GÜNDEM - 04 Mayıs 2016 Çarşamba 13:26

Jülide Ateş: 'Kadın olmaktan gurur duyuyorum'

A
A
A
Jülide Ateş: 'Kadın olmaktan gurur duyuyorum'

Ünlü haber spikeri Jülide Ateş, “Çifte standartlı ve ikiyüzlü bir namus anlayışımız var. Toplumda kadına ‘bayan’ denilerek kibarlaştırılmaya çalışıyor ve ‘kadın’ kelimesi bir hakaret gibi algılanır hale getiriliyor. Fakat ben kadın olmaktan gurur duyuyorum” dedi.

Show Ana Haber sunucusu Jülide Ateş ve Show Haber Genel Yayın Yönetmeni Ramazan Kurnaz, Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nin davetlisi olarak habercilikte geçirdikleri 25 yıllık deneyimlerini İletişim Fakültesi öğrencileri ile paylaştı.

Medya ve İletişim Topluluğu'nun düzenlediği ankette "Türkçeyi En İyi Kullanan Haber Spikeri" olarak belirlenen Jülide Ateş ve aynı ankette yılın "En İyi Haber Bülteni" seçilen Show Haber'in Genel Yayın Yönetmeni Ramazan Kurnaz ödüllerini almak ve 25 yıllık habercilik deneyimlerini öğrencilerle paylaşmak üzere Çarşamba ilçesinde bulunun OMÜ İletişim Fakültesi'ne geldi.
İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevilhan Mennan, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurdan Öncel Taşkıran, öğretim üyeleri İletişim Fakültesi ve Çarşamba Ticaret Borsası Meslek Yüksekokulu öğrencileri katıldı.

Toplumda artan şiddet eğiliminde medyanın rolü konusunda görüşlerini aktaran Jülide Ateş, toplumdaki kadın erkek normlarına değindi. Jülide Ateş “Çifte standartlı ve iki yüzlü bir namus anlayışımız var, eğer toplumsal bir norm varsa kadın için de erkek için de geçerlidir. Toplumda kadına ‘bayan’ denilerek kibarlaştırılmaya çalışıyor ve kadın kelimesi bir hakaret gibi algılanır hale getiriliyor. Fakat ben kadın olmaktan gurur duyuyorum” diye konuştu.

Haber sunarken hassas olduğu konularda bülten esnasında duygularını katabildiğini ve bunun çok önemli olduğunu belirten Ateş, “Örneğin ‘tahrik indirimi’ konusunda çok hassasım ve her haberde yılmadan vurgulayacağım. Ayrıca şehit haberlerinde çok etkileniyorum fakat ağlayacaksam elimden geldiğince kameralar karşısında ağlamamaya çalışıyorum. Ne yazık ki görüntülerin ham hallerini de öncesinde izlediğimiz için hayata aynı şekilde devam edemiyoruz” şeklinde konuştu.
Geleneksel medya ve yeni medyayı kıyaslayan Ramazan Kurnaz ise “Bültenimize yeni kurduğumuz Whatsapp hattı çok faydalı oluyor. Doğruluğunu teyit edip araştırmalarımız neticesinde haberleştiriyoruz. Fakat yine de geleneksel medyanın yerini daima koruyacağı kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.

“TARAFSIZ HABER YAPTIĞIMIZ İÇİN CEZA ALIYORUZ”
Basın özgürlüğü hakkında gelen soruya yanıt veren Kurnaz “Düşünce özgürlüğü konusunda Avrupa’nın çok gerisindeyiz. RTÜK kendi görüşüne göre çok ciddi dayatmalar yapıyor. Tarafsız haber yaptığımızdan dolayı sürekli ceza alıyoruz” açıklamasını yaptı.
Soru-cevap şeklinde gerçekleşen söyleşi sonrasında Ateş ve Kurnaz’a OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevilhan tarafından ödülleri takdim edildi. Söyleşi ve ödül töreni sonrası Ateş ve Kurnaz duydukları memnuniyeti dile getirerek öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.