TEKNOLOJİ - 16 Temmuz 2015 Perşembe 09:19

Rüzgarın kızlarından teknolojiye yerli imza

A
A
A
Rüzgarın kızlarından teknolojiye yerli imza

İzmir’de, üniversite öğrencisi iki genç kız, rüzgar türbinleri için yüzde 100 yerli teknolojiyle sensör geliştirdi.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteği ile mezun olmadan şirket kuran rüzgarın kızları, enerji sektöründe ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarıp teknoloji ihraç edecek hale getirmek amacıyla kolları sıvadı.
İzmir Gediz Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümünden Fatma Rüveyde Özceylan (23) ve Elif Göksügür (24); rüzgar türbinleri için ilkel sayılabilecek anemometreye ve ithal edilen yüksek maliyetli ultrasonik sensörlere alternatif olarak yüzde 100 yerli teknolojili sensör geliştirdi. Öğrencilerin bitirme projesi amacıyla başlayan süreç, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı’na başvurmalarıyla taçlandı. Bakanlık, iki öğrenciyi şirket kurmaları için destekledi. Mezun olmadan şirket kuran mucit kızlar, danışman hocaları Yrd. Doç. Dr. Yavuz Bayam’ın desteği ile bir yıl içinde üretmeyi planladıkları sensörleri Avrupa ve Orta Doğu ülkelerine ihraç etmeyi hedefliyor.

SEKTÖRDE İLK DEFA YÜK HÜCRESİ KULLANILDI
Geliştirdikleri projeyi anlatan Elif Göksügür, günümüzde rüzgar türbinlerinin revaçta olduğunu belirterek "Biz de rüzgar türbinlerinde yerli teknoloji kullanarak rüzgarın hızını ve yönünü ölçmeye yönelik sensör geliştirmeye karar verdik. Sensörümüzde piezoelektrik malzemeli yük hücreleri kullandık. Yük hücreleri genellikle ağırlık ölçümlerinde kullanılıyor. Biz yük hücrelerini ilk defa böyle bir sektörde kullandık. Hatta yük hücrelerini alırken de böyle bir amaç için kullanacağımızı söylediğimizde şaşırdılar. Yük hücreleri kilogram olarak ölçüm yapıyor. Biz daha sonra yazılımını yaparak kilogram olarak gelen rüzgar hızını metre bölü saniyeye çevirdik. Rüzgar türbinlerinde genellikle anemometre kullanılıyordu. Bu ilkel bir yöntemdi. Daha sonra ilerleyen teknolojiyle ultrasonik sensörler kullanılmaya başlandı. Ancak bunun da Türkiye’de üretimi yok. Genellikle yüksek maliyetle Avrupa’dan ithal ediliyor. Biz, yüzde 100 yerli teknoloji kullanarak rüzgar türbinlerine sensör üretmeyi planladık. Türkiye piyasasında yerli üretim yok. Biz bu sensörle piyasada olan ilkel veya maliyeti yüksek sensörlere alternatif üreteceğiz. Böyle bir projede yer aldığımız için çok gururluyum” dedi.

100 BİN LİRALIK HİBE
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na gitmeden önce TUBİTAK Sanayi Odaklı Lisans Bitirme Tezi Programı’na başvurduklarını ifade eden Fatma Rüveyde Özceylan ise şöyle konuştu: “Başvurmamızla birlikte oradan da destek aldık. Bu programdan sonra Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı’na başvurduk. Bu üç aşamalı bir programdı. Üçüncü aşamadaki sunumun başarıyla geçmesinin ardından Altera Mühendislik isminde şirketimizi kurduk. Şirket adıyla Ankara’ya sözleşme imzalamak için gittik. 100 bin liralık hibe için sözleşmemizi imzaladık. Hibemiz iki parça halinde bize verilecek. Rüzgar türbinlerinde kullanmak üzere kendi oluşturduğumuz sensörü yaklaşık bir sene sonra okulumuzun da desteği ile uygulayacağız. Bitirme projemizin bu aşamaya geleceğini düşünmüyorduk. Araştırınca aslında çok fazla olanak olduğunu gördük. Çok gururlu ve mutluyuz. Mezun olamadan önce kendi şirketimiz oldu ve iş sahibi olduk.”

HEDEF AVRUPA VE ORTA DOĞU ÜLKELERİ
Projenin başlangıcından bu yana öğrencilerine destek veren Gediz Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Yavuz Bayam da, “Bu proje yaklaşık bir yıl önce bitirme projesi fikriyle başladı. Üniversitemizde bitirme projelerinin piyasanın ihtiyacını karşılamaya yönelik olmasına önem gösteriliyor. Yenilebilir enerjinin önemi son yıllarda giderek artmakta. Ülkemizde rüzgar enerjisi, toplam enerjinin yüzde 5’lik bir kısmına tekabül ediyor ve giderek yer edinmeye başlıyor. Ancak bunun en büyük handikabı ithal teknolojiye dayanması. Bu da maliyetleri yükseltiyor. Buna alternatif sunabilmek adına elektronik aksamında bir takım iyileştirmeler yapmak istedik. Yerli teknolojiyi kullanarak daha pratik, daha uygun maliyetle bir rüzgar sensörü tasarlamak istedik. Ticari olarak kullanılan büyük rüzgar türbinlerinde, ultrasonik sistemler kullanılıyordu ve bunlar tamamen ithal teknolojilerden oluşuyor. Bir sensörün maliyeti 3-5 bin Euro civarında. Öğrencilerimizle birlikte geliştirdiğimiz yeni teknoloji ise mevcut sensörlerden tamamen farklı bir yöntemle çalışacak, bu yönüyle bir ilk olacak. Rüzgar sensörlerinin maliyetini aşağıya çekecek milli teknolojinin yenilenebilir enerji yatırımlarına önem veren Avrupa Birliği ülkeleri ile Ortadoğu’dan yoğun talep göreceğini tahmin ediyoruz. Öğrencilerimizle gurur duyuyoruz. İmkan sağlanırsa Türk öğrenciler çok ciddi projelere imza atabilir. Şuan üçümüzün ortak sahip olduğu şirkette öğrencilerimiz kendi şirketlerinin sahibi oldular. Daha mezun olmadan iş tecrübesi kazanma imkanı buldular” diye konuştu. 

CEREN ATMACA - HALİL KARAHAN
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Tahliye esnasında kiracının ’binayı yakarım’ iddiası ekipleri harekete geçirdi Aydın’ın Nazilli ilçesinde ev sahibi ile kiracı arasında yaşanan tahliye gerginliğinde, "binayı yakarım" iddiası üzerine polis, itfaiye ve sağlık ekiplerini harekete geçirdi. Yüksek kira artışına sitem eden kiracı, "Kardeşlik böyle olmamalı" dedi. Olay, Nazilli Yıldıztepe Mahallesi 80. Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, iki katlı binanın birinci katında yaşayan Azerbaycan uyruklu Z.S. ile ev sahibi A.Y. arasında uzun süredir yaşanan uyuşmazlık yargıya taşındı. Ev kirasının 20 bin TL’ye yükseltilmek istendiği iddiası üzerine anlaşamadıkları ifade eden kiracı Z.S., icra memurları ile eve gelen ev sahibine kapıyı açmadı. Yaşanan gerginlik sırasında Z.S.’nin ’binayı yakarım’ iddiası üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler, çevrede güvenlik önlemi aldı. Pencereden bağırarak yaşadıklarını anlatan Z.S., 2021 yılında eve taşındığını belirterek, başlangıçta ev sahibiyle aile ortamı vaadiyle anlaştıklarını söyledi. İki kızının olduğunu dile getiren Z.S., ev sahibinin kızlarını eve kabul etmediğini, su ve elektriğin ortak kullanılacağı söylenmesine rağmen kendisinden fazla ücret alındığını iddia etti. Ev sahibinin kızının kendisinden 20 bin TL talep ettiğini iddia eden Z.S., "85 milyona sesleniyorum, bu ev 20 bin TL eder mi?" diyerek kira artışına sitem etti. Hurdacılık yaparak geçimini sağladığını ve kanuni oturma izninin bulunduğunu ifade eden Z.S., evden çıkması isteniyorsa taşınma masraflarının karşılanması gerektiğini savunarak, "Mahkemenin kararına saygım var, boynumuz kıldan incedir. Ancak benden fazladan alınan paralar iade edilmeli. Mağdur olan benim" dedi. Olay yerine gelen ekiplerle yapılan görüşmelerin ardından kiracı ikna edilirken, kendisine ek süre tanındı.
Kars Kars’ta Gezici Hayvan Sağlığı Hizmetleri Projesi için imzalar atıldı Kars’ta Gezici Hayvan Sağlığı Hizmetleri Projesi hayata geçiriliyor. Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında başarılı bulunan "Kars’ta Gezici Sağlık Hizmetleriyle Hayvancılığın Güçlendirilmesi Projesi"nin sözleşmesi, Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Kapu ile Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) Genel Sekreteri Nurullah Karaca arasında imzalandı. Proje kapsamında, Kafkas Üniversitesi Hayvan Sağlığı Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde hizmet verecek donanımlı bir gezici hayvan muayene aracı hizmete alınacak. Araç; Kars il merkezi ve 7 ilçesi başta olmak üzere, ihtiyaç halinde çevre il ve ilçelerde ambulans, muayene ve yerinde tedavi hizmetleri sunacak. Portatif donanımlar sayesinde muayene, temel laboratuvar analizleri, görüntüleme ve gerekli operasyonlar gerçekleştirilebilecek. Ayrıca Veteriner Fakültesi ve Meslek Yüksekokulu öğrencileri, staj kapsamında araç faaliyetlerine katılarak uygulamalı eğitim imkanı elde edecek. Doğal afet durumlarında ise özellikle arama kurtarma köpekleri başta olmak üzere hayvanlara acil sağlık hizmetleri sunulacak. Proje ile Kars’ta hayvan sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması, koruyucu ve tedavi edici veterinerlik uygulamalarıyla hayvan hastalıklarının azaltılması hedefleniyor. Bunun yanı sıra hayvansal üretim verimliliğinin artırılması, yaban hayatının korunması ve afetlere müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi yoluyla bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanıyor.
Ankara İletişim Başkanı Duran: "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecine zarar vermek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecine zarar vermek isteyen, komşularımızla ve kardeşlerimizle aramıza nifak tohumları ekmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz" dedi. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında, "Bazı siyasi çevrelerin Suriye’de ‘Kürtler hedef alınıyor’ iddiası, hakikati yansıtmayan ve bölgede toplumsal fay hatlarını yeniden harekete geçirmeye yönelik bir girişimdir. Toplumu ayrıştıran değil, birleştiren bir dil hepimizin sorumluluğudur. Gerçekleri çarpıtmak yerine ortak akıl ve birlik duygusuyla konuşmak zorundayız. Türkiye’nin mücadelesi etnik kimliklerle değil; terörle, şiddetle ve hukukun dışına çıkan yapılarladır. Türkiye’nin mücadelesi, sınırlarında bir terör koridoru oluşturulmaması içindir. Bölgede kalıcı barış, istikrar ve kapsayıcı bir siyasal düzenin tesisi açısından atılan her yapıcı adımı önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. "Suriye halkı barış istiyor, huzur istiyor" Duran, Suriye halkının barış ve huzur istediğini vurgulayarak şunları kaydetti: "Sayın Cumhurbaşkanımızın bugün ifade ettiği gibi: ‘Suriye halkı barış istiyor, huzur istiyor; Arap’ıyla, Türkmen’iyle, Kürt’üyle, Nusayri’siyle kardeşçe yan yana yaşamak istiyor. Bilhassa Kürt kardeşlerimden, Kürt vatandaşlarımdan rica ediyorum. Bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimize darbe vurmayı, aramıza nifak sokmayı amaçlayan oyunlara lütfen gelmeyin, istismarcılara lütfen prim vermeyin; fitneyi, fesadı, ayrışmayı körüklemeye çalışanlara itibar etmeyin. Türkiye Cumhuriyeti, 86 milyon vatandaşıyla birlikte yönünü kendisine dönmüş on milyonların da en güvenli sığınağıdır, yuvasıdır, güvencesidir.’ Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecine zarar vermek isteyen, komşularımızla ve kardeşlerimizle aramıza nifak tohumları ekmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz."