DÜNYA - 09 Mart 2026 Pazartesi 14:55 | Son Güncelleme : 09 Mart 2026 Pazartesi 15:31

İran: "Bizim Müslüman ülkelerle bir savaşımız yok"

A
A
A
İran: "Bizim Müslüman ülkelerle bir savaşımız yok"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Körfez ülkelerine düzenlenen saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, "Bizim Müslüman ülkelerle bir savaşımız yok. Bizim mücadelemiz, saldırılarını desteklemek için Müslüman ülkelerin topraklarını kullanan saldırganlara karşıdır" dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran’ın kritik günlerden geçtiğini belirten Bekayi, "Çok inişli çıkışlı ve aynı zamanda İran için onurlu günler yaşıyoruz. Bugün gerçekleşen en önemli gelişmelerden biri İran İslam Cumhuriyeti’nin üçüncü dini liderinin ilan edilmesidir" şeklinde konuştu.

"Kırmızı çizgiler aşılırsa buna uygun karşılık verileceğini daha önce de söyledik"

Bekayi, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırılarına değinerek, "Silahlı kuvvetlerimiz insani ve etik ilkelere bağlıdır ve hiçbir zaman savaş suçu işlemedi. Buna karşılık karşı taraf ilk saldırılarda sivilleri ve çocukları hedef aldı ve altyapımıza saldırdı. Bu yalnızca çevreye değil, insanlığa karşı da işlenen bir suçtur. Kırmızı çizgiler aşılırsa buna uygun karşılık verileceğini daha önce de söyledik. ABD üslerine yönelik saldırılar konusunda ise bir kez daha vurguluyorum, bizim Müslüman ülkelerle bir savaşımız yok. Bizim mücadelemiz, saldırılarını desteklemek için Müslüman ülkelerin topraklarını kullanan saldırganlara karşıdır. Meşru müdafaa kapsamında bu üsler hedef alınmaktadır" dedi.

"Trump’ın açıklamaları savaş suçlarının itirafıdır"

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik açıklamalarına tepki gösteren İsmail Bekayi, "ABD Başkanı’nın İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik son küstah açıklamaları, İran halkına karşı işlenen savaş suçlarının açıkça bir itirafıdır. Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukukun temel ilkelerinin ihlaliyle ülkemize dayatılan savaşın ortasında ABD Başkanı, sosyal medyada yaptığı açıklamada daha önce hedef alınmayan bazı bölgeler ve halk gruplarının tamamen yok edilmek ve kesin ölüm için değerlendirildiğini ifade etmiştir" ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "Bu suç teşkil eden ifade, ABD’nin kendi başarısızlıkları karşısındaki çaresizliğinin açık bir göstergesidir. Bu sözler, dünyanın ABD ve İsrail’in İran’daki okullar, hastaneler, konutlar, altyapılar, spor salonları ve yardım merkezlerine yönelik askeri saldırılarına tanıklık ettiği bir dönemde dile getirilmektedir. Söz konusu saldırılarda şu ana kadar kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere yüzlerce masum sivil hayatını kaybetmiştir" diye konuştu.

"Bin 300’den fazla sivil hayatını kaybetti"

İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51’inci maddesi uyarınca saldırılara karşı meşru müdafaa hakkını kullanmaya devam ettiğini belirten İranlı sözcü, "Saldırılar sonucu bin 300’den fazla sivil hayatını kaybetmiş, 9 bin 669 sivil hedef tahrip edilmiştir. Bunlar arasında binlerce konut, ticari merkez, sağlık ve eğitim kurumu ile Kızılay binaları da bulunmaktadır. Bu nedenle ABD Başkanı’nın söz konusu açıklamaları, 28 Şubat’tan bu yana İran’da işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ilişkin sorumluluğun açık bir itirafı niteliğindedir" dedi.

İsmail Bekayi, "ABD, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2/4 maddesinde yer alan güç kullanma tehdidi yasağını açık şekilde ihlal etmiştir. Ayrıca ABD Başkanı’nın halk gruplarını yok etmekle tehdit etmesi yaşam hakkının ihlali olduğu gibi sivillere yönelik saldırıların önünü açmaktadır. İran ise Güvenlik Konseyi sorumluluğunu yerine getirene kadar meşru müdafaa hakkını kullanmaya devam edecektir. Bu açıklamalar ABD’nin uluslararası sorumluluğunu ve ABD Başkanının uluslararası cezai sorumluluğunu doğurmaktadır" şeklinde konuştu.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi ayrıca İran’ın BM ve BM Güvenlik Konseyi’nden uluslararası barış ve güvenliğin korunması kapsamında gerekli adımları atmalarını talep ettiğini belirterek, "Böylece devam eden savaş suçlarının sona erdirilmesi ve ABD ile başkanının hesap vermesinin sağlanması mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı.

"ABD bölge ülkelerine değer vermiyor"

Trump’ın İran haritasının değiştirilmesine yönelik açıklamalarına da değinen İsmail Bekayi, "İran halkının iradesi önemlidir. ABD Başkanı ve diğerleri dünyanın başka bölgeleri hakkında da benzer açıklamalar yaptı. Sanki bütün dünya değerli bir arsa ve devletler de birer emlak şirketi gibi görülüyor. Oysa ülkeler halkların iradesi ve kendi geleceğini tayin hakkı temelinde şekillenir. İran milleti vatanını nasıl savunacağını bilir. Ancak dünyanın bazı ülkeleri yalnızca seyirci kalabileceklerini düşünüyorsa yanılıyorlar. Adaletsizlik karşısında kayıtsız kalmak, kayıtsızları zalimlerin suç ortağı haline getirir" dedi.
ABD’nin bölgedeki askeri varlığının güvenlik sağlamadığını belirten Bekayi, "Aksine güvensizlik ve bölge ülkeleri arasında ayrışmaya neden olmaktadır. Tarih, Ramazan ayında bölge ülkeleri üzerinden bir Müslüman ülkeye saldırı gerçekleştirildiğini hatırlayacaktır. ABD bölge ülkelerine hiçbir değer vermiyor, tek amacı İsrail’i korumaktır. Bu nedenle bölge ülkelerinin topraklarının İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasına izin vermemeleri gerekmektedir" açıklamasında bulundu.

"Müzakerelerin ortasındayken bu savaş bize dayatıldı"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, savaşı İran’ın başlatmadığını belirterek, "Biz müzakerelerin ortasındayken bu savaş bize dayatıldı. Böyle bir durumda savunmadan ve ABD ile Siyonist rejimin hegemonya arayışına karşı direnme kararlılığımızı göstermekten başka bir seçenek yoktur. Şu anda tüm gücümüz, dikkatimizi ve kapasitemizi İran’ın varlığını savunmaya yöneltmiş durumdayız. Askeri saldırılar devam ederken savunma ve düşmana güçlü bir karşılık dışında başka bir konudan söz etmenin bir anlamı yoktur" diye konuştu.

"Avrupa sorumluluklarını yerine getirmedi"

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin de değerlendirmede bulunan Bekayi, "Bu günlerde yapılan görüşmelerin büyük bölümü savaş konusuna odaklanıyor. Bazı ülkeler bu durumdan endişe duyuyor, ancak bizim endişemizle onların endişesi farklıdır. Biz doğrudan saldırıya uğrayan bir ülke olarak vatandaşlarımızın hayatından endişe ediyor ve kendimizi savunuyoruz. Bazı ülkeler ise daha çok yakıt fiyatlarının ya da marketlerdeki ürünlerin maliyetinin artmasından endişe ediyor. Elbette yakıt fiyatlarından endişe etmelerini eleştirmiyoruz, ancak bu ülkelerin tamamı, Fransa dahil, BM Güvenlik Konseyi üyesidir" ifadelerini kullandı.

İranlı Sözcü Bekayi, Avrupa ülkelerinin son yıllarda uluslararası barış ve güvenliğin korunması konusundaki sorumluluklarını yerine getirmediğini belirterek, "Bu durum ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden eylemler konusunda daha cesur davranmasına yol açmıştır" şeklinde konuştu.

"Biz tüm komşu ülkelerle iyi ilişkileri sürdürmekte ısrarcıyız"

Bekayi, Türkiye, Azerbaycan ve Güney Kıbrıs’a İran’ın saldırı gerçekleştirdiği yönündeki haberleri reddederek, "Biz tüm komşu ülkelerle iyi ilişkileri sürdürmekte ısrarcıyız. Bizim için dostane ilişkilerin devamı ve ülkelerin ulusal egemenliğine saygı temel bir ilkedir. Ancak herhangi bir ülkenin topraklarından İranlılara yönelik saldırı gerçekleştirilirse uluslararası hukuk uyarınca buna karşılık verme konusunda doğal hakkımız vardır. Savunmamız düşmanlık olarak değerlendirilmemelidir. Azerbaycan, Türkiye ve Güney Kıbrıs’a İran’dan herhangi bir füze atılmadı" dedi.

Bekayi, "Silahlı kuvvetlerimiz de bu tür saldırıların İran tarafından yapılmadığını açıkladı. Güney Kıbrıs’ta da İngiliz yetkililer böyle bir olayın yaşanmadığını bildirdi. İran’a yönelik herhangi bir saldırının kaynağı neresi olursa olsun verilecek cevap meşru ve yasal olacaktır" ifadelerine yer verdi.

"Dena fırkateynine saldırı savaş suçudur"

ABD’nin İran donanmasına ait IRIS Dena fırkateynine düzenlediği saldırıya da değinen İsmail Bekayi, "Bu son derece açık bir savaş suçudur. Denizlerde yürütülen askeri operasyonlara ilişkin savaş kuralları çok nettir. Dena Fırkateyni konusunda ABD’nin bu eylemleri Nazi Almanyası’nı bile geride bırakmıştır. Nazi Almanyası birkaç kez İngiliz gemilerini batırdığında yardım için kendisi gitmişti. Ancak ABD yalnızca saldırmakla kalmadı, yardıma gitmediği gibi başkalarının yardım etmesine de izin vermedi. Bu durum Cenevre Sözleşmeleri ve bu sözleşmelere ek protokollerin 10’uncu maddesinin açık ihlalidir ve mutlaka konunun takipçisi olacağız" dedi.

"İran’ın kapasitesini sahadaki güçler gösteriyor"

İsrail medyasında yer alan İran’ın karşılık verme kapasitesinin azaldığı yönündeki haberlere ilişkin konuşan Bekayi, "Onların aldığı darbeler kendi yanlış hesaplamalarının sonucudur. Bırakalım kendi hayal dünyalarında yaşamaya devam etsinler. İran’ın imkanlarının azaldığına dair çok şey söylüyorlar. Ancak sahadaki güçlerimiz hangi kapasiteye sahip olduklarını ortaya koyuyor" diye konuştu.

Aynur Sena Çabuk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Tuzluca tuz mağaralarında bayram yoğunluğu yaşandı Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde bulunan tuz mağaraları, şifalı havası ve doğal yapısıyla Kurban Bayramı tatilinde de yoğun ilgi gördü. Solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiği belirtilen mağara, 9 günlük bayram tatilinde 16 binin üzerinde yerli ve yabancı turisti ağırladı. Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde yer alan tuz mağaraları, bayram tatilinde yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olmaya devam ediyor. Doğal tuz oluşumları ve yer altındaki etkileyici atmosferiyle dikkat çeken mağara, özellikle astım, bronşit ve nefes darlığı gibi solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılan havası dolayısıyla sağlık turizmi açısından da önemli bir merkez olarak öne çıkıyor. Bayram tatillerinde yoğun ziyaretçi ağırlayan tuz mağaraları, 4 günlük Kurban Bayramı’nda yaklaşık 10 bin kişiyi misafir ederken 9 günlük bayram tatilinde ise toplamda 16 binin üzerinde yerli ve yabancı turisti ağırladı. Aileleriyle birlikte bölgeye gelen ziyaretçiler hem mağaranın doğal güzelliklerini keşfediyor hem de şifalı olduğu değerlendirilen havasından faydalanma imkanı buluyor. Tuz mağarası gişe personeli Cemil Gümüştekin, Kurban Bayramı ile birlikte açılış saatlerinde değişikliğe gittiklerini belirterek, "Çalışma saatlerimiz yaz uygulamasında sabah 09.00 ile akşam 18.00 arasındadır. Kışın ise sabah 08.00’de açıp akşam 17.00’ye kadar hizmet veriyoruz. Bayram dolayısıyla sabah 08.00 gibi açıyoruz. Akşam kapanış saatimiz ise ziyaretçi yoğunluğuna göre değişiyor. Bazen 19.00, bazen de 20.00’ye kadar açık kalıyoruz. Yoğunluk oldukça fazla. Bu yoğunluğun pazartesi gününe kadar devam etmesini bekliyoruz" dedi. Tuz mağarasının fotoğraflardan daha güzel olduğunu söyleyen Erkan Güzel ise, "Biz Bitlis’in Tatvan ilçesinde oturuyoruz. Doğu turuna çıktık. Önce Iğdır’a geldik, ardından Kars tarafına doğru geçeceğiz. Yol üzerindeyken tuz mağarasını da görmek istedik. Gezi öncesinde internette Iğdır’da gezilebilecek yerleri araştırırken tuz mağarasını gördük. Fotoğraflarda güzel görünüyordu ancak buraya geldiğimizde fotoğraflardan çok daha etkileyici olduğunu gördük. Burası kesinlikle görülmesi gereken bir yer. İnsan içeri girince gerçekten büyüleniyor. Oldukça etkileyici ve keyifli bir ortamı var" diye konuştu. Arkadaşlarının tavsiyesi ile tuz mağarasına geldiğini belirten Alaattin Günal, "Giresun’dan geliyorum. Iğdır’daki arkadaşlarımızın tavsiyesi üzerine Tuzluca tuz mağarasını ziyaret ettik. Daha önce hiç görmemiştim. Iğdır’a geldiğimizde, misafir olduğumuz aile dostlarımız burayı görmeden dönmememiz gerektiğini söyledi. Geldik ve gördük. Gerçekten devasa bir mağara. Herkese tavsiye edeceğim yerlerden biri. Çok güzel bir tuz mağarası" dedi. Ailesi ile fırsat bulduğunda sürekli tuz mağarasına geldiğini ifade eden Beran Kaylan, "Ben Iğdır’da yaşıyorum. Tuzluca ilçesi yakın olduğu için her yıl buraya geliyoruz. Her gelişimde buranın daha da geliştiğini görüyorum. Çok güzel bir yer. Türkiye’nin 81 ilindeki herkesin gelip burayı görmesini tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu. Tuz mağarasının birçok rahatsızlığa iyi geldiğini söyleyen ve Kars’tan gelen Baran Genç ise, "Tuzluca mağarasını gezmeye geldik. Burası çok güzel ve görülmeye değer bir yer. Herkesi buraya davet ediyoruz. Kendi memleketimiz olmasına rağmen çok sık gelemiyorduk. Birkaç kişi bize tavsiye etti. Özellikle bazı rahatsızlıklara iyi geldiği söyleniyor. Bacak ağrısı çekenler ve nefes darlığı yaşayan kişiler için faydalı olduğunu duyduk. Bu nedenle hastalarımızı da sağlıklarına kavuşmaları ümidiyle buraya getirdik. Burayı herkese öneriyoruz" dedi. Gişe görevlisi Necmettin Bozyiğit, yaz aylarında da vatandaşların mağara içerisinin serin olması nedeniyle tuz mağarasını ziyaret ettiğini belirterek, mağaranın yılın her döneminde yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Bozyiğit, "Mağara, 2021 yılından bu yana aktif olarak hizmet veriyor ve halka açık. Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından ziyaretçiler geliyor. KOAH, bronşit ve astım hastalarına iyi geldiği belirtiliyor. Yaz-kış mağara içerisindeki sıcaklık yaklaşık 12 derece oluyor. Bu nedenle kışın sıcak, yazın ise serin bir ortam sunuyor" ifadelerine yer verdi. Iğdır turizminin önemli destinasyonları arasında yer alan tuz mağaralarının, her yıl artan ziyaretçi sayısıyla bölge ekonomisine de katkı sunduğu bildirildi.
Zonguldak Zonguldak’ın doğa harikası Gökgöl Mağarası’na bayramda ziyaretçi akını Zonguldak’ın jeolojik zenginlikleri ve eşsiz doğal yapısıyla öne çıkan simgelerinden Gökgöl Mağarası, Kurban Bayramı tatili boyunca adeta ziyaretçi akınına uğradı. Arefe günü dâhil olmak üzere bayram dönemi boyunca mağarayı toplam 5 bin 884 kişi gezdi. Giriş istatistiklerine göre doğa harikası alan; arefe günü 757, bayramın birinci günü 680, ikinci günü bin 509, üçüncü günü bin 446 ve dördüncü günü ise bin 492 doğaseveri ağırladı. Şehir merkezine yakınlığıyla ulaşım kolaylığı sağlayan mağara; göz alıcı sarkıt, dikit, sütun ve traverten oluşumlarının yanı sıra çevreyle uyumlu yürüyüş yollarıyla da büyük beğeni topluyor. Toplamda 875 metrelik bölümü turizme açık olan alan; cam köprüleri, seyir terası ve doğal dokuya zarar vermeden ilerleyen yürüyüş aksıyla konforlu bir gezi imkânı tanıyor. Girişte yer alan bilgilendirme panoları ise gelenleri mağaranın etkileyici tarihi ve jeolojik yapısı hakkında aydınlatıyor. Türkiye’nin en uzun 10. mağarası Yaklaşık 3 bin 350 metreye ulaşan uzunluğuyla Türkiye’nin en uzun 10’uncu, Zonguldak’ın ise ikinci büyük mağarası olma özelliğini taşıyan Gökgöl Mağarası, Karbonifer dönemine uzanan geçmişiyle yaklaşık 350 milyon yıllık bir oluşumun izlerini taşıyor. İçerisinden akan yeraltı deresinin sularını doğal bir sifon sistemiyle Erçek Deresi’ne ulaştıran bu doğa harikası, damlataş zenginliğiyle dikkat çekiyor. Mağaranın iç kısımları yapısal özelliklerine göre; "Fosil Giriş", "Astım Salonu" ve "Harikalar Salonu" gibi isimlerle adlandırılıyor. Mağara ortamının özellikle astım hastalarının rahatlamasına yardımcı olduğuna yönelik bilgiler, alanın sağlık ve yaşam turizmi açısından da cazibe merkezi olmasını sağlıyor. Bayram tatili rotası kapsamında İstanbul’dan bölgeye gelen 65 yaşındaki emekli subay Ali Gürsel Ovalı, mağaradaki düzenlemeleri çok başarılı bulduğunu belirterek, "İstanbul’dan geliyoruz. Bolu’yu gezdik ardından Safranbolu, Amasra, Bartın ve Zonguldak. Buradan da İstanbul’a döneceğiz. Çok güzellikler gördük. Özellikle tarihimizi yansıtan yerler gezdik. Burayı da çok güzel organize etmişler. Safranbolu’da bir mağara gezmiştik. Bu kadar güzel dizayn edilmemişti. Gökgöl Mağarası çok güzel sarkıt ve dikitleri olan herkesin mutlaka görmesi gereken bir mağara. Her bakımdan herkese tavsiye ederim. Tekrar yolumuz düşerse uğramak isterim" dedi.
Bursa Bayram dönüş trafiği İnegöl’de yoğunlaştı Kurban Bayramı’nın 4’üncü gününde, tatilcilerin dönüş yolculuğuna başlamasıyla birlikte Marmara ile İç Anadolu bölgelerini birbirine bağlayan Bursa-Ankara kara yolunda trafik yoğunluğu yaşandı. Özellikle Bursa’nın İnegöl ilçesi geçişinde araç trafiği zaman zaman durma noktasına geldi. Bayram tatilini memleketlerinde veya tatil bölgelerinde geçiren vatandaşların dönüşe geçmesi, pazartesi günü okulların yeniden açılacak olması ve öğrencilerin ders başı yapacak olması nedeniyle kara yolundaki araç sayısında önemli artış yaşandı. İnegöl mevkisinde uzun araç kuyrukları oluşurken, sürücüler ilerlemekte güçlük çekti. Yoğunluğun yaşandığı güzergâhlarda görev yapan İnegöl Emniyet Müdürlüğü Trafik Büro Amirliği ekipleri, trafik akışının güvenli ve düzenli şekilde sürdürülmesi amacıyla denetimlerini artırdı. Ekipler, kavşak ve yoğunluk noktalarında sürücülere yardımcı olurken, kazaların önüne geçebilmek için çeşitli uyarılarda bulundu. Yetkililer, sürücülerden hız limitlerine uymalarını, takip mesafesini korumalarını ve yorgun şekilde direksiyon başına geçmemelerini istedi. Trafik ekipleri ayrıca emniyet kemeri kullanımının önemine dikkat çekerek, uzun yolculuk yapan vatandaşların belirli aralıklarla mola vermeleri gerektiğini hatırlattı. Bayramın sona ermesiyle birlikte Bursa-Ankara kara yolundaki yoğunluğun gece saatlerine kadar devam etmesinin beklendiği öğrenildi. Trafik ekipleri, sürücülerin güvenli bir şekilde seyahatlerini tamamlayabilmeleri için bölgede görevlerini sürdürüyor.
Ankara Bakan Kurum, koruma altına alınan anıt ağacın hikayesini paylaştı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bakanlık tarafından tescillenerek koruma altına alınan Muğla’nın Yatağan ilçesindeki 854 yıllık çınar ağacının görüntülerini paylaştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma (TVK) Genel Müdürlüğü, Türkiye genelinde tescillenen 10 bin 509 anıt ağacı koruma altına alarak düzenli bakımını ve rehabilitasyonunu yapıyor. Bakan Murat Kurum bu ağaçlardan biri olan Muğla’nın Yatağan ilçesindeki 854 yıllık çınar ağacının hikayesini sosyal medya hesabından paylaştı. Bakan Kurum, mesajında "Bu sadece bir çınar değil; kökleri geçmişten bugüne uzanan, zamanın tanığı, doğanın mirası Anıt Ağaç. Tabiatımızın emanetlerine gözümüz gibi bakıyoruz" ifadelerine yer verdi. 854 yaşında bir çınar Yatağan’a bağlı Bozüyük Beldesi’nde bulunan çınar ağacı 854 yaşında. Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferi sırasında otağını altına kurduğu çınar 1996 yılında mülga Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla tescil edildi. 30 metre yüksekliğe, 35 metre tepe çapı, 600 santimetre de gövde çapına sahip olan ağaç tarihe tanıklık ediyor. Kanuni otağını gölgesine kurdu Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Söğüt, çınar ağaçlarının Türk kültüründe yerleşimin simgesi olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Söğüt, Bozüyük’teki ağaçla ilgili de şu bilgileri verdi: "Kanuni Sultan Süleyman 15 Haziran 1522 yılında Rodos Seferi’ne çıktığında 23 Temmuz 1522’de ordusuyla anıt ağacın altında otağını kurmuş. Eğer atınızla buradan geçiyor olsaydınız, sizin de mola vereceğiniz yer burasıydı. Mesela Evliya Çelebi de buradan geçiyor. Şimdi bizim olduğumuz yerden, bu çınarın yanından, hatta buradan su içerek Milas’a doğru devam ediyor. Çünkü burası o dönemdeki önemli yol güzergahlarından biri." Prof. Dr. Söğüt, Bakanlık korumasına alınan anıt ağaçların özenli bakımla çok daha uzun yıllar ayakta kalması için profesyonel bir çalışma yürütüldüğünün de altını çizdi. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Doğal Sit Alanları ve Tabiat Varlıkları Başkanı Çağlar Alsancak ise tescilli ağaçların çevresiyle birlikte korumaya alındığını belirterek, "Afet etkileri, meteorolojik etkiler ve insan müdahaleleri nedeniyle ağaçlarımız bakıma ihtiyaç duyabiliyor. Biz ağaçların her türlü bakım, budama, ilaçlama, böcek ve zararlılara karşı müdahalelerini yapıyoruz. Ağaçlarımız ve koruma alanı etrafındaki her türlü müdahaleyi sınırlandırıyoruz. Bunlar için yapılacak her türlü müdahale öncesinde ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonlarının iznini almayı mecbur tutuyoruz" dedi.