DİĞER SPORLAR - 31 Ocak 2020 Cuma 11:45

Şanlıurfalı kızlar sahaya indi

A
A
A
Şanlıurfalı kızlar sahaya indi

Visa, kadınların her alanda güçlenmesi amacıyla gerçekleştirdiği çalışmalar kapsamında oluşturulan ve 9 ilde hayata geçirilen Visa Kızlar Sahada Futbol Okulları'nın tanıtımı Şanlıurfa’da yapıldı.

Visa ve Kızlar Sahada iş birliğiyle Adana, Ankara, Erzincan, İstanbul, Kayseri, Kocaeli, Manisa, Ordu ve Şanlıurfa’da açılan ücretsiz futbol okullarından 9-14 yaş arası kızlar, profesyonel antrenörler tarafından eğitilmeye başlandı. Eğitimlerdeki tüm araç ve ekipmanlar da okullar tarafından sağlanıyor.

Visa Kızlar Sahada Futbol Okulları’nın tanıtımı Şanlıurfa’da Yenice Mahallesi’ndeki sentetik sahada gerçekleştirildi. Şanılurfalı kız öğrencileri antrenmanlarıyla başlayan etkinliğe Visa Güneydoğu Avrupa Bölge Genel Müdürü Berna Ülman, Visa Güneydoğu Avrupa Pazarlama Başkanı Birim Gönülşen, Kızlar Sahada Kurucu Ortakları Melis Abacıoğlu ve Kiraz Öcal ile Team Visa kapsamında desteklenen Kadın A Milli Futbol Takımı Kaptanı Didem Karagenç katıldı. Karagenç, Visa Kızlar Sahada Futbol Okulu’na devam eden kız çocuklarıyla antrenman yaptı.

Şanlıurfalı kızlar sahaya indi

Berna Ülman: "Geleceği geçmişten daha farklı kılmak için yola çıktık"
Visa Güneydoğu Avrupa Bölge Genel Müdürü Berna Ülman gazetecilere yaptığı açıklamada, kadın futbolunu önemsediklerini belirterek, bu anlamda alt yapının da çok önemli olduğuna inandıklarını söyledi. Futbolun hayatın içerisinden bir konu olduğunu ve herkes tarafından konuşulduğunu aktaran Ülman, "Fakat futbolda kadının adı yok, pek çok alanda cinsiyet ayrımcılığı konusunda konuşuyoruz, çalışıyoruz ama futbolda bunu yeterince konuşmuyoruz. Halbuki bu konuya gönül vermiş kız çocukları var, kadınlar var. Buradan belki kendilerine gelecek inşa edebilecek pek çok kız çocuğu var. Biz onlara destek olsun, ufukları açılsın ve buradaki bu cinsiyet ayrımcılığının hepimiz bir nebzede olsa farkına varalım. Kendimize bir ayna tutalım ve geleceği geçmişten daha farklı kılalım niyetiyle yola çıktık, güzel başlangıç oldu. Türkiye’nin dört bir yanında da gerçekleştirilecek inşallah büyüyerek devamı gelecektir diye düşünüyorum" dedi.

Şanlıurfalı kızlar sahaya indi

Birim Gönülşen: "Kadınların her şeyi yapabileceğine inandığı bir dünya istiyoruz"
Visa Güneydoğu Avrupa Pazarlama Başkanı Birim Gönülşen de, yaklaşık 1.5 yıldır üzerine titredikleri bir çalışmanın ilk adımının Şanlıurfa’da atıldığını ve çok mutlu olduklarını ifade etti. Futbol okullarının 9 ilde 200’den fazla kız çocuğuna futbol oynama imkanı sağlayacağını belirten Gönülşen, "Neden kadın futbolunu bu kadar önemsiyoruz. Çünkü kadınlar futbol oynadığında bu yeşil sahaya ayak bastıklarında her şeyi yapabileceklerine olan inançları çok daha fazla artıyor. Dünyadaki bütün araştırmalar bunu gösteriyor. Biz de kadınların her şeyi yapabileceğine inandığı bir dünya istiyoruz" dedi.

Şanlıurfalı kızlar sahaya indi

Melis Abacıoğlu: "Toplumdaki cinsiyet yargılarını sahada kırmak istiyoruz"
'Kızlar Sahada' projesinin kurucu ortağı Melis Abacıoğlu ise, kız çocuklarını ve kadınları sahaya çıkarmak için çalışmalar yaptıklarını anlatarak, bunu gerçekleştirebildikleri için çok heyecanlı olduklarını söyledi. Toplumdaki cinsiyet yargılarını sahada kırmak istediklerini ve bu amaçla yola çıktıklarını anlatan Abacıoğlu, "Bu vizyonu paylaştığımızda Visa elini kaldırdı ve dedi ki ’Sizinle birlikte bu yola çıkmak istiyoruz'. Bugün de bu yolun ilk adımını görüyorsunuz. Visa Kızlar Sahada Futbol Okulları ilk defa bugün Şanlıurfa’da başladı. İnanılmaz bir dönüşüm oluyor. Kız çocukları sahaya geldiklerinde öncelikle ’Ben bunu oynayamam’ diye geliyorlar. Biz çıkarken 'Aslında oynayabiliyormuşuz' diye çıkmalarını bekliyorduk, çıkarken bambaşka şeyler söyleyerek çıkıyorlar. Acaba futbol oynuyorsam mühendis, doktor olabilir miyim, hayal ettiğim bölümü okuyabilir miyim diye sahadan çıkıyorlar. Kendilerine koydukları bütün o kalıpların hepsini yıkıp çıkıyorlar. Bizim için çok kuvvetli dönüştürücü bir araç" ifadelerini kulandı.

Daha önce erkeklerle futbol maçı oynadıklarını belirten kız çocukları, Visa tarafından Şanlıurfa’ya kız futbol okulunun kazandırılmasından dolayı mutlu olduklarını belirtti.

Ahmet Kolsuz - Sinan Özdemir - Lider Olgun

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Alperen Şengün’den, New York deplasmanında 16 sayı NBA’de Houston Rockets deplasmanda karşı karşıya geldiği New York Knicks’e 108-106’lık skorla yenilirken, milli basketbolcu Alperen Şengün 16 sayı, 6 ribaund, 6 asist ve 3 blokla oynadı. NBA’de normal sezon heyecanı 6 karşılaşmayla devam etti. New York Knicks, Madison Square Garden’da karşılaştığı maçta Houston Rockets’ı 108-106’lık skorla mağlup etti ve 36. galibiyetini kazandı. New York’ta Karl-Anthony Towns 25 sayı, OG Anunoby ve Jalen Brunson da 20’şer sayıyla oynadı. Bu sezonki 21. yenilgisini alan Houston’da ise milli basketbolcu Alperen Şengün 16 sayı, 6 ribaund, 6 asist ve 3 blokla oynarken, Kevin Durant ise 30 sayı, 6 ribaund ile katkı verdi. Philadelphia’dan üst üste 4. yenilgi New Orleans Pelicans ise Smoothie King Center’da mücadele ettiği Philadelphia 76ers’ı 126-111’lik skorla yendi. Bu sezonki 16. galibiyetini elde eden Pelicans’ta Jordan Poole 23 sayı, Zion Williamson da 21 sayıyla ön plana çıktı. Ligde üst üste 4, toplamda da 26. mağlubiyetini alan Philadelphia’da ise milli basketbolcu Adem Bona 4 sayı, 10 ribaund, 1 asist ve 1 blokla oynarken, Tyrese Maxey 27 sayı ve Kelly Oubre de 25 sayıyla müsabakayı tamamladı. NBA’de günün toplu sonuçları şöyle: Phoenix Suns: 113 - Orlando Magic: 110 New Orleans Pelicans: 126 - Philadelphia 76ers: 111 Miami Heat: 136 - Memphis Grizzlies: 120 San Antonio Spurs: 139 - Sacramento Kings: 122 Chicago Bulls: 110 - Detroit Pistons: 126 New York Knicks: 108 - Houston Rockets: 106
İzmir Ekvador’dan İzmir’e uzanan 12 bin kilometrelik akademik yolculuk Eğitim amacıyla Ekvador’dan yola çıkan Maria Jose Cabezas Correa, Yaşar Üniversitesi’nde akademisyen oldu. Yaklaşık 12 bin kilometre yol kat eden Correa, 10 yıldır Çizgi Film ve Animasyon Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde katıldığı programda Türk öğrencilerle tanışan Maria Jose Cabezas Correa (35), bu sayede Türk kültürüne ilgi duymaya başladı. Mezuniyetinin ardından yüksek lisans için yurt dışı seçeneklerini değerlendiren Correa, "Türkiye’ye yönelik ilgim Amerika Birleşik Devletleri’nde katıldığım program sırasında tanıştığım Türk öğrencilerin sayesinde başladı. Ülkeleri, insanları ve gelenekleri hakkında benimle ilginç bilgiler paylaştılar. Bu durum bende merak uyandırdı. Ekvador’a döndükten sonra da o ekiple iletişimim devam etti. Mezun olunca yüksek lisansımı yurt dışında yapmaya karar verdim. Çeşitli ülkelerdeki seçenekleri araştırdıktan sonra Yaşar Üniversitesi’ne rastladım. Araştırdım ve son derece etkilendim. Şansımı denemeye karar verdim ve burada çok mutluyum" dedi. Müfredat tercihte etkili oldu Üniversite seçiminde eğitim kalitesinin önemli bir rol oynadığını belirten Correa, "Üniversitemi seçme kararım büyük ölçüde müfredatına dayanıyordu. Dersler akademik ilgi alanlarımla yakından örtüşüyordu. Burada okumanın bana hayal bile edemeyeceğim kapılar açtığını içtenlikle söyleyebilirim. Elbette ülkemden binlerce kilometre uzakta yeni bir hayata başlamak beraberinde bazı belirsizlikleri de getirdi. İlk başlarda ne ile karşılaşacağımı bilmeden yeni bir hayata başlamak beni biraz kaygılandırdı. Ancak kendimi motive ettim. Becerilerimi geliştirmek, daha çok şey öğrenmek ve hem profesyonel hem de kişisel olarak kendimi zorlamak istiyordum. Sonunda motivasyonum kaygının üstesinden geldi. Öğrenci olarak geldim ve sürece kolayca uyum sağladım. Ekvador ile Türkiye arasında akademik ortamında benzerlikler var. Öğretim görevlisi olarak ülkemde edindiğim sanatsal ve kültürel birikimin derslerime farklı bir perspektif kazandırdığını ve öğrencilerimi alışılmışın dışına çıkmaya teşvik ettiğini söyleyebilirim. Gözlemlerime göre her iki coğrafyada da yetenekli ve üretken gençler öne çıkıyor" şeklinde konuştu. Uyumlu kent kültürü Kentin yabancılar için kapsayıcı bir ortam sunduğunu ifade eden Correa, "Bu durum kentte yaşamayı kolaylaştırıyor. Ben de kentle sıcak bir bağ kurdum. Kültürel açıdan en çok dikkatimi ve ilgimi çeken unsur insan ilişkilerindeki samimiyet ve dürüstlük oldu. Türkiye’de kendimi artık evimde hissediyorum. İzmir’e dair ilk gördüğüm birbirini dengeleyen zıtlıkların inanılmazlığıydı. Şehrin enerjisi ve gürültüsünün yanında Kordon boyunda sakinliği fark ettiğimi hatırlıyorum. Yazlık kıyafetler giymiş insanların, başörtüsü veya türban giyen kadınlarla birlikte yürüdüğünü, hepsinin mükemmel bir uyum içinde olduğunu gördüm. Zamanla şehirle olan ilişkim derinleşti. İzmir’de yabancılar kendilerini hoş karşılanmış hissediyorlar" ifadelerini kullandı.
İzmir Kalp krizi yaş dinlemiyor Genç yaşta kalp ve damar hastalıklarından dolayı hastanelere başvuranların sayısı her geçen gün artıyor. Bu durumun genç yaşlara düşmesindeki en önemli sebebin, son yıllarda değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Suat Büket, "Hastaların bir kısmı göğüs ağrısı ve kalp krizi geçirdikten sonra geliyor. Bir kısmının ailesinde koroner hastalık öyküsü var ya da lipit metabolizması bozukluğu, yani kan lipitlerinin yüksekliği bulunuyor. Bir kısmı ise asemptomatik olarak, yani hiçbir şikayeti olmadan geliyor. Bu sıklık eskiden yüzde 5’in altındaydı. Şu anda giderek artıyor ve yüzde 10-15’e doğru çıkmaya başladı. Özellikle çok genç yaşta olan hastalar da var. Sıklık giderek artıyor" diyerek uyardı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar, yılda 17,9 milyon kişinin ölümüne neden olarak tüm ölümlerin yüzde 32’sini oluşturuyor. Türkiye’de ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ölümlerin yaklaşık yüzde 36’sı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Öte yandan, bağımsız kuruluşlarca yapılan diğer araştırmalara göre de kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık yüzde 20’sinin 40 yaş altı olduğu belirtilirken, son yıllarda genç yaş grubunda kalp hastalıklarında belirgin bir artış yaşandığına dikkat çekiyor. Bu artışta hem tanı yöntemlerindeki gelişmelerin hem de yaşam tarzı değişikliklerinin etkili olduğunu vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Suat Büket, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu ifade etti. "Genç hastalarda belirgin artış var" Prof. Dr. Suat Büket, ölüm nedenleri arasında kardiyovasküler hastalıkların ilk sırada yer aldığını, bunu kanser ve diğer onkolojik hastalıkların izlediğini belirterek, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu aktardı. Prof. Dr. Suat Büket, "Genç hastaların bir kısmı göğüs ağrısı veya kalp krizi sonrası sağlık kuruluşlarına başvururken; bir kısmında ailesel koroner arter hastalığı öyküsü ya da lipit metabolizması bozukluğu (kan yağlarının yüksekliği) bulunuyor. Dikkat çeken bir diğer nokta ise, hiçbir şikâyeti olmayan (asemptomatik) genç bireylerde de hastalığın tespit edilme oranının artması. Bu oranın geçmişte yüzde 5’in altında olduğu, günümüzde ise yüzde 10-15 seviyelerine yaklaştığı belirtiliyor" dedi. "En yaygın neden: Ateroskleroz" Prof. Dr. Suat Büket, damar sertliğinin (ateroskleroz) yalnızca kalp damarlarını değil; beyin, böbrek, bağırsak ve periferik damarları da etkileyebildiğini ifade ederek, "Ancak hem gençlerde hem de ileri yaş grubunda en sık tutulum koroner damarlarda görülüyor. Aterosklerozun doğumdan itibaren başlayabildiği, ancak uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiği ifade ediliyor. Hastalık çoğu zaman asemptomatik dönemde gelişiyor; ilerleyen aşamalarda göğüs ağrısı, eforla gelen yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkıyor ve ileri evrede komplikasyonlar görülebiliyor" açıklamasını yaptı. "Yaşam tarzı riskleri artırıyor" Gençlerde kardiyovasküler hastalıkların yaygınlaşmasında önemli rol oynayan faktörlerden birinin de değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Suat Büket, "Fast food ve rafine gıda tüketiminin artması, hareketsiz yaşam tarzı, bilgisayar başında uzun süre geçirilmesi, sigara kullanımı, obezite, ailesel yatkınlık, lipit metabolizması bozuklukları gibi faktörler kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı. Özellikle toksik maddelerin beslenme yoluyla vücuda alınmasının da kalp damar sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket, işlenmiş ve koruyucu içeren gıdalar, yüksek tuz ve doymuş yağ içeren besinler ile bazı kimyasal kalıntıların damar sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini aktardı. "Erken teşhis cerrahi ihtiyacını azaltabiliyor" Erken teşhisin ve düzenli kontrollerin cerrahi gereksinimi azaltabileceğini belirten Prof. Dr. Suat Büket, "Uygun hastalarda ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor veya kontrol altına alınabiliyor. Gerekli durumlarda ise invaziv kardiyolojik yöntemler ve minimal invaziv cerrahi teknikler sayesinde daha küçük kesilerle müdahale edilerek iyileşme süreci hızlandırılabiliyor" dedi. Öte yandan, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan gençlerin bir kardiyoloji uzmanına başvurarak düzenli kontrol yaptırmalarında fayda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket genel risk durumuna göre yılda bir kez yapılacak kontrolün çoğu birey için yeterli olabileceğini dile getirdi. "Kalbiniz için alışkanlıklarınızı değiştirin" Gençlerin kalp ve damar hastalıklarından korunmak için dikkat etmesi gereken basit yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Suat Büket, kalp sağlığının yalnızca ileri yaşların sorunu olmadığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Suat Büket, "En önemli nokta; sağlıklı beslenmek, kilo almamak, düzenli egzersiz yapmak, sigara içmemek ve özellikle doğal olmayan, işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır" ifadelerine yer verdi.
Bursa Sahura kalkmanın faydaları Ramazan Ayında daha enerjik, sağlıklı, fit ve güçlü bağışıklık için doğru beslenme adımlarının büyük önem taşıdığını belirten Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, dengeli beslenme yöntemleri hakkında ipuçları verdi. Yaş, cinsiyet ve günlük fiziksel aktivite oranına göre, kişilerin günlük alması gereken enerji, karbonhidrat, yağ ve protein oranları, her gün olduğu gibi Ramazan Ayında da değişmiyor. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Veysel Ciğerli, "Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmek için et, yumurta, kuru baklagiller, sebze-meyveler, süt ve süt ürünleri ile ekmek-tahıl grubu besinlerden yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor" dedi. Bu yıl yaklaşık 13 saatlik oruç tutulduğunu belirten Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Oruç tutma süresi, metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Bunun sonucunda, iftarda fazla yemek, aşırı kalori almaya dolayısıyla da vücutta yağ depolanmasına yol açar. Bu durumda da kilo almak kaçınılmaz olur. Ramazan ayında, şüphesiz en sevilen öğün iftardır. Fakat en önemli öğün sahurdur. Oruç tutanların mutlaka imsak vaktinden önce sahur yapması, sağlığın korunması için önemlidir. Sahur yapmadan tutulan oruç, bitkinlik, sinirlilik, baş dönmesi ve aşırı susama gibi sorunlara yol açabilir" diye konuştu. Sahurda protein ağırlıklı beslenmek gerektiğini vurgulayan Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, şu önerilerde bulundu; "Protein içeriği yüksek besinlerin tok tutucu özelliği vardır. Yumurta, süt,peynir, ceviz, az tuzlu zeytin ile birlikte hafif bir öğün tercih edilmeli veya çorba ile sebze yemekleri tüketilmelidir. Vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, daha uzun süre tok kalmayı sağlayacaktır. Sahurda, en az 4 bardak su tüketilmelidir. Sahurda aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulmalıdır." Ramazanın, yemek kültürü açısından en bilinen özelliğinin sofralardaki çeşitlik olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, iftar için önerilerini şöyle aktardı; "Uzun süre açlık durumundan dolayı, iftar saatinde kan şekeri çok düşük seviyede olduğundan aşırı yemek tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan hatalardan biri; hızlı ve aşırı yemek tüketmektir. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanması, 15 dakika sonra az yağlı et yemeği veya sebze yemeği ile devam edilmesi uygundur. Beyaz ekmek, pirinç pilavı glisemik indeksi yüksek olan besinler yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek, kepekli makarna gibi posa yönünden zengin besinler tercih edilmelidir. Bu besinlerin yanında mutlaka protein ve kalsiyumdan zengin olan yoğurt veya ayran tüketilmelidir." İftar ve sahur arasındaki sürede beslenmeye önem vermenin, oruç tutulan saatlerde daha rahat olmayı sağladığını ifade eden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Bu sebeple aşırı yağlı ve tuzlu besinler kesinlikle tüketilmemelidir. Bu besinler gün içinde daha çok susamaya ve su tüketilemedi için ödem ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları, kurabiyeler, yağlı hamur işleri ve kızartmalar boş enerji alınmasına ve kısa sürede acıkmaya neden olur" dedi.