DÜNYA - 31 Ekim 2017 Salı 03:45

Katar Emiri: Egemenliğimiz kırmızı çizgimizdir

A
A
A
Katar Emiri: Egemenliğimiz kırmızı çizgimizdir

Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad El Sani, “Egemenliğimiz kırmızı çizgimizdir” diyerek, Katar’a muhasara uygulayan Arap ülkelerinin baskılarına boyun eğmeyeceğini söyledi.

ABD Devlet Başkanı Donald Trump’ın, Suudi Arabistan’da, aralarında Katar’ın da bulunduğu 55 Müslüman Arap ülkesi ile yaptığı toplantıdan iki hafta sonra 5 Haziran’da Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn Katar’la her türlü ilişkilerini kesmişti. Kara, hava ve deniz sınırlarını kapatarak Katar’a karşı terör kuruluşları destekleme suçlamasıyla ambargo uygulamaya başlamıştı. Katar bu iddiaları reddetmişti.
Katar Emiri Şeyh Tamim dün katıldığı televizyon programında "Onlar bizim bağımsızlığımızı, bizim düşünce tarzımızı, bölge için olan vizyonumuzu istemiyor” dedi. Şeyh Tamim, "Biz bölge halkı için ifade hürriyeti istiyoruz. Onlar bundan memnun değil. Bunu kendileri için bir tehdit olarak görüyorlar. Bizim egemenliğimiz kırmızı çizgidir. Kimsenin egemenliğimize müdahale etmesini kabul etmeyiz” dedi.

Şeyh Tamim, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da insanlar Arap Baharı olarak adlandırılan protesto gösteri ile sokaklara dökülünce “Biz halkın yanında durduk” dedi. Aramızdaki fark biz Arap Baharı’nda halkın yanında durduk, onlar rejimlerinin yanında durdu” dedi. Katar Emiri, "Birkaç hafta önce ABD Başkanı Trump dahil, hepimiz birlikte bir odadaydık. Terörizmi, terörizmin finanse edilmesini konuştuk " ifadelerini kullandı.
“Katar’da, Taliban’a ofis açmamızı ABD istedi”

Başkent Doha’da Taliban’ın ofisi bulunmasına ilişkin soruyu yanıtlayan Katar Emiri Şeyh Tamim, “Biz Taliban’a gelin burada ofis açın demedik. ABD, Taliban’la diyalog kurmak istediği için bize onların Doha’da ofis açmasına müsaade etmemizi istedi” açıklamasını yaptı.

Şeyh Tamim, krizin bitirilmesi için ABD’nin ev sahipliği yapacağı bir toplantıya katılmak istediğini belirterek “Fakat hiçbir şey bizim onurumuz ve egemenliğimizin üstünde değildir” ifadesini kullandı.
Ambargo uygulayan ülkelerin El Cezire televizyon kanalının kapatılmasını istediklerine de değinen Şeyh Tamim, 1996’da kurulan televizyonun tartışılmasının söz konusu olmadığını belirterek “Biz El Cezireyi kapatmayacağız. Tarih, 50-60 yıl sonra bölgede fikir hürriyetini nasıl değiştirdiğini yazacak” dedi. Şeyh El Tamim, ambargo uygulayan ülkelerin Katar’da rejim değiştirmek istediklerini de belirterek, “Suudi liderliğindeki dörtlü ambargo gurubunun Katar’da zorla liderlik değiştirme çalışmaları da açıktı. Tarih bunu bize öğretti. Babam, 1996 yılında Emir olduğu zaman da buna yapmaya çalıştılar” açıklamasını yaptı.
Şeyh Tamim, 2013 yılında 33 yaşında babası Şeyh Hamad bin Halif El Sani’nin görevi kendisine devretmesiyle Katar’ın Emiri oldu.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.