EKONOMİ - 20 Haziran 2015 Cumartesi 16:31

Sarımsak üreticileri sınır ticaretinden yana dertli

A
A
A
Sarımsak üreticileri sınır ticaretinden yana dertli

Türkiye’deki sarımsak üreticileri, ürettikleri sarımsağın yılın sadece 3 ayı para ettiğini, kalan zamanda ise doğu ve güneydoğu sınırından ülkeye vergisiz şekilde giren sarımsak nedeniyle büyük sıkıntı yaşadıklarını belirterek, yetkililerden sorunlarına çözüm istedi.

Türkiye’nin sarımsak üreticileri sınır ticaretinden yana dertli. Bir taraftan İran gibi ülkelerden dolaylı yollarla vergisiz olarak Türkiye’ye giren sarımsak, bir taraftan maliyetlerin yüksekliği, bir taraftan da ithalat yapılması nedeniyle ürünün elde kalması sarımsak üreticisinin belini büküyor. Üretici, sınır ticaretine çözüm bulunarak Türkiye’ye giren sarımsağın vergilendirilmesini isterken, soğuk hava depolarının yetersizliği nedeniyle sarımsağın yüzde 30-40’ının zayi olmasından yakınıyor.

Mersin’de hem sarımsak üretip hem de pazarlayan Halis Gıda Paketleme Şirketi ortaklarından Ali Kayıkçı, sarımsak üreticilerinin sorunlarını ve beklentilerini İHA muhabirine anlattı. “Sıkıntılarımız çok” diyen Kayıkçı, Türkiye’deki sorunlardan birinin üreticinin sırtına yüklenen üretim maliyetleri olduğunun altını çizdi. Maliyetlerin yüksekliğinin sarımsak fiyatlarına da yansıdığını söyleyen Kayıkçı, yabancı ülkelerde sarımsak fiyatlarının Türkiye’den daha düşük olduğunu dile getirerek, “Bunun sebepleri arasında işçilik, akaryakıt, gübre gibi etkenler var. Bizim ürettiğimiz mallarda maliyet, işçi emeği yüksek olduğu için belli fiyatlar koymak zorunda kalıyoruz. Bu nedenle de Türkiye’de üretilen sarımsak fiyatları biraz daha yüksek durumda. Avrupa’da vergiler yüksek olduğu için ihraç da edemiyoruz. Kendi ürünümüzü kendimiz üretiyoruz. Dış ülkelere gönderemediğimiz için ürün fazlalığı oluşuyor. Dış ülkelerden gelen mallar da oluyor. Gelen malların vergileri de oldukça yüksek. Mart ayından sonra dışarıdan ürün alınmaya başlanıyor. Malların çoğu Çin Halk Cumhuriyeti’nden geliyor" dedi.

“İRAN GİBİ ÜLKELERDEN SINIR TİCARETİYLE VERGİSİZ OLARAK GİREN SARIMSAK EN BÜYÜK SORUNUMUZ”

Çin’den getirdikleri tohum ile daha fazla verim aldıklarını da aktaran Kayıkçı, daha önceki tohumlardan dönüm başı 300-400 kilogram arası ürün alırken, Çin’den gelen tohumla dönüm başı bin 500 kilogram ürün aldıklarını vurguladı. Sarımsağın 3-4 ay üreticisine iyi para bıraktığını dile getiren Kayıkçı, “Fakat kalan zamanda sınır ticaretinden gelen ürünler nedeniyle sıkıntı yaşıyoruz. Ürün topraktan çıktıktan sonra güzel para ediyor. Örneğin 6’ncı aydan 8’inci aya kadar ürün para ediyor. 8’inci aydan sonra ürün ayaklar altına düşüyor. Bunun nedeni, sınır ticareti adı altında İran gibi ülkelerden dolaylı yollarla vergisiz olarak binlerce ton sarımsağın ülkeye girmesidir. Bu en büyük sorunumuz. Tabi ki, İran’dan gelen malların fiyatları düşük olduğu için yerli ürün kullanılmıyor. Kimi üreticinin ürünü elinde kalıyor, ürünlerin birçoğu depolarda bozuluyor. Yetkili kurumlara, Bakanlıklara kadar başvurularda bulunduk. Bu durum kulak arkası ediliyor, duymazlıktan geliniyor, çözüm bulunmuyor. Bunlara vergi uygulanmış olsa devletimiz de vergi kaybına uğramamış olacak. Binlerce ton ürünün vergisi verildiği zaman ülkeye ek gelir sağlanmış olacak. Tabi ki, bu uygulama yapılmıyor. Sınır adı altında belirli bölgelerde dolaylı yollarla ürünler ülkemize giriyor" diye konuştu.

“TÜRKİYE’DE ÜRETİLEN SARIMSAĞIN YÜZDE 30-40’I ZAYİ OLUYOR”

Yaşadıkları bir başka sorunun da soğuk hava depolarının yetersizliği nedeniyle ürünlerinin bozulması olduğunu anlatan Kayıkçı, “Soğuk hava depolarının eksikliğini çok yaşıyoruz. Ürünü sağlıklı depolamadığın takdirde ürün bozuluyor. Bundan dolayı bilinçsiz depolama oluyor. Bir başka sorun da sarımsak temizlendikten sonra geri kalan ürünleri kullanmıyoruz. Çin’de sarımsağın salamurası, cipsi kullanılıyor. Kaliteli ürün kullanılırken, kalitesiz ürün doğrudan sucuk yapımına gönderiliyor. Sucuğa gönderilen sarımsak ise çok düşük maliyetlere gidiyor. Türkiye’de üretilen sarımsağın yüzde 30-40’ı zayi oluyor. Ya çöpe atılıyor ya da bozuluyor. Çin’de ise yüzde 5 bile zayiat yok" ifadelerini kullandı.

Mersin’de pazarlama aşamasında kullandıkları paketleme sistemi hakkında da bilgi veren Kayıkçı, bu sistemi 2002-2003 yıllarında Çin’e gittiklerinde gördüğünü ifade ederek, şunları söyledi: “Paketleme sistemine 2004 yılında başladık ve 11 senedir uyguluyoruz. Bu paketleme sistemi ile güzel, kaliteli ürünler ortaya çıkıyor. Ekonomik anlamda da ülkeye katkımız oluyor. Vatandaşların dışarıdan ürün almasını engellemeye çalışıyoruz. Bundan dolayı paketleme sistemi gayet avantajlı bir sistem. Lezzet bakımından sarımsaklarımız Çin mallarından daha kaliteli. Sarımsak paketleme sisteminin dışında saplı kasalama sistemi uygulanıyor. Çin’den alınan tohumu da Türkiye’ye ilk getirenlerdeniz. Çin’den getirdiğimiz tohum Türkiye’de melezleştiği için tat yönünden değişime uğruyor. Toprak değişimi de deniliyor. O yüzden ürünler daha kaliteli ve daha lezzetli oluyor." 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Evde doğum yapan anne ve bebeği, saatler süren çalışmanın ardından kurtarıldı Diyarbakır’da sancısı gelen bir kadın evde doğum gerçekleştirdi. Anne ve bebeği, kar nedeni ile saatler süren çalışmanın ardından kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, 1 Ocak 2026 günü yaşanan bir doğum vakasında sağlık ekiplerini zamanla yarışan zorlu bir mücadeleye sürükledi. Saat 11.46’da Yeşiltaş Mahallesi’nden gelen doğum ihbarı üzerine Diyarbakır genelinde sağlık birimleri alarma geçti. Sağlık Komuta Kontrol Merkezi koordinasyonunda vakaya 1 kara ambulansı ve 1 UMKE timi olmak üzere toplam 6 sağlık personeli yönlendirildi. Hava ambulansı talebi, olumsuz hava şartları nedeniyle karşılanamazken, karadan ilerleyen ekipler yoğun kar, kapalı yollar ve tipi nedeniyle sık sık durmak zorunda kaldı. Ambulans ekibinin ilerleyememesi üzerine UMKE timi devreye girdi. Sahada ambulansa zincir desteği sağlandı, ancak Aşağı Kırlangıç köyü mevkiinde kar yağışının şiddetlenmesiyle ekipler yeniden mahsur kaldı. Bunun üzerine Çınar Kaymakamlığı ve Büyükşehir Belediyesi ile temasa geçilerek yol açma çalışmaları başlatıldı. Köy halkının traktör desteğiyle ekipler bir süre daha ilerleyebildi. Saatler süren çabanın ardından, yol açma çalışmaları ve saha koordinasyonunun güçlendirilmesiyle UMKE ekibi saat 18.15’te anneye ulaşmayı başardı. Olay yerinde doktor bilgisi dahilinde damar yolu açılarak tıbbi müdahale yapıldı, doğan bebeğin muayenesi gerçekleştirildi. Anne ve bebek, güvenli şekilde ambulans ekiplerine teslim edilerek Çınar 2 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu tarafından saat 23.41’de SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları Hastanesine nakledildi. Operasyonu yakından takip eden Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, zorlu süreçte görev alan UMKE Ekip Sorumlusu Salih Bülbül’e, ekibi adına gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Asiltürk, "Zorlu kış şartlarına ve saatler süren ulaşım güçlüklerine rağmen ekiplerimiz büyük bir koordinasyon ve özveriyle görevlerini yerine getirdi. UMKE, 112 acil sağlık ekiplerimiz ve vatandaşlarımızın desteğiyle anne ve bebeğimiz güvenli şekilde sağlık tesisimize ulaştırıldı. Diyarbakır’da vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimi için her şartta sahadayız. Bu süreçte görev yapan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum’’ dedi.
Düzce Tropikal misafirler kar yağışını görünce mest oldu Düzce’yi etkisi altına alan kar yağışı, kentin en uzak misafirlerine unutulmaz anlar yaşattı. Sri Lanka ve Ruanda gibi tropikal iklim ülkelerinden eğitim için kente gelen öğrenciler, hayatlarında ilk kez gördükleri kar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kent genelinde etkisini sürdüren yağışla birlikte kar kalınlığı şehir merkezinde 20, Konuralp ve Bahçeşehir bölgelerinde ise 40 santimetreye ulaştı. Kar yağışı, çocuklar kadar memleketlerinden binlerce kilometre uzaktaki üniversite öğrencilerini de mutlu etti. "Burada ilk defa kar görüyorum" Düzce Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Sri Lankalı Mohoummead Ayizea, ülkesinin tropikal iklim kuşağında yer alması nedeniyle daha önce hiç kar görmediğini söyledi. Yağışın tadını çıkardığını belirten Ayizea, "Sri Lankalı olarak biz orada kar görmüyoruz. Tropikal olduğu için hava hep güneşli. En fazla yağmur yağıyor. Burada ilk defa kar görüyorum ve her gördüğümde çok heyecanlanıyorum. Karın tadını en güzel şekilde çıkartmaya çalışıyorum" dedi. "Bizim hayallerimizi yaşıyorsun" Ülkesinde kar yağışını hep televizyondan izlediğini belirten Ayizea, şöyle konuştu: "Kar yağışını hep filmlerde görüyorduk. Karlı günleri filmlerde gördüğümüz gibi burada da aynı şekilde kendimiz yaşadık. Arkadaşlarıma ve aileme kar görüntülerini çekip gönderiyorum, onlar da çok seviniyorlar. Karlı havalar, bembeyaz zeminler Sri Lankalılar için bir hayaldir. Kar görmeleri, birbirleriyle kartopu oynamaları hepsi onlar için hayal. Bana ’Bizim hayallerimizi yaşıyorsun’ diyorlar." Kar yağışı Ruanda’dan gelen öğrenciyi korkuttu Ruanda’dan gelen Receaip Moukizzia da eğitim için bir yıldır Türkiye’de bulunduğunu anlattı. Karla ilk karşılaştığında şaşkınlık yaşadığını ifade eden Moukizzia, "Türkiye’ye gelince çok mutlu oldum, şimdilik her şey yolunda. Afrika’da kar yağmıyor. Burada kar görünce hem şaşırdım hem korktum. Çok soğuk olduğu için korktum, soğuktan korkmuştum ama şimdi alıştım" ifadelerini kullandı. Millet Bahçesi’nde Türk arkadaşlarıyla bir araya gelen öğrenciler, kar topu oynayıp hatıra fotoğrafı çektirerek keyifli vakit geçirdi.