GÜNDEM - 08 Ekim 2020 Perşembe 16:17

Kızlarını okula göndermeyen pişman babalar konuştu

A
A
A
Kızlarını okula göndermeyen pişman babalar konuştu

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde kızların temel eğitim hakkına dikkat çekmek amacıyla hayata geçirilen kısa filmler yayınlandı. Filmlerde kızlarını okutmak istemeyen babalar konu edildi.

Maltepe Üniversitesi ile Vanilla Media işbirliği yaparak ‘11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde kızların temel eğitim hakkına dikkat çekmek amacıyla hayata geçirilen kısa filmler yayınlandı. Kızlarını okutmak istemeyen babaları konu edinen filmler, her gün dünyada milyonlarca, Türkiye’de binlerce okul çağındakikız çocuğun yaşadığı dramı konu alıyor. Kızların okumak için verdiği zorlu mücadeleyi anlatan hikayelerinen çok babalara ders olması amaçlanıyor.

Üç şehir, üç pişman baba, üç kahraman kız çocuğu
Filmler için zamanında okulu bırakma tehlikesiyle karşı karşıya kalan ancak öğretmenlerinin araya girmesiyle ya da gizli saklı okula devam ederek başarılı bir hayatsüren kızlar seçildi ve bu zorlu yolculuk ekrana taşındı.

Van, Hakkari ve Malatya’da olmak üzere üç ayrı şehirden seçilen üç baba ve kızlarının hikayesinin işlendiği filmlerde babalar, kızlarının ısrarı ve gayretiyle değişen kararlarını, nasıl ikna olduklarını anlattı. Kız çocuklarının eğitim hakkının ellerinden alınmamasını söylemek için kameraların karşısına geçmeyi kabul eden babalar, “Bizler yaptık, pişmanız. Kızlar okusun, babalar cahil kalmasın” dedi.

“Bu babaları iyi dinleyin”
Anadolu’nun farklı köşelerinde günler süren çekimlerle ilgili bilgi veren Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar, Birleşmiş Milletler kararıyla kabul edilen ‘11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde kız çocuklarının eğitimine engel olan babalara dikkat çekmek istediklerini söyledi. Prof. Karasar, “Özellikle kırsal yörelerde kızların okula gönderilmesinde babaların engel oluşturması halen kanayan yaramız. Kızların okumaya ihtiyacı olmadığı, evlenecekleri ve zaten geçimlerini kocalarının sağlayacağı gibi inanışlar hâkim. Ama kızlarının okumasına geç de olsa ikna olan babalar bu zinciri kırıyor, vaktiyle engel olduklarına da çok pişmanlar” dedi.

Pişman babaların şimdi kamera karşısına geçip, yaşadıklarını anlatmasının önemine dikkat çeken Karasar, “Kızlarının okumasına karşı çıkan tüm babalara sesleniyoruz, ‘’Bu babaları iyi dinleyin’” diye konuştu.

O babalar ve kızları
Gürgün Tomris inşaat işçisi. Van’a bağlı Edremit ilçesinde yaşıyor. 3’ü kız, 6 çocuk babası. En büyük kızınıhiç okula göndermedi. Şu anda lise öğrencisi olan ve okul başarılarıyla dikkat çeken Hayriye Tomris’i ise ilkokuldan sonar okutmayacaktı. Öğretmenleri devreye girdi, önce okula gönderdi, sonra vazgeçti. Defalarca okuldan almaya çalıştı. Ancak Hayriye ve kardeşi Havva okumakta ısrarcı oldu. Babalarının sözünü dinlemedi, öğretmenlerinden yardım istediler. Öğretmenleri Ali İhsan Özmen defalarca eve geldi, babayı hep birlikte ikna etmeye çalıştılar. Son derece inatçı tavrıyla bilinen Tomris, şimdi kızının doktor ya da avukat olmasını hayal ediyor. Tomris, o günlerde yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Kızlarımı okutmasaydım şu anda boş boş evde duracaktı. Kızlarım iyidir. Okumaya heveslidirler. Çalışkandırlar. Hem kendilerini hem de böyle hevesli okumalarını seviyorum. Sınavlarda Türkiye birincisi oluyorlar. Ben bütün Türkiye’ye sesleniyorum: Kızlarını okutsunlar. Kızlar daha başarılıdır. Karşı çıktığıma, engel olduğuma çok pişmanım. Yaz, kış, gece, gündüz demeden hala inşaatlarda çalışıyorum. Sadece kızlarımı okutmak için. Ben şimdi başka babaları ikna ediyorum, “Yollayın kızlarınızı okula’’ diyorum”.

Yüksekova’ya bağlı Örnek Köyü’nde yaşayan Cemal Temir ise kızların okumasına kesinlikle karşı çıkan bir babaydı. Çiftçilik yapan Temir, 10 çocuk babası. Kızlarını okutmadı. En küçük kızı Hatice Temir ise kaçarak köy ilkokuluna gidip gelirken, babasına yakalanmaktan korkuyordu. O dönem köyün muhtarı olan babasından okula gittiğini uzun süre gizleyemedi. Bu kez “İlkokuldan sonra okumak yok” tehdidinde bulunan babasının baskısı karşısında ne yapacağını bilemeyince çareyi evlenip, şehir dışına yerleşen ablasının yanına kaçmaktabuldu. Baba Temir “Ben ablasında kalıyor biliyordum, benden gizli şehir şehir dolaşıp okumuş” dedi.

Her sene takdirnameler ve birinciliklerle sınıf geçenTemir, Trakya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi. Ancak mesleğini yapmak yerine Hakkari’ye geri dönerek kendisini bölgedeki kadınlara ve kız çocuklarına adadı. ‘Yüksekova Kadınları Toplumsal Destekleme ve Kültür Derneği’ni kurdu, halen başkanlığını yaptığı dernekte sayısız kız çocuğunun eğitimine destek olurken, kadınlara iş buluyor, okuma yazma öğretiyor, psikolojik destek sağlıyor.Cemal Temir ise kızının okumasına yıllarca karşı çıktığı için çok pişman. O günleri şöyle anlattı:

“Ben nüfus sayımına eve memur geldiğinde bile ‘Kaç çocuğun var’ sorusuna sadece erkek çocuklarımın sayısını söyleyerek yanıt veriyordum. Hatice’nin de diğer kızlarımın da okumasına karşı çıktım. Ama Hatice beni dinlemedi, kaçarak okudu; bizim köyde tek üniversite okuyan kız Hatice’dir. Ben seviyorum artık; kızlar okusun. Cahil kalmasınlar. Babaları da cahil kalmasın. Hatice şimdi köylerdeki kızları okutuyor. Kadınlara iş öğretiyor. Ben yaptım, kimse yapmasın, siz kızlarınızı okutun”.

Malatya’da yaşayan Hamza Onuk ise, üç çocuk babası, kahvehane işletiyor. Onuk’un hikayesi diğer babalardan biraz farklı. O, kızının okumasına değil, futbol oynamasına karşı çıktı. Oysa kızı Mizgin Onuk, futbolda üstün yeteneğe sahip. Bu yeteneğini erken yaşlardan farkeden Beden Eğitimi Öğretmeni, Mizgin’i önce okul takımında çalıştırdı; kısa bir süre sonra takım kaptanı yaptı. Ancak babası duyunca evde kıyamet koptu, “Kahvehanede bu durumu erkeklere açıklayamayacağını” söyleyen Onuk, futbolu yasakladı. Ancak Mizgin, formalarını ve kramponlarını saklayarak uzun süre antrenmanlara, maçlara babasından gizli gitti. Malatya Kadın Futbol Takımına seçilen Mizgin Onuk, Spor Lisesi sınavına da gizlice girdi, dereceyle kazandı. Kayıt aşamasında babasının imzası zorunlu tutulunca gerçeği açıkladı. Bu sırada profesyonel ligde oynamaya başladı ve halen takımın kaptanlığını yapıyor. Baba Hamza Onuk da bu kadar engellemeye rağmen kızının ısrarıyla gelen başarılardan şaşkınlığını şöyle açıkladı:

“Futbolu hep benden gizli oynadı. Okulda ilk kaptan olmuş. Ne zaman oynadı ne zaman kaptan oldu? Kim oynamasına izin verdi ki bu oynadı? Meğer hep benden gizli gidip oynuyormuş. Bense ‘Top oynamasın başka ne yaparsa yapsın’ diyordum. Bir kız futbol oynar mı? Bir noktada durdum, baktım kızım istiyor, çok da başarılı, tamam dedim; nasıl isterse öyle olsun”.

Verilen bilgiye göre, proje kapsamında konuşan baba ve kızlarının hikayesinin tüm Türkiye’ye örnek olması için etkinlikler ve yayınlarla yapılan faaliyetler sürdürülecek. Filmler, ulusal kanal ve sosyal medya platformlarında 9 Ekim tarihinden itibaren yayınlanacak. Proje, Maltepe Üniversitesinin heves, emek ve çabaya vurgu yapmak amacıyla 2018’den buyana kullandığı, başarı hikayelerini konu aldığı, farklı hikayeleriyle ses getiren örnekleri taçlandırdığı “Kendi Hikâyeni Yaz” sloganı altında üretildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Evde doğum yapan anne ve bebeği, saatler süren çalışmanın ardından kurtarıldı Diyarbakır’da sancısı gelen bir kadın evde doğum gerçekleştirdi. Anne ve bebeği, kar nedeni ile saatler süren çalışmanın ardından kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, 1 Ocak 2026 günü yaşanan bir doğum vakasında sağlık ekiplerini zamanla yarışan zorlu bir mücadeleye sürükledi. Saat 11.46’da Yeşiltaş Mahallesi’nden gelen doğum ihbarı üzerine Diyarbakır genelinde sağlık birimleri alarma geçti. Sağlık Komuta Kontrol Merkezi koordinasyonunda vakaya 1 kara ambulansı ve 1 UMKE timi olmak üzere toplam 6 sağlık personeli yönlendirildi. Hava ambulansı talebi, olumsuz hava şartları nedeniyle karşılanamazken, karadan ilerleyen ekipler yoğun kar, kapalı yollar ve tipi nedeniyle sık sık durmak zorunda kaldı. Ambulans ekibinin ilerleyememesi üzerine UMKE timi devreye girdi. Sahada ambulansa zincir desteği sağlandı, ancak Aşağı Kırlangıç köyü mevkiinde kar yağışının şiddetlenmesiyle ekipler yeniden mahsur kaldı. Bunun üzerine Çınar Kaymakamlığı ve Büyükşehir Belediyesi ile temasa geçilerek yol açma çalışmaları başlatıldı. Köy halkının traktör desteğiyle ekipler bir süre daha ilerleyebildi. Saatler süren çabanın ardından, yol açma çalışmaları ve saha koordinasyonunun güçlendirilmesiyle UMKE ekibi saat 18.15’te anneye ulaşmayı başardı. Olay yerinde doktor bilgisi dahilinde damar yolu açılarak tıbbi müdahale yapıldı, doğan bebeğin muayenesi gerçekleştirildi. Anne ve bebek, güvenli şekilde ambulans ekiplerine teslim edilerek Çınar 2 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu tarafından saat 23.41’de SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları Hastanesine nakledildi. Operasyonu yakından takip eden Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, zorlu süreçte görev alan UMKE Ekip Sorumlusu Salih Bülbül’e, ekibi adına gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Asiltürk, "Zorlu kış şartlarına ve saatler süren ulaşım güçlüklerine rağmen ekiplerimiz büyük bir koordinasyon ve özveriyle görevlerini yerine getirdi. UMKE, 112 acil sağlık ekiplerimiz ve vatandaşlarımızın desteğiyle anne ve bebeğimiz güvenli şekilde sağlık tesisimize ulaştırıldı. Diyarbakır’da vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimi için her şartta sahadayız. Bu süreçte görev yapan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum’’ dedi.
Düzce Tropikal misafirler kar yağışını görünce mest oldu Düzce’yi etkisi altına alan kar yağışı, kentin en uzak misafirlerine unutulmaz anlar yaşattı. Sri Lanka ve Ruanda gibi tropikal iklim ülkelerinden eğitim için kente gelen öğrenciler, hayatlarında ilk kez gördükleri kar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kent genelinde etkisini sürdüren yağışla birlikte kar kalınlığı şehir merkezinde 20, Konuralp ve Bahçeşehir bölgelerinde ise 40 santimetreye ulaştı. Kar yağışı, çocuklar kadar memleketlerinden binlerce kilometre uzaktaki üniversite öğrencilerini de mutlu etti. "Burada ilk defa kar görüyorum" Düzce Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Sri Lankalı Mohoummead Ayizea, ülkesinin tropikal iklim kuşağında yer alması nedeniyle daha önce hiç kar görmediğini söyledi. Yağışın tadını çıkardığını belirten Ayizea, "Sri Lankalı olarak biz orada kar görmüyoruz. Tropikal olduğu için hava hep güneşli. En fazla yağmur yağıyor. Burada ilk defa kar görüyorum ve her gördüğümde çok heyecanlanıyorum. Karın tadını en güzel şekilde çıkartmaya çalışıyorum" dedi. "Bizim hayallerimizi yaşıyorsun" Ülkesinde kar yağışını hep televizyondan izlediğini belirten Ayizea, şöyle konuştu: "Kar yağışını hep filmlerde görüyorduk. Karlı günleri filmlerde gördüğümüz gibi burada da aynı şekilde kendimiz yaşadık. Arkadaşlarıma ve aileme kar görüntülerini çekip gönderiyorum, onlar da çok seviniyorlar. Karlı havalar, bembeyaz zeminler Sri Lankalılar için bir hayaldir. Kar görmeleri, birbirleriyle kartopu oynamaları hepsi onlar için hayal. Bana ’Bizim hayallerimizi yaşıyorsun’ diyorlar." Kar yağışı Ruanda’dan gelen öğrenciyi korkuttu Ruanda’dan gelen Receaip Moukizzia da eğitim için bir yıldır Türkiye’de bulunduğunu anlattı. Karla ilk karşılaştığında şaşkınlık yaşadığını ifade eden Moukizzia, "Türkiye’ye gelince çok mutlu oldum, şimdilik her şey yolunda. Afrika’da kar yağmıyor. Burada kar görünce hem şaşırdım hem korktum. Çok soğuk olduğu için korktum, soğuktan korkmuştum ama şimdi alıştım" ifadelerini kullandı. Millet Bahçesi’nde Türk arkadaşlarıyla bir araya gelen öğrenciler, kar topu oynayıp hatıra fotoğrafı çektirerek keyifli vakit geçirdi.