GÜNDEM - 18 Temmuz 2022 Pazartesi 11:22

Nuri Alço Cüneyt Arkın’la olan set anılarını anlattı

A
A
A
Nuri Alço Cüneyt Arkın’la olan set anılarını anlattı

Eskişehirli olan Yeşilçam’ın ünlü isimlerinden Nuri Alço, kısa süre önce vefat eden bir diğer Eskişehirli Yeşilçam efsanesi Cüneyt Arkın’la olan anılarını anlattı.

Cüneyt Arkın ismiyle bilinen Fahrettin Cüreklibatır, 28 Haziran 2022 tarihinde hayata 85 yaşında gözlerini yummuştu. Aksiyon filmi denince akla gelen efsanenin ölümü, sanat camiası başta olmak üzere ülke genelinde üzüntüyle karşılandı.

Kendisi gibi Eskişehirli ve Yeşilçam efsanesi olan Nuri Alço, Cüneyt Arkın hakkında konuştu. Dünya aksiyon filmi denildiğinde rahatlıkla ikinci sırada olabilecek bir duayeni kaybettiklerini ifade eden Alço, “Öncelikle başımız sağ olsun. Kaybettiğimiz insan sadece Eskişehir’in değil Türkiye’nin duayeni ve çok büyük bir üstad, çok büyük bir aktör. Şu anda dünyada avantür filmlerde Jackie Chan’den sonra ikinci gelen bir aktör. Mesleği sevdiği için doktorluğu bırakıp, kendisi aktörlüğe soyunan bir insan, kendisi gibi çocuklarını da yetiştiren çok da güzel bir aile babası” diye konuştu.

Nuri Alço Cüneyt Arkın’la olan set anılarını anlattı

“Haftada bir öldürüyorlardı”

Cüneyt Arkın ile olan dostluğuna değinen Nuri Alço, son zamanlarda Cüneyt Arkın’ın hakkında çıkan yalan ölüm haberlerinden dolayı daha çok iletişimde olduklarına değindi. Yeşilçam efsanesinin dublörsüz aksiyon filmlerinde oynadığını hatırlatan Alço, “Cüneyt abi anlatmakla bitmez, onu yaşamak lazım, onu yaşayan bilir. Benim onunla çok güzel bir dostluğum vardı, hem Eskişehirli olması nedeniyle de. Hanımı, Betül Hanım ile sürekli görüşüyorum. O beni arıyordu, ben onu ararım. Yani her hafta görüşürdük, çünkü son zamanlarda öyle yazılar çıkmaya başlamıştı ki, sabah uyanıyoruz ‘Cüneyt Arkın son nefesini verdi’ haftada bir öldürüyorlardı adamı. Allah rahmet eylesin, çok güzel bir insandı. Yüreği güzeldi, birçok filmde beraber oynadık, set anılarımız çok fazla. Cüneyt abi gençliğinde gerçekten tutulamayan bir insandı. Filmlerde dublör kullanmadığından dolayı da omurgasındaki eklemlerin kayması hasebiyle birtakım zorluklar çekti. Vücut çöktü, kilo aldı kortizon iğnelerinden dolayı, yürürken zorlanıyordu” diye konuşarak Arkın’ın yaşadığı rahatsızlıkları dile getirdi.

Nuri Alço Cüneyt Arkın’la olan set anılarını anlattı

“Onunla çalışmak çok tatlıydı”

Cüneyt Arkın’ gibi Yeşilçam efsanesi olan Nuri Alço, beraber anılarından bahsetti. Bir filmde yaşadığı aksiyonlardan bahseden Alço, “Cüneyt abiyle biz Katiller De Ağlar filmini çekerken Kilyos’ta çalışıyorduk. Hiç unutmuyorum Kilyos’ta kaçarken ben helikoptere atlıyorum, helikopterin bacağından tırmanıyorum kendisi koşarak geliyor helikopterin bacağına tutunuyor havadayken ve kendisini helikopterin üzerine çıkarıyordu. Düşünebiliyor musunuz? Hiç dublör kullanmadan, o vücutta bir insan, öyle bir insandı. Ve helikopterin üzerinde kendisi ile kavga ediyoruz. Helikopter bir bina boyunda kalktı. Aşağıda güvenlik olarak o zamanın tekniği ile sadece karton kutular, üzerinde yatak branda var. Kavga edeceğiz, o bana yumruk atacak ben o yumruğu alacağım ve aşağıya düşeceğim. ‘Kalk kalk kalk’ dedi bana Cüneyt abi, ondan sonra bir kavgaya başladık. Bana bir yumruk vurdu ben attım kendimi aşağıya. Attım ama öyle kurnaz ki her şeyin gerçeğini yapmak istiyor, çok seviyor. Kavgaların provalarında ‘sağ vuracağım’ deyip sol vuran bir insan. Attım aşağıya kendimi hemen kendisi de atladı üzerime, yani üzerime düşse kemiklerim kırılır. Hemen yuvarlanarak kaçtım, ‘Ne kurnazsın, nasıl kaçıyorsun’ dedi. Böyle anlar yaşadık, onunla çalışmak çok tatlıydı. Finalde de gelir gülerdik, kahkaha falan, böyle güzel bir insandı” diyerek Arkın’ın çevikliğinden söz etti.

“Betül abla hemen beni aradı”

Son olarak Cüneyt Arkın’ın ölüm haberini nasıl aldığını anlatan başarılı aktör, “Onun ölüm haberini aldığımda Kuşadası’ndaydım, Çeşme’ye geçmiştim. İlk duyduğumda inanamadım, Betül abla hemen beni aradı. Ben aradım telefon cevap vermedi, Murat’ı arıyorum, Murat yurtdışından geliyor, uçakta olduğunu biliyorum. Bütün millet beni arıyor. İnanmıyorum çünkü daha önce defalarca benzeri haberleri gördüğüm için. Sonunda ulaştım ve hemen İstanbul’a geldim, cenazesinde bulundum” ifadelerine yer vererek yaşadıklarını anlattı.

Bahadır Turgut - Ali Furkan Çetiner
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.