GÜNDEM - 09 Eylül 2016 Cuma 12:37

Kurban kesmek kimlere vaciptir? Kimler kurban kesebilir?

A
A
A
Kurban kesmek kimlere vaciptir? Kimler kurban kesebilir?

Kimler kurban keser yani kurban kesmek kimlere vaciptir? Akıl baliğ olma yaşı kaçtır? 13 yaşındaki oğluma kurban düşer mi? Annem zengin ama şuursuzdur. Kurban kesmesi gerekir mi? Zengin ailenin fakir oğlunun da kurban kesmesi gerekir mi?

Sual: Kimler kurban keser yani kurban kesmek kimlere vacibdir?

CEVAP
Maddeler halinde bildirelim:

1- Kurban, davar [koyun, keçi], sığır [manda, inek, dana, öküz, boğa] veya deveyi, Kurban bayramının ilk üç gününde, kurban niyeti ile kesmek demektir. Kurban, vacib vazifesini yerine getirerek sevaba kavuşmak için kesilir. Mukim olan, akıllı, büluğa ermiş, hür ve Müslüman erkeğin ve kadının, ihtiyaç eşyasından fazla nisap miktarı malı veya parası varsa, Kurban bayramı için niyet ederek, belli günlerde, belli bir hayvanı kurban kesmeleri vacib olur.

Dinen karı kocadan hangisi zengin ise kurbanı o keser, ikisi zengin ise ikisi de keser, ikisi de fakir ise ikisi de kesmez. Fakir kurban kesmek zorunda değildir ama keserse çok sevap olur.

Kurban, dünyada vacib vazifesini yerine getirmiş olmak ve ahiretteki sevabına nail olmak için kesilir. Babanın, çocuğu için, çocuğun malından da kurban kesmesi gerekmez. Deli ile bunak, çocuk hükmündedir. Büyük çocuk ve hanımdan izinsiz, onlar adına kurban kesilmez.

2- Mukim, akıl-baliğ müslümanın, ihtiyacından fazla nisap miktarı malı veya parası varsa, kurban kesmesi vacib olur. Kurban kesmenin vacib olmasında, bayramın üçüncü gününe itibar olunur. Bayramın birinci ve ikinci günü, zengin-fakir, mukim-misafir, akıllı-deli, baygın-ayık olmaya bakılmaz. Bayramın üçüncü günü nisaba malikse, diğer şartlar da varsa kurban kesmek vacib olur.

Demek ki, bayramın ikinci günü de baliğ olmayıp, üçüncü günü büluğa erene, bayramın ilk günü fakirken üçüncü günü zengin olana, bayramın ilk günü seferiyken, üçüncü günü mukim olana, diğer şartlar da varsa, kurban kesmek vacib olur.

3- Bayramın ilk günü komada iken, üçüncü günü ayılanın, diğer şartlar da varsa, kurban kesmesi vacib olur. Bayramın ikinci günü bayılıp, üçüncü günü güneş battıktan sonra ayılan zenginin kurban kesmesi vacib olmaz.

4- Fakir bir kimse, bayramın birinci veya ikinci günü, bir kurban kesse, bayramın üçüncü günü zengin olsa, bir kurban daha kesmesi lazımdır. Çünkü üstüne vacib olmadan kesmiştir. Ancak, Bezzaziyye gibi muteber eserlerde, sonradan gelen âlimler, “Fakir, bayramın birinci günü kurban kesse, üçüncü günü zengin olsa, tekrar kurban kesmesi gerekmez” demişlerdir.

5- Üçüncü günü zengin olacağını bilenin, ilk günü kurban kesmesinde mahzur yoktur.

6- Bir zengin, bayramın birinci ve ikinci günü kurban kesmeden ölse, kurban borcu ile ölmüş olmaz.

7- Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilen kimseye, birinci günü kurban kesmek vacib olmaz. Keserse vacib olarak eda etmiş olur.

8- Mukim iken, bayramın birinci ve ikinci günü sefere çıkanın, kurban kesmesi vacib olmaz. Daha önce kesmişse, vacib sevabı alır. Kesmemişse, sefere çıktığı için borç üzerinden düşer.

9- Mukim bir zengin, seferdeki bir vekile kurban kestirse, vacib sevabı alır.

10- Esir iken, üçüncü günü hür olanın, diğer şartlar da varsa, kurban kesmesi vacib olur. Hür iken, bayramın üçüncü günü esir olup, güneş batana kadar esir kalanın kurban kesmesi vacib olmaz.

11- Tarlasından aldığı mahsul veya tarlanın, evin, dükkanın [atölyenin, kamyonun] bir senelik kirası, ne kadar çok olursa olsun, bir yıllık ev ihtiyacını veya aylık geliri ve aldığı maaş ve ücret, aylık ihtiyacını ve kul borcunu karşılamayan kimse, imam-ı Muhammed’e göre fakirdir. Fetva da böyledir. Şeyhayn’a göre zengin sayılır. Mülkü olan tarlanın ve bu demirbaş malların değeri, ihtiyacını karşılar ve nisabı da bulursa, bunun kirayı her alışta, bir miktar ayırıp, biriktirerek fıtra vermesi ve kurban keserek büyük sevaba kavuşması gerekir. Böyle bir kimse, fıtra vermez ve kurban kesmezse, imam-ı Muhammed’e göre, günahtan kurtulur. Tarlasından hiç mahsul almayan, kiraya da veremeyen kimse ve ihtiyacından fazla malı olup da, parası bulunmayan kimse, imam-ı Muhammed’e uyarak, fıtra vermez ve kurban kesmez. Verir ve keserse, ikinci ictihada göre, fıtra ve kurban sevabına kavuşur.

Aldığı kira ile güç geçinen kişi, nisaba malik ise, para biriktirip, fıtra vermeli ve kurban kesmelidir. Etin hepsini kavurma yapıp, birkaç ay et parasından biriktirip gelecek yılın fıtra ve kurban parası olarak saklamalıdır. Böylece, fıtra ve kurban sevabından mahrum kalmamalıdır. Aile efradı çok olup güç geçinenin, kurbanın etini evinde bırakması müstehaptır. Birden çok evi olan erkeğin, nisaptan düşürecek kadar borcu yoksa, kurban kesmesi gerekir.

Sual: Akıl baliğ olma yaşı kaçtır? 13 yaşındaki oğluma kurban düşer mi?
CEVAP

Kızlar 9 yaşında, erkekler 12 yaşında büluğa erebilirler. Bazıları gecikebilir. 15 yaşını geçtiği halde ergenliğe ermezse artık o ergen kabul edilir.

Büluğa ermişse ve 96 gram altın veya o kadar parası varsa kurban kesmesi gerekir. Büluğa ermemişse zengin de olsa kurban kesmez.

Sual: Annem zengin ama şuursuzdur. Kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Şuuru yerinde iken kes derse, kesersiniz. Bilmiyorsa kesilmez.

Sual: Zekât nisabına ulaşmış altınları olan çocukların kurbanlarını babaları mı keser?
CEVAP
Büluğa ermemiş olan çocuğa, zengin de olsa, kurban kesmek vacib olmaz. Babasının da, zengin çocuğu için kesmesi gerekmez.

Sual: Tam İlmihal’de (Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilen kimseye, birinci günü kurban kesmek vacib olmaz. Üçüncü günü zengin olacağını bilenin, kurban kesmesi, Zilhiccenin onuncu günü, yani bayramın birinci günü fecr vaktinde vacib olur) deniyor. Hemen devamla yine (Bayramın birinci günü zengin veya fakir ve mukim veya misafir olmaya bakılmaz) deniyor. İlk ifadedeki (..fecr vaktinde vacib olur) ne demek?
CEVAP
(Keserse vacib sevabı alır) demektir.

Sual: Zengin ailenin fakir oğlunun da kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Hayır, zengin olan keser. Ana babanın zenginliği, oğlunun kurban kesmesini gerektirmez.

Çocuk için kurban kesmek
Sual: Almanya’da 154 Euro kindergeld (çocuk parası) veriliyor. Burada bazı derneklerin dağıttıkları broşürlerde, çocuklar için kurban kesmek vacib deniyor. Çocuk için kurban parası topluyorlar. Çocuğun kurban kesmesinin vacib olduğu Dürer’de yazıyor diyorlar. Dedikleri doğru mu?
CEVAP
Hayır, yanlıştır. Büluğa ermemiş çocuk için, zengin de olsa kurban kesmek gerekmez. Şeyhayn’a göre, babasının, zengin çocuğu için de, çocuğun malından kesmesi gerekirse de, fetva İmam-ı Muhammed’in kavlidir. Fetva verilen bu kavle göre, babanın, zengin çocuğu için, kendi malından da, çocuğun malından da kurban kesmesi gerekmez. (Dürer)

Fakirin kurbanı ölse
Sual: Fakirin aldığı kurban, Arefe günü ölse, bunun yerine başka bir kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Fakir olduğu için, gerekmez.

Şuuru yerindeyse
Sual: Dinen zengin olan bir alzheimer hastasının bayramda kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP

Fıkıh kitaplarında, (Bayramın üçüncü gününü baygın halde geçiren zengine kurban kesmek vacib olmaz) deniyor. Üçüncü günü ayık olmak önemlidir. Birinci günü ayık olsa ve kurban kesse, üçüncü günü baygın geçirse de, kestiği kurban vacib olur.

Bunayanın da, üçüncü günü şuuru yerindeyse, (Bugün kurban bayramıdır, bana kurban kesin) diyorsa, kurban kesmek gerekir. Bayramın, kurbanın ne olduğunu anlamıyorsa, kurban kesmesi gerekmez. Kurban kesmek, zengin olan akıllı Müslümana vacibdir.

Kurban kesmede üçüncü gün
Sual: Bir fakir, kurban bayramının üçüncü günü zengin olsa veya bir zengin üçüncü günü fakirleşse yahut ölse kurban kesmek vacib olur mu?
CEVAP
Fakirlik, zenginlik ve ölüm için, vaktin sonuna itibar edilir; bayramın başında zenginken üçüncü günü fakirleşse veya ölse, o kimsenin üzerine kurban vacib olmaz. Üçüncü günü zengin olana da, kurban kesmek vacib olur. (Dürer ve gurer)

Şafii'de kurban
Sual: Şafii'de, ailenin geçimini sağlayan kişi kurban kesse, diğer ev halkı kesmeyebilir mi?

CEVAP
Bir ev halkı için bir kurban kesilmesi sünnet-i kifâyedir. Aile reisi kesince diğerlerinin kesmesi gerekmez. Hanefi'de ise, ailede, kurban nisabına malik olan herkesin kesmesi vacibdir.

Hacıya kurban vacib mi?
Sual: Hacca giden kimsenin, fakir de olsa, kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP
Hayır, kurban nisabına malik olmayanın kurban kesmesi vacib olmaz. Hacda seferi olan da kurban kesmez.

Seferilik ve kurbanın vacib olması
Sual: Seferde, mesela öğle namazını kılan, öğle çıkmadan mukim olsa, öğleyi tekrar kılması gerekmediği hâlde, seferde nâfile olarak kurban kesen zengin kimsenin, üçüncü günü mukim olunca, yeniden kurban kesmesi niye gerekiyor?

CEVAP
Seferde namaz kılmak farzdır. Seferde farzı yapınca elbette yeniden kılmaz. Kurbanı seferde kesmek ise nâfiledir, bayramın üçüncü günü mukim olunca, zengine kurban kesmek vacib olur. Kurbanı vacib olarak kesmediği için yeniden kesmek vacib oluyor.

Fıkıh kitaplarında deniyor ki: Büluğa ermemiş bir çocuk, vakit girince o namazı kılsa, vaktin sonuna doğru büluğa erse, o namazı tekrar kılması farz olur, çünkü öncekini nâfile olarak kılmıştır. Bunun gibi, vaktin sonunda ayılan baygına, hayzı veya nifası vaktin sonunda biten kadına, o namazı kılmak farz olur. (Dürr-ül-muhtar)

Bir çocuk, yatsı namazını kılar da, sonra ihtilam olur yani büluğa ererse, sabah namazına kadar yatsıyı tekrar kılması farz olur. İmam-ı Muhammed, bunu İmam-ı a'zam Ebu Hanife'ye sormuş, o da, (Evet, yatsıyı tekrar kılması farz olur) buyurmuştur. (Redd-ül-muhtar)

Kurban Bayramı’nın üçüncü günü sefere çıkacağını bilen kimseye, birinci günü kurban kesmek vacib olmaz. (S. Ebediyye) Ama kesilirse, yine vacib yerine gelmiş olur Kesmeden sefere çıkarsa, seferi olduğu için kurban kesmesi vacib değildir. Seferde keserse nâfile olur, vacib olmaz. Seferden dönüp mukim olunca üçüncü günü kurban kesmesi vacib olur. Çünkü yukarıda, Dürr-ül-muhtar'da bildirildiği gibi, namaz, vaktin sonunda farz olduğu gibi, kurban da, bayramın üçüncü günü vacib olur. Daha önce nâfile olarak kesilen kurban, vacib yerine geçmez. Namaz seferde de farzdır. Seferde namaz kılmak nâfile olsaydı, bu kıyas o zaman uygun olurdu. Şimdiki kıyas tamamen bâtıldır. Bu hususu merhum Hocamıza da sormuştuk:
Sual: Seadet-i Ebediyye’de, bayramın birinci günü mukim veya seferî olmaya bakılmayacağı bildiriliyor. Buna göre, bayramın birinci günü seferde kurban kesip, bayramın üçüncü günü memleketine gelerek mukim olan zenginin, tekrar kurban kesmesi vacib midir?
CEVAP: Evet. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordulu Ebrar Tuana’dan iki yılda 40 birincilik Ordu’nun Kumru ilçesinde yaşayan 11 yaşındaki ortaokul öğrencisi Ebrar Tuana Saygı, öğretmenlerinin ve ailesinin desteğiyle tuvallere yansıttığı hayal dünyasıyla 40 defa il ve ilçe birinciliğini kazandı. Kumru Erikçeli Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Ebrar Tuana Saygı, son iki yıl içerisinde resimden müziğe, şiirden kompozisyona kadar pek çok farklı alanda elde ettiği 40 birincilikle hem okulunun hem de Ordu’nun gururu oldu. Resim yeteneği ilkokul yıllarında öğretmeni Emine Uçar tarafından keşfedilen Ebrar Tuana, sanat yolculuğunu Erikçeli Ortaokulu’nda Sevilay Bakmaz ve Hasan Ateş öğretmenlerinin rehberliğinde derinleştirdi. Bugüne kadar 55’e yakın eser üreten genç yetenek, aldığı 40 ödülle ailesinin ve okulunun gururu oldu. "Engellemek yerine hayallerimi gerçekleştirmem için beni yüreklendirdiler" Ailesinin, okulunun ve çevresinin yaptığı çalışmalarla kendisine destek çıkarak yanında olduğunu ifade eden Ebrar Tuana Saygı, "Resim yeteneğimi ilkokul yıllarımda öğretmenimle birlikte keşfettik. Erikceli Ortaokulu’na geçtiğimde ise Sevilay ve Hasan öğretmenlerimin rehberliğinde çok kıymetli çalışmalar yaptık. Onların katkıları sayesinde hem yeteneğim gelişti hem de hayal dünyam zenginleşti. Bu süreçte ailem ve çevrem bana her zaman destek oldu; beni engellemek yerine hayallerimi gerçekleştirmem için beni yüreklendirdiler. Bana bu imkânı sundukları ve her zaman yanımda oldukları için aileme çok teşekkür ediyorum" dedi. "Kazandığım 40 birincilik beni gururlandırıyor" Yaptığı 2 yıllık çalışmalarında il ve ilçe genelinde aldığı 40 birinciliğin emeklerinin karşılığı olarak kendisini gururlandırdığını ifade eden Ebrar Tuana Saygı, "Resimlerimde genellikle mutluluk ve hüzün gibi temaları, zihnimdeki düşüncelerle harmanlayarak yansıtıyorum. Çalışmalarımda özgün bir hayal gücü kullanmaya büyük önem veriyorum. Fikirlerimi öğretmenlerimle paylaşarak onların rehberliği ve teknik desteğiyle hayallerimi fırçaya döküyorum. Bugüne kadar il ve ilçe genelinde kazandığım 40 birincilik, emeklerimin karşılığını aldığımı hissettirerek beni gururlandırıyor. Resim yaparken kendimi tamamen özgür hissediyorum; çünkü hayallerimi hiçbir sınır olmadan kâğıda dökebiliyorum. Bugüne kadar toplamda elli beş civarında eser ürettim" diye konuştu. "Onun bu başarılarıyla gurur duyuyorum" Ebrar’ın elde ettiği başarıların tesadüf olmadığını ve ardında büyük azmin olduğunu söyleyen Görsel Sanatlar Öğretmeni Hasan Ateş, "Ebrar Tuana’nın bu yeteneği aslında ortak bir emeğin ürünüdür. Bu yeteneği ilk keşfeden kişi ilkokul öğretmeni Emine Uçar oldu. Daha sonra 5’inci sınıf öğretmeni Sevilay Bakmaz ve bu yıl da bizler Ebrar’ın başarı yolculuğuna destek olmaya devam ettik. Ebrar bizden ne zaman yardım istese, mesai kavramı gözetmeksizin her zaman yanında olduk. Onunla birlikte çalışırken kendisini sanatıyla ifade ettiğini görmek beni de en az onun kadar mutlu ediyor. Ebrar’ın elde ettiği bu başarılar kesinlikle tesadüf değil; tüm bunların ardında büyük bir azim ve disiplinli bir çalışma yatıyor. Onun bu başarılarıyla gurur duyuyorum" şeklinde konuştu. "Ebrar öğrencilerimiz için de bir ilham kaynağı oldu" Erikceli Ortaokulu Müdürü Murat Saygı ise "Ebrar ile yolumuz geçtiğimiz yıl, o henüz 5. sınıftayken kesişti. Ebrar, son iki yıl içerisinde 40 farklı çalışmasıyla il ve ilçe genelinde önemli dereceler elde etti. Üstelik bu başarıları sadece resimle sınırlı değil; müzik, şiir ve kompozisyon alanlarında da yeteneğini kanıtladı. Ebrar’ın bizi en çok heyecanlandıran yönü ise şimdiden hissettirdiği parlak akademik geleceğidir. Okulumuzun ön plana çıkan isimlerinden biri olan Ebrar, sergilediği bu azimle diğer öğrencilerimiz için de bir ilham kaynağı oldu. Bu ise biz eğitimciler için en büyük mutluluk kaynağıdır" ifadelerini kullandı.
İstanbul İstanbul Valiliği, sahipsiz hayvanların toplanması için belediyelere mayıs ayı sonuna kadar süre verdi İstanbul Valiliği, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 1. Bölge Müdürlüğü aracılığıyla ilgili 39 belediyeye gönderdiği yazıda sahipsiz hayvanlara yönelik uygulamaların hızlandırılarak, hayvanların mayıs ayı sonuna kadar toplatılmasını istedi. İstanbul Valiliği tarafından 39 belediyeye gönderilen yazıda, sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların yerel yönetimler tarafından toplanarak hayvan bakımevlerine nakledilmesinin zorunlu olduğu vurgulandı. Yazıda İstanbul genelinde 39 bölgede sürü halinde dolaşan sahipsiz köpeklerin zaman zaman vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit ettiği, bu durumun kamuoyuna da yansıyan olaylara neden olduğu ifade edildi. Belediyelerle yapılan değerlendirmelerde toplama ve bakımevlerine yerleştirme süreçlerinin yavaş ilerlediği, bazı belediyelerde kapasite sorunları yaşandığı ve doğal yaşam alanlarının oluşturulmasına yönelik çalışmaların yeterli hızda ilerlemediği belirtildi. Valilik, yerel yönetimlere verilen görevlerin mevzuat çerçevesinde ivedilikle yerine getirilmesi gerektiğini belirterek, ilçelerdeki sahipsiz köpek popülasyonunun mayıs ayı sonuna kadar kontrol altına alınmasını istedi. Ayrıca görevlerini ihmal eden yerel yönetimler hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacağı ve adli sürecin başlatılacağı uyarısında bulunuldu.
Gaziantep Gaziantep’te 302 öğrenci aynı anda Kuran-ı Kerim’i hatim etti Gaziantep’te 302 öğrenci aynı anda Kur’an-ı Kerim’i hatim ederek şehitler ve Gazze’de İsrail’in saldırıları sonucu hayatını kaybeden Filistinliler için dua okudu. Gaziantep’te "Kütüphaneler Haftası" nedeniyle Türkiye’nin ikinci büyük kütüphanesi Şahinbey Millet Kütüphanesi’nde 302 öğrenci düzenlenen etkinlikte aynı anda Kur’an-ı Kerim’i hatim etti. Anlamlı bir toplu ibadet gerçekleştiren öğrenciler, Kur’an-ı Kerim’i 5 dakikada okudu. Yüzbinlerce gencin istifade ettiği Şahinbey Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen etkinliğe ortaokul ve lise öğrencileri katıldı. "Kur’an Işığında Gençlik: En Kıymetliyi Okuyoruz" temasıyla düzenlenen etkinlikte hatim programı sonrası şehitler ve İsrail’in saldırıları sonucu hayatını kaybeden Filistinliler için de dualar edildi. Okudukları hatimi toplu halde dua ederek şehitlere bağışladılar Kütüphane yetkilileri tarafından her öğrenci için 2 sayfadan oluşan cüzler karanfillerle birlikte masaya bırakıldı. Kur’an-ı Kerim’i aynı anda okuyan öğrenciler, okudukları hatimi toplu halde dua ederek şehitlere bağışladı. Gençlerin manevi duygularını güçlendirmeyi amaçlayan etkinlikte Şahinbey Millet Kütüphanesi’nde Kur’an-ı Kerim sesi yankılandı. Öğrencilerin neşeyle katıldığı etkinlikte öğrencilere çeşitli ikramlarda da bulunuldu. "302 öğrencimizle Kur’an-ı Kerim hatmi gerçekleştirdik" Şahinbey Millet Kütüphanesi Yöneticisi Beyza Zehra Filiz, 302 öğrencinin aynı anda Kur’an-ı Kerim okuyarak anlamlı bir programa imza attıklarını söyledi. Etkinliğe katılan tüm öğrencilere teşekkür eden ve benzer programların devam edeceğini ifade eden Filiz, "Türkiye’nin ikinci büyük kütüphanesi olan Şahinbey Millet Kütüphanesi ailesi olarak ‘62’inci Kütüphaneler Haftası’ kapsamında ‘İyileştirilen Kütüphane’ temasıyla 302 öğrencimizle bir araya geldik. 302 öğrencimizle 5 dakika gibi kısa bir sürede bir Kur’an-ı Kerim hatmi gerçekleştirdik. Biz medeniyetimizin, dinimizin en kıymetli metnini ve evrensel bir metin olan Kur’an-ı Kerim’i okuduk. 302 öğrencimizle ‘Kur’an Işığında Gençlik: En Kıymetliyi Okuyoruz’ temasıyla düzenlendiğimiz etkinlik öğrencilerden büyük ilgi gördü. Öğrencilerimizle bir araya geldik. Onların aynı niyetle, aynı manada ve aynı samimiyetle bir araya gelmesi bizim için çok kıymetliydi. Belki de Türkiye’de ilk olan bir programı gerçekleştirdik. Şahinbey Millet Kütüphanesi ailesi olarak bu konuda çok mutluyuz" dedi. "Çok güzel bir programda bir araya geldik" Etkinlikte şehitler içinde duaların edildiğini bildiren Filiz, "Bize bu alanı oluşturan ve bu fırsatı veren Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’na da yürekten teşekkürlerimizi iletiyoruz. Çok mutluyuz, çok güzel bir programda bir araya geldik. Öğrencilerimizle daha birçok programda aynı şekilde, aynı yoğunlukta ve aynı katılımla tekrar bir araya geleceğiz" şeklinde konuştu. "Kur’an-ı Kerim’i en güzel şekilde okumaya çalıştık" Etkinliğe katılan öğrenciler ise "Arkadaşlarımızla ve hocalarımızla Şahinbey Millet Kütüphanesi’ne geldik. Burada çok eğlendik. Kur’an-ı Kerim okuduk. Personele çok teşekkür ediyoruz. Bizimle çok iyi ilgilendiler. Buradaki herkesten Allah razı olsun. 302 kişiyle beraber Kur’an-ı Kerim hatim ettik ve büyük bir hatim yaptık. Kur’an-ı Kerim’i en güzel şekilde okumaya çalıştık" dedi.
Balıkesir İlk tüp tay Balat 2 yaşında Türkiye’nin ilk tüp tayı olarak 2 yıl önce Balıkesir Üniversitesi’nde dünyaya gelen "Balat" için BAÜN Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Uygulama Çiftliği’nde doğum günü kutlaması yapıldı. Balat, en sevdiği yiyecek olan havuç ve elma ile çektiği ziyafetle 2 yaşına bastı. Prof. Dr. Mehmet Can Gündüz başkanlığındaki bir ekibin Friesian ırkı atlardan elde edilen embriyoları sağlıklı dişi atlara nakletmesi yöntemiyle taşıyıcı bir anneden dünyaya gelen Türkiye’nin ilk tüp tayı "Balat" için gerçekleştirilen doğum günü etkinliğine Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ile Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt ve Prof. Dr. Fatih Satıl katıldı. Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ziya İlhan ile Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Metin Pancarcı’nın yanı sıra çiftlik personelinin de yer aldığı programda "Balat", kendisine ikram edilen havuç ve elma ile doğum gününü kutladı. Programda konuşan Prof. Dr. Şükrü Metin Pancarcı, "Çiftliğimizde Balat adında bir atımız var. Bu atımızın özelliği ise embriyo transferinden dünyaya geldi. Balat’ın taşıyıcı annesi ise Alat. Embriyosu transfer edildi ve Balat’ı taşıyıcı annesi dünyaya getirdi. Atımız Balat bugün 2 yaşına bastı. Hocalarımız ve üniversitemizin yönetim kademesi ile biz de güzel bir doğum günü sürprizi yaptık. Kendisine havuç ve elma ikram ettik. Balat, havuç ve elmayı çok sever, boynunun altından okşanmayı da çok sever. Şu an binek at değil, 2 yaşından sonra üzerine eyer atmaya başlayacağız. 3 yaşından sonra da binmeye başlayacağız. Neden daha önce binmiyoruz derseniz, kıkırdak dokusu ağırlıktan etkilenebilir ve boyu kısa kalabilir. Annemiz ise biraz yaşlı, burada emekli hayatı sürüyor diyebiliriz" şeklinde konuştu. Programda Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Metin Pancarcı da Balat’ın sağlıklı gelişimi ve bakım süreci hakkında Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu’ya bilgi verdi.