EKONOMİ - 24 Temmuz 2018 Salı 12:12

Perakende sektörünün kaybı 100 milyar dolara yakın

A
A
A
Perakende sektörünün kaybı 100 milyar dolara yakın

Dünya perakende sektörünün yüzde 80'ini temsil eden işletmelerle yapılan araştırma, sektörün mağaza içindeki kayıplar sebebiyle üstlenmek zorunda kaldığı maliyetin büyüklüğünü ortaya koydu. İşletmelerle yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan rapora göre kayıpların sektöre maliyeti 100 milyar dolar seviyesine ulaşıyor.

Mağazalarda kötü niyetli kişiler sebebi ile yaşanan kayıplar perakende sektörü için büyük ölçekli zararlara yol açıyor. Sensormatic’in ile küresel çapta en büyük iş ortakları arasında bulunan Tyco Retail Solutions firması tarafından yaptırılan ‘Sensormatic Küresel Perakende Sektörü Kayıp Endeksi’ araştırması, perakende sektörünün karşılaştığı tabloyu ortaya koydu. PlanetRetail RNG şirketine yaptırılan araştırma, bu konuda yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olma niteliği taşıyor. 14 farklı ülkede, tüm perakende sektörünün yüzde 80’ini oluşturan işletmelerle yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan rapora göre kayıpların sektöre maliyeti 100 milyar dolar seviyesine ulaşıyor. Araştırmaya katılan işletmelerin 2016 - 2017 döneminde yaklaşık 230 bin mağazaya sahip olması ve toplamda 1,5 trilyon doların üzerindeki ciroları sonuçların doğruluğunu gösteren önemli bir detay olarak karşımıza çıkıyor. 

En yüksek kayıp ABD’de, Avrupa ikinci sırada 

Raporun detaylarına bakıldığında en yüksek kayıp oranının yüzde 1,85 ile ABD’de olduğu görülüyor. Avrupa 1,83 ile ikinci sırada yer alırken, Güney Amerika 1,81, Asya Pasifik bölgesi ise yüzde 1,75’lik oranlar ile sıralanıyor. 

Rapor, aynı zamanda ürünlere alarm etiketi uygulama oranlarına dair veriler de içeriyor. Avrupa’da kaynakta yani ürünlerin üretim aşamasında etiketlenme oranı yüzde 32,42; mağazada etiketleme oranı ise yüzde 35,33 seviyesinde. Global oranlara bakıldığındaysa kaynakta etiketleme yüzde 31,97; mağazada etiketleme ise yüzde 34,40 seviyesinde. Hem Avrupa hem de global ölçekte satılan ürünlerin yüzde 30’dan fazlasının etiketsiz olduğu görülüyor.

En yüksek kayıp tekstil ve aksesuar mağazalarında 

Sensormatic Küresel Perakende Sektörü Kayıp Endeksi’ne göre tekstil ve aksesuar mağazaları en yüksek kaybın yaşandığı yerler. Bu alanlarda kayıp yüzde 1,98 seviyesinde. Departmanlı mağazalar, tüketici elektroniği ve yerel zincir marketlerde kayıp oranları yüzde 1,84 ile 1,79 arasında değişiyor. En düşük kayıp ise yüzde 1,73 ile hipermarketler.

Kayıplarda çalışan faktörü önemli bir yer tutuyor 

Rapora göre mağazalarda yaşanan ürün kaybının dört önemli sebebi bulunuyor. İlk sırayı yüzde 34,34 ile dış hırsızlık alıyor. Tedarikçilerin neden olduğu kayıplar yüzde 24,28 ile ikinci sırada yer alırken, çalışan kaynaklı kayıplar yüzde 22,95’lik paya sahip. Yönetim kaynaklı sebepler ise yüzde 18,43 ile dördüncü sırada.

Oranda İtalya, değerde ABD en fazla kaybın yaşandığı ülkeler 

Ülkeler bazındaki duruma bakıldığındaysa kayıp oranı ve kayıp değeri olarak iki farklı sıralama bulunuyor. Kayıp oranlarında en yüksek payı yüzde 2,32 ile İtalya alıyor. Hindistan ve Fransa ise küçük farklarla bu ülkeyi takip ediyor. Kayıp değeri açısından bakıldığındaysa ABD 42 milyar doların üzerinde bir tutarla açık farkla ilk sırada bulunuyor. Çin 13,5 milyar dolar ile ikinciliği, İngiltere ise yaklaşık 7,5 milyar dolar ile Çin’i izliyor. İngiltere aynı zamanda en fazla kaybın yaşandığı Avrupa ülkesi. İtalya yüzde 2,32 ile en yüksek kayıp oranına sahipken Almanya ise yüzde 1,43 ile en düşük oranla bu alanın en başarılı ülkesi unvanını taşıyor.

Avrupa’da en yüksek risk marketlerde 

Avrupa perakende pazarındaki duruma ait detaylara bakıldığında indirim marketleri yüzde 2,24, istasyon marketleri yüzde 2,05, toptan marketler ise yüzde 2,01 ile en fazla kaybın yaşandığı mekanlar. Yine Avrupa özelindeki kayıp oranlarına bakıldığında en önemli sebep yüzde 38,02 ile dış hırsızlık. Tedarikçiler ve çalışan kaynaklı kayıpların her ikisi de yüzde 22’lik payla sıralanıyor. Yönetim kaynaklı sebeplerin yüzde 17’lik paya sahip olması ise dikkat çekici bir istatistik olarak göze çarpıyor.

Marketlerin bu durumu toplam kayıp içindeki payda da kendini gösteriyor. Rapordaki verilere göre global ölçekte hipermarket ve süpermarketlerde yaşanan kayıp 24 milyar doların üzerinde.

“En fazla tercih edilen güvenlik önlemleri” 

Yaşanan kayıpları önlemek için alınan önlemlerde üç başlık öne çıkıyor. Sensormatic CEO’su İsmail Uzelli, en çok tercih edilen önlemi elektronik ürün takip çözümleri olduğunu belirtiyor. İlk kez hazırlanan bu raporla perakende sektörünün farkındalığının arttığını ifade eden Uzelli, diğer çok tercih edilen yöntemlerin ise geçiş kontrol sistemleri ve video izleme çözümleri olduğunu ifade ediyor.

“Sektör yeni teknolojileri daha fazla tercih etmeli” 

Perakende sektörünün yeni teknolojileri içeren güvenlik çözümlerini daha fazla tercih etmesi gerektiğini ifade eden Uzelli, Türkiye’deki durumun global tabloyla benzerlik gösterdiğini belirtti. Uzelli, Türkiye’de sektörün hem teknoloji hem de elektronik güvenlik konusunda önemli bir farkındalığa sahip olduğuna dikkat çekerek diğer ülkelere örnek bir yapı sergilediğinin altını çizdi.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Deney hayvanları için yenilikçi buluş: Yerli ve milli sistem tescillendi Türkiye’de bilimsel araştırma altyapısına katkı sağlayacak yerli ve milli bir sistem daha geliştirildi. Biruni Üniversitesi bünyesinde geliştirilen, deney hayvanlarında güvenli tutuş, sabitleme ve eş zamanlı fizyolojik ölçüm yapılmasını mümkün kılan cihaz, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescil edildi. 23 Mart itibarıyla yürürlüğe giren tescil ile buluş, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 10 yıl süreyle koruma altına alındı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Tarık Mecit, geliştirdikleri sistemin bilimsel araştırmalarda önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Mecit, deney hayvanlarıyla yürütülen çalışmalarda sabitleme ve fizyolojik ölçümlerin çoğunlukla ayrı sistemlerle yapıldığını ifade ederek, "Mevcut cihazlar genellikle yalnızca mekanik sabitlemeye odaklanmakta, fizyolojik veri toplama kapasitesi ise sınırlı kalmaktadır. Bu durum ölçüm hatalarına ve deneysel varyasyonun artmasına neden olabilmektedir" dedi. Sabitleme ve ölçüm tek platformda birleşti Geliştirdikleri sistemin bu sorunlara çözüm sunduğunu vurgulayan Dr. Mecit, cihazın sabitleme ve ölçüm süreçlerini tek platformda birleştirdiğini kaydetti. Dr. Mecit, "Çift kapaklı ve ayarlanabilir sabitleme mekanizması ile hayvanın güvenli immobilizasyonu sağlanırken, PPG tabanlı sensörler sayesinde kalp atış hızı, oksijen satürasyonu ve vücut sıcaklığı eş zamanlı olarak ölçülebilmektedir. Kablosuz veri aktarımı ile de gerçek zamanlı izleme ve kayıt imkânı sunulmaktadır" diye konuştu. Hayvan refahını destekleyen tasarım Şeffaf ve havalandırmalı yapının hayvan refahını desteklediğini ifade eden Dr. Mecit, esnek devre teknolojisi sayesinde farklı boyutlardaki deney hayvanlarına uyum sağlanabildiğini belirtti. Bu özelliklerin ölçüm doğruluğunu artırırken operatör kaynaklı hataları da minimize ettiğini dile getirdi. Bilimsel araştırmalara güçlü katkı Bilimsel araştırmalara katkısına da değinen Dr. Mecit, sistem sayesinde deneysel verilerin daha güvenilir ve standardize hale geleceğini söyledi. Dr. Mecit, "Hareket artefaktlarının azaltılmasıyla daha doğru fizyolojik veriler elde edilecek, çoklu parametre ölçümü ile bütüncül değerlendirme yapılabilecek. Bu da özellikle farmakolojik, kardiyovasküler ve solunumsal çalışmalar başta olmak üzere birçok alanda önemli katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Etik standartları yükselten yaklaşım Hayvan refahının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Mecit, cihazın 3R prensipleri kapsamında özellikle uluslararası etik şartlara katkı sunduğunu vurguladı. Dr. Mecit, "Nazik ve kontrollü sabitleme ile stres en aza indirilecek, fizyolojik parametrelerin sürekli izlenmesi sayesinde erken müdahale imkânı sağlanacaktır. Bu da daha etik ve etkin deney süreçlerini beraberinde getirecektir" dedi. Yerli üretimle stratejik kazanım Yerli üretimin stratejik önemine de dikkat çeken Mecit, geliştirilen sistemin dışa bağımlılığı azaltacağını ve maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Mecit, "Bu tür cihazların büyük ölçüde ithal edildiği düşünüldüğünde, yerli üretim araştırma ekosistemimiz açısından önemli bir kazanımdır" diye konuştu. Akademik ekipten önemli başarı Söz konusu faydalı model başvurusu Biruni Üniversitesi adına Dr. Tarık Mecit ve buluşun fikir ortağı Halime Karaman tarafından gerçekleştirildi. Geliştirilen sistemin, üniversite-sanayi iş birliklerine de katkı sağlaması bekleniyor.
Antalya Kepez’de kolon kanserine karşı bilinçlendirme eğitimi Kepez Belediyesi, Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında Kolon Kanseri Farkındalık Haftası’nda belediye personeline yönelik bilinçlendirme eğitimi düzenledi. Doç. Dr. Bilge Baş’ın katılımıyla gerçekleştirilen programda erken teşhisin önemi, risk faktörleri ve korunma yöntemleri detaylı şekilde ele alındı. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi koordinasyonunda Meclis Salonu’nda düzenlenen "Kolon Kanseri Farkındalık Eğitimi" yoğun ilgi gördü. Programda kolon kanserinin sinsi ilerleyen yapısı, erken dönemde belirti vermeden gelişebilmesi ve bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığı vurgulandı. Uzman hekim tarafından yapılan sunumda; hastalığın oluşum süreci, genetik ve çevresel risk faktörleri, beslenme alışkanlıklarının etkisi ve modern tanı yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Özellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde görülme sıklığının arttığına dikkat çekilerek, bu yaş grubunun düzenli tarama programlarına katılmasının erken teşhis açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Aile öyküsü bulunan bireylerin ise kontrollerine daha erken yaşlarda başlaması gerektiği belirtildi. Eğitimde ayrıca sağlıklı ve dengeli beslenmenin, lif açısından zengin gıdaların tüketilmesinin, fiziksel aktivitenin artırılmasının ve zararlı alışkanlıklardan uzak durulmasının kolon kanseri riskini azaltmadaki etkileri ele alındı. Katılımcılara, günlük yaşamda uygulanabilecek basit ancak etkili önlemlerle hastalığa karşı korunmanın mümkün olduğu aktarıldı. Program, katılımcıların yönelttiği sorularla interaktif şekilde devam ederken, toplumda doğru bilinen yanlışların düzeltilmesine ve bilimsel, güvenilir bilgilerin yaygınlaştırılmasına katkı sağladı. Eğitim sonunda katılımcıların konuya ilişkin farkındalığının arttığı gözlemlendi. Düzenlenen bu anlamlı etkinlik, Kepez Belediyesi’nin "Yaşlı Dostu Kepez" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar arasında yer aldı. Kepez Belediyesi, bireylerin yalnızca hastalık sürecinde değil, hastalıklar ortaya çıkmadan önce bilinçlenmesini sağlamak amacıyla bu tür eğitim ve farkındalık çalışmalarını düzenli olarak sürdürürken, her yaştan vatandaşın daha sağlıklı bir yaşam sürmesi hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. "Erken teşhis hayat kurtarır" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise yaptığı açıklamada, "Toplum sağlığını korumak, yerel yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biridir. Bizler Kepez’de yalnızca hizmet üretmiyor, aynı zamanda sağlıklı yaşam bilincini de yaygınlaştırıyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır; bu nedenle vatandaşlarımızın düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemelerini özellikle rica ediyorum. Daha sağlıklı bir Kepez için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Antalya Antalya’da tarihi Saat Kulesi’nde zaman bir kez daha durdu Antalya’nın turistik simgelerinden birisi olan ve her gün yüzbinlerce insanın önünden geçtiği, yabancı turistlerin ise önünde fotoğraf çekindiği Saat Kulesi’nde zaman bir kez daha durdu. Antalya Saat Kulesi’nin hikayesi, 2022 yılında yapılan restorasyon çalışmaları sırasında eski mekanik saatin çalındığının ve yerine plastik bir saat takıldığının anlaşılmasıyla başladı. Antalya Valiliği, orijinal saatlerin bulunması için araştırma başlattı. Orijinal saatlerin 1985 yılında kaybolmuş olabileceği değerlendirilirken, o dönem yerine takılan saatlerin de plastik olduğu belirlendi. Yapılan saha taramasının ardından Saat Kulesi’nde kaybolan saat mekanizmasının ikizi İstanbul’da bir koleksiyonerde bulundu. İrtibata geçilmesinin ardından mekanizma sponsorluk yöntemiyle koleksiyonerden alındı. Saatin onarımı ise ‘Saat Doktoru’ olarak bilinen Recep Gürgen tarafından yapıldı. MS 9. yüzyılda Bizans döneminde inşa edilen ve 2. Abdülhamid döneminde saat kulesine çevrilen yapının, aslına uygun saat mekanizması ve kadranları vinç yardımıyla 2022 yılında kuleye yerleştirildi. Yaklaşık 3 sene süren proje için 3 milyon 600 bin liralık ödenek harcandı. Orijinal saatlerin çalındığı ortaya çıktı Restorasyon sürecinde, çalınan saatlerin birebir aynısını bulmak için saat ustası Recep Gürgen ile temasa geçilerek 1900’lü yıllardaki orijinaline uygun, her saat başı ses çıkaracak şekilde bir koleksiyonerin hibe ettiği saatin tamir ve yapımı tamamlanarak geçtiğimiz yıl yerine takıldı. Ancak yerine takılan saatler, geçen sürede ilk önce zamanı doğru göstermemeye, ardından da saatler durmaya başladı. Yapılan kontrollerde saatin kesintisiz güç kaynağına bağlı olmaması ve zaman zaman yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle durduğu belirlendi. Saat Kulesi’nde zaman tamamen durdu Antalya’nın simgelerinden olan ve binlerce yıldır ayakta duran burçlar üzerine inşa edilen tarihi kuledeki 4 saatin son günlerde bir kez daha tamamen durduğu ve çalışmadığı görüldü. Kale Kapısı Esnafları Güçlendirme ve Kalkındırma Derneği (KALEDER) Başkanı Hasan Kilit, "Saat Kulesi bölgemizin ve şehrimizin en eski yapılarından bir tanesidir. Burada korsanlar döneminden kalan bir bölümün yanı sıra Selçuklular ve Osmanlılara ait izler bulunuyor. Osmanlılar döneminde Türkiye’de 8 tane yapılmış tarihi yapılardan bir tanesi. Ama bir türlü dikiş tutturamadık. Herkes bir şey yapmaya çalışıyor" dedi. "Bazen biri, bazen de hepsi bozuluyor" Her 2-3 ayda bir Saat Kulesi’nde ki saatlerden bazen birisinin bazen de tamamının arızalandığını belirten Kilit, "Bizim gençliğimiz zamanında saat zincirli bir şekildeydi. Bir defa kurulurdu, 15 gün çalışırdı. En son yapılan restorasyonun ardından klasik saat yapısından çıkarak elektronik saate dönüştü. Bu da çok çabuk bozuluyor. İlk yapıldığı zaman her saat başı çalıyordu. O istenmedi kaldırıldı. Bozulduğu zaman biz gerekli yerlere durumu iletiyoruz. Ama buraya Anıtlar Kurulu, Büyükşehir Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi herkes bir şekilde karışıyor. Yaptırıncaya kadar zaman geçiyor. Arızayı yaptırıyoruz, biraz zaman alıyor ama neticede yaptırıyoruz. Ortalama her 2-3 ayda bir bazen bir taraf bozuluyor, bazen de hepsi birden bozuluyor " ifadelerini kullandı.
Ankara 20 yıllık ses teli çilesi ameliyatla son buldu Yozgat’ta yaşayan 63 yaşındaki Menşure Köse, 20 yıldır ses tellerindeki sorun sebebiyle yaşadığı nefes darlığından Ankara’da yapılan ameliyatla kurtuldu. 20 yıl boyunca ses telleri felci nedeniyle ciddi nefes darlığı ve konuşma güçlüğü yaşayan 63 yaşındaki Menşure Köse, gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen ameliyatla ses telleri açılan Köse’nin hem rahat nefes alması sağlandı hem de sesi korunarak sağlık sorunları giderildi. "Ameliyatta hastamızın ses tellerini açıp rahat bir nefes almasını sağladık" Ameliyat sonrası 20 yıldır ses telleriyle ilgili sorunlar yaşayan Menşure Köse’nin sağlık problemlerinin giderildiğini belirten Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Acar, ’’Bu hastamız bize yaklaşık sekiz ay önce Çorum’dan geldi. Menşure Hanım’ın 20 yıl önce ses tellerindeki sıkıntı sebebiyle iki ses telinde felç meydana gelmiş ve bu yüzden ciddi sıkıntılar yaşamış. Son yıllarda da nefes alması ciddi şekilde azaldığı için hastanemize başvurdu. Bizde gerekli tahlil ve tetkik yaptıktan sonra ailesinden de müsaade alarak hastamızın ameliyatını planladık. Ameliyatta hastamızın ses tellerini açıp, rahat bir nefes almasını sağladık, aynı zamanda sesini de korumaya çalıştık. Yaklaşık sekiz ay oldu ameliyat olalı, şimdi kontrole çağırdık. Çok şükür her şey yolunda, hastamız iyi’’ dedi. "Hastamız toplumda çok nadir görülen ses telleri felci olmuş" Hastalığın toplumda çok nadir görüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Acar, şu ifadelere yer verdi: ’’Tiroid bezinin yanından ses tellerine giden sinirler geçer. Sinirlerin zedelenmesi kısmi veya tamamen olabilir. Bu hastamızda da tamamen bir zedelenme olmuş ve toplumda çok nadir görülen ses telleri felci olmuş. Sonrasında buna bağlı olarak da ciddi ses kısıklığı, sesin tamamen yok olma ve nefes problemleri olmuş, bu şekilde 20 yıl yaşamış. Son yıllarda kilo alması ve şikayetlerin artmasıyla nefes alamaz hale gelmiş, bize bu şikayetlerle geldi. Durumu çok kötüydü. Çeşitli ses tahlil, tetkiklerden sonra iki taraflı ses teli felci olduğuna karar verdik. Durumu hastanın kendisi ve ailesiyle paylaştık, ameliyat kararı aldık. Hastamız 3 ayda bir kontrole gelmekte ve çok şükür durumu iyi. 20 yıllık eziyet böylece son bulmuş oldu.’’ "Yeniden doğmuş gibiyim, dünya varmış" Yıllar boyunca çektiği sıkıntıları ifade eden Menşure Köse, "Evde rahat oturamıyordum, nefes alamıyordum. Yatarken daralıyor, iş yaparken daralıyordum. Zamanla sesimin tamamını kaybettim. Sonrasında çocuklarım beni doktora götürdü. O zaman Kulak burun ve boğaz doktorları ameliyat yapacağız ve gırtlağını deleceğiz dediler, çok korktum. Birçok doktor aynı şeyi söyleyince ameliyat olmadım, gırtlağımı deldirmedim. Söylem yerindeyse artık yaşadığım hayat burnumdan geliyordu. Bir tanıdığımız bize, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniğine başvurmamızı ve burada Prof. Dr. Aydın Acar ile görüşmemizi söyledi. Bizde tavsiyesine uyarak Ankara’ya geldik ve bu hastaneye başvurduk. Sağ olsun Aydın hoca bizle çok ilgilendi. Tahliller ve tetkikler yaptılar ve ses teli felci olduğumu söylediler. Ben yine gırtlağımın delinmesinden korktum ama yaşadığım sıkıntılar yüzünden gırtlağımı delseler bile artık ameliyat olacağım dedim. Aydın hoca ve ekibi ameliyat yaptılar. Çok şükür gırtlağım delinmeden yapılan bu ameliyat bana yeni bir hayat verdi. Şu an rahat konuşabiliyorum, rahat nefes alabiliyorum. Her işimi kendim yapıyorum. Hızlı hızlı merdiven bile çıkabiliyorum. Yeniden doğmuş gibiyim, dünya varmış’’ diye konuştu.