GÜNDEM - 07 Ağustos 2013 Çarşamba 22:45

İşte bayram günlerinin fazileti

A
A
A
İşte bayram günlerinin fazileti

Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevab ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz.İşte Bayram günlerinin fazileti.

Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevab ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz.İşte Bayram günlerinin fazileti.Bayram günlerinin de fazileti büyüktür. Kurban bayramının 1.2.3. günlerinden sonraki gecelere Kurban bayramı geceleri denir. Ramazan-ı şerifin son günü ile bayramın ilk günü arasındaki geceye de Ramazan bayramı gecesi denir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez.) [İbni Mace, Taberani]

(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz. Ramazan bayramının ve Kurban bayramının birinci geceleri, Berat gecesi ve Arefe gecesi.) [İsfehani]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İbni Asakir]

Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Bayram gecelerini ihya eden, büyük saadete kavuşur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez.) [Taberani]

Ramazan bayramında bayram namazından önce tatlı yemek, hurma yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet yemek, teke riayet etmek, sünnettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ tektir, teke riayet edeni sever.) [Buhari]

Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Düğünlerde ve bayramlarda, kadınların def çalmaları caiz olduğu için, Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e, (Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. (Buhari)

Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan, [mümin], herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusuru için kimseye darılmamak gerekir.

Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemeli. Şayet bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalı. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helâl değildir.) [Buhari]

(Müslümana üç günden fazla dargın duran Cehenneme gider.) [Nesai]

(Birbirine dargın iki kişiden, hangisi önce selam verirse, günahları affolur. Verilen selamı öteki almazsa, melekler alır. Selam almayana da şeytan, sevinçle iltifatta bulunur.) [İbni Ebi Şeybe]

(Müminin kardeşine üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün sonra, ona selam verip hatırını sormalıdır. Onun selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Davud]

(Din kardeşiyle bir yıl dargın duran, onu öldürmüş gibi günaha girer.) [Beyheki]

(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Allahü teâlâya arz olunur. Allahü teâlâ da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten, birbirine kin tutan iki kişi istifade edemez. Allahü teâlâ, “O iki kişi barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.) [İ. Malik]

(İki kişi, birbirine dargın olarak ölürse, Cehennemi görmeden Cennete giremez. Cennete girseler de birbiriyle karşılaşamazlar.) [İbni Hibban]

Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevab ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca Allahü teâlâ meleklere, “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini almaktır” derler. Allahü teâlâ da, “Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak, kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm” buyurur.) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, (Ramazan ayının son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir gecesi mi?) diye sual etti. Onlara, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir) buyurdu. (Beyheki)

Bunları bilen Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin def çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu Bekir, (Resulullah’ın evinde böyle şey yapılmaz, susun) dedi. Düğünlerde ve bayramlarda, kadınların def çalmaları caiz olduğu için, Peygamber efendimiz hazret-i Ebu Bekir’e, (Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. (Buhari)

Hazret-i Ali, (Bugün, orucu kabul edilenlerin ve günahları affedilenlerin bayramıdır) buyurdu. Hadis-i şerifte de, (Ramazan ayında, içkiye devam eden, ana babasına âsi olan ve sıla-i rahmi terk eden hariç, herkesin günahları affolur) buyuruldu. (Gunye)

Eğer bunlar tevbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını affeder. Ramazandaki sevablar bilinseydi, (Her gün ramazan olsa) denirdi. Hadis-i şerifte, (Ramazan ayındaki özel sevablar bilinmiş olsaydı, bütün yılın ramazan olması istenirdi) buyuruldu. (Ebu Nasr)

Ne mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara… Bunlar, asıl bayramı ahirette yapacaklardır!

Bayram geceleri
Sual: S. Ebediyye’deki, “Kıymetli geceye, kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Önceki günü öğle namazı vaktinden, o gecenin fecrine kadar olan zamandır. Yalnız, Arefe ve üç kurban günlerinin geceleri böyle değildir. Bu dört gece, bu günleri takip eden gecelerdir” ifadesi hangi kitaptan alınmıştır?
CEVAP
Dürr-ül muhtar kitabının itikâf bahsinde şöyle deniyor:
Bil ki, geceler günlere tâbidir. Bundan, yalnız Arefe gecesiyle Kurban bayramı geceleri müstesnadır. İnsanlara kolaylık olmak için, bu geceler, geçen gündüzlerine tâbidir. Velvalciyye'nin kurban bahsinde de beyan edilmiştir.

Bayramda yiyip içmek
Sual: Mektubat’ta, (Bayramda yiyip içmek, yıllarca nafile oruçtan daha sevabdır) buyuruluyor. Yiyip içmek niye sevab oluyor ki?
CEVAP
Burada sevab olan, yiyip içmek değil, oruç tutmayarak Allahü tealanın emrine uymaktır. Bayram günü oruç tutmak haram olduğu için, oruç tutmamanın, yani dinin emrine uymanın, nafile oruçtan daha kıymetli olduğu bildiriliyor.

Bayram ziyaretleri
Sual: Bayram ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri ziyaret edelim?
CEVAP
Fâsık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Salih arkadaşları ziyaret de çok sevaptır. Ziyaret, yalnız Allah rızası için olmalıdır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:
- Böyle nereye gidiyorsun?
- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]

(Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de, bir melek, "Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun" demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: "Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer".) [Ebu Ya’la]

Hikmet ehli diyor ki:
(Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar.)

Allah rızası için müslümanı ziyaret etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih akrabayı ziyaret daha çok sevaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevap alır.) [Taberani]

Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır.

Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!) [Tirmizi]

Davete gitmek
Sual: Her davete gidilir mi?
CEVAP
Yemekte günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de tevazu alametidir.

Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim)

Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir!

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Deylemi, Hâkim, İbni Lâl, Dare Kutnî, Hatib]

Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Davete icabet etmeyen, Allah’a ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buhari]

(Müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş olur.) [İsfehani]

(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buhari]

El öpmek
Sual: Bayramda herkesin eli öpülür mü, yani kimlerin eli öpülür, kimlerin eli öpülmez?
CEVAP
Herkesin eli öpülmez. Ana babanın, bir de âdet olduğu için yaşlı akrabaların elini öpmek caizdir. Arkadaşın elini öpmek haramdır. Kadın kocasının elini öpebilir, fakat, kendine namahrem yani yabancı erkeğin, erkek de yabancı kadının, zaruret olmadıkça, elini öpemez.

Öperken eli alna koymak
Sual: Eli öpülmesi caiz olan kişilerin, ellerini öperken, alna değdirmek caiz midir?
CEVAP
Değdirmek gerekmez, değdirilirse de, âdet olduğu için mahzuru olmaz.

KAYNAK: dinimizislam.com

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Tuzluca tuz mağaralarında bayram yoğunluğu yaşandı Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde bulunan tuz mağaraları, şifalı havası ve doğal yapısıyla Kurban Bayramı tatilinde de yoğun ilgi gördü. Solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiği belirtilen mağara, 9 günlük bayram tatilinde 16 binin üzerinde yerli ve yabancı turisti ağırladı. Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde yer alan tuz mağaraları, bayram tatilinde yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olmaya devam ediyor. Doğal tuz oluşumları ve yer altındaki etkileyici atmosferiyle dikkat çeken mağara, özellikle astım, bronşit ve nefes darlığı gibi solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılan havası dolayısıyla sağlık turizmi açısından da önemli bir merkez olarak öne çıkıyor. Bayram tatillerinde yoğun ziyaretçi ağırlayan tuz mağaraları, 4 günlük Kurban Bayramı’nda yaklaşık 10 bin kişiyi misafir ederken 9 günlük bayram tatilinde ise toplamda 16 binin üzerinde yerli ve yabancı turisti ağırladı. Aileleriyle birlikte bölgeye gelen ziyaretçiler hem mağaranın doğal güzelliklerini keşfediyor hem de şifalı olduğu değerlendirilen havasından faydalanma imkanı buluyor. Tuz mağarası gişe personeli Cemil Gümüştekin, Kurban Bayramı ile birlikte açılış saatlerinde değişikliğe gittiklerini belirterek, "Çalışma saatlerimiz yaz uygulamasında sabah 09.00 ile akşam 18.00 arasındadır. Kışın ise sabah 08.00’de açıp akşam 17.00’ye kadar hizmet veriyoruz. Bayram dolayısıyla sabah 08.00 gibi açıyoruz. Akşam kapanış saatimiz ise ziyaretçi yoğunluğuna göre değişiyor. Bazen 19.00, bazen de 20.00’ye kadar açık kalıyoruz. Yoğunluk oldukça fazla. Bu yoğunluğun pazartesi gününe kadar devam etmesini bekliyoruz" dedi. Tuz mağarasının fotoğraflardan daha güzel olduğunu söyleyen Erkan Güzel ise, "Biz Bitlis’in Tatvan ilçesinde oturuyoruz. Doğu turuna çıktık. Önce Iğdır’a geldik, ardından Kars tarafına doğru geçeceğiz. Yol üzerindeyken tuz mağarasını da görmek istedik. Gezi öncesinde internette Iğdır’da gezilebilecek yerleri araştırırken tuz mağarasını gördük. Fotoğraflarda güzel görünüyordu ancak buraya geldiğimizde fotoğraflardan çok daha etkileyici olduğunu gördük. Burası kesinlikle görülmesi gereken bir yer. İnsan içeri girince gerçekten büyüleniyor. Oldukça etkileyici ve keyifli bir ortamı var" diye konuştu. Arkadaşlarının tavsiyesi ile tuz mağarasına geldiğini belirten Alaattin Günal, "Giresun’dan geliyorum. Iğdır’daki arkadaşlarımızın tavsiyesi üzerine Tuzluca tuz mağarasını ziyaret ettik. Daha önce hiç görmemiştim. Iğdır’a geldiğimizde, misafir olduğumuz aile dostlarımız burayı görmeden dönmememiz gerektiğini söyledi. Geldik ve gördük. Gerçekten devasa bir mağara. Herkese tavsiye edeceğim yerlerden biri. Çok güzel bir tuz mağarası" dedi. Ailesi ile fırsat bulduğunda sürekli tuz mağarasına geldiğini ifade eden Beran Kaylan, "Ben Iğdır’da yaşıyorum. Tuzluca ilçesi yakın olduğu için her yıl buraya geliyoruz. Her gelişimde buranın daha da geliştiğini görüyorum. Çok güzel bir yer. Türkiye’nin 81 ilindeki herkesin gelip burayı görmesini tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu. Tuz mağarasının birçok rahatsızlığa iyi geldiğini söyleyen ve Kars’tan gelen Baran Genç ise, "Tuzluca mağarasını gezmeye geldik. Burası çok güzel ve görülmeye değer bir yer. Herkesi buraya davet ediyoruz. Kendi memleketimiz olmasına rağmen çok sık gelemiyorduk. Birkaç kişi bize tavsiye etti. Özellikle bazı rahatsızlıklara iyi geldiği söyleniyor. Bacak ağrısı çekenler ve nefes darlığı yaşayan kişiler için faydalı olduğunu duyduk. Bu nedenle hastalarımızı da sağlıklarına kavuşmaları ümidiyle buraya getirdik. Burayı herkese öneriyoruz" dedi. Gişe görevlisi Necmettin Bozyiğit, yaz aylarında da vatandaşların mağara içerisinin serin olması nedeniyle tuz mağarasını ziyaret ettiğini belirterek, mağaranın yılın her döneminde yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Bozyiğit, "Mağara, 2021 yılından bu yana aktif olarak hizmet veriyor ve halka açık. Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından ziyaretçiler geliyor. KOAH, bronşit ve astım hastalarına iyi geldiği belirtiliyor. Yaz-kış mağara içerisindeki sıcaklık yaklaşık 12 derece oluyor. Bu nedenle kışın sıcak, yazın ise serin bir ortam sunuyor" ifadelerine yer verdi. Iğdır turizminin önemli destinasyonları arasında yer alan tuz mağaralarının, her yıl artan ziyaretçi sayısıyla bölge ekonomisine de katkı sunduğu bildirildi.
Zonguldak Zonguldak’ın doğa harikası Gökgöl Mağarası’na bayramda ziyaretçi akını Zonguldak’ın jeolojik zenginlikleri ve eşsiz doğal yapısıyla öne çıkan simgelerinden Gökgöl Mağarası, Kurban Bayramı tatili boyunca adeta ziyaretçi akınına uğradı. Arefe günü dâhil olmak üzere bayram dönemi boyunca mağarayı toplam 5 bin 884 kişi gezdi. Giriş istatistiklerine göre doğa harikası alan; arefe günü 757, bayramın birinci günü 680, ikinci günü bin 509, üçüncü günü bin 446 ve dördüncü günü ise bin 492 doğaseveri ağırladı. Şehir merkezine yakınlığıyla ulaşım kolaylığı sağlayan mağara; göz alıcı sarkıt, dikit, sütun ve traverten oluşumlarının yanı sıra çevreyle uyumlu yürüyüş yollarıyla da büyük beğeni topluyor. Toplamda 875 metrelik bölümü turizme açık olan alan; cam köprüleri, seyir terası ve doğal dokuya zarar vermeden ilerleyen yürüyüş aksıyla konforlu bir gezi imkânı tanıyor. Girişte yer alan bilgilendirme panoları ise gelenleri mağaranın etkileyici tarihi ve jeolojik yapısı hakkında aydınlatıyor. Türkiye’nin en uzun 10. mağarası Yaklaşık 3 bin 350 metreye ulaşan uzunluğuyla Türkiye’nin en uzun 10’uncu, Zonguldak’ın ise ikinci büyük mağarası olma özelliğini taşıyan Gökgöl Mağarası, Karbonifer dönemine uzanan geçmişiyle yaklaşık 350 milyon yıllık bir oluşumun izlerini taşıyor. İçerisinden akan yeraltı deresinin sularını doğal bir sifon sistemiyle Erçek Deresi’ne ulaştıran bu doğa harikası, damlataş zenginliğiyle dikkat çekiyor. Mağaranın iç kısımları yapısal özelliklerine göre; "Fosil Giriş", "Astım Salonu" ve "Harikalar Salonu" gibi isimlerle adlandırılıyor. Mağara ortamının özellikle astım hastalarının rahatlamasına yardımcı olduğuna yönelik bilgiler, alanın sağlık ve yaşam turizmi açısından da cazibe merkezi olmasını sağlıyor. Bayram tatili rotası kapsamında İstanbul’dan bölgeye gelen 65 yaşındaki emekli subay Ali Gürsel Ovalı, mağaradaki düzenlemeleri çok başarılı bulduğunu belirterek, "İstanbul’dan geliyoruz. Bolu’yu gezdik ardından Safranbolu, Amasra, Bartın ve Zonguldak. Buradan da İstanbul’a döneceğiz. Çok güzellikler gördük. Özellikle tarihimizi yansıtan yerler gezdik. Burayı da çok güzel organize etmişler. Safranbolu’da bir mağara gezmiştik. Bu kadar güzel dizayn edilmemişti. Gökgöl Mağarası çok güzel sarkıt ve dikitleri olan herkesin mutlaka görmesi gereken bir mağara. Her bakımdan herkese tavsiye ederim. Tekrar yolumuz düşerse uğramak isterim" dedi.