GÜNDEM - 08 Mart 2015 Pazar 10:28

Kadın 112 çalışanları meslek hayatlarında yaşadıkları zorlukları anlattı

A
A
A
Kadın 112 çalışanları meslek hayatlarında yaşadıkları zorlukları anlattı

Türkiye genelinde paramedik ve Acil Tıp Teknisyeni (ATT) olarak yaklaşık yüzde 80’ini kadın çalışanların bulunduğu 112 Acil Servis ekipleri, bir kadın olarak büyük tehlikelerle karşılaştıkları meslek hayatlarında yaşadıkları zorluk ve sıkıntıları anlattı.

7 gün 24 saat vatandaşların hizmetinde olan ve en kısa sürede vakaya ulaşarak hayat kurtarmak için büyük özveri ile çalışan 112 Acil Servis ekipleri, görevleri sırasında gerektiğinde kendi hayatlarını bile tehlikeye atarak gittikleri vakanın sağlığını yerine getirebilmek için çabalıyor. Türkiye genelinde yüzde 80’ini kadınların oluşturduğu 112 Acil Servis ekipleri, 24 saatlik nöbetlerinde 3 kadın olarak çalıştıklarında, karşılaştıkları vakalar ve yakınları tarafından farklı tepkilerle de karşılaşabiliyor.

İllerine bağlı komuta kontrol merkezlerinden aldıkları bir anons ile bilmedikleri bir bölgede hiç karşılaşmadıkları kişilerle karşılaşan kadın ekipler, psikolojik sorunu olan ya da madde bağımlısı vakaların taciz ve kötü davranışlarına da maruz kalabiliyor.

Kadın sağlık görevlisi olmanın zorluklarından bahseden ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde çalışan Eskişehir 112 Acil Sağlık Hizmetleri’nde görevli Paramedik Semra İkbal, kadın gücünün yetersiz kaldığı yerlerde bile bir şekilde durumun üstesinden geldiklerinden söz etti. İkbal, “Hiç bilmediğimiz bir eve giderek hastaları muayene edebiliyoruz. Karşılaştığımız hastalar psikiyatri vakaları olabiliyor. Onların alt öykülerini bilmediğimiz için her türlü tehlikeye maruz kalabiliyoruz. Bazen bir bayan gücünün yetersiz olduğu noktalar olabiliyor ancak bir şekilde bunun üstesinden gelmeyi başardık. Elbette ki zorluklar yaşıyoruz. Her meslekte olduğu gibi zorluklarımız var. Ambulansa bindiğimiz zaman kaza geçirme riskimiz var. Bizim de evimizde çocuklarımız ve bizi bekleyen ailemiz var” dedi.

"NEDEN 3 BAYAN GELDİNİZ?"

Vatandaşların 112’yi hasta taşıtmak için kullandığını ve mesleklerinin aslında bu olmadığını anlatan İkbal, şöyle devam etti:

“Genelde 3 bayan olarak hasta başına gittiğimizde "Neden 3 bayan olarak geldiniz?" diye soruyorlar. Amaçları hastalarını taşıtmak. Biz hasta taşıma görevi yapmıyoruz. Aynı zamanda oraya gittiğimiz zaman muayene ediyoruz, gerekli tedavilerini yerinde müdahale ederek onları ev ortamında rahatlatabiliyoruz. Bizim tedavi amaçlı olarak da hastaların başına gittiğimiz unutulmamalı. Genellikle hasta yakınları, bizim hastayı alıp hastaneye götürmek amaçlı evlerine gittiğimizi düşünüyor. Bu kanılarının zamanla değişeceğini, zamanla bizim de gerçek görevimizin içeriğini anlayacaklarını umut ediyoruz.”

"BİR KADIN OLARAK İNSANIN EKONOMİK ÖZGÜRLÜĞÜNÜN OLMASI ÇOK BÜYÜK BİR ERDEM"

Bir kadın olarak çalışmanın verdiği ekonomik özgürlüğün en büyük erdem olduğundan bahseden İkbal, “Bir kadın olarak ekonomik özgürlüğümüzün olması bizi memnun eden bir durum. Atamızın bize vermiş olduğu seçme-seçilme hakkına dayanarak bu özgürlükleri biz de idame ettiriyoruz. Bir kadın olarak insanın ekonomik özgürlüğünün olması çok büyük bir erdem. Bu toplumda yer almak her şeyden önemlisi Türkiye genelinde sağlık personeli bayan olarak daha fazla görev almakta” şeklinde konuştu.
İkbal, son olarak tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, “8 Mart nedeniyle tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Sağlıklı bir yaşam diliyorum” ifadelerini kullandı.

"HAKARET VE SÖZEL TACİZE MARUZ KALABİLİYORUZ"

8 Mart’ta görevi başında olan bir diğer sağlık görevlisi Acil Tıp Teknisyeni Ezgi Boztay ise, sürücü olarak sürdürdüğü görevin risklerinden ve tehlikelerinden bahsetti. Boztay, “112’de bayan olarak çalışmanın zorluklarından bir tanesi gece geç saatlerde vakaların oluşu. Alkollü şahıslarla, uyuşturucu madde kullananlarla sürekli muhatap halindeyiz. Sürekli hakaret ve sözel tacize maruz kalabiliyoruz. Ben sürücü olarak çalışıyorum ve sürücü olarak çalışmanın verdiği bazı dezavantajlar var. Hastalar genelde kendilerini taşıtmak için ambulansı çağırıyorlar. Ambulans görevlilerinin asıl amacının ilk yardım yapmak, onların sağlığı için orada bulunduğumuzu tam olarak bilemiyorlar. Evlere ya da bulunduğumuz bölgeye 3 bayan olarak girdiğimizde "Aranızda erkek yok mu? Neden 3 bayan geldiniz?" gibi sorularla karşılaşabiliyoruz” diye konuştu.

112’NİN KADIN ÇALIŞANLARI ÖZGECAN’I UNUTMADI

Daha önceki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne göre bu yıl daha buruk girdiğini anlatan Boztay, Mersin’in Tarsus ilçesinde vahşice öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ı ve kadına şiddetin son bulmasını dileyerek, şunları kaydetti:

“Ben diğer 8 Martlara göre bu 8 Mart'a çok çok üzgün giriyorum. Özgecan’ımız bizi çok üzdü. Yaşanan olaylar çok can sıkıcıydı. Bundan önce de bu tür şeyler vardı ama bunda sonra olmamasını temenni ediyorum. Tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”

"112 CESARET GEREKTİREN BİR MESLEK"

Aynı gün çalışan ve farklı bir istasyonda görev yapan Acil Tıp Teknisyeni Ayfer Dalar ise, mesleklerinin cesaret gerektirdiğini anlattı. Dalar, “112’de Türkiye genelinde bu mesleği yapan birçok kadın var. Erkeklere oranla daha fazla sayıda kadın bu mesleği yapıyor. Bu güzel bir meslek, cesaret gerektiren bir meslek. Ancak biz vaka yerine genelde 3 bayan çıktığımızda her durumla karşılaşabiliyoruz. Can güvenliğimizin olmadığını düşünüyoruz. Bu konuda kolluk görevlileri ne kadar destek vermeye çalışsa da bunun da yetersiz olduğunu düşünüyorum” dedi.

Bir kadın olarak mesleğini özgüven ile yerine getirmenin yaşattığı mutluluğu aktaran Dalar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadına şiddetin ve kadına yönelik olumsuz olayları hatırlattı. Dalar, şöyle konuştu:
“8 Mart’ta çalışmak güzel bir duygu. Bir kadın olarak mesleğimizi elimize almış olmamız ve özgüvenli bir şekilde yerine getirmemiz çok güzel bir duygu. Ancak geçen yıldan itibaren ülke genelinde görev yapan bayan arkadaşlarımızın yaşadığı travmatik durumlar ve olaylardan dolayı üzgünüz. En yakın zamanda Özgecan Aslan’ın ve ailesinin başına gelen durum bizleri üzdü ama inşallah Türkiye’de kadınların özgürlükleri konusunda ileri adımlar kat edeceğini umut ediyoruz. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. İnşallah daha güzel günler görmemiz dileğiyle.”

GÜLÇİN ÖZDEN-KADİR ÇETİN 
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.