GÜNDEM - 16 Kasım 2016 Çarşamba 12:27

Nafaka ödeyemeyince hapse girdi, ailesi ortada kaldı

A
A
A
Nafaka ödeyemeyince hapse girdi, ailesi ortada kaldı

İzmir’de iflas ettiği gerekçesiyle ilk eşine ve 20’li yaşlardaki kızlarına aylık 3 bin 100 lira nafaka borcunu ödeyemeyen adam, cezaevine girdi. Şahsın işi ve sosyal güvencesi olmayan ikinci eşi ise, 2,5 yaşındaki oğluyla ortada kaldı.

İzmir’de yaşayan 49 yaşındaki Yusuf Karınca, ilk eşinden 1998 yılında boşandı. Karınca, o tarihte ilk eşine ve iki kızından birine yoksulluk ve iştirak nafakası ödemeye başladı. İddiaya göre Karınca 2008 yılında iflas etti, 2012 yılında ise ilk eşi Karınca ile bir protokol imzaladıklarını beyan ederek nafaka artırımı talep etti. Talep kabul edilince Karınca aylık 3 bin 100 lira nafaka borcu altına girdi. İflas ettiği için bu borcu ödeyemeyen Karınca her ay borç yükünün altına girerken, 2012 yılında Nagihan Karınca ile evlendi ve bu evlilikten de bir oğlu oldu. İnşaat işleriyle uğraşan Karınca, nafaka borcunu ödeyemediği için 15 ay önce cezaevine konuldu. İşi ve sosyal güvencesi olmayan ikinci eş Nagihan Karınca ise, maddi güçlük çekmeye başlayınca oğlunu da alarak Düzce’ye ailesinin yanına dönmek zorunda kaldı.

Borcun sürekli katlandığını ve ödeyemediklerini belirten anne Nagihan Karınca, "İlk eşinden olan iki kızı 20’li yaşlarda ama büyük ya da küçük fark etmiyor. Böyle bir durumun hiçbir evladın yaşamasını istemem. Babanın da evlatlarının yanında olma hakkı var. Çocuğumun babasının yanında olmasını istiyorum. Bizim savaşımız bu. Diğer çocuklar da babasını görsün. Bu para için değecek bir şey değil" dedi.

"OĞLUM KAPALI GÖRÜŞLERDE CAMA TEKME ATIYOR"

Ailecek psikolojilerinin bozulduğunu söyleyen Nagihan Karınca, "2,5 yaşında bir oğlum var. Babası cezaevine girdiğinde daha 13 aylıktı. Her hafta çocuğumla görüşlere gidiyorduk. Görüşlerdeki psikolojisi anlatılır gibi değil. Avukat tutamadım çünkü maddi zorluk çekiyorum. İzmir’den Düzce’ye ailemin yanına dönmek zorunda kaldım. En sonunda Babasız Bırakılan Çocuklar, Çocuksuz Babalar Derneği aracılığı ile avukatımız Sema Ayatar’a ulaştım. Şuanda her hafta gelip eşimi göremiyorum çünkü maddi olanağım yok. Ayda bir sefer geliyorum ama çocuğumu getiremiyorum. Oğlum baba diyor, kapalı görüşlerde cama tekmeler atıyor" diye konuştu.

"PARA İÇİN DEĞMEZ"

Eşi Yusuf Karınca’nın üç çocuğu için de çok üzüldüğünü ifade eden Nagihan Karınca, "Baba da çocuklar gibi acı yaşıyor. 2,5 yaşındaki oğluna tabii ki canı yanıyor ama iki tane de kızı var. Hem üç çocuğu babalarını göremiyor, hem de babaları üç çocuğunu göremiyor. Ben bir anneyim. Benim de çocuğum var. İlk eşinden olan iki kızı 20’li yaşlarda ama büyük ya da küçük fark etmiyor. Böyle bir durumun hiçbir evladın yaşamasını istemem. Babanın da evlatlarının yanında olma hakkı var. Neden hep baba suçlu oluyor? Hem cefayı baba mı çekmek zorunda? Olay bu noktaya gelmeyebilirdi. Çocuğumun babasının yanında olmasını istiyorum. Bizim savaşımız bu. Diğer çocuklar da babasını görsün. Bu para için değecek bir şey değil" ifadelerini kullandı.

"KISIR DÖNGÜYE DÖNDÜ"

Yusuf Karınca’nın avukatı Sema Ayatar ise şunları söyledi:

"Müvekkilim Yusuf Karınca, 1998 yılında ilk eşinden ayrılmış. Kendisine yoksulluk nafakası, kızları için de iştirak nafakası borcu altına girmiş. Kızları şuanda 20’li yaşlarda. Müvekkilim 2008 yılında iflas ediyor. 2012 yılında ise ilk eşi müvekkilim ile bir protokol imzalandığını belirterek kendisi için 2 bin 500 lira, iki kızından biri için de 600 liralık nafaka alacağı yönünde bir beyanda bulunuyor. Bu beyan doğrultusunda aylık 3 bin 100 lira karşılığında bir icra takibi süreci başlatıyor. Her ay 3 bin 100 lira alamadığı için müvekkilim hapis cezası alıyor. Kendisi iflas ettiği için bu borcu ödeyemez durumda. Hapis cezası da sürekli tekrarlandığı için borç katlanıyor ve dışarı çıkamadığı için çalışamıyor, borcu ödeyemiyor. Bu bir kısır döngüye dönmüş durumda. İkinci eşi Nagihan Hanım mağdur durumda. Kendisinin işi, sosyal güvencesi yok. Her şeyden önemlisi 1,5 senedir babasını göremeyen küçük bir çocuğu var."

"SOSYAL YARA"

Babasız Bırakılan Çocuklar, Çocuksuz Babalar Derneğinden İbrahim Aksoy da, konuyla ilgili "Nagihan Hanım, evlendiği kişinin eski eşinin davası üzerine nafaka ile ilgili ciddi bir problem yaşıyor. İlk bakışta bu parayla ilgili gibi gözükse de arkasında büyük bir sosyal yara var. Bir kere mağdur edilen çocuklar var. Nagihan Hanım bir şekilde bize ulaştı, sorunu tespit edip avukatımızı yetkilendirdik" ifadelerini kaydetti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Sivas Akran Akademi, özel eğitimde fark oluşturuyor Sivas Akran Akademi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi tarafından özel ihtiyaçlı kişiler için hazırlanan özel eğitim planları, bireylerin gelişimine katkı sunuyor. Sivas’ta faaliyet gösteren Akran Akademi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, özel ihtiyaçlı bireylere yönelik sunduğu kaliteli eğitim hizmetleriyle adından söz ettiriyor. Merkezin kurucu Müdürü Yasin İmre öncülüğünde yürütülen çalışmalar, her bireyin potansiyelini en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor. Alanında uzman öğretmenler, fizyoterapistler ve terapistlerden oluşan kadrosuyla hizmet veren merkezde; otizm spektrum bozukluğu, öğrenme güçlüğü, zihinsel ve fiziksel yetersizlikler gibi alanlarda bireye özel eğitim programları uygulanıyor. Bireysel eğitim, grup çalışmaları, dil ve konuşma terapisi ile fizik tedavi hizmetlerinin sunulduğu merkezde, her öğrencinin gelişimi titizlikle takip edilerek kişiye özel eğitim planları hazırlanıyor. "Özel eğitim sabır, emek ve doğru yaklaşım gerektirir" Kurucu Müdür Yasin İmre yaptığı açıklamada, "Özel eğitim sabır, emek ve doğru yaklaşım gerektirir. Biz burada sadece eğitim vermiyoruz, aynı zamanda bireylerimizin hayata daha güçlü tutunmalarını sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. Ailelerin sürece aktif katılımının önemine de değinen İmre, erken tanı ve doğru yönlendirme ile bireylerin yaşam kalitesinin ciddi ölçüde artırılabileceğini belirtti.
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Okul polisi uygulaması istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda gerçekleşen silahlı saldırılar hakkında, "Okul polisi uygulaması, istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli. Hastanelerimizde olduğu gibi acil kod uygulamasının okullarımız için de hayata geçirilmesini ısrarla talip ediyoruz" dedi. Türk Eğitim-Sen, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarında hayatını kaybeden öğrenciler için Ankara’da anma programı düzenledi. Ulus Atatürk Heykeli önünde gerçekleştirilen programda, Atatürk Anıtı’na karanfil bırakıldı. Burada açıklamalarda bulunan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, saldırılarda hayatını kaybeden öğrenciler ve Ayla öğretmenin acısını ömür boyu yaşayacaklarını belirtti. Geylan, eğitimde şiddet konusu hakkında acil güvenlik zirvesinin toplanmasını, bunun yanı sıra her okula ’okul polisi’ uygulamasının getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bunun yanı sıra Geylan, hastanelerde var olan acil kod uygulamasının eğitim kurumlarına da getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. "Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarımızdaki şiddetin bir güvenlik meselesi olduğunu bağırıyoruz" Şanlıurfa’daki ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları hakkında açıklamalarda bulunan Geylan, ileri tedbirlerin ivedilikle alınması gerektiğini belirterek, "Çok üzüntülüyüz, acılıyız. Büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldık. Dün Kahramanmaraş’taydık. Cenazelerimizi dualarla, tekbirlerle uğurladık. Rabbim hepsini rahmetiyle kuşatsın. O yavrularımız, evlatlarımız cennette yerini buldu. Rabbim ailelerine sabır versin. Evlat acısını Allah başa vermesin. Büyük acı. Bir öğretmenimiz şehit oldu. Ayla öğretmenimiz, sınıfta öğrencilerin üzerine kapandı hayatını kaybetti. Biz inanıyoruz ki o şehittir, mekanı cennettir. Ruhu şad olsun. Ayla öğretmenimizin şehit statüsünde kabul edilmesi noktasında bir karar alınmasını özellikle istihdam ediyorum. Biz Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarımızdaki şiddetin, öğretmenlerimize, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin bir güvenlik meselesi olduğunu, hatta bir beka meselesi olduğunu bağırıyoruz. Kahramanmaraş’ta yaşanan olay, sanırım bunu herkesin gözüne soktu diye düşünüyorum. Artık ileri tedbirlerin hayata geçirilmesi lazım. Burada herkese görev düşüyor. Öğretmene şiddet ve eğitim çalışanına şiddet meselesi sadece bizim meselemiz değil. Aslında toplumun meselesi. Çünkü okullarımız, eğitim yuvalarımız bu ülkenin geleceğini inşa edecek nesillerimizi, çocuklarımızı, öğrencilerimizi yetiştiriyor. Herkes sahip çıkmalı" diye konuştu. "Okul polisi uygulaması istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli" Her okula bir güvenlik görevlisi ve polis tahsis edilmesi gerektiğini savunan Geylan, "Herkesin yapması gerekenler var. En başta kamu yönetiminin yapması gerekenler var. Birincisi acilen güvenlik zirvesi toplanmalı. Okullarımızdaki şiddet hadiselerini, bir güvenlik meselesi olarak görmeliyiz. Her okulumuza mutlaka güvenlik görevlileri tahsis edilmeli. Okul polisi uygulaması, istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli. Hastanelerimizde olduğu gibi acil kod uygulamasının okullarımız için de hayata geçirilmesini ısrarla talip ediyoruz. Bir diğer önemli husus ise okullarımızdaki rehberlik hizmetlerinin daha da etkinleştirilmesi. Türk Eğitim-Sen yıllardır söylüyor. Her 100 öğrenci başına 1 rehber öğretmen normu verilmeli. Şu an maalesef 400 öğrenciye 1 norm veriliyor. Bu yetersiz" ifadelerini kullandı. Program kapsamında daha sonra Hacı Bayram Veli Camii’ne geçen Türk Eğitim-Sen üyeleri, okul saldırılarında hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kıldı.
Mersin Mezitli’de Taş Mektep Kent Müzesi açılışa hazırlanıyor Mersin Mezitli Belediyesinin kentin tarihi mirasını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği Taş Mektep Kent Müzesi Projesinde sona yaklaşılırken, yapı kısa süre içinde ziyaretçilere açılmaya hazırlanıyor. Mezitli Belediyesinin kentin tarihine ve kültürel mirasına değer katacak önemli projelerinden biri olan Taş Mektep Kent Müzesi Projesinde sona yaklaşılıyor. Tarihi Kentler Birliği tarafından düzenlenen proje yarışmasında, 109 belediyenin 129 projeyle yer aldığı süreçte Mezitli Belediyesinin ‘Mezitli Taş Mektep Kent Müzesi Oluyor’ projesi finansal destek almaya hak kazanarak önemli bir başarı elde etti. Proje kapsamında gerçekleştirilen çevrim içi toplantıda, Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Oktay Özel ve proje mimarlarının katılımıyla tüm detaylar kapsamlı şekilde ele alındı. Yapılan değerlendirmelerin ardından proje tam anlamıyla şekillendi. Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Taş Mektep Projesinin kentin kimliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Taş Mektep, yalnızca bir yapı değil, Mezitli’nin geçmişini, kültürünü ve ortak hafızasını yansıtan çok kıymetli bir mirastır. Bu projeyle birlikte tarihimize sahip çıkarken, aynı zamanda kentimizin kültürel zenginliğini gelecek nesillere aktaracak kalıcı bir eser kazandırıyoruz. Tüm süreçleri titizlikle yürütüyor, en ince ayrıntısına kadar değerlendiriyoruz. Çok kısa süre içerisinde ’Taş Mektep’i vatandaşlarımızın ziyaretine açacak olmanın heyecanını yaşıyoruz" dedi.
Eskişehir Çobanları hamama götürüp oyaladılar, 36 büyükbaş hayvanı çaldılar Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde, hamama götürdükleri çobanları oyalayıp yaklaşık 5 milyon TL değerindeki 36 büyükbaş hayvanı çalan zanlılar yakalandı. Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları hayvanlar bulunup sahibine teslim edilirken, yakalanan 8 zanlıdan 4’ü tutuklandı. 15 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen büyükbaş hayvan hırsızlığı olayı ile ilgili Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı JASAT Dedektif Timleri ve Sivrihisar İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından araştırma başlatıldı. Ekipler, şüphelilerin, çalınan hayvanların çobanlarını oyalamak maksadıyla Ankara’da bir hamama götürdükleri ve ağılda kimsenin kalmadığı esnada diğer 3 şüphelinin kamyon ile ağıla gelip hayvanları çalarak Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları tespit etti. Eskişehir ve Afyonkarahisar’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda olaya karışan 8 şüpheli yakalandı ve yapılan aramada piyasa değeri yaklaşık 5 milyon TL olan 36 büyükbaş hayvan ele geçirildi. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 4’ü tutuklandı. Konuyla ilgili açıklamada, "Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı halkımızın huzur ve güven içerisinde hayatlarına devam etmeleri amacıyla hırsızlık olaylarının kısa sürede aydınlatılması, faillerinin yakalanması ve çalınan malzemelerin ele geçirilmesi için her türlü tedbiri almaya kararlılıkla devam edecektir" denildi.
Rize Türkiye’de engelli yakınlarını ilgilendiren emsal karar Rize’de kendisine ait engelli aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu kullanınca kendisine vergi borcu çıkan vatandaş açtığı davayı kazandı. Engelli yakınlarını ilgilendiren emsal kararda mahkeme engelli aracını 2. ve 3. derece akrabaların da kullanabileceğine hükmetti. Rize’de engelli bir vatandaş kendisine ait aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu, yani torunu kullandığı sırada polis tarafından işlem başlatıldı. Tutulan tutanak doğrultusunda engelli vatandaştan aracı alınırken, muaf tutulduğu ÖTV ve KDV ödemeleri istendi. Bunun üzerine yargıya başvuran vatandaş Trabzon Vergi Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda vergi dairesinin aracı en fazla 2 kişinin kullanabileceğine dair aldığı taahhütnamenin hükümsüz olduğuna karar verdi. Gerekçe olarak ise aracın engellinin istifadesine sunulmak şartıyla 3. dereceye kadar akrabalarının kullanabileceği gerekçesiyle, vergi dairesinin aksi görüşle yapmış olduğu cezalı tarhiyatları kaldırdı. Müvekkilinin açtığı dava sonucunda haklı bulunduğunu bu nedenle cezanın kaldırıldığını ifade eden Avukat Remzi Kutanoğlu "Rize’de bir müvekkilimiz, engelli, kendine tahsis edilmiş bir aracı vardı. Bunu taahhütname ile iki kişi kullanabilirdi ve birinci derece akrabalarıydı bu. Burada sadece ailede birinci derece akrabası olan bir oğlu vardı, o kullanabiliyordu. Hayatın içerisinde aynı zamanda bazen hem hastanın hastalık işleri dışında kendisinin de özel işleri olduğundan, hastanın kullanımına özgülenmiş bu aracı, hastaya hizmet etmek amacıyla bazen kendi kullanamıyordu. Yani dolayısıyla bir başkasının ona hizmet etmek amacıyla, onun hastalık işlerinde özgülenmesi amacıyla kullanması gerekiyordu. Engelli kişinin torunu, yani yasal kullanacak kişinin oğlu ehliyeti vardı. Hastanın yani dedesinin aracını ona hastalığına refakaten hastaneden alıp evine bırakma noktasında bir sürüş yaparken polisler durduruyor. Orada tutanak tutuyorlar. Bakıyorlar ki vermiş oldukları taahhütnamede o babasının adı yazıyor, kendi adı yazmıyor. Dolayısıyla buna bir tutanak düzenliyor. Biliyorsunuz engelli araçları ÖTV ve KDV indirimiyle alınıyor. Vergi Dairesi bu tutanağa göre ÖTV indiriminin geri alınması ve KDV ile ilgili bir tarhiyat düzenliyor. Tabii bu karar, bu tarhiyat bize gelince inceledik bunun hukuksuz olduğunu düşünerek Trabzon Vergi Mahkemesi’ne bir dava açtık. Açtığımız davayı haklı buldular ve bu karar aslında bir emsal oldu. Türkiye’de de bu konuda birçok insanı ilgilendirecek bir karar oldu" dedi. "Deyim yerindeyse bir anahtar olduk" Türkiye’de engellileri ve yakınlarını doğrudan ilgilendiren bu kararın emsal dikkat çeken Kutanoğlu "Bu davaların çoğalması, bu emsallerin artmasıyla Türkiye’de aynı zamanda hastanın 1. derece yakınları dışında 3. derece yakınlarının da araçlarını o hastanın işleriyle ilgili kullanabileceğine bir emsal olmuş oldu. Yani bu konuda müvekkilimizin sorununu çözmede bir deyim yerindeyse bir anahtar olduk. Türkiye’de de bu konunun emsal olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.