SAĞLIK - 13 Mayıs 2013 Pazartesi 12:21

"Kortizonlu damlalar iki ucu keskin bıçak gibi"

A
A
A
"Kortizonlu damlalar iki ucu keskin bıçak gibi"

International Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Nezih Özdemir, "Gözde oluşan kızarıklığı, enfeksiyonu gidermek için bilinçsizce kullanılan kortizonlu damlalar, göze çok ağır zararlar verebilir. Doktor kontrolünde damla kullanın” dedi.

NİHAL IŞIK
İSTANBUL

 

Özellikle bahar aylarında ortaya çıkan bazı göz enfeksiyon hastalıkları olduğunu, bunlardan en önemli olarak görülen adenovirüslerin çok ağır seyrettiğini açıklayan International Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Nezih Özdemir, “Bu virüs uzun süreli tedavi gerektiriyor ve kalıcı görme kayıpları da bırakabiliyor. Genel olarak tüm göz enfeksiyon bulguları kırmızı göz, çapaklanma, göz kapaklarında şişme, bulanık görme gibi şikayetlerle başlıyor” şeklinde konuştu.

"TEMİZ OLMAYAN HAVUZ TEHLİKELİ"

Enfeksiyonlarda en önemli özelliğin bulaşıcılık olduğunu belirten Op. Dr. Özdemir, “Özellikle göz enfeksiyonu olan kişiyle aynı yerde bulunmanız, havayı solumanız bile bu virüslerin ve bakterilerin bulaşmasına neden olabiliyor. Ya da ortak kullanılan bazı şeyler varsa dokunmak, temas etmek, aynı havluyu kullanmak, aynı malzemeyi elinize almak gibi durumlarda da kolaylıkla bulaşma olabiliyor” diye konuştu. Op. Dr. Özdemir sözlerine şöyle devam etti:

“Yazın gelmesiyle birlikte deniz ve havuza girerken de dikkatli olmak lazım. Deniz çok önemli olmasa da havuzların temiz olmaması çok önemli enfeksiyonlara sebep olabilir. Hatta sadece bakteri enfeksiyon ya da virüs enfeksiyon değil bazı parazitler de göze yerleşebilir. Havuzlarda dikkat etmemiz gereken şey temizlik ve en ufak bir şikayette uzmana başvurun. Bakteriyel virüs veya diğer patojen ne ise ona bağlı olarak görme kaybı yapabilir.”


“KORTİZONLU DAMLALAR İKİ UCU KESKİN BIÇAK GİBİ”

Bir diğer dikkat edilmesi gereken şeyin de halk arasında çok sık görülen kızarık göz olayı olduğunu söyleyen Op. Dr. Özdemir, “Çoğunlukla alerjik gözlerde rastladığımız bir hadise. Ama her kızarıklık tedavi gerektirmez. Şikayetleri geçmeyen, uzun süren kişilerin doktora başvurması gerekir. Yanlış olan bazı şeyleri de yapmamak lazım. Kızarıklık için halk arasında alışagelmiş limonsuyu sıkmak gibi yanlış bilgiler gözü daha çok tahriş edebilir. İlaç tedavileri mutlaka doktor kontrolünde olmalı. Gereksiz yere damla, antibiyotik kullanmak bazen göze zarar verebilir. Halk arasında yaygın kullanılan kortizonlu damlalar da var. En ufak bir şikayette göze damlatılan, kızarıklığı gidermek için, enfeksiyonu gidermek için damlatılan kortizonlu damlalar çok yanlış. Kortizonlu damlalar iki ucu keskin bıçak gibi. Göze bazen yardımcı olabildiği gibi bazen çok ağır zararlar da verebilir. Bu tip damlalar mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.