ASAYİŞ - 12 Mayıs 2023 Cuma 11:10

Kapkaççı, yaşlı depremzedeyi yerde sürükleyip 1 milyon liralık altınını çaldı

A
A
A
Kapkaççı, yaşlı depremzedeyi yerde sürükleyip 1 milyon liralık altınını çaldı

Elazığ’da kapkaççı, 70 yaşındaki depremzede kadını yerde sürükleyerek çantasını çaldı. Kalçası kırılan kadın tedavi altına alınırken, çantanın içerisinde 1 milyon lira değerinde altın olduğu öğrenildi.

Olay, gece saatlerinde merkez Kültür Mahallesi Kirazlı Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Doğukent Mahallesi’ndeki evi hasar gören 70 yaşındaki Ruhat B., akrabalarının yanına taşındı. Burada yaşamaya başlayan depremzede, kaldığı apartmana gireceği zaman kapkaça uğradı. Kapkaççı ile bir süre mücadele eden ve yerde sürüklenen kadın, çantasını kurtaramadı. Yaşlı kadının kalçası kırılırken, sesi duyan yeğeni ve mahalle sakinleri, kaçan kapkaççıyı kovaladı fakat yakalayamadı. Haber verilmesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Çantasını kapkaççıya kaptıran ve yaralanan yaşlı kadın, ambulansla Fırat Üniversitesi Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Öte yandan çantanın içesinde 1 milyon lira değerinde altın olduğu öğrenildi. Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, şüphelinin tespiti ve yakalanması için çalışma başlattı.

Kapkaççı, yaşlı depremzedeyi yerde sürükleyip 1 milyon liralık altınını çaldı

Rıdvan Yeşilırmak - Yakup Sağlam

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Dünya Arı Günü etkinliklerle kutlandı 20 Mayıs Dünya Arı Günü kapsamında çeşitli mağazalarda eş zamanlı olarak tadım etkinlikleri düzenlendi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2017’de aldığı kararla resmi olarak ilan edilen Dünya Arı Günü, Türkiye’nin ilk ve tek yerli propolis üreticisi BEE’O tarafından çeşitli etkinliklerle kutlandı. Arıların meyve ve sebze üretimine katkısını anlatan bir video ile 20 Mayıs Dünya Arı Günü’ne dikkat çeken BEE’O Propolis Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı, "Bir kovan arı, bir günlük uçuşu boyunca 50 milyona yakın çiçeği ziyaret eder. Arılar olmasaydı, domates, salatalık, soğan, patates gibi birçok ürün olmazdı. Arılar olmadan insanoğlunun sadece 4 yıl ömrü kalır demiştir Einstein. Bunun altında yatan gerçek ise arıların tozlaşmaya yaptığı katkıdır" dedi. "Arıcılarımıza destek oluyoruz" Arıcılığın sürdürülebilirliğine ve arıların ekosistem üzerindeki kritik rolüne dair farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Samancı, “Türkiye’de ilk kez uygulamaya geçirdiğimiz Sözleşmeli Arıcılık Modeli ile ülkemizdeki kovan ve arı sayısının artmasına katkıda bulunuyoruz. Sözleşmeli Arıcılık Modeli’miz ile üretilen katma değerli ürünlerin satışından elde edilen gelirin yüzde 1’ini arıcılık fonunda biriktiriyoruz. Bu fonu, arıcılarımıza ekipman ve eğitim desteği olarak geri döndürüyoruz. Böylelikle arıcılarımızın ilgilendikleri kovan sayılarını artırmalarına destek oluyoruz. Arı sayısının artması, tozlaşmanın devamı ve sürdürülebilir bir dünya demek" ifadelerini kullandı. "Doğal döngüde büyük rol oynuyorlar" Samancı, arıların tozlaşmaya ve ürün kalitesine katkılarının altını çizerek, "Eğer günde 20 bin arı, kovandan birkaç kez çıkarsa, her gün 20 milyondan fazla çiçeğin tozlaşması sağlanabilir. Böylelikle arılar, tozlaşmanın yüzde 80’ine katkı sağlayarak hem üretim hem de doğal döngüde büyük rol oynarlar. Dünya çapında, insan tüketimi için üretilen meyve ve tohum gibi mahsullerin yaklaşık yüzde 75’i, sürdürülebilir üretim, verim ve kalite bakımından arıların tozlaştırıcılığına bağlıdır. Son 15 yılda ABD’deki arı popülasyonunun yüzde 40’ı yok olduğu biliniyor. Bu, oldukça yüksek bir oran ve sadece biz değil tüm dünya tehlike altında. Dolayısıyla arıları korumaya ve arıların dünyamız için önemine dikkat çekmeye devam etmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu. Dünya Arı Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen programda konuşan Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin ise, "Dünyamız her geçen gün doğal kaynaklarını yitiriyor. Bal arıları, doğada tüketmeden üreten tek canlıdır ve ekosistem için hayati öneme sahiptir" diyerek arıların dünyamız için önemine değindi.
Bilecik Bir örneği İran, Hindistan ve İspanya’da olan bahçe şimdi de Türkiye’de Endülüs’te ilk İslam Üniversitelerinin bahçelerinin örneği Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi yerleşkesine yapıldı. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi yerleşkesine yapılan ’İslam Bahçesi’nin açılışı gerçekleşirken, bu bahçe Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıdı. ’İslam Bahçesi’, dini ritüeller ile şekillenen İslam bahçe sanatı ve Anadolu-Türk kültürü üzerine etkileri başlıklı "Bilimsel Araştırma Projesi" kapsamında hazırlandı. Türkiye’de ilk olma özelliğine sahip olan ’İslam Bahçesi’nin proje yürütücüsü Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Parisa Göker, bahçe hakkında bilgi vererek, "Buradaki projemiz 2022 yılında üniversitemizin desteklemiş olduğu bilimsel araştırmalar projeleri kapmasında oldu. Proje tamamlandıktan sonra İslam ve Türk Bahçeleri üzerine yapmış olduğumuz kitabı yayımlayıp ardından rektör hocamızın destekleriyle projemizi hayata geçirme fırsatını bulduk. Buranın ismini İslam Bahçesi olarak verdik. Nedeni ise İslam Bahçeleri dünyada ilk çıkış yeri İran, Hindistan ve İspanya olaraktan biliniyor. Esasında İspanya’ya baktığımızda Endülüs bölgesinde sadece görebiliyoruz. Bunun nedeni ise dönemin son hanedanı 13. Yüzyıla kadar devam eden İslam medeniyetinde yapmış olduğu El-Hamra Sarayı Bahçeleri, Granada da yer alıyor. İran bahçelerine baktığımızda İslam ve dininin halim olduğu bölgede tamimiyle mimari ve bahçe sanatında İslam mimarisini ve bahçe peyzaj sanatını izleyebiliyoruz. Ardından Babür Bahçeleri veya Hint Bahçeleri olarak Hindistan-İslam Bahçeleri olarak baktığımızda dönme padişahı Babür Han İran’a seyahat ederek oradaki bahçeleri görüp, kendi ülkesine gelip aynı şekilde İslam bahçelerini kendi ülkesinde de oluşturulmuş" dedi. "İslam Bahçesi Türkiye’de bir ilk örnektir" Doç. Dr. Parisa Göker açıklamasının devamında, "Burada uygulamış olduğumuz İslam Bahçesi Türkiye’de bir ilk örnektir. Ortada görmüş olduğunuz şekil ’Çaharbağ’ sisteminden esinlenerek yapılmıştır. ’Çaharbağ’ sistemi İslam bahçelerinin bir temel prensibidir. ’Çaharbağ’ Farsça olarak 4 anlamında, bağ bahçe anlamındadır. Burada görüldüğü gibi ortadan 4’e bölerek 4 tane simetrik bahçe oluşturulup ve su kanalları ile bahçeyi boydan boya gezerek aslında bunun bahçe kenarlarına da verilip besleme, meyve ağaçları veya olan bitkileri besleme amacıyla, sulama amacıyla da kullanılmıştır tarihe baktığımızda esasında. Bizim ki minyatür bir İslam Bahçesi tamimiyle tasarım ilkeleri ve prensiplerini yansıtacak şekilde üniversitemizin bahçesine rektör hocamızın destekleri ile kazandırmış bulunmaktayız" diye konuştu. Öte yandan ’İslam Bahçesi’nin proje yürütücüsü Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Parisa Göker’e proje araştırmacıları Öğr. Gör. Sultan Ece Altınok Çalışkan ve Arş. Gör. Adive Begül Bulut yardımcı oldu.
İzmir Rektör Prof. Dr. Budak, Bakü’de TÜRKÜNİB genel kuruluna hitap etti Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Türk Üniversiteler Birliğinin (TÜRKÜNİB) 7. Genel Kurul Toplantısı yapıldı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak da, TÜRKÜNİB Genel Kurulunda hitap ederek, "Hayata geçirdiğimiz vizyoner projelerle bir yandan bilim ihraç ederken bir yandan da akademik kurumlara rol model oluyoruz" dedi. Türk dünyasında yükseköğretimin dünya standartlarında verimli ve daha etkin yürütülmesi için oluşturulan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Türk Üniversiteler Birliğinin (TÜRKÜNİB) 7. Genel Kurul Toplantısı, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapıldı. TÜRKÜNİB Dönem Başkanı, Azerbaycan İktisat Üniversitesi (UNEC) Rektörü Prof. Dr. Adalet Muradov’un ev sahipliğinde yapılan toplantıya; Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ın yanı sıra Türk Devletleri Teşkilatı üye ülkelerinden üniversite rektörleri ve akademisyenler katıldı. TÜRKÜNİB’in gelecekteki faaliyetlerine ilişkin konuları ele alındığı toplantıda Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak da bir konuşma yaptı. Budak toplantıda, “Türk Dünyası Yükseköğretim Kalite Güvence Ajansının Kurulması” konulu sunum yaptı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “TÜRKÜNİB, Türk dünyasındaki bütün üniversitelerin bilgi ve altyapı paylaşımından öğrenci ve öğretim elemanı değişimine kadar üye ülkeler arasında başta akademik olmak üzere farklı alanlarda iş birlikleri gerçekleştirmek amacıyla önemli çalışmalar yürütmektedir. Eğitim-öğretim, kültür, sanat ve spor alanlarında iş birliği yapılmasına imkan sağlayarak öncülük eden TÜRKÜNİB, Türk dünyasındaki bütün üniversitelerin birlikte hareket etmesini hedeflemektedir. Ege Üniversitesi olarak üyesi olduğumuz bu güzide birliğin hedefleri doğrultusunda akademik potansiyelimizi Türk dünyası üniversiteleri ile paylaşma noktasında önemli rol üstleniyoruz. Hayata geçirdiğimiz vizyoner projelerle bir yandan bilim ihraç ederken, bir yandan da akademik kurumlara rol model oluyoruz. Tam akredite, öğrenci odaklı, araştırma üniversitemiz, uluslararasılaşma misyonu doğrultusunda, Türk dünyası yükseköğretim kurumları ile geniş bir yelpazede öncü çalışmalara imza attı, atmaya devam ediyor. Azerbaycan ve Özbekistan’daki üniversitelerle sürdürdüğümüz ve başarı ile devam eden ikili diploma programları bunun en müşahhas örneği olduğunu söyleyebilirim” diye konuştu. “Türk dünyası üniversiteleri daha görünür olacak” TÜRKÜNİB’in öncülüğünde, Türk dünyası ile var olan ilişkileri daha da geliştirerek güçlendireceklerini ifade eden Rektör Prof. Dr. Budak, bu önemli organizasyon sayesinde Türk dünyası üniversitelerinin uluslararası arenada daha görünür olacağını vurguladı. Rektör Prof. Dr. Budak, “YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar hocamızın koordinasyonunda, Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatının Türk Üniversiteler Birliği 7. Genel Kurulunda Türk Dünyası Yükseköğretim Kalite Güvence Ajansının Kurulması konulu sunumu gerçekleştirdik. Birlik bünyesinde, sağlam temeller üzerine inşa edileceğine inandığım ve çalışma ilkelerini sunum yaparak anlattığım ‘Türk Dünyası Yükseköğretim Kalite Güvence Ajansının tüm Türk dünyasına hayırlı olmasını diliyorum. Genel kurul toplantısında 49 olan üye sayısı, 60 yeni üniversitenin daha üye yapılması ile 109’a çıkarıldı. Artık yeni katılımlarla TÜRKÜNİB bulunduğundan çok daha güçlü konuma geldi” dedi.