SAĞLIK - 11 Mart 2026 Çarşamba 09:34

"Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir"

A
A
A
"Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir"

Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomun sessiz ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir" dedi.



VM Medical Park Pendik Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu.


Glokomun göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilen kronik bir hastalık olduğunu belirten Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir. Hastalık çoğu zaman sinsi şekilde ilerler ve erken dönemde hastalar herhangi bir belirti fark etmeyebilir. Bu nedenle glokom ‘sağlıklı gözün sessiz hırsızı’ olarak adlandırılır" dedi.


’’Görme kaybı geri döndürülemez’’


Glokomun retina ve optik siniri etkilediğini anlatan Op. Dr. İçağasıoğlu, hastalığın mekanizmasını şu sözlerle açıkladı:


"Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Başlangıçta hastalar görmelerinin iyi olduğunu düşünebilir, bu yüzden çoğu fark etmez. Ancak ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri evrede tünel görme gelişebilir. Glokomda kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri gelmez. Tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır."


Göz içi basıncının dalgalanmalarının da hastalıkta önemli rol oynadığını dile getiren Op. Dr. İçağasıoğlu, "Sadece ortalama basınç değil, gün içi dalgalanmalar ve özellikle gece yükselmeleri de sinir hasarını hızlandırır. Bu yüzden düzenli damla kullanımı ve takip hayati önemdedir" dedi.


’’Düzenli takip kritik önemde’’


Glokom tedavisinde düzenli kontrollerin ve ilaç uyumunun büyük önem taşıdığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, hastaların çoğu zaman kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi aksatabildiğini ifade etti. Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokom kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Göz içi basıncı kontrol altında tutulmazsa, sinir hasarı sessiz şekilde devam eder. Düzenli takip, OCT ve görme alanı testleri ile hastalığın ilerlemesini izlemek gerekir. Tedavi planı buna göre ayarlanır" şeklinde konuştu.


’’40 yaş sonrası göz muayenesi ihmal edilmemeli’’


Glokomda erken tanının görmenin korunmasında en önemli faktör olduğunu kaydeden Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokomda erken tanı görmenin korunmasında en önemli faktördür. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Bu yüzden bu kişilerin daha erken yaşlardan itibaren düzenli göz muayenesi yaptırmaları gerekir" dedi.


’’Sağlıklı yaşam alışkanlıkları göz sağlığını destekliyor’’


Günlük yaşam alışkanlıklarının göz sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. İçağasıoğlu, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı önerilerini şöyle paylaştı:


"Tempolu yürüyüş, hafif koşu ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını birkaç birim düşürebilir ve gözün kan dolaşımını artırabilir. Ancak çok ağır kaldırma gibi basıncı artırabilecek egzersizlerden kaçınılması gerekir. Ayrıca uyku pozisyonu da önemlidir; yüzüstü uyumak veya sürekli aynı göz üzerine yatmak basıncı artırabilir. Bazı yoga hareketlerinde yapılan baş aşağı duruşlar da dikkatli uygulanmalıdır. Çok fazla kahve veya su, göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir. Sıvı tüketimini gün içine yaymak daha sağlıklıdır. Antioksidan açısından zengin beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur."


’’Bebeklerde de görülebiliyor’’


Glokomun nadir de olsa bebeklerde görülebileceğini belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, konjenital glokom hakkında şunları söyledi:


"Konjenital glokomda göz içi sıvısının dışarıya akmasını sağlayan yapıların gelişiminde bozukluk olur. Bu durum göz içi basıncının yükselmesine ve göz dokularında hasara yol açabilir. Bebeklerde aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma, gözleri sıkma ve kornea bulanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca göz büyüklüğünde artış ve korneada ödem görülebilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır."


Tedavinin genellikle cerrahi yöntemlerle yapıldığını söyleyen Op. Dr. İçağasıoğlu, "Erken dönemde yapılan müdahale ile görme büyük oranda korunabilir. Geç kalınırsa optik sinir hasarı kalıcı olur" dedi.


Dünya Glokom Haftası mesajı


Op. Dr. İçağasıoğlu, toplumda farkındalık oluşturmanın önemine değinerek şunları paylaştı:


"Glokom sessiz ilerleyen bir hastalıktır. Belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Erzurum’da "Vatan ve kahramanlık buluşmaları" programı Erzurum’da aziz şehitlerin hatırasını yaşatmak ve genç nesillerde vatan sevgisi bilincini güçlendirmek amacıyla "Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları" programı düzenlendi. Okuduğu okula ismi verilen Şehit Burak Tatar’ın adını taşıyan Şehit Burak Tatar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Erzurum Şube Başkanı Recep Akgül, şehit ailesi, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış konuşmasını yapan Okul Müdürü Emre Koç, şehitlerin fedakârlıklarının hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini belirterek genç nesillerin milli ve manevi değerler ışığında yetişmesinin önemine vurgu yaptı. Koç konuşmasında ayrıca okuduğu okula ismi verilen Şehit Paramedik Burak Tatar’ın hayatını ve kahramanlık hikâyesini katılımcılarla paylaştı. Programda konuşan Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, şehitlerin milletin bağımsızlığı ve vatanın bölünmez bütünlüğü için en büyük fedakârlığı yaptığını belirterek bu tür programların genç nesiller için önemli bir bilinç oluşturduğunu ifade etti. Aykut konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada çok anlamlı ve çok kıymetli bir buluşma için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Aziz milletimizin bağımsızlığı, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve bayrağımızın özgürce dalgalanması için canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Bu topraklar sıradan topraklar değildir. Bu topraklar; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da ve Anadolu’nun dört bir yanında can veren kahramanların emanetidir. Her karışı şehit kanlarıyla yoğrulmuş olan bu vatan bizlere bırakılmış en kutsal mirastır. Şehitlerimiz bu milletin hafızasında yalnızca birer hatıra değil; aynı zamanda bizlere yol gösteren birer onur, cesaret ve vatan sevgisi sembolüdür. Bugün adını taşıdığınız bu okulun ismi de böyle bir kahramanın adıdır. Şehidimiz Burak Tatar, genç yaşında vatan sevgisini her şeyin üstünde tutmuş, görev bilinciyle hareket etmiş ve milletimiz için en büyük fedakârlığı yaparak şehadet mertebesine ulaşmıştır. Sevgili gençler; şehitlerimizin bizlere bıraktığı en büyük emanet sizlersiniz. Sizler bu ülkenin geleceği, bu milletin umudu ve yarınlarımızın mimarlarısınız. Unutmayınız ki vatan sevgisi yalnızca cephelerde gösterilen bir kahramanlık değildir. Vatan sevgisi; okul sıralarında çok çalışmak, ülkemiz için üretmek ve bu millete hizmet etmektir." Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Erzurum Şube Başkanı Recep Akgül ise konuşmasında Türkiye’nin vatan uğruna büyük bedeller ödediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bugün ülkemizde yaklaşık 50 bine yakın şehidimiz ve 35 bine yakın gazimiz bulunmaktadır. Bu rakamlar vatanın ne büyük fedakârlıklarla korunduğunu göstermektedir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz bu vatan için bedel ödemiş kahramanlardır." Programda söz alan şehidin öğretmenlerinden Taner Erdoğumuş, Burak Tatar’ın öğrencilik yıllarından itibaren vatan sevgisiyle yetişmiş örnek bir genç olduğunu ifade ederek duygusal anlar yaşattı. Erdoğumuş konuşmasında, Burak Tatar’ın genç yaşlardan itibaren şehit olmayı arzuladığını belirterek, "Burak her zaman vatan sevgisiyle dolu bir evladımızdı. ‘Ben şehit olacağım hocam’ derdi. Göreve gitmeden önce sahip olduğu arabasını satarak gelirini Mehmetçik Vakfı’na bağışladı. Bu davranışı onun nasıl bir iman ve vatan sevgisiyle yetiştiğinin en büyük göstergesiydi" dedi. Burak Tatar’ın ilk günden son güne kadar imanla yoğrulmuş, bayrak aşkıyla yanan bir vatan evladı olduğunu ifade eden Erdoğumuş, "O sadece bir öğrencimiz değil, aynı zamanda bu milletin yetiştirdiği örnek bir evlattı. Bugün onunla gurur duyuyoruz" diye konuştu. Erdoğumuş ayrıca okulun şehitler verdiğini hatırlatarak, "Bu okuldan yalnızca Burak değil, Burak Tortumlu ve Taha Nergiz gibi kahraman evlatlarımız da çıktı. Vatan onlara çok şey borçlu. Bu millet onların fedakârlığını asla unutmayacaktır" ifadelerini kullandı. Programda konuşan şehit Burak Tatar’ın annesi Hülya Tatar ve babası Yahya Tatar ise evlatlarıyla gurur duyduklarını ifade etti. Tatar ailesi, Burak Tatar’ın vatan sevgisiyle yetişmiş bir evlat olduğunu ve şehit olmayı kendi isteğiyle arzuladığını dile getirdi. Şehit ailesi gençlere de seslenerek milli ve manevi değerlerin daha iyi anlaşılması için Çanakkale Şehitliği’nin ziyaret edilmesinin önemine dikkat çekti. Aile, gençlerin şehitlerin fedakârlıklarını yerinde görmelerinin vatan sevgisini daha iyi anlamalarına katkı sağlayacağını ifade etti. Program öğrenciler tarafından okunan "Bayrak" şiiri ve soru-cevap bölümü ile devam etti. Program sonunda şehit Burak Tatar’ın ailesine protokol üyeleri tarafından çiçek takdim edildi. Şehit Burak Tatar kimdir? Paramedik Burak Tatar, 2 Ocak 1995 tarihinde Erzurum’un Yakutiye ilçesinde dünyaya geldi. 2013 yılında Erzurum Sağlık Meslek Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl henüz 18 yaşındayken sağlık camiasında görev almaya başlayarak Narman İlçe Hastanesine atandı. Üç yıl boyunca Narman 112 Acil Sağlık İstasyonu’nda istasyon sorumlusu olarak görev yaptı. 2016 yılında Atatürk Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan mezun oldu ve naklen atama ile Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görevine devam etti. Aynı yıl UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi) bünyesine katıldı. Görev süresi boyunca Nusaybin Hendek Operasyonları, Fırat Kalkanı Operasyonları, Cerablus görevlendirmesi, Avşa Adası sağlık tedbiri ve Sarıkamış Allahuekber Dağı Şehitleri Anma Töreni gibi birçok görevde gönüllü olarak yer aldı. Son olarak Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında görev alan Burak Tatar, burada hasta müdahalesine giderken el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit oldu.
Trabzon Türk futbolundan bir Orhan Kaynak geçti Türk futbolunun önemli golcülerinden Orhan Kaynak, profesyonel kariyerinde birçok takımın formasını giyerken özellikle Trabzonspor’da sergilediği performansla adından söz ettirdi. Süper Lig’de golcü kimliğiyle dikkat çeken Kaynak, kariyeri boyunca farklı liglerde ve kulvarlarda ortaya koyduğu istikrarlı performansla Türk futbolunda iz bırakan isimlerden biri oldu. Geçirdiği kalp krizi sonucu 10 Mart 2026’da 56 yaşında vefat eden Orhan Kaynak, Türk futbolunun önemli isimlerinden biri olarak hafızalarda yerini aldı. 1 Mart 1970’te Adana’da doğan Kaynak, futbolcu kardeşleriyle tanınan ünlü Kaynak ailesinin bir ferdi olarak Türk futboluna iz bıraktı. Orhan Kaynak’ın ağabeyleri; Reşit Kaynak, Kayhan Kaynak, İrfan Kaynak, İlhan Kaynak ve Ayhan Kaynak da bir dönem futbol oynamış isimlerdi. Kaynak’ın abileri Reşit, İrfan ve Kayhan Kaynak da aynı kaderi yaşayarak kalp krizinden hayatlarını kaybetmişlerdi. Genetik hastalık Kaynak ailesine büyük acılara yol açtı. Küçük Orhan lakabı Trabzonspor’da oynadığı dönemde aynı isimli oyuncu Orhan Çıkırıkçı ile karışmaması için ’Küçük Orhan’ lakabıyla anılan Orhan Kaynak, kariyerinin sonuna kadar bu isimle tanındı. Futbolculuk döneminde olduğu gibi teknik ekip döneminde de bordo-mavili takımın içinde yer alan Kaynak, Orhan Çıkırıkçı yani ’Büyük Orhan’ ile birlikte bu sürede Fatih Tekke’nin ekibinde yer aldı. Futbolculuk dönemi Futbolculuk kariyerine Adanaspor formasıyla başlayan Orhan Kaynak, burada gösterdiği performansla dikkat çekti. Daha sonra Samsunspor’a transfer olan Kaynak, Süper Lig’deki yükselişini sürdürdü ve gol yollarındaki etkinliğiyle önemli kulüplerin radarına girdi. En parlak dönem Trabzonspor’da Orhan Kaynak’ın kariyerindeki en dikkat çekici dönem ise Trabzonspor forması giydiği yıllar oldu. 1994-1995 sezonunda bordo-mavili formayla Süper Lig’de 30 maçta 14 gol atan Kaynak aynı sezon Türkiye Kupası ve Avrupa kupalarında da 10 gol atarak sezonu 24 golle tamamlayarak kariyerinin en iyi dönemini geçirdi. Hücum hattındaki etkili performansıyla takımın en önemli gol silahlarından biri haline gelen Orhan Kaynak, Trabzonspor kariyerinde taraftarların hafızasında yer edinen isimlerden biri oldu. Kaynak’ın UEFA Kupası son 32 turunda Aston Villa ile İngiltere’de attığı galibiyet golüyle sahadan 2-1 ayrılan Trabzonspor, turu geçen taraf olmuştu. Beşiktaş ve Kocaelispor yılları Trabzonspor’un ardından kariyerine Beşiktaş’ta devam eden Orhan Kaynak, siyah-beyazlı ekipte hem lig hem de Avrupa kupalarında forma giydi. Daha sonra Kocaelispor’a transfer olan Kaynak, burada geçirdiği yıllarda takımın önemli hücum oyuncularından biri oldu. Türkiye’nin farklı şehirlerinde forma giydi Tecrübeli forvet kariyerinin ilerleyen dönemlerinde Kayserispor, Akçaabat Sebatspor ve yurt dışında da Skoda Xanthi formalarını giydi. Özellikle Akçaabat Sebatspor’da Süper Lig’de iki sezonda attığı gollerle önemli rol oynadı. Uzun kariyer, unutulmaz performans 1980’li yılların sonunda profesyonel futbol hayatına başlayan Orhan Kaynak, Süper Lig ve 1. Lig başta olmak üzere farklı liglerde sergilediği golcü kimliği, mücadeleci yapısı ve tecrübesiyle Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden biri oldu. Kaynak, liglerde 373 maçta 111 gol ve 32 asist kaydederken, Türkiye Kupası ve diğer yerel kupalarda 39 maçta 19 gol ve 3 asistle takımına katkı sağladı, Avrupa kupalarında ise 21 maçta 6 gol ve 1 asistlik performans gösterdi. Toplamda 433 resmi maçta 136 gol ve 36 asistle kariyerini tamamlayan Orhan Kaynak, hem yerel hem de uluslararası arenada gol yollarındaki etkinliğiyle hafızalara kazındı. Trabzonspor son görevi oldu Türk futbolunun önemli ismi Orhan Kaynak, futbolculuk kariyerinin ardından yardımcı antrenör ve teknik direktör olarak birçok takımda görev yaptı. Son olarak Trabzonspor’da görev yapan Kaynak, Fatih Tekke’nin ekibi içinde yer alıyordu. Yardımcı antrenörlük dönemi Trabzonspor (2024-2025 - 2025-2026) 11 Mart 2025 - 10 Mart 2026, Teknik Direktör Fatih Tekke ile 45 maçlık dönemde görev yaptı. Adana Demirspor (2017-2018) Giray Bulak ile birlikte 12 maçta saha kenarında yer aldı. Sivasspor (2014-2015) Sergen Yalçın ve Roberto Carlos ile görev aldı. Trabzonspor (2013-2014) Hami Mandıralı ile 10 maçta yardımcı antrenörlük yaptı. Çaykur Rizespor (2013-2014) Rıza Çalımbay ile 22 maçta çalıştı. Sivasspor (2010-2011, 2013-2014) Rıza Çalımbay ve Mesut Bakkal ile 115 maçta görev yaptı. Eskişehirspor (2008-2009, 2010-2011) Rıza Çalımbay 85 maç, Bülent Uygun 2 maçta görev aldı. Teknik direktörlük görevleri Orhan Kaynak ayrıca Sarıyer, Elazığspor ve Boluspor takımlarında teknik direktörlük yaptı.