SPOR - 18 Nisan 2019 Perşembe 20:00

Hürser Tekinoktay: 'Beşiktaş’ın teamülleri Londra teamüllerinden eskidir'

A
A
A
Hürser Tekinoktay: 'Beşiktaş’ın teamülleri Londra teamüllerinden eskidir'

Beşiktaş’ta yapılacak olan seçimli genel kurul öncesinde başkan adaylığını açıklayan ancak yeterli imza sayısına ulaşmasına karşın başvurusu kabul edilmeyen Hürser Tekinoktay önemli açıklamalar yaptı.

‘Londra teamülleri’ örneği veren Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk’e cevap veren Tekinoktay, “Beşiktaş’ın teamülleri, Londra teamüllerinden eskidir. Ankara’daki engelli üyeyi ayaklarına çağırıyorlar” ifadelerini kullandı. 

Beşiktaş Kulübü Başkanlığı’na aday olduğunu açıklayan ve yeterli imzayı toplamasına karşın Divan Kurulu Başkanlığı tarafından başvurusu kabul edilmeyen Hürser Tekinoktay, İhlas Haber Ajansı’na önemli açıklamalarda bulundu. Divan Kurulu Başkanlığı’nın dün resmi sitede yaptığı açıklamayla ilgili olarak konuşarak sözlerine başlayan Hürser Tekinoktay, “Divan Başkanlık makamının resmi siteye yaptığı açıklamayla, Anayasa’nın temel haklarıyla güvence altına alınan tüzüğümüz arasında fark olduğunu görüyorsunuz. Bu benim yorumlamamdan da öte, yapılan açıklamaların talihsizliğini bile yorumlamak istemiyorum. Yapılan açıklama talihsiz bir açıklama. Yapılan açıklama kamuoyunu da yanlış yönlendiren bir açıklamadır. Tüzük nettir. Tüzüğün hükümlerini ortaya koyarak açıklama yapılır, yorumlayarak yapılmaz. Bu açıklamalar kanunla yapılır. ‘Daha önceki seçimlerde olduğu gibi’ ibaresi var ve bunun hangi seçimde olduğunu divan başkanı açıklamalıdır. Bu sadece 2012 seçimlerinde olmayan bir kuraldır. Divan başkanı ‘teamül’ olarak bahsediyor. Bizim teamüllerimiz 116 yılı kapsar. Bu nedenle divan başkanının hangi seçimden bahsettiğini açıklaması lazımdır. Noter tasdikli 250 imza sadece 2016 seçiminde uygulanmıştır. Bu da Fikret Orman’ın rakibinin olmadığı bir seçimdir. Tevfik Yamantürk, Londra teamüllerinden bahsederken, 116 yıllık Beşiktaş’ın teamüllerini unutmaması gerekir. Biz kendi teamüllerimizi çok iyi biliyoruz ve böyle bir kural yoktur. Kaldı ki son 6-7 yıla uydurulmaya çalışılan teamüllerin altında da teamüller uydurulmaya çalışılmıştır. Bütün derneklerin asli vazifesi, demokratik hak ve özgürlükleri korumaktır” ifadelerini kullandı.

“Beşiktaş teamülleri, Londra teamüllerinden eskidir” 

Tevfik Yamantürk’ün Londra teamüllerinden örnek vererek yaptığı açıklamaya dikkat çeken Tekinoktay, “Tevfik Yamantürk, Londra teamüllerinde bir başbakanın küçük bir odadan ülkeyi yönettiğini söylüyor. Evet doğru, böyle bir durum var ama insanlar başbakanı seçerken mektupla seçiyor. Mektuplar postayla geldikten sonra kimseye gelip imza atacaksın denmiyor. Çünkü devlet bunu kontrol edebiliyor. Biz adaylık önergesini verirken, demokratik hak ve özgürlüklerin ön planda olmasının gerektiği yerde, Londra’nın esas teamüllerine bakmıyoruz, odanın metrekaresine bakıyoruz. İngiltere’nin güncel sınırları 1922’de belirlenmiştir, Beşiktaş’ın kuruluşu ise 1903’tür. Cumhuriyet tarihinden daha eski bir kulübüz ve son güncellenmiş Londra teamüllerinden daha eski teamüllere sahip olduğumuzu, Divan Başkanı’nın bilmesi gerekir. Şeref Bey’le başlayan, Baba Hakkı’ya, Süleyman Seba’ya gelen bir geçmişimiz var bizim” dedi. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın tüzüklerinden de örnek veren Tekinoktay, “Fenerbahçe’nin tüzüğünde başkanlık için başvuruda noter zorunlu ibaresi vardır. Galatasaray Kulübü’nde 100 dilekçe yeterlidir. Notere gerek yoktur. Galatasaray Kulübü’nün önde gelenlerinden Hayri Kozak’la görüştüm ve kendisi 100 dilekçenin yeterli olduğunu söyledi. Noter ibaresini sorduğumda ‘Hayır efendim, ne münasebet’ dedi. Tüzükte, kanunda olmayan hükümleri oluşturarak, olmayan hükümler üzerinden yorumlayamazsınız. Ben 30 yıllık divan üyesiyim. 270 üyemizin ıslak imzalı ve tutanaklarıyla gönderilmiş evrakları var. Bundan önceki Divan Başkanı Yalçın Karadeniz’in hiçbir teamüle uygun olmayan şekilde seçilme hakkı engellenmiştir. O günkü yapılan da yanlıştır, bugün yapılan külliyen yanlıştır” diye konuştu.

“Durumu müdahale edilmezse, bu seçim iptal edilir” 

Dernekler Kanunu’nun İçişleri Bakanlığı’nın yönetmeliklerine bağlı olduğunu söyleyen Hürser Tekinoktay, “İç hukuk durumları da yönetim kurulu başkanına kadar uzanmaktadır. Cuma günü itibariyle hukuki süreci başlatmış bulunmaktayız. Noter tebligatı, Fikret Orman’ın ve yönetim kurulunun eline dün ulaştı. Tebliğ ettiğimiz yasal sürede cevap bekliyoruz. Divan Kurulu’nun yaptığı hatayı Fikret Orman’ın düzeltme yetkisi vardır. Beşiktaş, başkanlık sistemiyle yönetilmektedir. Başkanın talimat vererek, tüzüğe uyulmasını isteme hakkı vardır. Bunun dışında da Feyyaz Tuncel’in başkanlığını yaptığı Denetleme Kurulu vardır. Gerektiği durumlarda yanlışlıkları İçişleri Bakanlığı’na bildirip genel kurulu toplama yetkisi vardır. Kendilerine de bugün tebligatımızı gönderdik. Duruma müdahale edilmemesi durumunda bu seçim iptal edilecektir. Bu da 116 yıllık kulübümüzün tarihine talihsiz bir vaka olarak geçeceği gibi spora da kötü örnek olacağız. Demokratik teamüller üzerine mi teamül oluşturacağız, yoksa antidemokratik seçme-seçilme hakkını zorlaştıracak bir gelenek mi oluşturacağız? Sadece Beşiktaş değil, tüm dernekler, tüm sivil toplum örgütleri var. Biz Anayasa’nın temel ilkelerine göre mi tüzüklerimizi uygulayacağız, kuralların yorumlanması üzerine mi bir yol uygulayacağız yoksa temel hak ve özgürlüklerin kullanılması üzerine mi bir yol bulacağız?” açıklamasını yaptı.

“Arzu ederlerse Cumhuriyet Savcılığı’na başvuralım” 

Divan Başkanlığı’nın resmi siteden yaptığı açıklamada Hürser Tekinoktay’a salı günü saat 15.00’e randevu verildiği ancak görüşmeye gelmediği hususuna da açıklama getiren Tekinoktay, “Arzu ederlerse Cumhuriyet Savcılığı’na başvururuz, tüm takip ve tapelerle bu konuyu ispatlarız, ben kendilerini bu konuyu ispat etmeye davet ediyorum. Cumartesi günü bir divan üyesi tarafından şansım arandı ve Tevfik Yamantürk’ün benimle görüşmek istediği belirtildi. Ben de başvurumuz sırasında olaya müdahale eden, hem Tevfik Yamantürk hem de Fikret Orman’ın ismini vererek, ‘Bu iş değişmez asla’ diyen İlhan Gölvan’ın görüşmede olmamasını talep ettim. Bu kişinin olmaması halinde gelebileceğimi söyledim ve bana geri dönüş yapılacağı söylendi. Pazartesi günü bekledim, salı günü bekledim ve bana geri dönüş yapılmadı. Saat 15.00’te toplantı olduğunu söylemelerine rağmen, saat 12.31’de Londra teamüllerinden bahsetmişlerdir. Bu durum hangi gelenek ve etik kuralların teamüllerine göre doğrudur?” dedi.

“Beşiktaş halkın takımıdır ve halka açılmalıdır” 

Seçime girmesi ve başkan seçilmesi halinde ilk olarak mali disiplini sağlayacaklarını söyleyen Hürser Tekinoktay, “Kasaya kilidi vuracağız. Burada borçlanma disiplininin çok kontrolsüz olduğunu görüyoruz. Tasarrufa gidilecek. Finansal ve ekonomik önlemler konusunda bir manifesto açıklamıştık. Bunun ardından kombine kart sahibi olan gerçek taraftarlarımız için kulübü halka açacağız. Beşiktaş halkın takımı diyorsak, halka kapatmamız doğru değildir. 5268 kişinin usulsüz şekilde kongre üyesi olduğuna dair bilirkişi tarafından tutanaklar vardır. 600 kişiyle mali kongrelerin ibra edildiği yerde, bu rakam çok yüksek bir sayıdır. Ben dosyayı gördüm, bazı kişilerin aynı kimlik numarasıyla birden fazla üyeliğinin de olduğunu gördüm. Acaba Tevfik Yamantürk bunların farkında mı? Üye olunurken, hiçbir huzura gelmeden üyelik başvurusu yapıldığının, 1 kişinin 60-70 kişiye referans olduğunun farkında mı? Bizim şu anda dilekçemizi kabul bile etmediler. Genel kurula katılma hakkı olmayanları bana tebliğ edin dedim. 270 üyemiz, 15 bin kongre üyesini temsil etmektedir, milyonlarca Beşiktaş taraftarını temsil etmektedir. Ben 270 üyemizin dilekçelerini yediemine aldım. Bu 270 üyemiz ayaklarına çağrılıyor. Birisi Ankara’da engelli bir üyemiz, diğeri Aydın’da, diğeri Samsun’da. Bu insanlara diyorlar ki, gidin Noter’e para verip gönderin. Siz burada hizmet etmek için varsınız, burası sizin şirketiniz değil. Bir dilekçenin tartışılması için gelmediniz göreve, temel hak ve özgürlüklerin gerçekleştirilebilmesi için göreve geldiniz. 10 bin üyemiz var, bu insanların para ödeyerek başkan önermesini istiyoruz. Bu insanlar niye oraya para ödesin, o zaman kulübe bağış yapsınlar” diyerek sözlerini sürdürdü.

“Başkanın prestiji azalıyor” 

Fikret Orman’ın duruma müdahale etmesi gerektiğini yineleyen Hürser Tekinoktay, “Başkan Fikret Orman bu durumun mahkemeye taşınmasını istemiyorsa, divanı uyarmalı ve tüzükte kanunla güvence altına alınmış kurallar üzerine teamül adıyla yorumlara yol açacak kurallar üretmeyin demeli. Olmayan kuralın nesini yorumluyorsun. Başkana ve yaptığı göreve saygımız var. Ama hodri meydan deyip, durumun bu hale gelmesi, başkanın da prestijini azaltıyor” diye konuştu.

“Tüzükte ‘Noter tasdiki’ diye bir madde yok” 

Tüzüğü hazırlayan avukatlardan Mert Balcı’nın yaptığı açıklamayı hatırlatan Hürser Tekinoktay, “Mert Balcı yaptığı açıklamada “Ben noter tasdik kuralını istedim ama bu görüşmelerde, adaylara sıkıntı olacağı için bu kaldırıldı” dedi. Noter tasdikinin hukuken bir anlamı olmadığını tüzüğü hazırlayan hukukçu söyledi. Benim başkan olup olmamam çok önemli değil. Önemli olan 116 yıllık kulübümüzün gelenekleridir. Bu teamüllerin de, demokratik hak ve özgürlüklere dayalı teamül olması gerekir. Bu dilekçelerin kabul edilmemesi tüm kongre üyelerine saygısızlıktır. Benim aday olmam da önemli değil. Biz her zaman diyoruz, gelsin birisi biz de destek olalım. Başkan Fikret Orman ‘Hodri meydan’ diyor, ama arkasında telefonla idare edilen bir mekanizma bizim seçime girmememizi istiyor. Ben bir dilekçe daha verdim ve seçimlerin statta olmasını talep ettim. Aynı kişi kağıdı alıp önüme attı ve ‘Bu olmaz’ dedi. Bu dilekçenin içeriye girmesi gerekiyor. Dilekçeler kanununda var bu. Sonrasında ben bunu sekretere verdim ve sekreterya imzasıyla içeriye verdim. Bunlar çok yanlış şeyler. Siz, bize hizmet etmek için oraya geldiniz” ifadelerini kullandı.

“Mal varlığımı açıklayacağım” 

Başkan seçilmesi durumunda mal varlığını açıklayacağını söyleyen Hürser Tekinoktay, “Başkan seçildiğim takdirde mal varlığımı açıklarım, zaten devlet kayıtlarında var bu. Biz başkan seçilmemiz durumunda dijital şeffaflık getireceğiz. Kongre üyeleri kendi numaralarıyla siteden girerek bilanço ve muhasebe hareketlerini görecekler. Zamanında 100 bin Dolar bir ödeme yapılmış bir hesap numarasına. Ben bu paranın kime ne için ödendiğini istedim ve 1,5 yıl cevap alamadım, bakanlık kararıyla cevap alabildim. Şimdi bizim verdiğimiz dilekçeleri kabul etmeyenlere güvenimiz olabilir mi? Bizim yaşadıklarımızdan sonra onlardan noter tasdiki istememiz gerekiyor. Bu güvensizlik üzerine bir ilişki sürdürülebilir mi? Bu olay bile Fikret Orman’ın başarısızlığının göstergesidir. Güven bitmiştir. Biz gerekirse çekiliriz dedik ama Fikret Orman, “Olur mu hocam, Divan Başkanı medeni insandır, bir çay içip halledersiniz” dedi. Divan başkanı beni beklemeden 2,5 saat önce karar açıkladı. Evrakları bile incelemedi. Bu dosyaların ne olduğunu görmeden anlamadan, bunları itebilir misiniz siz? Bu çok üzücü bir şey” açıklamasında bulundu.

“Beşiktaş’a sahip çıkın” 

Kendisini kulüp televizyonunun ve Başkan Fikret Orman’ın ‘Başkan adayı’ olarak lanse ettiğini söyleyen Hürser Tekinoktay, “Biz Real Madrid’le, Londra teamüllerinin oluşturduğu Chelsea, Manchester City, Arsenal’la rekabet etmek yerine, dilekçe tartışması yaşıyoruz. Kulübün televizyonu beni davet edip ‘Başkan adayı’ dedi. Başkan Fikret Orman divan kurulunda, tüzük tadilinde ‘Başkan adayı’ dedi. Sayılı günler kala 270 imzanın reddedilmesi nedir? Beşiktaş büyük krizler yaşadı. Devre arasına girerken Beşiktaş şampiyonluğu kaybetti. Kasımpaşa’dan 4 yedik. Babel, Pepe, parası ödenmediği için gitti. 4 Şubat’ta Ralf Rangnick’le görüşme yaptık. Kabul etmedi kendisi. Türkiye’ye herkesi getiremiyorsunuz. Dünyanın önemli futbol adamlarından birisini Türkiye’ye davet etmek üzereyken, biz bu dilekçelerle uğraşıyoruz. Biz takımı devralırsak Şampiyonlar Ligi’nde nasıl temsil edeceğimizi düşünüyoruz. Bırakın Londra teamüllerini, Uganda teamüllerinde bile böyle bir şey yok. Bizim de Cumhuriyet tarihinden eksi 116 yıllık teamüllerimiz vardır. Takımın bundan sonraki başarısızlığından divan kurulu sorumlu olacak mı? Takımın hocası var mı? Futbolcuların alacak belgeleri imzalandı mı? Önce takımımızı düşünelim” dedi. Son olarak taraftara mesaj veren Tekinoktay, “Beşiktaş Kulübü 1903 yılında kurulmuş, kendi geleneklerini tüm dünyaya yaymış, tüm Türkiye’ye kabul ettirmiş şanlı bir camiadır ve camialarına sahip çıksınlar” diyerek sözlerini tamamladı.  

Bozhan Memiş - Bora Akyol
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir" Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomun sessiz ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir" dedi. VM Medical Park Pendik Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Glokomun göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilen kronik bir hastalık olduğunu belirten Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir. Hastalık çoğu zaman sinsi şekilde ilerler ve erken dönemde hastalar herhangi bir belirti fark etmeyebilir. Bu nedenle glokom ‘sağlıklı gözün sessiz hırsızı’ olarak adlandırılır" dedi. ’’Görme kaybı geri döndürülemez’’ Glokomun retina ve optik siniri etkilediğini anlatan Op. Dr. İçağasıoğlu, hastalığın mekanizmasını şu sözlerle açıkladı: "Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Başlangıçta hastalar görmelerinin iyi olduğunu düşünebilir, bu yüzden çoğu fark etmez. Ancak ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri evrede tünel görme gelişebilir. Glokomda kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri gelmez. Tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır." Göz içi basıncının dalgalanmalarının da hastalıkta önemli rol oynadığını dile getiren Op. Dr. İçağasıoğlu, "Sadece ortalama basınç değil, gün içi dalgalanmalar ve özellikle gece yükselmeleri de sinir hasarını hızlandırır. Bu yüzden düzenli damla kullanımı ve takip hayati önemdedir" dedi. ’’Düzenli takip kritik önemde’’ Glokom tedavisinde düzenli kontrollerin ve ilaç uyumunun büyük önem taşıdığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, hastaların çoğu zaman kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi aksatabildiğini ifade etti. Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokom kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Göz içi basıncı kontrol altında tutulmazsa, sinir hasarı sessiz şekilde devam eder. Düzenli takip, OCT ve görme alanı testleri ile hastalığın ilerlemesini izlemek gerekir. Tedavi planı buna göre ayarlanır" şeklinde konuştu. ’’40 yaş sonrası göz muayenesi ihmal edilmemeli’’ Glokomda erken tanının görmenin korunmasında en önemli faktör olduğunu kaydeden Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokomda erken tanı görmenin korunmasında en önemli faktördür. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Bu yüzden bu kişilerin daha erken yaşlardan itibaren düzenli göz muayenesi yaptırmaları gerekir" dedi. ’’Sağlıklı yaşam alışkanlıkları göz sağlığını destekliyor’’ Günlük yaşam alışkanlıklarının göz sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. İçağasıoğlu, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı önerilerini şöyle paylaştı: "Tempolu yürüyüş, hafif koşu ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını birkaç birim düşürebilir ve gözün kan dolaşımını artırabilir. Ancak çok ağır kaldırma gibi basıncı artırabilecek egzersizlerden kaçınılması gerekir. Ayrıca uyku pozisyonu da önemlidir; yüzüstü uyumak veya sürekli aynı göz üzerine yatmak basıncı artırabilir. Bazı yoga hareketlerinde yapılan baş aşağı duruşlar da dikkatli uygulanmalıdır. Çok fazla kahve veya su, göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir. Sıvı tüketimini gün içine yaymak daha sağlıklıdır. Antioksidan açısından zengin beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur." ’’Bebeklerde de görülebiliyor’’ Glokomun nadir de olsa bebeklerde görülebileceğini belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, konjenital glokom hakkında şunları söyledi: "Konjenital glokomda göz içi sıvısının dışarıya akmasını sağlayan yapıların gelişiminde bozukluk olur. Bu durum göz içi basıncının yükselmesine ve göz dokularında hasara yol açabilir. Bebeklerde aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma, gözleri sıkma ve kornea bulanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca göz büyüklüğünde artış ve korneada ödem görülebilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır." Tedavinin genellikle cerrahi yöntemlerle yapıldığını söyleyen Op. Dr. İçağasıoğlu, "Erken dönemde yapılan müdahale ile görme büyük oranda korunabilir. Geç kalınırsa optik sinir hasarı kalıcı olur" dedi. Dünya Glokom Haftası mesajı Op. Dr. İçağasıoğlu, toplumda farkındalık oluşturmanın önemine değinerek şunları paylaştı: "Glokom sessiz ilerleyen bir hastalıktır. Belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir."
Samsun OMÜ’de "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" söyleşisi Samsun Ondokuz Mayıs üniversitesi (OMÜ) Merkez Kütüphanesi’nde "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" adlı söyleşi düzenlendi. Düzenlenen söyleşide; İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin ve Eğitim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye’de kadınların ulusal ve yerel siyasetteki konumunu sayısal verilerle değerlendiren Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin, kadınların siyasi olarak güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksinin 2025 verilerini paylaşan Keskin, kadınların siyasal temsilinin önündeki engelleri sıralayarak bu engellerin aşılmasına yönelik önerilerini dile getirdi. Keskin, kadınların siyasette yer almaları kadar kamu politikalarına ilişkin talep ve program sahibi olmalarının da önemli olduğunu belirtti. Söyleşinin diğer konuşmacısı olan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın ise Türk tarihinde ve toplumunda kadının yeri ile ilgili genel bir değerlendirme yaptıktan sonra Samsun’un ilk kadın milletvekili Ayşe Meliha Ulaş’tan bahsetti. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün ardından düzenlenen söyleşide tarihe adını ilklerle yazdıran, siyasal temsilci ve milli mücadele döneminde etkin bir faal gösteren kadınlar konuşuldu. Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi destekleriyle düzenlenen söyleşi, teşekkür belgesi takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Manisa Köprübaşı Çileği altın sezonunu yaşıyor Mart ayında kilosu 200 liraya alıcı bulan coğrafi işaretli Köprübaşı Çileği, dört mevsim süren hasadı ve yoğun talebiyle hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi olan Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.