GÜNDEM - 21 Haziran 2017 Çarşamba 15:56

'Mısır nişastası kalem üretiminde kullanılıyor'

A
A
A
'Mısır nişastası kalem üretiminde kullanılıyor'

Lecce Pen Kalemcilik Genel Müdürü Ümit Kaya mısır nişastasının kalem üretiminde kullanıldığını söyledi.

Lecce Pen Kalemcilik Genel Müdürü Ümit Kayamısır nişastasının kalem imalatında kullanıldığını belirtti. Ümit Kaya “Teknoloji, çevre bilinci ile birleştiğinde ortaya harikalar çıkabiliyor. Özellikle üreticilerin, birazcık ekolojik hassasiyet göstererek seçtikleri hammaddelerde yapabilecekleri manevralarla dünya, yeni nesiller için daha yaşanabilir hale geliyor. Çevreci üretime en iyi örneklerden bir tanesi de “Bioplast” maddesi ile üretilen ekolojik kalemler. 25 yılı aşkın araştırma ve inovasyon ile üretilmiş olan hammaddenin temeli hepimizin evinde bulunuyor. Mısır. Mısır nişastası, çevreye zararlı gazlar salmayan, biyolojik olarak parçalanabilir ve kosmoplastlanabilir biyoplastik ürünlerin hammaddesi olarak kullanılıyor” dedi.

1997 yılından bu yana sektöründe çevreci yaklaşımı ile tanınan Lecce Pen Kalemcilik Genel Müdürü Ümit Kaya “Üretim aşamasının ilk gününden itibaren çözünebilir, kompozit hammadde kullanmakta olan Lecce Pen, Mısır Nişastası ile oluşturulan Mater-Bi ve Bioplast hammaddesini tüm üretim operasyonlarında kullanmakta. Hassas bir yazım ekipmanı ya da promosyon ürünlerine kadar her parçada estetik, işlevsellik ön planda. Bununla birlikte, kaliteli malzeme kullanımını özellikle çevre bilinciyle birleştiren Lecce Pen’in ürünlerinin görevi, kurumları ve mesajlarının değerini yükseltiyor. Türkiye, Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetler ile Afrika ülkelerini kapsayan coğrafyaya hizmet veren şirket, hizmet verdiği her bölgeden edindiği birikim ve tecrübeyi ürün ve servislerini geliştirmede kullanıyor” şeklinde konuştu.

Markanın , kurulduğu zamandan bugüne kadar çevreci ürünleri kullanmakla tanındığını belirten Ümit KAYA” Kadmiyum ve kurşun içermeyen geri dönüşümlü ABS (Akrilonitril bütadien stiren) polimeri, üretimde en yoğun olarak kullanılan hammadde. Standart plastik yerine, metal ve zehirli kalıntılar bırakmayan, toprakta rahatlıkla çözünebilen Mater-Bi’nin yanı sıra, çözünmesi uzun zaman gerektiren PET (Polietilen tereftalat) gibi kullanımı sıkıntı yaratan bir çok ürünün de geri dönüştürülerek kullanılmasında öncü oldu” ifadelerini kullandı.

“Lecce Pen laboratuvarlarında da geri dönüşüme hizmet devam ediyor”

Ekolojik dengeye gönül vermiş şirkette, aynı zamanda, geri dönüşümde minimum zarar ve dönüştürülmüş maddenin maksimum oranda kullanılabilmesi için kendi araştırma geliştirme laboratuvarlarında da çalışmalara devam edildiğini söyleyen Ümit Kaya “Özellikle içecek kartonunun kağıt hamuru dışında geri kalan plastik ve aluminyumun kötü ününü bilen araştırmacılar, ECOALLENE ( ECOLINE) isimli, kalem üretiminde kullanılabilen yeni bir madde elde ederek, üretimde büyük aşamalar kaydetti. Lecce Pen’in dünyaca bilinen çevreci duyarlılığı, ödüllerle de taçlandırılmış. Şirketin ürün gamında olduğu gibi, ödül listesinde de zengin bir içerik var. Aldığı ödüller ve sosyal etkinliklerinin bir kısmı şöyle: 1992 yılında Rio de Janeiro’da düzenlenen dünya Eco konferansında Green Pen ile ‘Caneta da Eco 92’ ödülünü kazandı. Amerika kupasında ‘Moro di Venezia‘ nın sponsorluğunu üstlendi. Brüksel’de düzenlenen 41. Buluş, Araştırma ve Endüstriel Yenilik Dünya fuarında Green Pen Oscar ödülünü kazandı.Lecce Pen bu ürünü ile Araştırma & Yenilik ‘Knights Cross’ ödülünü kazandı. Ayrıca 14. 2010 yılında Ecomondo Ekoloji ve Geri Dönüşüm Fuarında İtalya Cumhurbaşkanlığı’nca, Sürdürülebilir Başarı Altın Madalya Ödülü ile onurlandırılmıştır” dedi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.