DİĞER SPORLAR - 04 Kasım 2019 Pazartesi 14:12

Rıza Kayaalp: 'Hem Avrupa’dan hem de olimpiyattan şampiyonluklarla dönmek istiyorum'

A
A
A
Rıza Kayaalp: 'Hem Avrupa’dan hem de olimpiyattan şampiyonluklarla dönmek istiyorum'

Askerliğin ardından düzenlenen yemekte sevenleri ile buluşan milli güreşçi Rıza Kayaalp, “Hem Avrupa’dan hem de olimpiyattan şampiyonluklarla dönmek istiyorum” dedi.

En son Çin’in Hubei eyaletinin merkezi Wuhan kentinde düzenlenen Askeri Oyunları’nda altın madalya kazanarak hem Türk ordusunu hem de Türk milletini gururlandıran milli sporcu Rıza Kayaalp, Ankaralı iş adamı Ahmet Murat’ın düzenlediği yemekte İHA muhabirinin sorularını yanıtladı. Milli güreşçi Kayaalp, “Ordumuzu temsil edip gücünü dünyaya göstermek hedefimdi” ifadelerini kullanırken tank simülasyonuna binerken yaşadığı zorlu anları paylaştı.

“Ordumuzu temsil edip gücünü dünyaya göstermek hedefimdi”

Dünya Şampiyonası’nın ardından ufak bir dinlenme sonrası vatani görevini yapmak için birliğine teslim olduğunu söyleyen Kayaalp, “Amacımız Askeri Oyunlar'da güreşmek ve ordumuzun gücünü göstermekti. Bu fırsat bizlere verildi ve askerliğimiz o tarihlere göre ayarlandı. Her zaman olduğu gibi ordumuzun gücünü orada gösterdik ve şampiyon olarak ülkeme döndüm. O gurur ayrıydı benim için. Ordumuzu temsil edip gücünü dünyaya göstermek hedefimdi. Allah'a şükürler olsun bayrağımızı göndere çektirip, asker selamı ile İstiklal Marşımızı söylettik. Bütün Mehmetçiklerimize o başarıyı armağan ettik. Benim için inanılmaz ve gurur verici bir olaydı. Eksik olan bir Askeri Oyunlar madalyası vardı. Onu da tamamlamış oldum” diye konuştu.

“Aklımız her zaman yeni başarılarda”

Kendisini 2020 Tokyo Olimpiyatları yolunda yorucu bir süreç beklediğini ifade eden Kayaalp, “Aklımız her zaman yeni başarılarda. Önümüzde bir olimpiyat var. Sezonu yeni bitirdik. İyi bir şekilde dinlenip yolumuza devam etmek istiyorum. Önemli bir yıl bu sene. 2020 Olimpiyatları hazırlığı var. Amacım bunu en iyi şekilde değerlendirmek. Çünkü bir daha olimpiyat fırsatı yakalayamayabilirim. Yaşım 30 oldu” şeklinde konuştu.

“Hem Avrupa’dan hem de olimpiyattan şampiyonluklarla dönmek istiyorum”

Askerliğinin yeni bittiğini ve 1 ay dinleneceğini belirten Rıza Kayaalp, “Şubat’ta Avrupa Şampiyonası var. Onun hazırlıkları başlayacak. Sonrasında da olimpiyat hazırlıkları olacak. Zaman çabuk geçiyor. Zamanı en iyi şekilde değerlendirmek ve kendimi en iyi şekilde geliştirmek istiyorum. Dediğim gibi son şansım olimpiyatlarda. Bu kadar Avrupa ve Dünya Şampiyonluklarının yanına olimpiyat şampiyonluğu eklemek istiyorum. Bunun için gereken neyse, ne tür bir çalışma gerekiyorsa hepsini yapıp hazırlanmak istiyorum. Kilomu doldurdum. Kendimi de iyi hissediyorum. İyi bir dinlenmenin ardından yeni sezon hazırlıklarına bomba gibi başlayıp hem Avrupa’dan hem de olimpiyattan şampiyonluklarla dönmek istiyorum” dedi.

“Tank sürmek kolay bir iş değilmiş”

Askerde yaşadığı bir anısını anlatan Milli Güreşçi Rıza Kayaalp, “Tank simülasyonu içine girmek beni acayip bir şekilde terletti. Tank sürmekte kolay bir iş değilmiş onu gördüm” ifadelerini kullandı. Sevenlerinin yemek davetine de değinen Rıza Kayaalp, “He zaman yaptıkları şeyler. Sağ olsun Ahmet kardeşim her zaman bizi davet ediyor. Bugün de sevenlerimiz ile birlikte yine buradayız. Güzel bir gün geçirdik. Bu davetinden dolayı kendisine çok teşekkür ediyorum. Bu kadar yoğunluğun ve yorgunluğun üzerine güzel bir gün benim için” şeklinde konuştu.

Ahmet Murat: “Bir Rıza Kayaalp kolay yetişmiyor”

Yemeği organize eden iş adamı Ahmet Murat, “Düzenlendiğimiz yemeğin iki amacı var. Birincisi Rıza Kayaalp’in Askeri Oyunlar'da kazandığı şampiyonluğu kutlamak. İkincisi ise halkımızın Türk güreşine ve güreşçilerine desteğini sağlamak. Halk olarak futbol, basketbol kadar güreşe ilgi göstermiyoruz. Güreşi bir branş yerine milli mücadele olarak görmemiz gerekiyor. Nasıl ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan dik duruşu ile masada, şanlı ordumuz Barış Pınarı Harekatı’nda kazandığı zaferlerle sahada Türk’ün dünyada yenilmeyeceğini gösteriyorsa, Rıza Kayaalp kardeşimde kazandığı şampiyonluklarla Türk’ün sırtının yere gelmeyeceğini dünyaya gösteriyor. Halkımızın spora ve sporcuya destek vermesini istiyorum. Çünkü bir Rıza Kayaalp kolay yetişmiyor” ifadelerini kullandı.


Yunus Emre Kartal - Cem Geçim
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Günlük hayatta sürdürülebilirlik bilinci ele alındı Anadolu Üniversitesindeki seminerde konuşan Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, bireylerin çevre dostu niyetlerine rağmen alışkanlıklarından vazgeçemediklerini belirterek, gerçek bir değişim için geri dönüşümden fazlasının; yani kültürel bir dönüşümün şart olduğunu vurguladı. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) tarafından "Günlük Hayat ve İş Yaşamından Örneklerle Bireylerin Yeşil Davranışları - Kişisel Faktörler ve Duygusal Açıklamalar" başlıklı seminer gerçekleştirildi. EMYO öğretim üyesi Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar’ın konuşmacı olarak yer aldığı seminerde, davranış anatomisi ile yeşil davranışın temelleri ve etkileri ele alındı. Gündelik tercihler, büyük etkiler Seminerde konuşan Doç. Dr. Başpınar, günlük hayatta ve iş yaşamında yapılan tercihlerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek çevresel olumsuzlukları azaltmaya ve mümkünse iyileştirmeye yönelik davranışların "yeşil davranışlar" olarak tanımlandığını ifade etti. Yeşil davranışın gündelik yaşamın içinde yer alan ancak etkisi büyük bir sorumluluk alanı olduğunu vurguladı. Konfor alanı yeşil davranışın önünde engel olabiliyor Çevre dostu niyetlerle eylemler arasındaki çelişkiye değinen Doç. Dr. Başpınar, yeşil davranışın soyut bir doğa sevgisinden ibaret olmadığını, ölçülebilir ve somut eylemler bütünü olduğunu belirtti. Bireylerin çevreyi önemsediklerini dile getirmelerine rağmen yeterince yeşil davranış sergileyememelerinin temel nedeninin "konfor ve alışkanlıklar" olduğunu ifade etti. Özel araç yerine toplu taşıma kullanmak ya da tüketim alışkanlıklarını sınırlandırmak gibi konfor alanının dışına çıkan tercihlerden kaçınılmasının bu süreci olumsuz etkilediğini söyledi. Bireysel adımlar kolektif etki oluşturuyor Seminerde, "Tek başıma neyi değiştirebilirim?" düşüncesinin aşılması gerektiği üzerinde duruldu. Doç. Dr. Başpınar, her bireysel adımın kolektif bir etki oluşturduğunu belirterek, yeşil davranışın süreklilik kazanmamasının nedenlerinden birinin bu davranışların görünmez olması ve yeterince takdir edilmemesi olduğunu ifade etti. Suçluluk, gurur ve kayıtsızlık gibi duyguların çevre dostu davranışlar üzerindeki etkisine değinen Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, sürdürülebilir bir yaşam için yalnızca geri dönüşümün yeterli olmadığını; kültürel dönüşümün prosedürlerden daha güçlü bir değişim aracı olduğunu vurguladı.
Aydın EKODOSD Başkanı Sürücü: "Söke Ovası antik dönemdeki deniz görünümüne döndü" Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, son yağışların ardından Söke Ovası’nda yaşanan taşkınlara dikkat çekerek ovanın antik dönemlerdeki deniz görünümünü andırdığını söyledi. Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyu olan Büyük Menderes Nehri’nin binlerce yıldır taşıdığı alüvyonlarla verimli ovalar oluşturduğunu hatırlatan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, nehrin aynı zamanda zaman zaman taşkınlara yol açtığını belirtti. Sürücü, "Nehir, tarih boyunca hem bereketin hem de taşkının kaynağı olmuştur" dedi. Yaşanan taşkınların sadece iklim değişikliğine bağlanmasının doğru olmadığını ifade eden Sürücü, nehir ve dere yataklarında yapılan hatalı düzenlemelerin, devrilen ağaç kütüklerinin temizlenmemesinin ve havza boyunca taşınan çöplerin köprü ayaklarını tıkamasının taşkın riskini artırdığını söyledi. Ovanın güneyi su altında kaldı Sürücü, özellikle Akçakaya, Burunköy ve Bağarası ovalarında tarım arazilerinin tamamen su altında kaldığını belirterek, "Bugün Söke Ovası’nın güneyine gidildiğinde binlerce yıl önceki coğrafi görünümü hatırlatan manzaralarla karşılaşıyoruz" diye konuştu. Azmaklar doğal tampon görevi görüyor Büyük Menderes’in tarih boyunca yatak değiştirmesi sonucu oluşan azmakların taşkın dönemlerinde doğal rezervuar görevi gördüğünü kaydeden Sürücü, bu alanların fazla suyu depolayarak taşkının etkisini azalttığını dile getirdi. Kurak dönemlerde ise azmakların bölgenin adeta yaşam sigortası olduğunu belirten Sürücü, bu alanların göçmen kuşlardan su samurlarına kadar birçok canlıya ev sahipliği yaptığını söyledi. "Azmaklara sahip çıkalım" çağrısı Bazı azmakların doldurulduğunu ve sanayi atıklarıyla kirletildiğini ifade eden Sürücü, "Taşkın günlerinde suyu depolayan, kurak günlerde yaşamı ayakta tutan azmaklara sahip çıkalım. Onları korumak Söke Ovası’nın tarımsal geleceğini de korumaktır" dedi.