DÜNYA - 22 Temmuz 2024 Pazartesi 09:53 | Son Güncelleme : 22 Temmuz 2024 Pazartesi 09:55

Japonya’da ölen annesinin cesedini 5 yıl evde sakladı

A
A
A
Japonya’da ölen annesinin cesedini 5 yıl evde sakladı

Japonya’da polis ölen annesinin cesedini 5 yıl boyunca evde saklayan 60 yaşındaki bir erkeği tutukladı.

Japonya'nın Osaka şehrinde akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. Polis, İkuno semtinde yaşayan 60 yaşındaki Katsunori Onada isimli bir erkeği ölen annesinin cesedini yaklaşık 5 yıl boyunca evde sakladığı ortaya çıktı. Emniyet kaynaklarından edinilen bilgilere göre Cumartesi günü evinin önünde yaşanan bir anlaşmazlık ile ilgili polise bilgi verirken olayı itiraf eden Onada, annesi Tomiko Onada’nın 2019 yılının Eylül ayında öldüğünü söyledi. "Annem bir gün yemek yemeyi bıraktı ve sonrasında öldü. Ben de çok fazla soruna neden olacağını düşündüğüm için cesedi ikinci kattaki yatak odasında bıraktım” diyen Onada’nın suçunu itiraf etmesinin ardından tutuklandığı açıklandı.

Olayla ilgili detaylı soruşturma başlatan polis, şahsın annesinin emekli maaşını bankadan çekmeyi sürdürebilmek için ölümü resmi makamlara bildirmediği ihtimali üzerinde duruyor.

Burak Ersoy

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Kadın muhtardan Anneler Gününde anlamlı jest Diyarbakır’da muhtar Dilek Demir, 10 Mayıs Dünya Anneler Günü dolayısıyla mahalledeki kadınlara kapı kapı gezerek çiçek dağıttı. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Muradiye Mahallesi’nde Anneler Günü anlamlı bir etkinlikle kutlandı. Mahalle Muhtarı Dilek Demir, Anneler Günü dolayısıyla kadınları unutmadı. Mahallede sokak sokak, kapı kapı dolaşan Demir, kadınlara çiçek vererek Anneler Gününü kutladı. Büyük bir memnuniyetle karşılanan etkinlikte, mahalle sakinleri bu anlamlı jestten dolayı muhtarlarına teşekkür etti. Demir, Anneler Günü vesilesi ile tüm annelerin Anneler Gününü kutlayarak şu ifadeleri kullandı: ’’Gelecekte anne olacak anne adayları, kız çocuklarımızın da Anneler Gününü kutluyoruz. Zorluklarda direnen annelerimiz, zorlu hayat geçiren, çabalayan, emekçi annelerimizin, tek başına hem annelik hem babalık yapan annelerimizin Anneler Gününü kutluyoruz. Tüm anneler güçlüdür. Anne ismi çok ağır bir isimdir. Annedir, babadır, askerdir, polistir, korumacıdır, doktordur, hemşiredir. Anne her şeydir. Anne sevgidir, anne şefkattir, anne sevgi limanıdır, anne şefkat timsalidir. Annelerimize saygı duyalım. Annelerimizin sözünden çıkmayalım. Anneler en iyisini, en güzelini bilir. Lütfen toplum olarak, gençler olarak, çocuklar olarak annelerimizin dediklerine kulak verelim. Çünkü bir zamanlar onlar da çocuktu. Sizin yaşadıklarınızı yaşadılar, zorlukları gördüler ve sizin yaşamanızı istemedikleri için sizi doğru yola yönlendiriyorlar. Annelerimizi lütfen dinleyelim. Kötü arkadaşlardan, her şeyden uzak duralım. Herkesin Anneler Gününü kutluyorum" dedi. Halı dokuma kursunda çalışan Ceyda Binen ise, bugünü bize hatırlattığı için muhtar Demir’e teşekkür etti.
Aydın Tarihi taş köprüde yıkılma tehlikesi Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Sarıkemer Mahallesi’nde, Büyük Menderes Nehri üzerinde bulunan tarihi Taşköprü; çevresel kirlilik ve doğal etkenler nedeniyle geçen dönemlerde olduğu gibi yine yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Yıllardır çöp ve katı atık sorununa çözüm bulunamayan köprüde, üzerindeki atıklar nedeniyle su geçişi sağlanamıyor. Büyük Menderes Nehri’nin yukarı havzalarından gelen atıklar ile yağmur sularının taşıdığı çöp ve ağaç kütükleri, uzun süredir köprünün kemerlerini tıkadı. Bu durum, köprünün arka kısmında çöp birikintilerinin ve ağaç kütüklerinin oluşmasına neden oldu. Tarihi köprünün yıkılma tehlikesi altında olduğunu dile getiren Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği Başkanı Bahattin Sürücü, "Geçtiğimiz günlerde etkili olan yoğun yağışların ardından nehirde su seviyesinin yükselmesiyle, kemerleri tıkalı olan köprüde su taşkınları yaşandı ve sular köprü üzerinden akmaya başladı. Taşkın sırasında biriken çöplerin önemli bir bölümü köprünün üzerinden aşarak denize sürüklendi. Ancak su seviyesinin düşmesiyle birlikte ağaç kütükleri, dallar ve benzeri büyük atıkların köprü üzerinde kaldığı görüldü. Batı bölümünde köprüye inen merdivenlerin yerinden kayarak bazı basamaklarının tahrip olduğu, köprünün kuzeybatı köşesinde alüvyon yığılması oluşturarak kemerlerin bazılarını tıkadığı görüldü. Bu durum, nehrin her iki yakasında bulunan mahalle sakinlerinin köprüden geçişini engellemekte; aynı zamanda köprü taşlarının yerinden oynamasına yol açarak yıkılma riskini artırmaktadır. Köprü kemerlerinin tıkalı olması ve ağır atıkların yapı üzerinde birikmesi, tarihi taş dokuda ciddi hasara neden olmaktadır. Nitekim bazı taşların yerinden oynadığı, bazılarının ise suya düştüğü gözlemlenmektedir. Mevcut durumun devam etmesi halinde, yeni atık birikimlerinin oluşturacağı basınç nedeniyle yapının çökme riski bulunmaktadır. Bu konuda yetkili kurum olan Devlet Su İşleri’nin (DSİ), atık toplama amacıyla kullanılabilecek yüzer bariyer sistemlerine sahip olduğu; ancak bu sistemlerin regülatör kıyılarında atıl durumda bekletildiği görülmektedir. Tarihi köprünün korunması için en etkili çözüm; katı atıkların köprüye ulaşmadan önce kurulacak yüzer bariyer sistemleriyle kontrollü şekilde toplanarak kıyıya çekilmesi ve bertaraf edilmesidir. Hem tarihi Taşköprü’nün bu tehditten kurtarılması hem de vatandaşların köprüyü güvenle kullanabilmesi için ilgili kurumların bir an önce gerekli ve yeterli önlemleri almasını talep ediyoruz" dedi.
Diyarbakır 3’ü engelli 4 çocuğuna hem annelik hem babalık yapıyor Diyarbakır’da yaşayan 3’ü engelli 4 çocuk annesi Mülkiye Gögercin, 10 yıldır tek başına verdiği yaşam mücadelesiyle Anneler Gününün en anlamlı hikayelerinden birini yazıyor. Çocuklarına hem annelik hem babalık yapan Gögercin, sabah 10’dan gece 22.00’a kadar çalışıp, ardından geldiği evinde çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamaya çalışıyor. Anneler Gününde fedakarlığın en somut örneklerinden biri Mülkiye Gögercin’in hayatında karşılık buluyor. 4 çocuk annesi Gögercin, eşinden boşandıktan sonra geçen 10 yılda tüm yükü tek başına omuzladı. Bir lokantada bulaşıkçı olarak çalışan Gögercin, sabah 10’da başladığı mesaisini gece 22.00’da tamamlıyor. Gün boyu yoğun tempoda çalışan fedakar anne, iş çıkışı dinlenmek yerine evine koşarak çocuklarının yanına gidiyor. 3 çocuğunun engelli olması nedeniyle evdeki sorumlulukları daha da ağır olan Gögercin, çocuklarının yemek, temizlik ve bakım ihtiyaçlarını tek başına karşılıyor. Gece geç saatlere kadar süren bu çaba, onun hayatının rutinine dönüşmüş durumda. Bir yandan evinin geçimini sağlamak için çalışan, diğer yandan çocuklarının her ihtiyacıyla yakından ilgilenen Mülkiye Gögercin, Anneler Gününün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda görünmeyen emeklerin hatırlanması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. 3’ü engelli 4 çocuğu ile yaşadığını belirten Gögercin, ’’Maddi durumum iyi değil. Çalışmazsam bize bakabilecek başka kimse yok. Asgari ücret ile çalışıyorum. Bazen işsiz kalıyorum. Çocuklarım için çalışıyorum, onlara bakıyorum. Mücadele ediyorum. Eski kocam ile 10 yıl önce ayrıldık. Evliyken bakmıyordu boşandıktan sonrada ne bana ne de çocuklarıma bakmıyor. Çocuklarımı evde bırakıp çalışmak zorundayım. Çalışmazsam olmaz. Saat 10.00’da gidiyorum, akşam 22.00’ye kadar çalışıyorum. İşten çıktıktan sonra birde gelip evde çalışıyorum. Bulaşık, çamaşır, temizlik, yemek derken saat geç oluyor gece yarısı yatırıyorum" dedi. ’’Hayat çok zor’’ Çok fazla işte çalıştığını belirten Gögercin, şu ifadeleri kullandı: ’’Temizlik, bulaşık, yemek ne iş olsa yapıyorum. Şuan bir lokantada bulaşıkçılık yapıyorum. 3 çocuğum da hem fiziki hem de zihinsel engellidir ama maaş alamıyorum. Ne yaptıysam olmadı veremediler. Okula da gidemiyorlar ilgilenemediğim için. Sabah erken saatlerde kalkıyorum yemeklerini hazırlıyorum ondan sonra işe gidiyorum. Bazen geç bile gidiyorum sağ olsun patronum kızmıyor. Yiyecek çok fazla bir şeyimiz yok pilav ya da çorba yapıyorum çocuklarıma. Bu işe yeni başladım. Kira, elektrik, su giderim çok olduğu için onlara öncelik verdim. Geçimimi çok zor yapıyorum. Çünkü hayat çok zor. Allah hepimize yardım etsin" şeklinde konuştu. Anneler Günü içinde güzel temennilerde bulunan Gögercin, "Allah herkesten razı olsun. Tüm kadınların Anneler Günü kutlu olsun. Çocuklarım için idare ediyorum. Çocuklarım olmasa zaten benim için hayatın anlamı olmaz. 10 yıldır kocam yok ben çocuklarıma bakıyorum ve onlar için bu zorluklara katlanıyorum. Hayatımı çocuklarıma adamışım" ifadelerini kullandı.
Bursa Bu kez gençler konuştu, yetişkinler dinledi Öğrencilerin konuştuğu, ebeveyn ve eğitimcilerin dinlediği tersine mentörlük zirvesi büyük ilgi gördü. Ortaokul ve lise öğrencileri, ebeveynlerinden bekledikleri yaklaşım tarzlarını açık yüreklilikle dile getirirken, öğrenci velileri, çocuklarından gelen eleştiri, öneri ve destek mesajlarını ilgiyle dinledi. Özel Bursa Kültür Okulları tarafından düzenlenen ‘Gençler Konuşuyor Biz Dinliyoruz’ konulu tersine mentörlük zirvesi yoğun katılımla gerçekleşti. Ortaokul ve lie öğrenciler tersine mentörlük yöntemiyle, ailelerinin koydukları kuralların ve yaklaşımlarının kendilerinde yol açtığı duygusal durumları açıklarken, beklentilerini açık yüreklilikle dile getirdiler, "Bizi anlamaya çalışın" mesajı verdiler. İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Kâhya, ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri, Özel Bursa Kültür Okulları yöneticileri, öğretmenleri, öğrencileri ve öğrenci velilerinin katıldığı etkinliğin açılışında konuşan Özel Kültür Okulları Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Bulut, çocuklara ve gençlere, "Sizi anlamak istiyoruz" diyen bir yaklaşımla, gençlerin ebeveynlerine, öğretmenlerine ve arkadaşlarına kendilerini ifade edebilme imkânı tanımak istediklerini söyledi. İletişim kurabilen bireyler geleceği şekillendiriyor 2002 yılında çıktıkları eğitim yolculuğunda yalnızca akademik başarıyı hedefleyen bir kurum olmadıklarını belirten Bulut, "Elbette öğrencilerimizin sınavlarda elde ettiği başarılarla, Türkiye dereceleriyle, tam puan sonuçlarıyla gurur duyduk. Ancak biz eğitimin sadece sınav sonuçlarından ibaret olmadığına her zaman inandık. Bu nedenle robotik ve yapay zekâ çalışmalarından sosyal sorumluluk projelerine, Kültürlü Çocuk Şenliği’nden Momtalks etkinliklerine kadar çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatın her alanında gelişim göstermesi için çalıştık. Çünkü biliyoruz ki geleceği güçlü yapan şey yalnızca bilgi değildir. İletişim kurabilen, kendini ifade edebilen, anlaşılmayı bekleyen ama aynı zamanda anlamayı da bilen bireylerdir. Bir süre önce Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Yıldırım Sırakaya ile eğitim üzerine sohbet ederken gençlere yönelik yeni projelerimizi değerlendirdik" diye konuştu. Değerlendirme sonrasında, ‘Çocuklar şunu söylüyor: Sizin hayalleriniz bizim gerçeğimiz’ cümlesi üzerinde durduklarını vurgulayan Bulut, bu cümlenin, kendilerine, yeni nesli yalnızca yönlendirmenin yeterli olmadığını, öncelikle onları anlamanın önemli olduğu gibi bir gerçeği hatırlattığını ifade etti. Gençlerin başarılı olmanın yanında anlaşılmayı da istediğini belirten Bulut, sadece kuralları duymayı değil, nedenlerini de bilmek istediklerine dikkat çekti. Bursa Özel Kültür Okulları’ndan Türkiye’de bir ilk Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan etkinlikte gençlerin muhatabının anne-babalar ve eğitimciler olacağını vurgulayan Bulut, "Belki de uzun yıllardır ilk kez gençler yalnızca dinleyen değil, konuşan tarafta olacak. Biz yetişkinler ise öğüt veren değil, anlamaya çalışan tarafta olacağız. Yeni nesli kendi doğrularına göre şekillendirmeye çalışan yetişkinler bugün dinleyici koltuğunda olacak, gençler ise yaşadıkları gerçeklikleri anlatacak" ifadelerinde bulundu. İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Kâhya ise konuşmasında her yıl ulusal çapta etkinlikler düzenleyen Kültür Okulları’nı "Gençler Konuşuyor, Biz Dinliyoruz" programı nedeniyle kutladı. Çocuklarıyla bağ kuran ebeveynler Açılış konuşmalarından sonra bir sunum yapan Psikolog Yazar ve Yönetim Danışmanı Prof. Dr. Acar Baltaş, çocuklarıyla bağ kuran ebeveynlerin mutlak surette, çocuklarını anlamaları, dinlemeleri, empati kurmaları gerektiğine dikkat çekti. Çocuklardaki psikolojik bağışıklık sisteminin önemine dikkat çeken Baltaş, "Adeta pamuklarla sarılan, bir dediği iki edilmeyen ve karşılaşılabileceği sorunlar karşısında anne babaları tarafından korunan çocuklara aslında iyilik yapılmıyor. Çocuğun hayatın zorlukları karşısında mücadeleci kişilik edinebilmesi, onu sorunlarıyla baş başa bırakmaktan geçmekte. Çocuk eğer tüm çabalarına rağmen sorununa çare oluşturamıyorsa anne baba o durumda devreye girmeli. Üzerine titrenilen bir çocuk psikolojik anlamda kırılgan davranışlar sergiler. İçine kapanık, sosyal hayattan kopuk bir yaşam biçimini benimser. Bu durum ise kişiyi yalnızlaştırır. Hayattan koparır. Sürekli melankolik bir ruh halinin belirmesine neden olur. Anne babaların içine düştükleri en vahim hatalardan biri de çocuklarının görevlerini kendilerinin üstlenmesi. Bırakın çocuk görev bilinci ve sorumluluğu içerisinde olsun. Görevlerini yerine getirme konusunda anne babalar müdahil olmamalı. Anne-babalar çocuklarının başarısızlığından korkmasınlar. Bilinmeli ki hedefe giden yolda yaşanılan her başarısızlık, aslında nasıl başarılı olunabileceğinin ip uçlarını vermektedir" diye konuştu. Topluma yararlı bireyler Ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları bağın öznesinde okuldaki başarılarının ya da başarısızlıkları yerine, "Bugün kime yardım ettin? Kimden yardım istedin? Bu hafta hangi arkadaşının başarısına katkıda bulundun? Sahip olduğun için kendini şanslı mutlu hissettiğin ne var? Sahip olmasan ne değişirdi? Bunlara sahip olmayan daha az şanslı olan insanlar için ne yaptın?" gibi çocuklarının önce kendilerine, sonra ailelerine en sonrasında da yaşadığı topluma yararlı bireyler olmalarını hedefleyen yaklaşım tarzlarını benimsemeleri gerektiğini ifade etti. Evrendeki tek mükemmellik farklılık Çocukların, "içinde bulundukları yumurtaların kabuklarını kırmalarına" izin verilmesi gerektiğine işaret eden Baltaş, psikolojik bağışıklık sisteminin gelişebilmesi için çocuklara imkân tanınmasının önemine dikkat çekti. Evrendeki tek mükemmelliğin farklılık olduğuna değinen Baltaş, kusursuzluk diye bir kavramın söz konusu bile olmadığını dile getirdi. Prof. Dr. Acar Baltaş, hayatın bütün zorluklarına karşı en büyük direncin, aileyle ve sosyal çevreyle uyumlu bir ilişki içinde yaşamak olduğunu da sözlerine ekledi. Özel Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Bulut, Prof. Dr. Acar Baltaş’a sunumunun bitiminde plaket takdim etti. Söz gençlerin Açılış konuşmalarının ve Prof. Dr. Acar Baltaş’ın sunumunun ardından Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur’un moderatörlüğünde; "Beni Anla: Sınırlar, Beklentiler ve Gerçekler" konulu oturuma geçildi. Oturuma Bursa Özel Kültür Okulları ortaokul öğrencileri Rüzgâr Yıldız, Meva Biçici, Zeynep Tatlıcıoğlu, Merve Sena Kırcı ve Zeynep Ceren Bilen katıldı. Aile deneyimlerini salondaki konuklarla paylaşan öğrenciler, anne babalarının sosyal medya kullanımı ya da cep telefonu gibi teknolojik imkanların sunduğu imkânlardan yararlanma konusunda getirdikleri sınırlamayı anlayışla karşıladıklarını ancak bu noktada izlenebilecek baskıcı tutumun, kendilerinde güvensizlik hissinin oluşmasına neden olacağını söyledi. Gençler ayrıca anne babalarının kendilerine karşı koruyucu kimlikle yaklaşmalarının özgüvenlerini zedelediğini, bunun yerine kendilerine sorumluluklar verilmesinin kişisel gelişimlerine katkı sağlayacağı görüşünde buluştu. Oturumun sonunda Özel Bursa Kültür Okulları Bademli Kampüsü Ortaokulu Müdürü Tuncay Tunca ile Özel Bursa Kültür Okulları Özlüce Kampüsü Ortaokulu Müdürü Esra Öz Kabuk, oturumun moderatörü Prof. Dr. Yavuz Samur ve oturuma katılan öğrencilere plaketlerini ve hediyelerini takdim etti. Başarıya iki genç örnek Etkinlikte daha sonra Türkiye’de solo uçuş yapan en genç kadın pilot olarak havacılık tarihine geçmesi nedeniyle TIME Yılın Kızları Listesi ve ‘Forbes Türkiye 30 Altı 30 2025 Listesi’ne girme başarısı gösteren Özel Kültür Okulları öğrencisi Defne Özcan ve Özel Kültür Okulları Mezunu 2023 Türkiye LGS Birincisi İstanbul Erkek Lisesi öğrencisi Ahmet Geniş ise kendilerini başarıya ulaştıran faktörlere dair konuşma gerçekleştirdiler. Konuşmaların sonunda Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yıldırım Sırakaya, Özcan ve Geniş’e plaketlerini takdim etti. Gençlerin sınırlandırılması Etkinliğin ikinci oturumunda ise "Bizi Dinleyin: Güven, Sorumluluk ve Gerçek Hayat" konusu ele alındı. Prof. Dr. Yavuz Samur’un moderatörlüğündeki oturuma Özel Bursa Kültür Okulları lise öğrencileri İnci Erkoç, Yiğit Zorlu, Yasemin Aslan ve M. Emirhan Çakmak katıldı. Öğrenciler, ailelerin çocukları için en iyisini istediklerinden şüpheleri bulunmadığını, bunun için de bazı sınırlandırmalar yapmalarının anlaşılabileceğini vurguladı. Sınır konulan konular üzerinde gençlerin serbest bırakılmaları gerektiğine işaret eden öğrenciler, bu durumun gençlerin özgüvenlerinin gelişiminde olumlu sonuçlar meydana getireceğini dile getirdiler. Oturumun sonunda Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Bulut, öğrencilere ve oturumun moderatörü Prof. Dr. Yavuz Samur’a plaketlerini ve hediyelerini takdim etti. Anne babalar çocuklarını ne kadar tanıyor Etkinliğin sonunda ise Klinik Psikolog Yazar Beyhan Budak bir sunum gerçekleştirdi. Her anne babanın çocuğunu en iyi kendisinin tanıdığına inandığını belirten Budak, bu inancın çoğu zaman bir gerçekliği değil bir alışkanlığı ifade ettiğini vurguladı. Bu tutumdaki anne babaların 3 yaşında gözlemledikleri çocuğu 13 yaşındaki çocuğun yerine koymaya devam ettiklerini dile getiren Budak, "Oysa çocuğun iç dünyası her birkaç ayda bir yeniden belirlenir. Çocuğu tanıdığımızı sandığımız anda, fark etmeyi bırakmış oluruz. Çocuğun beklenmedik bir durumu ortaya çıktığı anda ‘benim çocuğum öyle yapmaz’ cümlesiyle çocuğa kalkan oluruz. Anne baba böylelikle çocuğun sorumluluğunu almamaya başlar" diye konuştu. Olumlu etiketlerin gizli yükü Olumlu etiketlerin çocuk üzerinde gizli yükler oluşturduğuna işaret eden Budak, "Çocuklara ebeveynleri tarafından yöneltilen ‘geleceğin hakimi, doktoru’ gibi tanımlamalar, çocuğun üzerinde yük oluşturur. Çocuk kendisine yüklenilen rolün dışına çıkmaya başladığı anda ailenin senaryosu bozulur. Olumlu etiket bile bir tanımdır ve her tanım, dışında kalan her şeyi yok sayar" dedi. Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yıldırım Sırakaya, Klinik Psikolog Beyhan Budak’a sunumunun sonunda plaket takdim etti.
İstanbul Anneler gününde 100 kilo çağ kebabı ikram ettiler Erzurum Şenkaya ve Köy Dernekleri Federasyonu tarafından Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen "100 Anneye 100 Kilo Cağ Kebap" etkinliği, yoğun katılım ve samimi görüntüler eşliğinde gerçekleştirildi. Programda anneler bir araya gelirken, vatandaşlara 100 kilo cağ kebabı ikram edildi. Sultangazi’de bulunan Eser Köyü Derneği’nde gerçekleştirilen Anneler Günü programı, birlik ve beraberlik atmosferine sahne oldu. Erzurum Şenkaya ve Köy Dernekleri Federasyonu öncülüğünde düzenlenen etkinlikte anneler için özel program hazırlanırken, davetlilere Erzurum’un yöresel lezzeti cağ kebabı ikram edildi. Program kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde anneler keyifli vakit geçirirken, düzenlenen cağ kebabı yeme etkinliğinde 25 cağ yiyen katılımcıya altın hediye edildi. Etkinlikte renkli ve sıcak görüntüler oluştu. Programda konuşan Erzurum Şenkaya ve Köy Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Osman Şeker, annelerin toplumdaki yerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bugün federasyonumuza bağlı Eser Köyü Derneği’nde Anneler Günü sebebiyle ‘100 Anneye 100 Kilo Cağ Kebap’ adı altında bir etkinlik düzenliyoruz. Anneler baş tacımızdır. ‘Cennet annelerin ayağının altındadır’ sözüne itibar ederek annelerimiz için böyle anlamlı bir organizasyon gerçekleştirdik. Bir gün değil her gün onlar için özeldir ama bugün biraz daha özel olsun istedik." Şeker, başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladığını ifade etti. Eser Köyü Derneği Kadın Kolları Başkanı Yeliz Aydın Güler ise kadınların bir araya gelmesine önem verdiklerini belirterek, dernek bünyesinde düzenli etkinlikler gerçekleştirdiklerini söyledi. Güler, "Derneğimiz 2016 yılından beri faaliyet gösteriyor. Kadınlar olarak düzenli şekilde bir araya geliyor, farklı etkinlikler düzenliyoruz. Bugün de Anneler Günü vesilesiyle toplandık. Bu tür organizasyonlarla kadınlarımızın birlik ve beraberliğini yaşatmaya çalışıyoruz" dedi. Yoğun katılımla gerçekleşen program, ikramlar, sohbetler ve hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi.
İzmir Çiçek gibi İzmir İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Balkon ve Bahçe Bitkileri Festivali’nde Kültürpark rengârenk çiçeklerle doldu, üreticiyle vatandaş buluştu. Başkan Cemil Tugay, "İnsanlar doğayla iç içe yaşasın istiyoruz" dedi, festival alanını mis gibi bahar kokusu sardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü kez düzenlenen İzmir Balkon ve Bahçe Bitkileri Festivali, ikinci gününde de binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. İzmir tarımını güçlendirmek ve balkon bahçeciliğini yaygınlaştırmak amacıyla Kültürpark’ta gerçekleştirilen program hem üreticilerde hem tüketicilerde memnuniyet oluşturdu Alanda yoğun ilgiyle karşılaşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik eşlik etti. "İzmirliler doğayı sever" Başkan Tugay, festival alanındaki değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Balkon ve bahçe bitkilerini üreticiyle birlikte şehrin merkezine taşımak çok değerli. İnsanlar burada her zaman ulaşamayacakları bitki ve çiçek türlerini bulabiliyor. Üreticiler kendi yetiştirdikleri ürünleri doğrudan vatandaşlarla buluşturuyor. Kırsal bölgelerden gelen üreticiler için de önemli bir fırsat oluyor. Stantları tamamen ücretsiz tahsis ediyoruz. İnsanların doğayla, çiçeklerle, ağaçlarla iç içe yaşamasını istiyoruz. Evlerinde, bahçelerinde ve balkonlarında ne kadar çok bitki olursa insanların mutluluğu da şehrimizin güzelliği de o kadar artar." İzmir’in doğayla barışık bir şehir olduğunu da belirten Tugay, "İzmirliler doğayı sever. Kent merkezinde daha fazla park, yeşil alan, bitki ve çiçek olması için çalışıyoruz. Belediyeye ait alanlarda bu çalışmaları sürdürüyoruz ama vatandaşlarımızın evleri ve bahçeleri de güzelleşsin istiyoruz. Tek amacımız bu. İnsanların mutlu olduğunu görüyorum. Onları mutlu görünce biz de mutlu oluyoruz. Sonbaharda ve ilkbaharda festivalimizi düzenlemeye devam edeceğiz" dedi. "Üreticilere destek oluyor" Bayındır Canlı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bünyesinde çalışan Veli Umutlu, festivalin memnuniyet oluşturduğunu belirtirken, "Önümüzdeki senelerde daha da iyi olacak. Vatandaşlarımıza daha ucuz çiçekler ulaştırmak istiyoruz. En büyük faydası bu. Cemil Tugay Başkan’ımızı her daim destekliyoruz. Bütün üreticilere destek oluyor. Vatandaşı düşünen insan da milletine faydalı olur" ifadelerini kullandı. Girişimci Aynur Arabacı, "Hem üretiyoruz hem tedarikçiyiz. Bu festivalden dolayı mutluyuz" dedi. "Her şey çok güzel" Fuarı ziyaret eden Soner Kurt ise, "Geçen sene de gelmiştik, çeşitli çiçekler aldık. Fuarda bütün festivalleri takip ediyoruz. Her sene gelmeye çalışıyoruz. Bu sene de bir sürü çiçek aldık. Üreticiyle halkın direkt buluşması çok güzel. Çocuklar için de etkinlikler yapılıyor. Böyle etkinliklerin kültürel anlamda devam etmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. İzmirli esnaf Kemal Yıldırım da, "Festivale daha önce geldim. Böyle bir festivalimiz olduğu için çok mutluyuz. Alışverişimizi yaptık. Başkanımıza teşekkür ederiz. Her şey çok güzel" dedi. İzmir’i mis gibi koku sardı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önderliğinde yapılan festivale kooperatiflerle birlikte toplam 54 üretici katıldı. Festivalde stant açan 45 yerli üretici ve 9 kooperatif İzmir’i rengarenk hale getirdi. Baharın coşkusunu yaşatan festivalde çocuklar için boyama etkinlik alanları oluşturuldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili daire başkanlıklarının stantlarıyla yer aldığı festival kapsamında 15 bin ücretsiz fide dağıtılması hedeflendi. İzmir’i çiçek gibi açtıran organizasyonun son gününde de konuklar ağırlanacak. Çiçek ve bitki satış stantları, peyzaj ve balkon düzenleme önerileri, atölyeler, söyleşiler, konserler ve çocuk etkinlikleriyle capcanlı bir şekilde hayata geçecek festivale İzmirlilerin yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. 10 Mayıs tarihindeki son gün etkinlikleri kapsamında saat 15.00’ten itibaren konser yer alacak.