DÜNYA - 09 Mart 2026 Pazartesi 14:55 | Son Güncelleme : 09 Mart 2026 Pazartesi 15:31

İran: "Bizim Müslüman ülkelerle bir savaşımız yok"

A
A
A
İran: "Bizim Müslüman ülkelerle bir savaşımız yok"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Körfez ülkelerine düzenlenen saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, "Bizim Müslüman ülkelerle bir savaşımız yok. Bizim mücadelemiz, saldırılarını desteklemek için Müslüman ülkelerin topraklarını kullanan saldırganlara karşıdır" dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran’ın kritik günlerden geçtiğini belirten Bekayi, "Çok inişli çıkışlı ve aynı zamanda İran için onurlu günler yaşıyoruz. Bugün gerçekleşen en önemli gelişmelerden biri İran İslam Cumhuriyeti’nin üçüncü dini liderinin ilan edilmesidir" şeklinde konuştu.

"Kırmızı çizgiler aşılırsa buna uygun karşılık verileceğini daha önce de söyledik"

Bekayi, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırılarına değinerek, "Silahlı kuvvetlerimiz insani ve etik ilkelere bağlıdır ve hiçbir zaman savaş suçu işlemedi. Buna karşılık karşı taraf ilk saldırılarda sivilleri ve çocukları hedef aldı ve altyapımıza saldırdı. Bu yalnızca çevreye değil, insanlığa karşı da işlenen bir suçtur. Kırmızı çizgiler aşılırsa buna uygun karşılık verileceğini daha önce de söyledik. ABD üslerine yönelik saldırılar konusunda ise bir kez daha vurguluyorum, bizim Müslüman ülkelerle bir savaşımız yok. Bizim mücadelemiz, saldırılarını desteklemek için Müslüman ülkelerin topraklarını kullanan saldırganlara karşıdır. Meşru müdafaa kapsamında bu üsler hedef alınmaktadır" dedi.

"Trump’ın açıklamaları savaş suçlarının itirafıdır"

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik açıklamalarına tepki gösteren İsmail Bekayi, "ABD Başkanı’nın İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik son küstah açıklamaları, İran halkına karşı işlenen savaş suçlarının açıkça bir itirafıdır. Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukukun temel ilkelerinin ihlaliyle ülkemize dayatılan savaşın ortasında ABD Başkanı, sosyal medyada yaptığı açıklamada daha önce hedef alınmayan bazı bölgeler ve halk gruplarının tamamen yok edilmek ve kesin ölüm için değerlendirildiğini ifade etmiştir" ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "Bu suç teşkil eden ifade, ABD’nin kendi başarısızlıkları karşısındaki çaresizliğinin açık bir göstergesidir. Bu sözler, dünyanın ABD ve İsrail’in İran’daki okullar, hastaneler, konutlar, altyapılar, spor salonları ve yardım merkezlerine yönelik askeri saldırılarına tanıklık ettiği bir dönemde dile getirilmektedir. Söz konusu saldırılarda şu ana kadar kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere yüzlerce masum sivil hayatını kaybetmiştir" diye konuştu.

"Bin 300’den fazla sivil hayatını kaybetti"

İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51’inci maddesi uyarınca saldırılara karşı meşru müdafaa hakkını kullanmaya devam ettiğini belirten İranlı sözcü, "Saldırılar sonucu bin 300’den fazla sivil hayatını kaybetmiş, 9 bin 669 sivil hedef tahrip edilmiştir. Bunlar arasında binlerce konut, ticari merkez, sağlık ve eğitim kurumu ile Kızılay binaları da bulunmaktadır. Bu nedenle ABD Başkanı’nın söz konusu açıklamaları, 28 Şubat’tan bu yana İran’da işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ilişkin sorumluluğun açık bir itirafı niteliğindedir" dedi.

İsmail Bekayi, "ABD, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2/4 maddesinde yer alan güç kullanma tehdidi yasağını açık şekilde ihlal etmiştir. Ayrıca ABD Başkanı’nın halk gruplarını yok etmekle tehdit etmesi yaşam hakkının ihlali olduğu gibi sivillere yönelik saldırıların önünü açmaktadır. İran ise Güvenlik Konseyi sorumluluğunu yerine getirene kadar meşru müdafaa hakkını kullanmaya devam edecektir. Bu açıklamalar ABD’nin uluslararası sorumluluğunu ve ABD Başkanının uluslararası cezai sorumluluğunu doğurmaktadır" şeklinde konuştu.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi ayrıca İran’ın BM ve BM Güvenlik Konseyi’nden uluslararası barış ve güvenliğin korunması kapsamında gerekli adımları atmalarını talep ettiğini belirterek, "Böylece devam eden savaş suçlarının sona erdirilmesi ve ABD ile başkanının hesap vermesinin sağlanması mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı.

"ABD bölge ülkelerine değer vermiyor"

Trump’ın İran haritasının değiştirilmesine yönelik açıklamalarına da değinen İsmail Bekayi, "İran halkının iradesi önemlidir. ABD Başkanı ve diğerleri dünyanın başka bölgeleri hakkında da benzer açıklamalar yaptı. Sanki bütün dünya değerli bir arsa ve devletler de birer emlak şirketi gibi görülüyor. Oysa ülkeler halkların iradesi ve kendi geleceğini tayin hakkı temelinde şekillenir. İran milleti vatanını nasıl savunacağını bilir. Ancak dünyanın bazı ülkeleri yalnızca seyirci kalabileceklerini düşünüyorsa yanılıyorlar. Adaletsizlik karşısında kayıtsız kalmak, kayıtsızları zalimlerin suç ortağı haline getirir" dedi.
ABD’nin bölgedeki askeri varlığının güvenlik sağlamadığını belirten Bekayi, "Aksine güvensizlik ve bölge ülkeleri arasında ayrışmaya neden olmaktadır. Tarih, Ramazan ayında bölge ülkeleri üzerinden bir Müslüman ülkeye saldırı gerçekleştirildiğini hatırlayacaktır. ABD bölge ülkelerine hiçbir değer vermiyor, tek amacı İsrail’i korumaktır. Bu nedenle bölge ülkelerinin topraklarının İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasına izin vermemeleri gerekmektedir" açıklamasında bulundu.

"Müzakerelerin ortasındayken bu savaş bize dayatıldı"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, savaşı İran’ın başlatmadığını belirterek, "Biz müzakerelerin ortasındayken bu savaş bize dayatıldı. Böyle bir durumda savunmadan ve ABD ile Siyonist rejimin hegemonya arayışına karşı direnme kararlılığımızı göstermekten başka bir seçenek yoktur. Şu anda tüm gücümüz, dikkatimizi ve kapasitemizi İran’ın varlığını savunmaya yöneltmiş durumdayız. Askeri saldırılar devam ederken savunma ve düşmana güçlü bir karşılık dışında başka bir konudan söz etmenin bir anlamı yoktur" diye konuştu.

"Avrupa sorumluluklarını yerine getirmedi"

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin de değerlendirmede bulunan Bekayi, "Bu günlerde yapılan görüşmelerin büyük bölümü savaş konusuna odaklanıyor. Bazı ülkeler bu durumdan endişe duyuyor, ancak bizim endişemizle onların endişesi farklıdır. Biz doğrudan saldırıya uğrayan bir ülke olarak vatandaşlarımızın hayatından endişe ediyor ve kendimizi savunuyoruz. Bazı ülkeler ise daha çok yakıt fiyatlarının ya da marketlerdeki ürünlerin maliyetinin artmasından endişe ediyor. Elbette yakıt fiyatlarından endişe etmelerini eleştirmiyoruz, ancak bu ülkelerin tamamı, Fransa dahil, BM Güvenlik Konseyi üyesidir" ifadelerini kullandı.

İranlı Sözcü Bekayi, Avrupa ülkelerinin son yıllarda uluslararası barış ve güvenliğin korunması konusundaki sorumluluklarını yerine getirmediğini belirterek, "Bu durum ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden eylemler konusunda daha cesur davranmasına yol açmıştır" şeklinde konuştu.

"Biz tüm komşu ülkelerle iyi ilişkileri sürdürmekte ısrarcıyız"

Bekayi, Türkiye, Azerbaycan ve Güney Kıbrıs’a İran’ın saldırı gerçekleştirdiği yönündeki haberleri reddederek, "Biz tüm komşu ülkelerle iyi ilişkileri sürdürmekte ısrarcıyız. Bizim için dostane ilişkilerin devamı ve ülkelerin ulusal egemenliğine saygı temel bir ilkedir. Ancak herhangi bir ülkenin topraklarından İranlılara yönelik saldırı gerçekleştirilirse uluslararası hukuk uyarınca buna karşılık verme konusunda doğal hakkımız vardır. Savunmamız düşmanlık olarak değerlendirilmemelidir. Azerbaycan, Türkiye ve Güney Kıbrıs’a İran’dan herhangi bir füze atılmadı" dedi.

Bekayi, "Silahlı kuvvetlerimiz de bu tür saldırıların İran tarafından yapılmadığını açıkladı. Güney Kıbrıs’ta da İngiliz yetkililer böyle bir olayın yaşanmadığını bildirdi. İran’a yönelik herhangi bir saldırının kaynağı neresi olursa olsun verilecek cevap meşru ve yasal olacaktır" ifadelerine yer verdi.

"Dena fırkateynine saldırı savaş suçudur"

ABD’nin İran donanmasına ait IRIS Dena fırkateynine düzenlediği saldırıya da değinen İsmail Bekayi, "Bu son derece açık bir savaş suçudur. Denizlerde yürütülen askeri operasyonlara ilişkin savaş kuralları çok nettir. Dena Fırkateyni konusunda ABD’nin bu eylemleri Nazi Almanyası’nı bile geride bırakmıştır. Nazi Almanyası birkaç kez İngiliz gemilerini batırdığında yardım için kendisi gitmişti. Ancak ABD yalnızca saldırmakla kalmadı, yardıma gitmediği gibi başkalarının yardım etmesine de izin vermedi. Bu durum Cenevre Sözleşmeleri ve bu sözleşmelere ek protokollerin 10’uncu maddesinin açık ihlalidir ve mutlaka konunun takipçisi olacağız" dedi.

"İran’ın kapasitesini sahadaki güçler gösteriyor"

İsrail medyasında yer alan İran’ın karşılık verme kapasitesinin azaldığı yönündeki haberlere ilişkin konuşan Bekayi, "Onların aldığı darbeler kendi yanlış hesaplamalarının sonucudur. Bırakalım kendi hayal dünyalarında yaşamaya devam etsinler. İran’ın imkanlarının azaldığına dair çok şey söylüyorlar. Ancak sahadaki güçlerimiz hangi kapasiteye sahip olduklarını ortaya koyuyor" diye konuştu.

Aynur Sena Çabuk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Treva ile havalimanı deneyiminde yeni dönem: Tek platform, sınırsız yolculuk Seyahat deneyimini uçtan uca yeniden kurgulamayı hedefleyen dijital platform Treva, havalimanı öncesinden başlayarak yolculuğun tüm aşamalarını tek bir yapıda bir araya getiriyor. Treva; yalnızca hizmetlere erişim sağlayan bir uygulama olmanın ötesinde, seyahat deneyimini uçtan uca orkestra eden yeni nesil bir yapı olarak konumlanıyor. Lounge erişimi, hızlı geçiş, restoranlar, duty-free alışveriş, özel transfer, araç kiralama ve otopark gibi hizmetlerin yanı sıra; uçuş bilgileri, terminal navigasyonu, Wi-Fi erişimi ve yolculuk boyunca ihtiyaç duyulan bilgilere tek noktadan erişim sağlanıyor. Yolcular, havalimanına gelmeden önce alışveriş ve siparişlerini tamamlayabilirken; havalimanında bekleme sürelerini daha verimli kullanarak daha akıcı ve konforlu bir deneyim yaşayabiliyor. Farklı pazarlarda ölçeklenen yapı İlk etapta İzmir Adnan Menderes, Milas-Bodrum ve Ankara Esenboğa havalimanlarında hayata geçen Treva’nın, kısa sürede Almatı ve Tiflis’i de kapsayacak şekilde genişlemesi planlanıyor. Platform ayrıca global ölçekte 300’den fazla havalimanında lounge erişimi ve 160 ülkede araç kiralama hizmetlerine erişim imkânı sunuyor. Yapay zeka destekli kişiselleştirme Treva’nın vizyonuna ilişkin değerlendirmede bulunan TAV İşletme Hizmetleri Pazarlama ve Dijital Çözümler İcra Kurulu Üyesi Aylin Alpay şunları söyledi: "Bugün havalimanları fiziksel olarak son derece gelişmiş yapılar. Ancak yolcunun dijital deneyimi hâlâ parçalı ilerliyor. Treva’yı bu parçalı yapıyı ortadan kaldırmak için değil, tüm deneyimi yeniden tasarlamak için geliştirdik. Treva, sadece bir marketplace değil; havalimanı deneyimini uçtan uca yöneten, yolcunun ihtiyacını doğru anda karşılayan ve tüm yolculuğu tek bir akış haline getiren bir platform. Bu anlamda Treva uygulamamızı, havalimanı deneyimi için geliştirilen ilk gerçek ‘super app’lerden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde farklı sektörlerle iş birlikleri kurarak Treva’yı seyahatin ötesine taşıyan, yaşam tarzına entegre bir platform haline getirmeyi hedefliyoruz." Treva, havalimanı ekosistemindeki hizmet sağlayıcıları tek bir noktada buluştururken; farklı sektörlerle kurulacak iş birlikleriyle deneyimi daha da zenginleştirmeyi hedefliyor. Mobilite, perakende, finansal hizmetler ve dijital servislerle sağlanacak entegrasyonlar sayesinde platform, yolculuğu yalnızca bir ulaşım deneyimi olmaktan çıkararak bütünsel bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. Treva’ya iOS ve Android uygulamaları ile trevaworld.com üzerinden kolayca erişilebiliyor.
Antalya Kepez’e Köy Enstitüleri Kültür Evi geliyor Kepez Belediyesi ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şubesi arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Türkiye’nin eğitim tarihine önemli katkılar sunan Köy Enstitüleri’nin izleri Kepez’de yeniden canlanıyor. 1940 yılında kurularak kısa sürede üretim odaklı eğitim modeliyle örnek bir sistem haline gelen Köy Enstitüleri, 1954 yılında kapatıldı. Etkisi yıllar boyunca süren bu özgün eğitim modeli, aradan geçen 86 yıla rağmen Kepez Belediyesi tarafından yeniden gündeme taşındı. Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri olan Köy Enstitüleri’nin mirası, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ ile Kepez’de yaşayacak. Bu kapsamda; Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Kültür Evi, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Gülveren Mahallesi’ndeki 3760 sokağın güneyinde bulunan park alanına inşa edilecek. Proje tamamlandığında, kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne devredilecek. Kültür Evi’nde, eğitimden kültüre, sosyal sorumluluk projelerinden üniversite öğrencilerine yönelik programlara kadar birçok faaliyet yürütülecek. "Köy enstitüleri çok kıymetli" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, protokolün ardından yaptığı açıklamada; köy enstitülerinin önemine vurgu yaptı. Kocagöz, "Biz, insanımız, gençlerimiz ve ülkemizin geleceği için Köy Enstitüleri’nin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Bu inançla yola çıkarak, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneğimize her türlü desteği sağlamayı bir görev değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz. Umarım ki burası hem insanımız hem de ülkemizin geleceği için çok faydalı çalışmaların gerçekleşeceği bir yer olur. Kendilerine yürekten teşekkür ediyorum. Her zaman birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Kepez’imize ve Antalya’mıza hayırlı olsun" dedi. YKKED Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak, köy enstitülerinin toplumsal ve kültürel yaşamda derin izler bıraktığını belirterek, Kepez Belediyesi işbirliğiyle hayata geçirilecek ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’nin bu mirası yaşatacak önemli bir yer olacağını söyledi.
İstanbul Güngören’de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı İstanbul’un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca çocuk şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ ve ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ suçlarından iddianame düzenlendi. İddianame Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, suça sürüklenen çocuk E.Ç.’nin, maktul Atlas Çağlayan’ı kesici-delici alet kullanmak suretiyle göğüs bölgesinden yaraladığı, Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporuna göre Çağlayan’ın ölümünün bu eyleme bağlı, kot kesisi ve iç organ yaralanması sonucu gelişen iç kanama nedeniyle meydana geldiği aktarıldı. 15 yaşındaki çocuk şüphelinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Yapılan yazılı açıklamada, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna ilişkin de hususlar yer aldı. ATK raporuna göre, 15 yaşındaki şüpheli E.Ç.’nin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında kullandığı bıçağın, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanunu’ kapsamında kaldığı da yazılı açıklamada vurgulandı. İddianame çocuk ağır ceza mahkemesine gönderildi Olay anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin de dosyaya eklendiği belirtildi. Açıklamada Şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında Atlas Çağlayan’ın yanında bulunan diğer çocuklar D.Ç., Y.O.O., R.O. ve T.U.A. isimli çocuklara da bıçak doğrultmak suretiyle silahla tehditte bulunduğu belirtildi. Başsavcılık, şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ ile ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından iddianame düzenlenerek, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kamu davası açıldığını aktardı. Çocuk şüphelinin yargılanmasına ilerleyen günlerde başlanacak.
Bursa Edebiyatın kalbi Osmangazi’de atıyor Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve eğitim çalışmaları kapsamında düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’, edebiyat tutkunlarını yeniden bir araya getirdi. Programın son etkinliğinde, Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ adlı eseri üzerine okuma ve söyleşi gerçekleştirildi. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen programda Doç. Dr. M. Emin İlhan, konuşmacı olarak katıldı. Okuma etkinliğinde ele alınan Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabı, kitapseverleri etkileyici bir yolculuğa çıkarttı. Yaklaşık 4 bin yıllık bir zaman dilimini kapsayan eser, yazının ve edebiyatın dünya üzerindeki etkisini gözler önüne sererken, metinlerin imparatorlukları nasıl kurup yıktığını, dinleri ve felsefi akımları nasıl şekillendirdiğini de okuyuculara aktardı. Etkinlik, katılımcılara edebiyatın tarihi gücünü keşfetme fırsatı sundu. "Bu buluşmalar son derece faydalı geçiyor" Martin Puncner ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabını işlediklerini ifade eden Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Emin İlhan, "Yazar, kitabında hikayenin hem sosyal hem de siyasal yaşamımız üzerindeki etkisini ve tarihi süreçleri nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, şimdiye kadar pek ele alınmamış özgün bir yaklaşım sunuyor. Oldukça keyifli bir okuma deneyimi sunan kitapta, ay keşfinden Uzak Doğu metinlerinin inşa sürecine kadar uzanan geniş bir içerikle karşılaşıyoruz. Okuyucu açısından son derece akıcı ve anlaşılır bir dile sahip olan eser, her bir konuyu kendi içinde ele alarak ilgili kültürün atmosferini doğrudan yansıtmayı başarıyor. Bu yönüyle kurduğu bağlantılar oldukça güçlü ve etkileyici. Daha önce benzerine pek rastlanmayan bu çalışma, özgünlüğünü açıkça ortaya koyuyor. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’ kapsamında belirlenen kitapları okuyarak metinler üzerine kapsamlı tartışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu buluşmalar son derece faydalı, öğretici ve bilgi dolu geçiyor" şeklinde konuştu.
Erzincan Erzincan bölgenin fidan ihtiyacını karşılıyor Erzincan Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nde toprakla buluşturulan fidanlar bölgenin ihtiyacını karşılıyor. Enstitüsü Müdürlüğünce bölge ekolojisine uygun olarak yetiştirilen meyve fidanları talebe göre üreticilerle buluşturuluyor. Bölgenin fidan ihtiyacını karşılayan enstitüde yıllık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi gerçekleştiriliyor. Üretilen fidanlar Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün sorumluluk alanlarındaki illere gönderiliyor. Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Samet Karataş, enstitüde ciddi bir meyve ve meyve fidanı üretimi olduğunu kaydederek, "Meyvelerin fidanlarını ürettiğimiz yerlerde çöğür anaçların dikimi yapılıyor. Bu çöğür anaçların da birçoğunu biz kendimiz üretiyoruz elma, kayısı gibi. Yıllık yaklaşık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi kapasitemiz var. Sorumluluk alanlarımızdaki illerin ve çiftçilerin talebine göre üretimimizi gerçekleştirip üreticilerimizle fidanlarımızı buluşturuyoruz" şeklinde konuştu. Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün üretim anlamında geniş bir çalışma alanı olduğunu aktaran Enstitüsü Müdürü Karataş, meyve fidanlarının yanı sıra enstitüde araştırma bahçeleri olduğunu belirtti. Karataş, "Burada yine bizim araştırma bahçelerimiz var. Başta bahçe sistemleri, meyvecilik, bağcılık, biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar, süs bitkileri olmak üzere bahçelerimizi kurup çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi.