınır tanımadığını vurgulayan Demir, "AK Partili belediyeler olarak Türkiye’nin dört bir yanında kurduğumuz sofraları gönül coğrafyamıza da taşıyoruz. Bu kapsamda Konya’nın Şam merkezde, Erzurum’un Lazkiye’de, Gaziantep’in Halep merkezde ve Çorum’un Rif Şam Yarmuk’ta, Sultanbeyli’nin Bosna-Hersek’te gerçekleştirdiği iftar programlarıyla birlikte birçok belediyemiz de Ramazan boyunca iftar programları gerçekleştirecek şekilde Suriye’de ve Gazze’de belediyelerimiz aracılığıyla bereket sofraları, gönül sofraları kuruyoruz. Yine Balkanlar’da Bulgaristan, Yunanistan ve Kuzey Makedonya’da da iftar çadırları kuruyoruz. Trabzon ve Rize Belediyelerimiz Batum’da iftar sofrası kuruyorlar. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu tüm kardeşlerimizle birlikte yaşatmak için bir seferberlik başlattık. Özellikle İsrail tarafından sistemli bir soykırıma maruz bırakılan mazlumlar diyarı Gazze’de bayrama kadar iftar sofraları kuruyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla hazırlayacağımız bu gönül sofraları, yarınlara uzanan kardeşlik köprümüzün en güçlü temellerini oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler, hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, üç haftalık aranın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ilk kez katıldığı toplantı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme dair açıklamalarda bulundu. Açıklanmasında ’Terörsüz Türkiye’ sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit yakınlarının terörün kalıcı olarak bitmesi için yürütülen çalışmalara sahip çıktığını söyledi. "Anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum" Ramazan ayının hayatın yoğun ve yorucu meşgalesinden kurtulup berraklaşmak için çok önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlkini şehit yakınlarımızla yaptığımız iftar programlarımız her kesimden insanımızla buluşma, paylaşma, kaynaşma vesilesi haline geliyor. AFAD’ımız, Kızılay’ımız, Türkiye Diyanet Vakfı’mız ve diğer kurumlarımız hem ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor hem de başta Gazze olmak üzere yurt dışındaki mazlumlara yardım ulaştırıyor. Deprem bölgesinde ‘Yeni Evim İlk İftarım’ programımızla yuvalarına yerleşen depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz. Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda okullarımızda gönüllülük esasına dayalı birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımızın tüm kara kampanyalara rağmen bu Ramazan’ı bir başka coşkuyla idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Okul bahçelerinde neşeyle koşturan, ışıl ışıl gözleri ve gülen yüzleriyle camilerimizi birer gül bahçesine çeviren tüm çocuklarımızın tek tek alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum. Belediyelerimiz bu konuda liderliği zaten kimseye bırakmıyor. Partimizin her birimi görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza atıyor. Geçen yıl başlattığımız ve milletimizden büyük rağbet gören ’Külliye’de Ramazan’ programını bu sene de devam ettiriyoruz. Arkadaşlarımız kitap stantlarından çocuk etkinliklerine, konferanslardan konserlere her yaştan insanımızın ilgisini çekecek, özellikle çocuklarımızın heyecanına heyecan katacak dolu dolu bir program hazırladı. Bilhassa hafta sonları anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Şu an dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor" Son Kabine Toplantısı’ndan sonra iç siyasette ve dış politikada oldukça yoğun bir gündem içerisinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor. Şunu aziz milletimizin ve bölgemizdeki herkesin çok iyi bilmesini istiyorum. Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye’nin yegane amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretmek gayretinde değiliz. İhtilafları büyütmenin sorunları derinleştirmenin hesabı içinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken, herkesten de bizim hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi şu an dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye’nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor" açıklamasında bulundu. "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler, hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir" Boğaziçi Üniversitesi’nde 13 Şubat’ta katıldığı açılış programını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu önemle ifade etmek isterim; milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır. Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla unvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hakim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir. Çetin mücadeleler sonucunda üniversiteler birilerinin özel mülkü olmaktan çıkmış, asli sahibine iade edilmiş, halka aidiyeti teyit ve tescil edilmiştir. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş olmayacaktır. Üniversitelerimizi babalarının malı gibi gören, arka bahçeleri gibi gören müstebit ve mütekebbir zihniyetin dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Üniversitelerimizin eylemlerle, kavgalarla, baskılarla değil, ilime ve bilime yaptığı nitelikli katkılarla anılması için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor" Ramazan ayının ilk iftarını şehit aileleri ile yaptıklarını hatırlatan ve ’Terörsüz Türkiye’ sürecinden bahseden Erdoğan, "Şehit yakınlarımız, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların bizlere emanetidir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkabilmek için son derece titiz ve hassas bir şekilde hareket ediyor, şehitlerimizin ruhunu incitecek, gazilerimizi ve şehit ailelerimizi müteessir edecek hiçbir girişime fırsat vermiyoruz. Şuna büyük bir memnuniyetle şahit oluyoruz. Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor. Terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor. Biz de meşru dairede kalmak, milletimizin hassasiyetlerine azami hürmet göstermek suretiyle inşallah bu süreci menziline ulaştıracağız. Bu vesileyle ülkesi, milleti ve değerleri için gözünü kırpmadan can veren tüm şehitlerimizi rahmetle iade ediyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum" ifadelerine yer verdi. "Steadfast Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi" NATO’nun en büyük ve en kapsamlı tatbikatlarından biri olan NATO Steadfast Tatbikatı’na Türk Silahlı Kuvvetlerinin de katıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Steadfast Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tatbikatta devletimizi ve milletimizi gururla temsil eden askerlerimizi tebrik ediyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum" dedi. "2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı" Türkiye’nin sağlık alanında da çağ atladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Sağlık alanında ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi 2002 öncesi dönemi hatırlayan vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Vatandaşlarımızın şikayetlerine de kulak vererek eksiklerimizi tamamlıyor, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmeye devam ediyoruz. Şu anda Türkiye genelinde 8 bin 310 Aile Sağlığı Merkezi, 335 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezimiz var. Sadece son bir yılda 302 Aile Sağlığı Merkezi ile 71 Sağlıklı Hayat Merkezini hizmete açtık. Birinci basamakta 30 bin aile hekimimiz vasıtasıyla insanımıza hizmet sunuyoruz. Bakınız 2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı. Bunların yaklaşık 450 milyonu Aile Sağlığı, 21 milyonu ise Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gerçekleştirildi. Akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın müsebbibi olan sigara tiryakiliğiyle mücadelede tavizsiz bir duruş sergiliyoruz. Açtığımız 784 yeni birimle sigara bırakma polikliniği sayımızı bin 349’a çıkardık. Ancak bu illetle başarılı mücadelede devletimizin gayretlerinin tek başına yeterli olması mümkün değil. Medyanın, sanatçıların, dijital mecraların ve ailelerimizin de bizlere destek olması, mücadeleyi sahiplenmesi lazım. Halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü bağımlılıkla mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısı sonrasında Kabine ve MGK üyeleri ile iftar programına katıldı.
Kocaeli Kocaelispor, Beşiktaş maçının hazırlıklarına başladı Kocaelispor, Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Beşiktaş ile oynayacağı maçının hazırlıklarına başlarken, antrenman öncesi Botond Balogh, "Beşiktaş güçlü rakip. Ama biz aynı yaklaşımla, kupa maçındaki gibi oynayacağız" dedi. Kocaelispor, Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Beşiktaş’ı konuk edecek. Cumartesi günü saat 16.00’da Kocaeli Stadyumu’nda oynanacak karşılaşmanın hazırlıklarına başlayan yeşil-siyahlılar haftanın ilk antrenmanını gerçekleştirdi. Bir süredir tedavisi nedeniyle takımdan uzak kalan kaleci Aleksandar Jovanovic takımdan ayrı çalışırken, ilk maçında sakatlanan Mahamadou Susoko ve Rze maçı öncesinde sakatlanan Tayfur Bingöl de takımla birlikte çalışmalara katıldı. Sezonun ilk maçında ön çapraz bağlarından sakatlanan Mateusz Wieteska’nın da tesislere döndüğü ve bireysel çalışmalara başladığı görüldü. Körfez Brunga Tesisleri’ndeki antrenmandan önce takımın savunmacılarından Botond Balogh basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Olması gerekenden kötü oyun sergiledik" Rize deplasmanındaki mağlubiyeti değerlendiren Botond Balogh, "Benim ve tüm takım aslında performansının yeterli olmadığını söyleyebilirim. Olması gerekenden ve yapabileceğimizden kötü bir oyun sergiledik ama bunun üzerine düşünmemiz gerekiyor. Daha önceki iyi oynadığımız dönemde, iyi yaptıklarımızı nasıl tekrar yapabileceğimize dair çalışmamız gerekiyor" dedi. "Günün sonunda bu hocanın kararı" İlk 11’de yer bulma konusunda kesintiye uğramasına dair yöneltilen soruya genç oyuncu, "Bu normal bir durum. Tabii ki her oyuncu oynamak ve ilk 11’de olmak ister. Günün sonunda bu hocanın kararı. Ben sadece işime odaklanıp fırsat geldiğinde de o formayı giydiğimde her zaman elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Tabii ki bu futbol; her hafta aynı oyuncular oynamıyor. Aynı zamanda takım da yalnızca 11 kişiden ibaret değil. Burada biz kalabalık bir grubuz. İyi performans gösteren, iyi oynayan o hafta şans buluyor" yanıtını verdi. "Kupa maçındaki gibi oynayacağız" Beşiktaş maçıyla ilgili olarak Botond Balogh, "Beşiktaş güçlü bir rakip. Göztepe’ye karşı da 4-0’lık galibiyet aldılar. Ama biz aynı yaklaşım ve mantaliteyle devam edeceğiz. Kupa maçında nasıl oynadıysak onlara o şekilde oynayacağız" şeklinde konuştu. "Buraya ayak uydurdum" Türkiye’de faul ve penaltı çalınan pozisyonlara İtalya’da aynı kararların verilip verilmemesiyle ilgili olarak kendi performansı üzerinden yöneltilen soruya ise Balogh, "Özellikle Başakşehir maçındaki pozisyondan sonra kendi kendime ‘Bu nasıl penaltı olur?’ dedim. Ayrıca tabii ki İtalya’da bazı şeylerin biraz daha farklı olduğunu söyleyebilirim. Ama ben buraya da alıştım, ayak uydurdum ve buraya uygun oynamaya çalışıyorum. İşin sonunda kararları hakemler veriyor" dedi. "Burada olmaktan mutluyum" Sonraki sezon Kocaelispor’da kalmak isteyip istemediğine dair ise Botond Balogh, "Bu yalnızca bana bağlı olan bir şey değil. Öncelikle kulüplerin kendi arasında bir anlaşmaya varması gerekiyor. Daha sonra da benim bir anlaşmaya varmam lazım. Ama ben burada olmaktan mutluyum" ifadelerini kullandı. "Onların sayesinde hep daha iyi oynuyoruz" Taraftarı cumartesi günü oynanacak maça davet eden Balogh, "Taraftarımız çok özeller. Bizi her zaman destekliyorlar. Biz evde onların sayesinde hep daha iyi oyun sergiliyoruz. Özellikle evde oynadığımızda gerçekten 12. Adam sahada varmış gibi hissediyoruz" sözlerini kaydetti.