POLİTİKA - 09 Nisan 2019 Salı 19:20

İkili görüşme sonrası önemli açıklamalar

A
A
A
İkili görüşme sonrası önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz son dönemde ciddi sıçrama yaşamış durumda. Ticaret hacmimiz son 2 yılda yüzde 250 oranında bir artışla 113 milyon dolara ulaştı” dedi.

Resmi ziyaret kapsamında Ankara’ya gelen Bolivya Devlet Başkanı Juan Evo Morales Ayma ile başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerinden düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bolivya ile Türkiye arasındaki ticaret hacminde yeni hedefi 500 milyon dolar olarak belirlediklerini söyledi.

“Ticaret hacmimiz son 2 yılda yüzde 250 oranında bir artışla 113 milyon dolara ulaştı”
Bolviya’nın Ankara’da büyükelçilik açacak olmasının memnuniyet verici olduğunu belirten Erdoğan, gelecek yıl Türkiye ve Bolivya arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilişinin 70. yıl dönümünün kutlanacağını, bu amaçla 2020 yılında her iki ülkede özel etkinlikler düzenleneceğini söyledi. 

Görüşmede karma ekonomik komisyonunun ilk toplantısının bu yıl içinde yapılmasında mutabık kaldıklarını kaydeden Erdoğan, “Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz son dönemde ciddi sıçrama yaşamış durumda. Ticaret hacmimiz son 2 yılda yüzde 250 oranında bir artışla 113 milyon dolara ulaştı” dedi. 

Erdoğan, bu rakamın iki ülke açısından çok düşük olduğunu, 500 milyon dolar olarak yeni hedef belirlediklerinin altını çizdi.

“Türkiye ve Bolivya birçok konuda benzer tutumlara sahiptir”
Savunma sanayinde işbirliği imkanları üzerinde durduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalkınma alanındaki işbirliğine de özel önem atfettiklerini kaydetti. TİKA’nın desteklerini devam ettireceğini söyleyen Erdoğan, kadını güçlendirme, anne çocuk sağlığı ve tarım alanında projelerin geliştirilmesinin gündemde olduğunu belirtti. Bölgesel ve uluslararası meseleleri de değerlendirdiklerini ifade eden Erdoğan, “Türkiye ve Bolivya birçok konuda benzer tutumlara sahiptir. Dünyada aşığı sağın ve İslam düşmanı hareketlerden endişe duyduğumuzu bir kez daha dile getirmek istiyoruz. Her türlü ayrımcılığı ötekileştirmeyi ve dışlamayı reddediyoruz. Bolivya’nın Filistin davasına, özellikle Kudüs’ün statüsü ve Filistinli sivillerin korunmasına yönelik verdiği desteğe teşekkür ediyorum. Bunun yanında Golan Tepeleri ile alakalı yaklaşımını taktirle izliyoruz” şeklinde konuştu. 

Venezuela halkının iradesini geçen yıl ki cumhurbaşkanlığı seçimi ile ortaya koyduğunu kaydeden Erdoğan, “Venezuelalı dostlarımızın sandık başında aldıkları kararların başkaları tarafından sorgulanmasını demokrasi adına doğru bulmuyoruz. Adeta eyalet valisi tayin eder gibi seçimle alakası olmayan bir kişiyi bir ülkenin başına tayin etmek demokrasi ile bağdaşır bir yanı yoktur. Ülkelerin egemenlik haklarına, halk iradesine, demokrasiye saygı ve içişlerine karışmama ilkesi çerçevesinde Bolivya gibi Maduro yönetimini Venezuela’nın meşru hükümeti olarak tanımaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu dostluk bizi çok memnun etti”
Devletler düzeyinde ilk ziyaret olduğunu ve yapılan ağırlamadan dolayı memnuniyetini dile getiren konuk Cumhurbaşkanı Morales, “Güzel bir ağırlama ile karşılaştık. Bu Bolivya halkına yapılmış bir karşılamadır. Bu dostluk bizi çok memnun etti. Bolivya Türkiye’ye aynı zamanda büyükelçiliğinden dolayı da şükran. Önümüzdeki haftalarda Bolivya Büyükelçisi de Türkiye’de göreve başlamış olacaktır” dedi.
Venezuela ile ilgili açıklamada bulunan Morales, “Venezuela halkı devrimci bir halktır. İktisadi sorunlarına rağmen devlet egemenliğini savunan bir ülkedir. Bu yüzden onları destekliyoruz. Bir başkan tayin etmek koloni dönemindeki insanları tayin etmek gibidir. Bir valiyi tayin etmek gibidir. Bunun ABD eli ile yapılmasından mutlu değiliz, bunu onaylamıyoruz” diye konuştu.

“Savunma alanındaki işbirliğine ihtiyacımız var”
Bolivya’nın 1825’deki kuruluşundan itibaren kendi doğal kaynaklarına katma değer vermeye başladıklarının altını çizen Morales, lityum sanayileşmesine de başladıklarını kaydetti. Türkiye’nin de bu büyük sanayinin bir parçası olmak istediğini söyleyen Morales, “2030 yılına yönelik planlar bunlar. 41 lityum tesisi kuracağız” şeklinde konuştu. 

Savunma sanayinde işbirliğine ihtiyaç duyduklarını ifade eden Morales, “Özellikle kaçakçılıkla mücadele için savunma alanındaki işbirliğine ihtiyacımız var. Ordu ile birlikte çalışarak teknoloji alımını ya da aktarımını özellikle savunma alanında istiyoruz, buna ihtiyaç duyuyoruz” açıklamasında bulundu.
“Bolivya’ya işbirliği isteğinizi selamlıyoruz, gerçekten bizi şaşırttı” ifadelerini kullanan Morales, Türkiye’nin Bolivya’da böbrek nakil ameliyathanesi kurduğunu kaydetti. Bolivya’da ücretsiz sağlık hizmetlerine başladıklarını, Türkiye’nin tedarik ettiği cihazların Bolivya’nın evrensel sağlık sistemine çok önemli destek sağlayacağını kaydetti.

“Türkiye’nin hayranı oldum”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Sizi dinledikten tanıdıktan sonra Türkiye’nin bir hayranı olduğumu söylemek istiyorum” diyen Morales Bolivya’da Türk dizilerinin ve Türk Hava Yolları çok meşhur olduğunu kaydederek, “2020 yılının ilk çeyreğinde Türk Hava Yollarından doğrudan uçuş planı olduğunu duyduk bu bizi çok mutlu etti” dedi.

Türkiye-Bolivya ortak bildirisi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bolivya Devlet Başkanı Juan Evo Morales Ayma’nın başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerinin ardından ortak bir bildiri yayımlandı. Ortak bildiride şu ifadelere yer verildi:
“Bolivya Çok Uluslu Devleti Başkanı Sayın Evo Morales, 9 Nisan 2019 tarihinde Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Sayın Morales’in ziyareti, Bolivya’dan Türkiye’ye Devlet Başkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret olması bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. Devlet Başkanı Morales, ziyareti kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelerek, kendisiyle küresel, bölgesel ve ikili düzeyde her iki ülkeyi ilgilendiren konuları görüşmüştür. 

İki Devlet Başkanı, Bolivya’nın Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu (CELAC) Dönem Başkanlığı’nı üstlendiğini dikkate alarak, Avrupa, Asya ve Latin Amerika’daki bölgesel durum hakkında geniş bir görüş alışverişinde bulunmuşlardır. 

Diğer taraftan, iki lider, Türkiye Cumhuriyeti La Paz Büyükelçiliğinin 2018 yılı Şubat ayında faaliyete geçmesinden duyulan karşılıklı memnuniyeti paylaşarak, Bolivya Çok Uluslu Devleti’nin Ankara Büyükelçiliğinin açılması yönündeki çalışmalara hız verilmesini kararlaştırmışlardır. 

Devlet Başkanı Morales ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Türkiye-Bolivya diplomatik ilişkilerinin kurulmasının 70. yıldönümü olan 2020 yılında her iki ülkede özel etkinlikler düzenlenmesi konusunda niyet beyanında bulunmuşlardır. 

Her iki lider, yaklaşık 20 yıl önce kurulmuş olan siyasi istişare mekanizmasının 3. toplantısının en kısa sürede gerçekleştirilerek ikili ilişkilerin gündeminde yer alan konuların teknik düzeyde ele alınmasını ve bir çalışma programı hazırlanmasını onaylamışlardır. 

Aynı şekilde, iki ülke arasındaki ticari ilişkilere ivme kazandırılması konusunda mutabık kalarak, Ekonomik ve Ticari İşbirliği Anlaşması ile kurulan Karma Ekonomik Komisyonun (KEK) ilk toplantısının bu amaçla bu yıl içinde yapılmasını kararlaştırmışlardır. 

Her iki lider, yatırımların karşılıklı teşviki ve korunmasına ilişkin bir anlaşmanın ve aynı zamanda ülkelerinin sanayileşmesine, ekonomilerinin çeşitlendirilmesine ve ikili ticaret hacmi ile karşılıklı yatırımların arttırılmasına katkıda bulunacak diğer başka anlaşmaların müzakerelerine bir an önce başlanması konusunda mutabık kalmışlardır. 

Her iki lider, ticaret misyonları ve iş forumlarını teşvik etmenin yanı sıra, şirket ve kuruluşları sergilere, fuarlara ve diğer ticari tanıtım faaliyetlerine katılmaya özendirmişlerdir. 

Devlet Başkanı Morales ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, diğerleri meyanında, turizm, demir-çelik sanayii, yenilenebilir enerji, mamul malların üretimi sektörlerini ön plana çıkararak, bilgi teatisi ve teknoloji transferine yönelik tamamlayıcı işbirliğinin geliştirilmesini kararlaştırmışlardır. 

Ayrıca her iki Devlet Başkanı, Sivil Havacılık İşbirliği Anlaşması’nın her iki ülke için de hava ulaştırması alanında bir dizi ticari olanak sunacağını gözönünde bulundurarak, sözkonusu anlaşmanın kısa sürede sonuçlandırılmasını teşvik etmişlerdir. 

Her iki Lider, küresel siyasette çok kutupluluğun ve işbirliğinin önemini vurgulamış, BM Şartı’nın temel ilke ve amaçları ve uluslararası hukukun temel ilkeleri çerçevesinde ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi ve içişlerine müdahale edilmemesi yönündeki ortak tutumlarını teyit etmişlerdir. İki lider, aşırı sağ ve İslam karşıtı hareketlerin yükselişinden duydukları endişeyi paylaşmış, temel hak ve özgürlüklerin savunulması ile her türlü ayrımcılık ve aşırıcılığın reddedilmesinin önemini dile getirmişlerdir. 

Yeni sınamalarla ve uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehditlerle başa çıkmak için çok taraflı sistemi güvence altına almak ve güçlendirmek amacıyla, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daha demokratik, temsili, sorumlu ve etkili kılmak ve 21. yüzyılın yeni gerçeklerini yansıtmak üzere, BMGK’nın kapsamlı reformunu destekleme yönündeki taahhütlerini yinelemişlerdir. 

Cumhurbaşkanı Morales ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok taraflı sistemin ve çok taraflılığın Birleşmiş Milletler’in temelini oluşturan üçayağın (uluslararası barış ve güvenlik, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi ile kalkınma) gerçekleşmesi için şart olduğuna inanmaktadırlar.
Bolivya Çok Uluslu Devleti Başkanı Evo Morales, kendisine gösterilen sıcak konukseverlik için Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etmiş ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı Bolivya’ya davet etmiştir.” 

Derya Yetim - Mustafa Apaydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Kocaeli’de bir ayda 77 bin sürücüye trafik cezası kesildi Kocaeli’de nisan ayında terör ve kaçakçılık operasyonlarında 10 kişi tutuklanırken 199 silah ele geçirildi, trafik denetimlerinde ise 457 bin araç kontrol edilerek 77 bin sürücüye idari ceza uygulandı. Kocaeli Valisi İlhami Aktaş Genişletilmiş İl Güvenlik ve Asayiş Koordinasyon Kurulu değerlendirme toplantısında nisan ayında kent genelinde yürütülen güvenlik çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Terörle mücadeleden uyuşturucu operasyonlarına, ruhsatsız silah ve kaçakçılıktan trafik denetimleri ile düzensiz göçle mücadeleye kadar birçok başlıkta çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirten Vali Aktaş, emniyet ve jandarma ekiplerince gerçekleştirilen operasyonlarda 8’i DEAŞ terör örgütü mensubu olmak üzere 10 terör örgütü mensubunun tutuklandığını, uyuşturucuyla mücadele kapsamında ise 64 kişinin cezaevine teslim edildiğini açıkladı. 10 terör örgütü mensubunun tutuklandı Nisan ayında terörle mücadele, asayiş suçları ve ruhsatsız silahlarla ilgili yürütülen çalışmalara ilişkin verileri paylaşan Aktaş, "Emniyet ve jandarmamızın, terörle mücadele kapsamında yaptığı operasyonlarda; 8’i DEAŞ terör örgütü mensubu olmak üzere, 10 terör örgütü mensubunun tutuklanması sağlanmıştır. Asayiş suçlarıyla mücadele kapsamında jandarma ve il emniyet müdürlüğümüzün çalışmalarında hem kişilere karşı işlenen suçlarda hem de mal varlığına karşı işlenen suçlarda geçen aylarla sayılar aynı gitmekle birlikte, o aydınlatma oranları da yüzde 100’lere yakın bir seviyede devam etmektedir. Geçtiğimiz dönem içerisinde ruhsatsız silah ve silah kaçakçılığı ile ilgili yapılan işlemlerde 199 silah ele geçirilmiş, 176 kişi hakkında işlem yapılmıştır" dedi. "Gençlerimizin zehirlemesine fırsatları ortadan kaldırılmıştır" Kaçakçılık ve uyuşturucuyla mücadele kapsamında yapılan operasyonlara değinen Vali İlhami Aktaş, "Kaçakçılıkla mücadele kapsamında arkadaşlarımızın yaptığı operasyon ve işlemlerle 6 kişinin tutuklanması sağlanmış; bu operasyonlarda çeşitli miktarlarda makaron, tütün, elektronik sigara ele geçirilmiştir. Uyuşturucuyla mücadele noktasında gençlerimizin korunması, insanlarımızın bu uyuşturucuya bulaşmaması noktasında hem arz noktasında hem talep noktasında kamu kurum kuruluşlarımızın çalışmaları devam etmekte. Uyuşturucuyla mücadele ederken gerek bu kullanıcı ve diğer suçları, gerek imal ve ticaretini yapanlarla ilgili operasyonlar da hız kesmeden devam etmektedir. Geçtiğimiz ay içerisinde yine emniyet ve jandarmamızın yaptığı operasyonlarla 64 kişinin tutuklanarak cezaevlerine teslimi sağlanmış, bu kişilerin gençlerimizin zehirlemesine fırsatları ortadan kaldırılmıştır. Bu operasyonlarda da yine değişik miktarlarda narkotik madde ele geçirilmiştir" ifadelerini kullandı. 457 bin araç denetlendi, 77 bin sürücüye idari para cezası uygulandı Trafik denetimlerinin kent genelinde ve Kocaeli’den geçen ana arterlerde sürdüğünü aktaran Aktaş, "Geçtiğimiz dönem içerisinde 457 bin araç denetlenmiş, bunlardan 77 binine idari para cezası uygulanmıştır. Bu araç sayısı Kuzey Marmara, TEM, devlet yollarında geçen tüm araçları kapsamaktadır" dedi. 328 göçmen sınır dışı dışı edildi Düzensiz göçle mücadelede kolluk kuvvetleri, İl Göç İdaresi Müdürlüğü ve mobil göç noktalarında yürütülen denetimlere dikkat çeken Aktaş, "Jandarma ve emniyetimizin yaptığı denetimlerin haricinde 7 mobil göç noktamızda aynı denetimler sürmektedir. Bu dönem içerisinde 10 bin 500 kişiye denetim yapılmış, 287 kişi düzensiz göçmen olarak tespit edilmiştir. Bunları organize ettiği değerlendirilen kişilere yönelik yapılan operasyon ve işlemlerde de 6 organizatörün tutuklanması sağlanmıştır. Yine ilimizde Geri Gönderme Merkezi’nde bulunan ve bu süreç içerisinde zaman zaman oraya teslim edilen düzensiz göçmenlerden 328 düzensiz göçmen de kolluk kuvvetlerimiz ve İl Göç Müdürlüğümüzün koordinesinde sınır dışı edilmiştir" diye konuştu. 478 aranan şahıs tutuklandı Aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmaların nisan ayında da yoğun şekilde sürdüğünü belirten Aktaş, kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişilerin infaz kurumlarına teslim edildiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Kesinleşmiş hapis cezası olan 478 kişi yakalanarak cezalarını çekmek üzere infaz kurumlarına teslim edilmiştir. Yine bu dönem içerisinde haklarında ifade almak, adli işlem yürütmek için araması bulunan bin 310 kişinin de adli birimlere teslim edilmesi sağlanmıştır."
Bursa Bursa Milletvekili Mesten’e hem destek hem tehdit Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım sonrası hem tebrik hem de tehdit mesajları aldığını belirten AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, "Sokakta hiçbir başıboş köpek kalmaması hedefi konulmasına rağmen, hiçbir kurum ve belediye bunun önüne geçemiyor. Köpek ise tabiatı gereği çoğaldıkça çeteleşiyor. Kendisinden daha zayıf gördüğü özellikle çocuklara, yaşlılara, kadınlara saldırıyor. Onun doğası, köpeğe söyleyecek bir sözümüz yok. Ancak, hayvanseverlik adı altında bu işten rant devşiren bir kesim olduğunu ne yazık ki görüyoruz. Milletimiz buna çok ciddi bir tepki gösteriyor. Halkın arasında çekilmez bir boyuta geldi. Ancak öncelikle bizim dilimizi düzeltmemiz gerekiyor. Köpek, ’it’tir. ’can dost’ veya ’patili dost’ değildir. Nasıl bir inekten, kuzudan, koyundan ya da başka bir hayvandan bahsederken ‘dostumuz’, ‘yavrumuz’, ‘evladımız’ demiyorsak, buna bu ismi vermiyorsak, köpeğe de köpek ismi vermek ne hakarettir ne de ona olumsuz yaklaşmaktır" dedi. AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, sosyal medya üzerinden ’Önce zihnimizi, dimağımızı, dilimizi necasetten taharet ile temizleyelim’ başlığı yaptığı paylaşım dikkat çekti. Paylaşımında Mesten şu cümlelere yer verdi; "Can dost, çocuk değil, köpek/it. Hayvansever değil köpeksever/mizantrop. Mama değil hayvan yemi/yal. Hayvan hakları değil hayvanları koruma. Mama lobisi değil köpekçi terörü. Türkiye, köpekçi terörüne teslim olmayacak!" Milletvekili Mesten tarafından yapılan bu açıklamanın ardından birçok kişi hem tehdit, hem de tebrik yorumları yaptı. Bunun üzerine bir açıklamada bulunan Mesten, "Bilindiği gibi uzun süredir ülkemiz, milletimiz başıboş sokak köpekleriyle uğraşmakta, başı dertte. Bununla ilgili yaklaşık iki yıl önce sokakta hiçbir köpek kalmaması amacıyla bir kanun çıkarıldı. Meclisimiz tarafından ve yönetmelik yayınlanmak suretiyle belediyelere ve ilgili devlet kurumlarına yetki ve görev verilmek suretiyle sokakta hiçbir başıboş köpek kalmaması hedefi konulmuş idi. Ancak bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki sokakta başıboş köpekler halen devam ediyor. Köpek tabiatı gereği çoğaldıkça çeteleşiyor. Kendisinde daha zayıf gördüğü özellikle çocuklara, yaşlılara, kadınlara saldırıyor. Onun doğası, köpeğe söyleyecek bir sözümüz yok. En son dört gün önce malumunuz Van’da Hamza evladımızı söylemeye dilimiz varmıyor. Parçalamayı geçtik, açıkça çocuğu yemiş köpekler. Kalan parçalarını aile derleyip toparlayıp bir sandukanın içerisine koymak zorunda kaldı. Bu manzara tek değil. Bu gidişle tek de olmayacak, devam da edecek. Nitekim iki gün önce de yine bir amcamıza saldırdı. Allah’tan ölüm vakası olmadı. Şöyle bir göz gezdirdiğimizde her yıl yaklaşık 100 kişi bu sokak başıboş köpekleri yüzünden hayatını kaybediyor. Gerek sebep oldukları trafik kazaları gerek doğrudan saldırmaları sebebiyle, kuduzdan, kazalardan ve diğer şartlardan dolayı pek çok evladımızı da kaybettik. İşte Mahra hadisesini hatırlayacaksınız, çok ses getirmişti. Ve zaten o olay üzerine bu kanun çıkartıldı. Yine Tunahan evladımız var. Saymaya kalksak yüzlerce sayacağız. Bunun dışında köpekler aşı, hijyen, ilaç ve diğer konulardan da mahrum oldukları için hakikaten sokaklarda, çarşılarda, caddelerde mikrop saçıyorlar, mikrop yuvaları" dedi. "Milletimiz bu durumdan rahatsız" Köpekler sebebiyle insanların rahat hareket edemediğini belirten Mesten, "Parkları işgal ediyorlar. Çocuklarımız parklara gidemiyor. Milletimiz bundan kurtulmak istiyor. Ancak ne yazık ki hayvanseverlik adı altında bu işten rant devşiren bir kesim olduğunu ne yazık ki görüyoruz. Milletimiz buna çok ciddi bir tepki gösteriyor. Halkın arasına indiğimizde, köyde, mahallede, çarşıda, bizzat kendi yaşadıklarımıza da buna ilave edersek çekilmez bir boyuta geldi. Ancak bu benim paylaşımımda da bahsettiğim mama lobisi değil, köpekçi terörü lobisi. Çok etkili olduğu için insanları da maalesef korkutmaktadırlar. Zehirli, necis dilleriyle, çocukları savunan, sokaklarda çocuklarımızın, insanımızın güvenliğini savunan insanlara, devlet yöneticilerine, belediyelere saldırmakta, hakaret etmekte, beddualar etmektedirler. Ben de bir baba olarak, bir milletvekili olarak, milletimizden yetki almış, milletimizin sesini duyurmakla görevli olan bir vatandaş olarak buna kayıtsız kalamazdım" dedi. "Milli güvenliğimizi ilgilendiren, Türk aile yapısını da hedef alan büyük bir terör organizasyonu" Yaptığı paylaşımla birçok şeyi açıklamaya çalıştığını belirten Mesten, "Öncelikle kavram konusuna temas etmek istedim. Çünkü bu öyle bir lobi ki dilimizdeki, dimağımızdaki kavramlarla oynadılar. Çocukla köpeği eşitlediler. Köpek annesi olunabileceğini savundular. Ancak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, gayet isabetle mücadele ediyor, güzel açıklamalarda bulundu. Köpeğin insan evladı yerine konulamayacağını, bunun Türk aile sistemine dinamit koymak olduğunu ifade etti. Biz de bu görüşteyiz. Bu mesele sadece başıboş köpek hadisesi değildir. Milli güvenliğimizi ilgilendiren, dışarıdan bir takım projelerle Türk aile yapısını da hedef alan büyük bir terör organizasyonudur diye haykırmak istiyorum. Ben bu duygu ve düşüncelerle böyle bir paylaşımı yaptım. Milletimize tercüman oldum. Tebrik telefonları, mesajları ve yorumları aldım. Tabi o itçi lobisi de boş durmuyor. Hakaretler, beddualar, tehditler bini bir para. Olsun, artık milletimiz uyanmıştır. Milletimiz gerçeğin farkındadır" diye konuştu. AK Parti olarak nasıl kanunu çıkarttılarsa, aynı şekilde uygulanmasının da takibini milletin beklediğini belirten Mesten, "Bu çerçevede ben özellikle AK Partili belediye başkanlarımıza buradan seslenmek istiyorum. Lütfen kanunun emredici hükümlerini uygulayın. Biz gönül belediyeciliği dedik. Biz milletin gönlünü almak durumundayız, köpeklerin değil. Milletin refahını artırmak durumundayız, köpeklerin değil. Lütfen ama lütfen belediye başkanlarımıza, ilgili devlet kurumlarımıza, ilgili sorumlu kişilere buradan seslenmek istiyorum. Lütfen ‘can dost’ edebiyatını bırakın. Hakaret değil, bunun tabii adı köpektir. Lugattaki asıl Türkçe ismi ‘it’tir. Bugün o lobi, köpeğe ‘it’ diyeni bile hakaret kabul ediyor. Artık köpeği tamamen kişileştirmiş, gerçekten kendi evlatları haline getirmişlerdir" şeklinde konuştu. "Hayvan düşmanlığı değil, düzen talebi" Kendi iç dünyalarına kimsenin karışamayacağını belirten Mesten, "Sözümüz, sahiplenip ona gönlünce bakan, onunla oynayan, onu seven insanlara değildir. Bu millet köpek düşmanı değil. Herkesin, her köylünün, Türk milletinin ta tarihten bugüne köpek düşmanı olmadı, hayvan düşmanı zaten olmadı ki. Biz de değiliz, ben de değilim. Ben de bir köy çocuğuyum. İhtiyaç varsa evde, avluda, bahçede, başka yerlerde çoban köpeği olarak tabii ki kullanılabilir. Ya da seversin, evinde de besleyebilirsin. Ama garibanın evinin önünde yüzlerce köpeği beslemek akıl işi değildir. AK Parti, 3-5 meczubun peşinden gidecek bir parti değildir. Köpekçi terörünün peşinden gidecek parti de değildir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, kanun çıktığı zamanki grup toplantılarındaki konuşmalarını net bir şekilde tekrar hatırlatmak istiyorum. Sokakta bir tek köpek kalmayana kadar mücadelemiz sürecek. Ben de milletin tercümanı olarak gerek Meclis’te gerek devlet kurumları nezdinde bu sözümü söylemeye devam edeceğim" dedi. Geniş kapsamda meseleyi ele aldığını belirten Mesten, "Tabii adı köpektir, ‘it’tir. ‘Can dost’ değildir, ‘patili dost’ değildir. Nasıl bir inekten, kuzudan, koyundan ya da başka bir hayvandan bahsederken ‘dostumuz’, ‘yavrumuz’, ‘evladımız’ demiyorsak, buna bu ismi vermiyorsak, köpeğe de köpek ismi vermek ne hakarettir ne de ona olumsuz yaklaşmaktır. Bunun yanında ‘mama’ tabiri gerçekten çok ilginçtir. Üzerinde oturulup araştırmalar yapılması gereken bir meseledir. Bize bilinçaltımızda köpeğin yiyeceğinin ‘mama’ olduğunu ezberleterek bebeğin yiyeceğinin mama olmasıyla eşitlemektedirler. Köpek ve bebek eşittir algısını bu millete yutturmak istemektedirler. Onun için mama değil, ‘yal’ diyoruz. Köpek yemi diyoruz. Hayvansever değil, köpeksever diyoruz. Sadece köpek seviyorlar nedense. Sadece köpek, başkaları yok. Arada garnitür olarak kediyi de katıyorlar ama gerçekte asıl dertleri köpek. Yüz binlerce kişi her yıl kuduz aşısı oluyor Türkiye’de. Yaklaşık 500 bin kişi kuduz şüphesiyle, büyük bölümü köpek ısırma vakalarıyla hastanelere başvuruyor. Dört doz üzerinden hesaplarsak, kuduz aşısı tek doz olmuyor biliyorsunuz, yaklaşık yıllık 2 milyon doz kuduz aşısı yapılmaktadır. Bu millet kuduz aşısı olmak zorunda değildir. Bu millet hastanelerinde, okullarında, okul önlerinde vahşi köpek sürüleriyle muhatap olmak zorunda değildir" diye konuştu.
Ankara Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Toplantısı Ankara’da gerçekleştirilecek Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi’nin 3’üncü toplantısı yarın Ankara’da gerçekleştirilecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi’nin 3’üncü toplantısı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud’un eş başkanlıklarında yarın Ankara’da gerçekleştirilecek. Konsey bünyesinde ‘Siyasi ve Diplomatik Komite’, ‘Askeri ve Güvenlik Komitesi’, ‘Kültür, Spor, Medya ve Turizm Komitesi’, ‘Sosyal Kalkınma, Sağlık ve Eğitim Komitesi’ ve ‘Ticaret, Sanayi, Yatırım, Altyapı ve Enerji Komitesi’ olmak üzere, iki ülkeden ilgili kurumların katıldığı 5 alt komite de yer alıyor. Toplantı vesilesiyle, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Diplomatik ve Hususi Pasaport Hamillerinin Vize Yükümlülüğünden Karşılıklı Olarak Muaf Tutulmasına İlişkin Anlaşma’nın imzalanması da öngörülüyor. Bu çerçevede bakanlık kaynaklarından edinilen bilgilere göre söz konusu toplantı kapsamında; Türkiye ile Suudi Arabistan arasında her alanda gelişen ilişkileri daha da ileri seviyeye taşıyacak iş birliği imkanlarını kapsamlı biçimde ele alması, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi bünyesindeki komitelerin çalışmalarını gözden geçirmesi, bölgedeki mevcut gelişmelerin, bağlantısallık alanındaki iş birliğinin stratejik önemini bir kez daha teyit ettiğine dikkat çekmesi, bölgede kalıcı güvenlik ve istikrarın tesisi için bölgesel sahiplenme anlayışının güçlendirilmesinin elzem olduğuna işaret etmesi, ABD ile İran arasında süren temas ve görüşmelerin kalıcı barışla sonuçlanmasını teminen, Türkiye’nin yapıcı bir çerçevede katkı sağlamayı sürdürdüğünü ifade etmesi, Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin yeni gerilim ve provokasyonlara yol açmasının önlenmesi gerektiğinin altını çizmesi, Netanyahu hükümetinin Gazze’de süren ateşkes ihlalleri ve Batı Şeria’daki hukuksuz eylemleri karşısında iki devletli çözüm vizyonunun kararlılıkla savunulmasının önemine işaret etmesi, Gazze barış anlaşmasının ikinci aşamasına yönelik olarak yürütülen görüşmeler ile Barış Kurulu’nun çalışmaları hakkında istişarelerde bulunması, İsrail’in Lübnan’daki işgali karşısında, uluslararası toplumun daha caydırıcı bir tutum sergilemesi gerektiğini vurgulaması ele alınacak. İki ülke arasındaki ilişkileri tüm boyutlarıyla kurumsal bir çerçevede takip etmek amacıyla 2016 yılında Dışişleri Bakanlarının başkanlığında kurulan bir iş birliği ve istişare mekanizması olan konseyin ilk toplantısı 7-8 Şubat 2017 tarihlerinde Ankara’da, ikincisi toplantısı 18 Mayıs 2025 tarihinde Riyad’da gerçekleştirilmişti.