TEKNOLOJİ - 25 Şubat 2019 Pazartesi 18:29

Liselilerden çevre dostu buluş

A
A
A
Liselilerden çevre dostu buluş

TÜBİTAK 50. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Samsun Bölge Sergisi açıldı. Sergide, öğrencilerin yaptığı "Çamaşır Makinelerinde KOİ Değerinin Düşürülme Projesi" ile çamaşır makinelerinden çıkan kirli su arıtılabiliyor.

TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı tarafından düzenlenen 50. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Samsun Bölge Sergisi açıldı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi Kapalı Spor Salonunda 12-15 Mart tarihlerinde açık olacak bölge sergisinde 12 kategoride 100 proje yer aldı. Sergi sonunda finalist olarak seçilecek 18 proje, 08-12 Nisan 2019 tarihleri arasında Ankara'da yapılacak olan Türkiye Finali Yarışması'nda bölgeyi temsil edecek. Samsun bölge sergisinin ilk gününde birbirinden ilginç projeler yer aldı. Lise öğrencileri yaptıkları önemli projelerle bilim dünyasına ışık tutacak. 

Sergide yer alan Tokat Erbaa Yılmaz Kayalar Fen Lisesi öğrencisi Serhat Dursun Öztürk ve Arda Arpacı'nın yaptığı "Çamaşır Makinelerinde KOİ Değerinin Düşürülme Projesi" ile çamaşır makinelerinden çıkan kirli su arıtılabiliyor. Bütün çamaşır makinelerine takılabilen sistem sayesinde kirli su yüzde 42 oranında arıtılabiliyor. Yine çamaşır makinelerine takılabilen geliştirdikleri farklı bir aparat sayesinde ise makineden yıkanan çamaşırlar yüzde 50 oranında deterjandan arındırılabiliyor. Yaptıkları bu proje ile çevre kirliliğini önlemeye planlayan öğrenciler, projeleri için patent başvurusunda bulundular.

Tokat Erbaa Yılmaz Kayalar Fen Lisesi Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Ahmet Arpacı, "Öğrencilerimizin yaptığı bu çalışmada, deterjanlarının çevreye verdiği zararı en aza indirgemek için bir sistem geliştirdik. Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) adını verdiğimiz KOİ değerini düşürmeyi başardılar. Bu sistem bütün çamaşır makinelerinde kullanılabilecek. Çevre dostu bir proje. Patent başvurularımızı yaptık" dedi.

Tarım Robotu Türkbey
İlgi çeken diğer bir projede ise Ordu Ünye Mehmet Necati Vidinli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Yakup Karabalta, Emrecan Dolu'nun yaptığı "Tarım Robotu Türkbey" isimli proje yer aldı. Çevre dostu tarım robotu Türkbey otomatik olarak sulama yaparak ilaç atıyor.

"Bin 263 proje başvurusu yapılmıştı"
TÜBİTAK Samsun Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Hasan İçbudak, "1969 yılında başlayan ve 50'ncisini düzenlediğimiz bu yarışma Türkiye genelinde 12 bölge merkezinde yapılmaktadır. Samsun bölgesi: Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerinden oluşmaktadır. Yarışmanın 50. yılında, bölgemizde 12 farklı alanda, biyoloji 130, coğrafya 81, değerler eğitimi 98, fizik 83, kimya 75, matematik 129, psikoloji 63, sosyoloji 143, tarih 109, teknolojik tasarım 162, Türk dili ve edebiyatı 120, yazılım 70 olmak üzere toplam bin 263 proje başvurusu yapılmıştır. Türkiye genelindeki başvuru sayısı 16 bin 679'dur. Hedefimiz proje sayısı ve niteliğini daha da artırmaktır. Proje yönetim istemi üzerinden, jüri üyelerinin yapmış olduğu ön değerlendirilmeler sonucu bölge sergisine 12 farklı alandan 100 proje seçilmiştir. Bölge merkezimizde düzenlen sergi sonucunda, jüri üyeleri tarafından finalist olarak seçilecek 18 proje, 08-12 Nisan 2019 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak olan Türkiye Finali Yarışması’nda bölgemizi temsil edecektir. TÜBİTAK’ın düzenlemiş olduğu bu proje yarışmalarının temel amacı, genç beyinleri düşünmeye, gözlem yapmaya, merak etmeye, merak ettiklerini araştırmaya teşvik etmektir. Yarışma sonunda verilen ödüller, bu sürecin 'amacı' değil, gençlerimizi bilimsel çalışma yapmaya motive eden bir araçtır. En önemli ödül öğrenci ve danışman öğretmenlerimizin proje sürecindeki kazanımlarıdır. Bu proje yarışmaları, ülkemizde bilim ve teknoloji potansiyelini geliştirmek için çok değerlidir. Bilim kilim dokumak gibidir, ilmek ilmek ilerler. Bizim burada yaptığımız ilmek sayısını arttırmaktır" diye konuştu.

Açılışa, OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ali Cengiz, İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Selahattin Altunsoy, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Genel Sekreteri Mevlüt Özen katıldı.  

Kenan Akyüz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Okullardaki saldırılar sonrası uzmanlardan dikkat çeken analiz: "En kritik eşik, suç aracına ulaşılabilirlik" Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda peş peşe yaşanan silahlı saldırılar Türkiye’yi yasa boğarken, uzmanlardan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, çocukları şiddete sürükleyen sürecin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayarak, en kritik kırılma noktasının "suç aracına erişim" olduğunu söyledi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda 1 gün arayla meydana gelen silahlı saldırılar sonucu yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar toplumda büyük üzüntüye neden oldu. Olayların ardından çocukları bu noktaya getiren etkenler yeniden gündeme gelirken, Samsun’da Büyük Anadolu Hastanesi’nde görev yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, şiddete yönelimin tek bir nedene bağlı olmadığını belirterek, aile yapısından sosyal çevreye kadar birçok faktörün bu süreçte etkili olduğunu söyledi. "Ailenin fazla baskıcı olması veya ilgisiz olması, her ikisi de benzer sonuçlar doğurabilir" Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, "Çocukları bu noktaya getiren risk faktörleri tek bir nedene bağlı değildir. Birkaç nedenin bir araya gelmesi böyle bir sonucu doğurabilir. Bu olayların başlıca nedeni çocuğun duygusal ve psikolojik durumudur. Uzun süreli öfke, dışlanmışlık ve depresyon, böyle bir şiddete yönelmeyi tetikleyebilir. Öncesinde çocuğun aile içinde gördüğü davranışlar ve tutumlar, bu konuya maalesef katkı sağlayabilir. Ailenin fazla baskıcı olması veya ilgisiz olması, her ikisi de benzer sonuçlar doğurabilir. Ailede şiddetin normalleştirilmesi, şiddete sık sık maruz kalmak veya buna şahit olmak, bu tür durumların tetikleyici ya da destekleyici unsurları olarak yorumlanabilir" dedi. "En önemli kilit etken, suç aracına ulaşabilmek" Çocuğun sosyal çevredeki konumunun da kritik olduğuna işaret eden Dr. Taşdemir, özellikle dışlanmanın yoğun öfke ve kin duygusunu besleyebileceğini dile getirdi. Ancak bu duyguların davranışa dönüşmesinde belirleyici olanın farklı bir eşik olduğunu vurgulayan Taşdemir, "Düşünceden eyleme geçişte en önemli kilit etken, suç aracına ulaşabilmektir. Bu tür düşünceler çoğu zaman zihinde kalır fakat silah ya da kesici aletlere kolay erişim, olayların yaşanma ihtimalini ciddi şekilde artırır" diye konuştu. "Dijital oyunlar da etkenlerden biridir; ancak diğerlerine göre daha belirleyici değildir" Taşdemir, şöyle devam etti: "Önemli etkenlerden biri de sosyal medyada görünür olma motivasyonudur. Hiç beklenmeyen anlarda, hiç beklenmeyen davranışlar görülebilmektedir; sırf görünür olmak, konuşulmak adına. Dijital oyunlar da etkenlerden biridir ancak diğerlerine göre daha belirleyici değildir. Bu tür içerikteki oyunları oynayan çocukların çok büyük bir kısmı bu tür davranışlara yönelmez. Bu noktada oyunların içeriğinden ziyade, çocuğun bunlara ne derece maruz kaldığı ve hayatında ne kadar yer tuttuğu daha önemlidir. Çocuk bu tür dijital içeriklerle çok fazla vakit geçiriyorsa, sosyal izolasyonu artıracak derecede bu oyunlarla meşgulse ve oyunlarda yoğun rekabetçi tutumlara maruz kalıyorsa, bu tür durumlar ortaya çıkabilir." Aileler bu belirtilere dikkat Ailelerde en uyarıcı olması gereken etken, çocuklardaki değişiklikler olduğuna dikkat çeken Taşdemir, "Hiç beklenmeyen tutumlar gözlenmeye başlandıysa, daha önce kendi hâlinde olan çocuk öfke patlamaları yaşamaya başladıysa, sosyal medyada garip içerikli mesajlar paylaşmaya başladıysa veya birilerini tehdit etmeye başladıysa, aileler mutlaka durumu sorgulamalıdır. Önemli uyarıcılardan biri de çocuğun sosyal izolasyonudur. Bir çocuk içine kapandıysa ve odasından çok fazla çıkmıyorsa, bu da aileler için önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.
Edirne Edirne’de Selimiye’nin gölgesinde tava ciğer dağıtıldı Edirne’de 50’inci Turizm Haftası etkinlikleri çerçevesinde vatandaşlara kentin meşhur lezzeti tava ciğer ücretsiz olarak dağıtıldı. Tava ciğer almak isteyen vatandaşlar, uzun kuyruklar oluşturdu. Geçtiğimiz yıl Turizm Haftası’nda hayatını kaybeden kentin Turizm Elçisi Bahri Dinar’ın anısını yaşatmak amacıyla Mimar Sinan’ın Ustalık Eseri Selimiye Camii’nin gölgesinde etkinlik düzenlendi. Etkinlik çerçevesinde kurulan stantta kentin meşhur lezzeti tava ciğer pişirilerek vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtıldı. Etkinlikte konuşan Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, kentin meşhur lezzeti coğrafi işaretli tava ciğeri hep birlikte pişirip vatandaşlara ikram ettiklerini ve rahmetli Bahri Dinar’ı yad ettiklerini ifade etti. Edirne’yi Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak, Turizm Haftası’nın 50’inci yıl dönümünde kentin resmi turizm elçisi rahmetli Bahri Dinar’ın da programa dahil edilmesinde emeği geçenlere teşekkürlerini sundu. Edirne Valisi Yunus Sezer, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaydan dolayı bir taraflarının buruk olduğunu belirtti. Edirne’nin bir turizm şehri olduğunu vurgulayan Sezer, geçmişte birlikte etkinlikler gerçekleştirdikleri merhum Bahri Dinar’ı rahmetle anan Sezer, onun Edirne’nin tanıtımında önemli bir turizm elçisi olduğunu ifade etti. Edirne’nin değerlerine sahip çıkan ustalara da teşekkür eden Sezer, özellikle tava ciğeri başta olmak üzere kentin gastronomi zenginliğinin tanıtımına devam edeceklerini belirtti. Edirne’nin kültür, tarih ve gastronomi alanlarında güçlü bir merkez olduğuna dikkat çeken Vali Sezer, kentin turizm anlamında önemli bir rota haline geldiğini söyledi. Önümüzdeki yıllarda ziyaretçi sayısının 20 milyona ulaşmasını hedeflediklerini ifade eden Sezer, Edirne Sarayı’nın ihyası, tarihi yapıların restorasyonu ve konaklama imkanlarının geliştirilmesiyle kentin dünya çapında bir turizm destinasyonu olacağını dile getirdi. Konuşmaların ardından hep birlikte kentin meşhur lezzeti tava ciğer pişirildi ve ücretsiz olarak vatandaşlara dağıtıldı. Pişirilen tava ciğerler kısa sürede tükendi.
Antalya Mendil sattığı ışıkta tırın altında kalan yaşlı katdın öldü, kaza anı güvenlik kamerasında Antalya’da trafik ışıklarında mendil satarak geçimini sağlayan ve evsiz olduğu öğrenilen yaşlı kadın tırın altında kalarak hayatını kaybetti. Kaza anı ise güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Olay, saat 12.30 sıralarında Kepez ilçesi Teomapaşa Mahallesi Gazi Bulvarı yan yol üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Düden kavşağında bulunan üst geçidin altında oluşturduğu alanda barınan ve geçimini mendil satarak sağlayan Durdu Aldemir, öğlen saatlerinde ışıkta bekleyen araçlara mendil satmak için bölgeye geldi. Bu sırada kavşak sisteminde bulunan trafik ışıklarında bekleyen Uğur Y.’nin kullandığı 07 DHV 61 plakalı tır yeşil ışığın yanması ile hareketlendi. Bu sırada tırın kör noktasında bulunan Durdu Aldemir, aracın altında kaldı. Olay yerinde hayatını kaybetti Çevredeki araçların uyarısı ile duran tır sürücüsü Uğur Y., aracın altını kontrol ettiğinde Durdu Aldemir’in hareketsiz şekilde yattığını fark etti. Olayın 12 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, yapılan kontrollerde Durdu Aldemir’in hayatını kaybettiği belirlendi. Trafik ekipleri kaza nedeniyle yolu araç trafiğine kapatırken, Durdu Aldemir’in cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Cenazesinin olay yerinden kaldırılmasının ardından yol yeniden araç trafiğine açıldı. Kaza anı güvenlik kamerasında Öte yandan Durdu Aldemir’in hayatını kaybettiği kaza bir işyerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde trafik ışıklarında bekleyen tırın yeşil ışığın yanması ile birlikte hareketlendiği ve o sırada kör noktada bulunan Durdu Aldemir’in tırın altında kaldığı görüldü.
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(Okul saldırıları) Bazı kesimlerin bu tür acıları siyasi birtakım rant arayışlarıyla değerlendirmelerini milletimizin vicdanına havale ediyorum" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, okul saldırılarına ilişkin, "Sayısı az da olsa bazı kesimlerin bu tür acıları polemiklerle, siyasi birtakım rant arayışlarıyla değerlendirmelerini de milletimizin vicdanına havale ediyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bu yıl 8’incisi düzenlenen Verimlilik ve Teknoloji Fuarı’na katıldı. Fuarda konuşan Yılmaz, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarına dair üzüntüsünü dile getirdi. Yaşanan olaylarda acıyı siyasi görüşlerden bağımsız olarak paylaştıklarını ifade eden Yılmaz, "Sayısı az da olsa bazı kesimlerin bu tür acıları polemiklerle, siyasi birtakım rant arayışlarıyla değerlendirmelerini de milletimizin vicdanına havale ediyorum. Onlarla tartışacak durumda değiliz. Biz millet olarak bu acıyı öncelikle yaşayacağız ve bu ortak acımızı birliğimizle, beraberliğimizle paylaşacağız" ifadelerine yer verdi. "İlgili kurumlarımız en küçük detaylara bakarak analiz ediyorlar, değerlendiriyorlar" Yılmaz, okul saldırılarıyla ilgili çok boyutlu inceleme ve soruşturma sürecinin başlatıldığını belirterek, "İlgili tüm kurumlarımız gece gündüz bu konuda çalışmalarını sürdürüyorlar. İçişleri Bakanlığımızdan, Adalet Bakanlığımızdan, İstihbarat Teşkilatlarımızdan Bilgi ve İletişim Teknolojileri’ne ulaşan kurumlarımıza varıncaya kadar, yine Milli Eğitim, Sağlık, Aile, tüm bakanlıklarımız olayın kendileriyle ilgili boyutunu çok dikkati bir şekilde ve en küçük detaylara bakarak analiz ediyorlar, değerlendiriyorlar. Bu yaşanan olayların çok boyutlu bir şekilde soruşturulması, incelenmesi sonucunda kamuoyumuz da zamanı geldiğinde çok daha doyurucu bir şekilde bilgilendirilecektir diye ifade etmek istiyorum" diye konuştu. Bu tür hadiselerin tekrar yaşanmaması adına gerekli tedbirlerin alınması ve uzun vadeli neler yapılması gerektiğini gelecek süreçlerde konuşmaya devam edeceklerini kaydeden Yılmaz, "Bu tür hadiselerin maalesef dünyanın farklı ülkelerinde de geçmişte yaşandığını gördük. Biz de maalesef ilk defa böyle bir farklı hadiseyle karşı karşıyayız. Bunun sosyolojik boyutundan, kültürel boyutundan teknolojik bağımlılık meselelerine varıncaya kadar uluslararası bağlantılı istihbarat örgütlerinin veya farklı modern radikal örgütlere varıncaya kadar birçok boyutuyla ne tür tedbirler alabiliriz, neler yapabiliriz, bunlar üzerine de önümüzdeki haftalarda, aylarda muhtemelen çok daha yoğun bir tartışma yaşayacağız. Ben tekrar kaybettiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum" şeklinde konuştu. "İstikrarımızı korumaya devam edeceğiz" Yılmaz, dünyanın farklı bir yere doğru geldiğini, bu yeni ortamın çok boyutlu bir şekilde okunması gerektiğini dile getirerek, ekonomik güç dağılımının da yeniden şekillendiğine, bu şekillenmeye bağlı olarak siyasi gerilimlerin, jeopolitik gerilimlerin arttığına dikkat çekti. Yılmaz, bölgede yaşananlara da değinerek, "Bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti olarak istikrarımızı korumaya devam edeceğiz. Kim ne yaparsa yapsın, hangi provokasyonları ortaya koyarsa koysun bir taraftan gücümüzü tahkim etmeye, caydırıcı bir güç olarak konumumuzu daha üst seviyelere taşımaya devam edeceğiz. Bir taraftan da barıştan, istikrardan, adaletten, hukuktan yana tavrımızı kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Ve inanıyoruz ki bu politikamız, bu yaklaşımımız, önümüzdeki dönemde çok farklı perspektifler açacak" dedi. "Teknoloji, verimliliği artırmak, çok daha etkili bir çalışma düzeni oluşturmak için büyük fırsatlar sunuyor" Dünyanın bu ekonomik, jeopolitik, gerilimli dönemden geçerken teknolojik olarak da büyük bir dönüşüm içinde olduğunu ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapay zeka başta olmak üzere büyük bir küresel teknolojik dönüşümün içindeyiz. Bu teknolojik dönüşüm sıradan bir dönüşüm değil. Yapay zeka dediğimiz hadise teknolojilerden bir teknoloji değil. Bunu iyi okumamız gerekiyor. Kamu yönetiminden savunma sanayiine, sağlıktan eğitime her alanı derinden etkileyen bir teknolojik dönüşümden bahsediyoruz. Dolayısıyla biz de bunu çok iyi görmek ve ona göre tutum geliştirmek durumundayız. Bir taraftan bu yeni teknoloji, verimliliği artırmak, çok daha etkili bir çalışma düzeni oluşturmak için yenilikler yapmak için büyük fırsatlar sunuyor. Bir taraftan da bu teknolojiler maalesef insanlık tarihinde görülmemiş ölçüde zulümler işlenmesine de zemin hazırlıyor. İkisini aynı anda gerçekleştiriyor. Bizim görevimiz işte bu dengeyi korumak." Teknolojiyi geliştiren, üreten ve yöneten bir politika anlayışıyla hareket ettiklerini dile getiren Yılmaz, ‘HIT-30’ Programı ile 30 milyar dolarlık bütçe çerçevesinde dijital teknolojiler, yapay zeka ve veri merkezleri gibi kritik alanlardaki yatırımları desteklediklerini kaydetti. Dijitalleşme ve teknolojiye ayak uydurmada gerçekleştirilen projelere değinen Yılmaz, "TCMB ile yürüttüğümüz ve 5 bin kişilik gerçek saha testini başarıyla tamamladığımız Dijital Türk Lirası projesi, parasal egemenliğimizin dijital dünyadaki kalesi olacaktır. Ayrıca kripto varlık düzenlemeleri ve kamu SM altyapısıyla desteklenen Travel Rule standartları ile finansal sistemimizin güvenliğini tahkim ediyoruz. Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz Ulusal Veri Stratejisi ile bu alandaki kurumsal çerçevemizi daha da güçlendireceğiz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile geliştirdiğimiz Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Sistemi ile bütçeleme ve harcama süreçlerini modüler bir yapıda dijitalleştiriyoruz. Safir Depo, Safir Posta ve Safir Bulut gibi yerli ve milli çözümlerimizi kamuda yaygınlaştırarak, veri güvenliğimizi dışa bağımlılıktan kurtarıyoruz. Tıbbi cihazların tekil takibinde dünyada bir ilk olan Ürün Takip Sistemi (ÜTS) ve SGK bünyesindeki uygulamaların daha hızlı, güvenli ve etkin yönetimini sağlayan Dijital Devlet Ara Katman (DİDAK) projesini kamudaki başarımızın somut göstergesi olarak görüyoruz" dedi. Yılmaz, yapay zeka ve yeni teknolojilerin en önemli risklerinden birinin sosyal adaletsizliği arttırma riski olduğunu hatırlatarak, "En büyük amaçlarımızdan biri hükümet olarak bu teknolojileri tüm ülkeye yaymak, tüm nüfusumuzun bu teknolojilere erişimini sağlamak ve böylece sosyal adaleti zayıflatıcı değil, aksine azaltıcı, sosyal fırsatları arttırıcı, nerede doğmuş olursa olsun, hangi sosyoekonomik aile yapısından gelirse gelsin tüm çocuklarımız için fırsat eşitliğini arttırıcı bir şekilde yeni teknolojileri kullanmak istiyoruz" dedi. Yılmaz, 2030 yılına kadar 291 binden 500 bine çıkarmayı hedefledikleri bir araştırmacı kadrosu olduğunu, 81 ildeki 131 Deneyap Teknoloji Atölyesi’nde eğitim alan 41 bini aşkın öğrenciyi Deneyap Teknoloji Atölyeleri, Milli Teknoloji Atölyeleri, Milli Teknoloji Kulüpler Birliği ve üniversite-sanayi iş birlikleri ile bu dönüşümün aktif bir parçası haline getirdiklerini kaydetti.