GENEL - 15 Eylül 2008 Pazartesi 15:07

Keneden sonra tatarcık kabusu!

A
A
A
Keneden sonra tatarcık kabusu!

Türkiye'nin gündeminden düşmeyen ve ölümlere neden olan Kırım Kongo Kanamalı (KKKA) hastalığından sonra şimdi de "Tatarcık Humması" hastalığı yüzünden köylüler hastanelere akın etti.

Yakarca sineğinin ısırması sonucu yüksek ateş, karın ağrısı ve ishal şikayetiyle yatağa düşen çocuk, yaşlı genç yüzlerce vatandaş en az beş gün istirahat etmek zorunda kalıyor.  

Kiraz'ın Çayağzı ve Karaburç köylerinde  üç ay içerisinde yüzlerce köylünün bir anda hastalanarak yatağa düşmesi büyük panik yarattı. Yakarca sineğinin ısırması sonucu bir anda ateş basan, halsizlik ve karın ağrısı şikayeti ile vatandaşlar hastanelere akın etti. Doktorlar tarafından ilaç ve serumla tedavisi yapılan hastalar en az 5 gün yatakta yatıyor. 

 

VATANDAŞLAR TEDİRGİN  

Çayağzı ve Karaburç köyünde bulunan 5 bin kişinin en az yarısının bu hastalığa yakalandığını söyleyen Çayağzı köyü muhtarı Hüseyin Kaymak "Artık bu köyde Yakarca ısırmayan vatandaş sayısı çok azdır. Sineğin ısırdığı çocuk, genç ve yaşlı köylülerin hepsi en az beş gün evde veya hastanede yatıyor. Doktorlar hastalığın çok zararlı olmadığını, Yakarca sineğinin bulaştırdığı bir virüs olduğunu ve sadece ateş ve halsizlik yaptığını söylüyor. Hastalıktan kurtulmanın tek sebebi ilaçlama. Bu ilaçlamada havadan yapılması gerekiyor. Eğer ilaçlanmazsa, bu hastalık Kiraz ve Ödemiş'deki bütün köylere yayılabilir" diyerek yetkililerden yardım istedi.  

Gece yatarken veya otururken bir anda sineğin ısırması ile vücutlarının yandığını söyleyen köylüler, "Yakarca sineği ısırdığı an bir anda o bölge yanıyor. Daha sonra ateş, halsizlik ve karın ağrısı yapıyor. En az 5 gün evde yatıyoruz. Artık bu hastalığın çaresi bulunmalı ve bizlerin mağduriyeti giderilmeli" dedi. 


Tatarcık sinekleri; tropikal bölgelerde yıl boyunca hastalık bulaştırabilirlerken, daha soğuk iklimlerde sadece sıcak aylarda etkili oldukları öğenildi. İnsanlara enfekte tatarcık sineklerinin (phlebotomus papatasii) ısırmasıyla bulaşan hastalık halsizlik şikayetiyle kendini gösteriyor. Tatarcık sinekleri; sadece bir kaç milimetre boyunda olan sinekçikler olarak biliniyor. Sadece dişi tatarcıkların insanları ısırdığı öğreniliken, ısırılan kişi eğer allerjik bir yapıya sahip değilse ısırılan yerde ağrı hissetmez. Yetişkin bir tatarcık sineği sıcak ortamda bir kaç hafta yaşar. Gündüz dinlenir, gece uçarlar. Dişi tatarcıklar yumurtalarını kaya diplerine, ağaç kovuklarına, organik maddelerden zengin nemli ve gevşek topraklara bırakırlar.  

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ  

Tatarcık hummasının Phlebotomus papatasii ile bulaşan bir virüs hastalığı olduğu 1909'da ortaya çıktı. Halk arasında "Sinek Hastalığı" ve "Tavuk Hastalığı" olarak bilinir. Tatarcık sineğinin ısırdığı insanlarda, ısırığın olduğu yerdeki deride kaşıntılı kabarıklıklar oluşur ve 5 gün kadar devam eder. Hastalık genel olarak birdenbire, titreme veya ürpermelerle ateşin yükselmesi şeklinde başlar, bazı hallerde önceden kırıklık, başdönmesi, bacak ve karında anormal hisler olabilir. Başlangıçta veya daha sonra baş ağrısı, gözlerde yanma, göz arkasında göz hareketleriyle ortaya çıkan ağrılar, ensede ve sırtta sertlik, oynaklarda ve taraflarda ağrılar, tat alma duyusunda değişiklikler, iştahsızlık, bulantı, kusma, kabızlık veya sürgün, boğazda ağrı, burun kanaması, baş dönmesi olabilir.  

Ateş, 39 - 40 dereceye kadar yükselebilir. Genellikle ateş 2 - 4 gün kadar sürer (3 gün ateşi) ve bol terleme ile düşer; ancak ateş, 1 - 9 gün de sürebilir. Bazen ateş düştükten sonra kısa süren bir yükselme de görülebilir. Nabız yavaşlar. Tatarcık hummasında yüz ve boyun kızarıklıkları da görülür. Gözde konjuktivadaki kanlanma ucu korneaya varan bir üçgen şeklinde dikkati çeker, fotofobi ve gözde yaşarma olabilir. Ağızda yumuşak damakta ve yutağın arka cidarında kanlanma olabilir. 2-12 hafta içerisinde hastaların yüzde 15'inde ikinci bir atak gelişmekte olduğu öğrenildi. Hastalık ilerleyici değildir ve özel bir tedavi gerektirmez. Şikayetlerin tedavisi, yatak istirahati, uygun sıvı verilmesi ve aspirin ile analjezi önerilebilir. Hastalar, tatarcık geçirmeyen bir cibinlik içinde yatmalıdırlar. Insektisitlerle tatarcıklara karşı savaş çok etkilidir. 

 

SALGIN YOK AÇIKLAMASI  

Konuyla ilgili açıklama yapan İzmir İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Neşe Zeren Nohutcu, bölgede "tatarcık humması" şeklinde bir salgının söz konusu olmadığını söyledi. Kiraz halkının, bahar mevsiminden başlayıp, yaz mevsiminde de devam eden ve akşam saatlerinde ortaya çıkan 'tatarcık' adlı bir sineğin varlığından şikayetçi olduğunu belirten Nohutcu, bu şikayetin üzerine bölgede tüm tedbirlerin alındığını ve ilaçlama çalışmalarının yapıldığını bildirdi. Fakat basına yansıyan şekilde bir salgının varlığından söz edilemeyeceğini belirten Nohutcu, "Kiraz'da tatarcık denilen ara hayvan nedeniyle bir şikayet söz konusu. Fakat bu bölgede 'tatarcık humması' salgını diye bir şey yok. Rahatsızlık nedeniyle 600 başvuru olduğu yazılmış, halbuki yapılan başvurular 60'ı geçmiyor. 

Dolayısıyla 'salgın var' diyemiyoruz. Bölgede rahatsızlığı önlemeye yönelik ilaçlama çalışmaları dahil olmak üzere tüm çalışmalar yapılıyor, her şey kontrol altında. Hiç olmayan bir olgunun, basında karşımıza varmış gibi çıkarılması hoş değil. Bu söylentiler o bölgede yaşayan insanları huzursuz ediyor. Biz bunu etik bulmuyoruz" diye konuştu. Nohutcu, hastalığın bulaşıcı olmadığını da sözlerine ekledi. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'nce bölgede yapılan çalışmalar doğrultusunda Kiraz Devlet Hastanesi ve bölgedeki aile hekimlerine yapılan başvuruların tekrar incelendiği ve  gazete manşetlerine taşınan haber başlıklarının ve içeriğinin gerçeği yansıtmadığı ve sayıların yanlış aktarıldığı bildirildi. İncelemede, başka nedenlerle açıklanamayan ateş, halsizlik, vücutta yaygın kan ve eklem ağrıları nadiren bulantı kusma şikayeti ile Karaburç Aile Sağlığı Merkezi ve Kiraz Devlet Hastanesi'ne 2008 yılı içerisinde Karaburç'dan 41, Çayağzı'dan 8, Kiraz Merkez'den 5, Yeniköy'den 2 olmak üzere toplam 56 hastanın başvuru yaptığı belirtildi.  

Hastalığın ölüme yol açmadığı, hastaların köyün belli yerlerinde lokalize olduğu, hane içinde hastaların yanında sağlıklı kişilerin olduğu, 5-9 yaş grubunda daha küçük yaşta hasta olmadığı, bölgede tatarcık sineği ile bulaştırılabilen kala-azar ve şark çıbanı hastalığına benzer bulguları olan hasta bulunmadığı, köydeki binaların yapısının tatarcık sineğinin üremesi için uygun ortam oluşturduğu, köy ekonomisinin de hayvancılığın önemli bir yer tuttuğunu ancak, hayvanların atıklarının usulüne uygun uzaklaştırılmadığı nedeniyle hastalığın oluşabileceğinin tespit edildiği bildirildi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."
İstanbul Garanti BBVA’dan melek yatırımcılık eğitimi Garanti BBVA’nın hayata geçirdiği First Venture eğitimleri, startup yatırımcılığına adım atmak isteyen müşterilerini kapsamlı bir eğitim programında buluşturdu. Özellikle melek yatırımcılık odağında yapılandırılmış bu eğitimi hayata geçiren banka, katılımcılara deneyimli uzmanlardan yatırımcı bakış açısını güçlendiren uygulamalı içerikler sundu. Garanti BBVA’nın, melek yatırımcılığa ilgi duyan ve yatırımcılık çerçevesine uygun müşterileri için hayata geçirdiği ‘First Venture: Melek Yatırımcılığı Eğitimi’ başarıyla tamamlandı. Sınırlı kontenjanla kurgulanan program, katılımcılara birebir etkileşim ve derinleşme imkânı sundu. Dört hafta süren programda, startup yatırımcılığına ilgi duyan katılımcılar, melek yatırımcılığın temel ve ileri seviye dinamikleri hakkında teorik ve pratik bilgi alma fırsatı buldu. Hibrit formatta tasarlanan First Venture eğitimleri boyunca ilham veren konuşmalar, vaka analizleri ve startup ekosistemi katılımcılara bütüncül bir bakış açısıyla aktarıldı. Ayrıca her oturumun kaydı, katılım sağlayamayan katılımcılarla da paylaşıldı. Startup ekosisteminde yatırımcı perspektifi ve girişimcilik deneyimiyle tanınan Günce Önür’ün eğitmenliğinde gerçekleşen programda, katılımcılara yatırım stratejisi oluşturmadan portföy yönetimine uzanan kapsamlı bir içerik sunuldu. Dört haftalık melek yatırımcılık eğitimleri Programın ilk haftasında global ve yerel startup ekosisteminin gelişimi ile yatırım stratejilerinin temelleri ele alındı. İkinci haftada yatırım sürecinde kullanılan hukuki yapılar, dealflow yönetimi ve due diligence süreçleri aktarıldı. Üçüncü hafta, yatırım inceleme ve karar süreçlerine odaklanıldı. Programın son haftasında ise portföy yönetimi, değer katma mekanizmaları ve büyüme destek süreçlerine mercek tutuldu. Eğitimin yüz yüze gerçekleşen oturumları Garanti BBVA ev sahipliğinde Ferko Signature, Feriye Palace ve Kolektif House Levent’te düzenlendi. Program, sertifika töreni ve networking etkinliği ile tamamlandı. Startup dünyasıyla doğrudan temas First Venture, Garanti BBVA’nın girişimcilik ve inovasyon ekosistemine verdiği desteğin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Girişimcilik ekosisteminin en kritik ihtiyaçlarından biri olan yatırımcı tarafını güçlendirmeyi hedefleyen program, Garanti BBVA’nın bu alanda aldığı stratejik inisiyatiflerden biri olarak hayata geçirildi. Eğitimler kapsamında girişimler için yetkin, küresel dinamikleri okuyabilen yatırımcıların yetiştirilmesi hedeflenirken, aynı zamanda Garanti BBVA müşterilerinin startup yatırımları konusunda bilgi ve farkındalık kazanmaları amaçlandı. Bu sayede katılımcıların, konvansiyonel yatırım araçlarının ötesinde farklı bir yatırım perspektifiyle tanışmaları hedeflendi. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, startup ekosistemiyle daha yakın temas kurmalarını sağlayan Global Expansion Day etkinliğine davet edildi; eğitimlerin ardından planlanan takip ve devam buluşmasıyla da yatırım yolculuklarının desteklenmesi ve edinilen kazanımların pekiştirilmesi amaçlandı. Yapılan açıklamaya göre; banka, First Venture eğitimleriyle müşterilerine finansal ürün ve hizmetlerin ötesine geçen, bilgi paylaşımı ve network odağında kurgulanmış bir değer önerisi sunuyor. Banka, bu program aracılığıyla startup yatırımcılığı alanında bilinçli ve uzun vadeli değer oluşturmaya odaklanan bir yatırımcı kitlesinin oluşmasına katkı sağlamayı ve girişimcilik ekosisteminin sürdürülebilir gelişimini desteklemeyi hedefliyor.