ASAYİŞ - 20 Aralık 2021 Pazartesi 10:35

Sahte içki ölümleri için Yargıtay’dan emsal karar

A
A
A
Sahte içki ölümleri için Yargıtay’dan emsal karar

Kaçak/sahte içkiye bağlı ölümlerde verilecek cezalar konusunda tartışmalar yaşandığını ifade eden İzmir Barosuna kayıtlı avukat Özkan Yıldırım, Yargıtay’ın bu konuda verilmiş 16 yıl 8 aylık hapis cezasını onadığını, bunun da emsal teşkil ettiğini söyledi.

Son günlerde çeşitli illerde kaçak/sahte içkiye bağlı ölümler 50’ye yaklaşırken, deneyimli ceza avukatı Özkan Yıldırım, yasalara göre kaçak/sahte içki üretimi ve bunun satışının suç olduğunu ifade ederek, “Kaçak/sahte içki üretiminin ve satışının 3-6 yıl arasında hapis cezası vardır” dedi.

Üretilen ve piyasaya sunulan kaçak/sahte içki miktarının fazla olması halinde ise üst sınırdan ceza uygulanacağını söyleyen Yıldırım, “Hiyerarşik ilişki içinde, örgütlü olarak kaçak/sahte içki üretilmesi halinde ise ceza 12 yıla kadar çıkabiliyor. Kaçak/sahte içkinin üretimi, satılması ve piyasaya sunulması suçtur. Marketler ve eğlence mekanları sattıkları ürünün bandrollü olmasına dikkat etmek sorundalar. Bu ürünler faturasız olduğu için suçu ikrar etmiş sayılırlar” diye konuştu.

Sahte içki ölümleri için Yargıtay’dan emsal karar

“Yargıtay onadı”

Kaçak/sahte içkiden zehirlenmelerde kişiye verilecek ceza konusunda tartışmalar yaşandığını ifade eden Yıldırım, “Bir kısım hukukçulara göre ‘bilinçli taksir’ kapsamında ceza verilmeli. Bir kısım hukukçulara göre ise ‘olası kast’ hükümlerine göre ceza verilmeli. Yargıtay’ın 9 Eylül 2021 tarihli kararında, kaçak içki satışı halinde buna bağlı ölümlerde ‘olası kasıtla öldürme’ olarak telakki edilmesi gerektiğinden bahisle Kırklareli’de ağır ceza mahkemesi tarafında verilen 16 yıl 8 aylık hapis cezası kararı onanmıştır. 10 kişi, aynı büfeden aldığı alkolden zehirlenip öldüyse bu ceza 160 yıl 80 ay hapis cezasına tekabül ediyor. Bunun satılması halinde ceza boyutu çok ağırdır” dedi.

Sırf kar marjı için böyle bir yola girilmemesi gerektiğini savunan Yıldırım, “Alkollü ürün satanlar ve alkollü ürün satan işletmeler kar marjı gözeterek ağır sonuçlara sebebiyet vermesin. Ölen kişinin yakınlarının açacağı tazminat davaları da var. kaçak/sahte içki alanlar da ucuz diye kaçak içkilere yönelme halinde bunun sonuçlarının ağır olduğunu ve bunu canlarıyla ödeyebileceklerini unutmasınlar” şeklinde konuştu.

Ali Gözeten
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında Ebubekir Akın ve Mehmet Karataş savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında ilk duruşmanın 12. oturumunda, sanıklar iş insanı Ebubekir Akın ve eski İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş savunma yaptı. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 12. oturumu, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada iş insanı Ebubekir Akın savunma yaptı. İddianamede Ebubekir Akın’ın örgüt üyesi İbrahim Bülbüllü’ye bağlı hareket ettiği ve yüklenici firmalar tarafından verilen rüşvet paralarının bir kısmını temin ettiği belirtilmişti. İddianamede Akın’ın HTS kayıtlarında örgüt üyesi Bülbüllü ile yoğun irtibat halinde olduğu, Florya Başkanlık Konutu’nda sıklıkla bir arada bulunduğu, diğer yüklenici firma sahipleriyle de irtibatlı olduğu ifade edilmişti. "Tutuklanma sebebim baz kayıtlarıymış" Ebubekir Akın, iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Yaşadığım sürece hiçbir suça karışmadım. Ailemle birlikte sahip olduğumuz 2 tane İETT otobüsümüz çalışmaktadır. Hak edişlerimiz ayda iki kere yatırılmaktadır. Yaklaşık 1 yıldır tutukluyum. Neden tutuklu olduğumu bilmiyorum. Aylar sonra öğrendiğim kadarıyla tutuklanma sebebim baz kayıtlarıymış. Hakkımda yapılan suçlama anladığım kadarıyla rüşvete aracılık etmek. Ben uzun yıllardır belediye ile çalışmaktayım. Kendi hak edişlerimi gecikmeli alan biriyim. Kendi alacaklarımı bile alamamışken, bir başkasının alacağı için rüşvete aracılık etmem ne kadar akla yatıyor? Ben Aziz İhsan Aktaş’ı tanımıyorum. Bir araya gelmedik, bir temasımız olmadı, suçlamayı kabul etmiyorum" dedi. "Mustafa Mutlu ifadesinde benden bahsetmese belki tutuklu olmayacaktım" Eski İSFALT Genel Müdür Yardımcısı tutuklu sanık Mehmet Karataş ise savunmasında, "28 Temmuz 2025 tarihinde Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü soruşturmasından gözaltına alındım. Polis sorgusunda adını ilk defa duyduğum Aktaş’ı tanıyıp tanımadığım soruldu. Daha sonra tutuklandım. Söz konusu davada 4 ayrı eylemden ’ihaleye fesat karıştırma’ suçundan yargılanmaktayım. Hakkımda tahliye kararı verilmiştir. 18 Eylül 2025 tarihinde infaz memuru koğuşuma gelerek, saat 06.00 gibi hazır olmamı, Çağlayan Adliyesi’ne gideceğimi söyledi. Sabah adliyeye giderken Aziz İhsan Aktaş davasının sanığı Mustafa Mutlu da yanımdaydı. Mutlu, ’8 ay önce doğan çocuğumu hala görmedim. Ben yandıysam elimden geldiği kadar herkesi yakacağım’ dedi. Mutlu’nun yalan beyanları ve iftiraları neticesinde yıldırım hızıyla ’örgüt üyesi’ olarak tutuklandım. Mustafa Mutlu ifadesinde benden bahsetmese şu anda burada belki tutuklu olmayacaktım" ifadelerini kullandı. Duruşma, sanık avukatlarının savunmasının ardından yarına ertelendi.