KÜLTÜR SANAT - 03 Nisan 2023 Pazartesi 10:29

Seddülbahir Kalesinde 108 yıllık savaşın izleri yaşatılıyor

A
A
A
Seddülbahir Kalesinde 108 yıllık savaşın izleri yaşatılıyor

Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda bir asır sonra restorasyon çalışmalarıyla ayağa kaldırılan, Çanakkale Boğazı'nı geçmek isteyen itilaf devletlerin 3 Kasım 1914’te ilk bombaladığı yer olan ilk şehitlerin verildiği Seddülbahir Kalesinde sergilenen o dönemin savaş malzemeleriyle 108 yıllık savaşın izleri yaşatılıyor.

IV. Mehmet’in Hadice Turhan Sultan tarafından yaptırılan Kale 17. Yüzyıl kalesidir. Tarihin en kanlı savaşları arasında yer alan ve Mehmetçiğin kahramanlığı sayesinde 'Çanakkale Geçilmez' destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda, Gelibolu Yarımadası'ndaki Seddülbahir Kalesi, boğazın güvenliğinde çok önemli rol oynadı. 108 yıl önce 'yedi düvel'e karşı Mehmetçik ile beraber karşı koyan kale, isabet eden top atışlarıyla gazi oldu.

Seddülbahir Kalesinde 108 yıllık savaşın izleri yaşatılıyor

Çanakkale Boğazı'nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin gemilerinden atılan top mermileri ile büyük hasar alan Tarihi Gelibolu Yarımadası'ndaki Seddülbahir Kalesi, aradan geçen bir asırlık zaman diliminde doğa şartları nedeniyle zarar gördü. Harap haldeki kaleyi ayağa kaldırıp, açık hava müzesi haline getirmek için Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı'nca 2015 yılında başlatılan restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlandı. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 108’inci yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açılan Seddülbahir Kalesinde, ziyaretçiler kalenin 17. yüzyıldan bugüne kadar ki tarihi hakkında bilgilendiriliyor. Ziyaretçiler, Çanakkale Savaşları'nın ilk şehitlerinin yer aldığı kabristanı ziyaret edip, 1915 Çanakkale Savaşları'nın bu kalede yaşanan kısımlarını, o dönemin savaş malzemelerini, belgelerini inceleyebiliyor. Seddülbahir Kalesinde sergilenen Osmanlı asker künyeleri, Fransız cep saati, Osmanlı el bombası, Krupp topu namlu temizleme harbisi, Fransız ve Senegal asker palaları, Osmanlı mavzer süngüleri, Osmanlı süngü kını, Osmanlı palaska barutluğu, Osmanlı, Fransız ve Avustralya Asker Üniforması kol düğmeleri, mermiler ve Fransız mühimmat sandığı ile 108 yıllık savaşın izleri yaşatılıyor.

Seddülbahir Kalesinde 108 yıllık savaşın izleri yaşatılıyor

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Seddülbahir Kalesi, Çanakkale Boğazı girişinde ve yaklaşık 14 bin 800 metre menzilli olan topların konuşlandığı yer idi. Ve gemiler eğer denizden saldıracak olurlarsa ilk karşılayacak olan yerlerden bir tanesiydi. Çanakkale Savaşları sırasında 19 Şubat tarihinde başlayan denizden saldırılarda ilk olarak Seddülbahir Kalesi ve Orhaniye Tabyalarının ateş altına alındığını görüyoruz. Bu dönem içerisinde ilk Subay şehidinin de Seddülbahir Kalesinde verildiğini görüyoruz. Seddülbahir Kalesi özellikle tahrip olduğu için 18 Mart günü fazla bir faaliyet gösteremedi. Çünkü İtilaf Donanması boğazdan içeri girmiş vaziyette idi. O yüzden Kara Savaşları sırasında da ilk işgal edilen topraklar arasında yer almıştır. Bu açıdan Seddülbahir Kalesi, Çanakkale Boğazı’nı koruyan en dıştaki muhafızlardan Rumeli Yakasındaki merkez olarak tarihe geçmiştir” dedi.

Seddülbahir Kalesi

Çanakkale'nin Eceabat ilçesine bağlı Seddülbahir Köyü’nde yer alan, 1. derece arkeolojik-askeri-harp tarihi-kentsel sit alanında bulunan Seddülbahir Kalesi, Gelibolu Yarımadası'nın en güney ucunda bulunmaktadır. Kale, Tarihi Alan içinde yer almakta olup Boğaz’a girişte Ertuğrul (Cape Helles) ve Morto Koyları arasında kalan burun üzerindedir. Seddül-bahr yani 'denizin seddi' anlamına gelen yaklaşık 22 bin metrekarelik alanda konumlanmış kalenin Venedik saldırılarına karşı 17'nci yüzyılda, Osmanlı tarihinde banisi (yaptıranı) kadın olan ilk askeri yapı olma özelliği taşıması bakımından önemli olup, Hatice Turhan Sultan (IV.Mehmed’in annesi) tarafından 17. Yüzyılda inşasına başlanmıştır. Kale, topoğrafik durumu nedeniyle asimetrik düzensiz bir plan özelliğine sahiptir. Kalenin dört köşesinde birer, kuzey batı köşesinde de bir olmak üzere 5 burcu vardır. Bu burçlar birbirlerine sur duvarlarıyla bağlanmıştır. Kalede güney doğudan kuzey batıya 3 kademeli sur ile hisar peçe oluşur.

Mustafa Suiçmez
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da üretici don nöbetinde Antalya’da hava sıcaklıklarının gece saatlerinde düşmesiyle birlikte üreticiler, ürünlerini dondan koruyabilmek için seralarında sabaha kadar nöbet tuttu. Üreticiler, sobaları yakarak gece boyunca seraları ısıttı, ürünlerinin zarar görmemesi için gözlerini kırpmadan mücadele etti. Aksu İlçesi Yeşilkaraman Mahallesi’nde yaklaşık 13-14 yıldır kapya biber üretimi yapan Hasan Arslan, don tehlikesine karşı ilk nöbeti 5 dekarlık serasında başlattığını söyledi. Toplamda 10 dekar serası bulunduğunu belirten Arslan, "İlk don nöbetini buradan başlattım. Allah’ın izniyle diğer seralarımı da sırayla yakacağım. Sabah 07.30’a kadar seranın içindeyiz, bitkilerimiz üşümesin diye nöbet tutuyoruz" dedi. Soğuk havanın etkisini erken saatlerde hissettirdiğini ifade eden Arslan, "Dün gece sobaları 23.30-00.00 civarında yaktık. Bugün ise hava daha erken soğuduğu için 20.00- 20.30 gibi sobaları faaliyete geçirdik. Sabaha kadar don nöbetimiz devam edecek" diye konuştu. Don nöbetinin ailece tutulduğunu dile getiren Arslan, üretimin büyük bir özveri gerektirdiğini vurguladı. "Eşim ve çocuklarım da burada. Odun taşımada, sobaların kontrolünde bana yardımcı oluyorlar. Bu serada 9 soba yakıyoruz. Sabaha kadar sürekli kontrol etmek zorundayız" ifadelerini kullandı. Akdeniz bölgesinde olunmasına rağmen üreticinin soğukla mücadele ettiğini belirten Arslan, "Doğuda insanlar karda kışta yollarla mücadele ediyor. Biz de Antalya’da, sahil kesiminde ürettiğimiz ürünü dondan koruyabilmek için sabaha kadar serada bekliyoruz. Bitkiler üşümesin diye gözümüzü kırpmıyoruz" dedi. Don nöbetinin üreticiye ciddi bir yük getirdiğini belirten Arslan, maliyetlerin her geçen yıl arttığına dikkat çekti. Bir sobaya sabaha kadar defalarca odun atıldığını ifade eden Arslan, "Her sobaya gecede yaklaşık 150 kilo odun yakıyoruz. Odunun tonu 7 bin lira. Geçen yıl 19 ton odun aldım. Bu şartlarda üretim yapmak giderek zorlaşıyor" sözleriyle yaşadıkları zorluğu dile getirdi. "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz" Kurşunlu Mahallesi’nde domates üreticisi Songül Çimen’de dondan korunmak için gece boyunca serasını terk etmeyen üreticiler arasında yer aldı. 5,5 dekarlık alanda domates üretimi yaptığını belirten Çimen, sobaları akşam saatlerinden itibaren yakmaya başladıklarını söyledi. Çimen, "Saat 20.30 gibi sobalarımızı yaktık. Sabaha kadar, saat 07.00’ye kadar don nöbeti bekliyoruz. Dün de sabaha kadar buradaydık" dedi. Don nöbetinin uykusuz ve yoğun bir çalışma gerektirdiğini ifade eden Çimen, "Bugün hiç yatmadık desek yeridir. Odunlarımızı, kömürlerimizi taşıdık, sobaların başında bekledik. Çalışmasak olmuyor. Bu iş kolaylıkla olmuyor" diye konuştu. Domates üretiminin hem yazın sıcakla hem de kışın soğukla mücadele gerektirdiğini vurgulayan Çimen, "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz. Domates zor ama biz seve seve yapıyoruz. Zorluklarla yetiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum" Serasındaki domateslerin henüz bir kez hasat edildiğini belirten Çimen, "Domatesimiz bir sefer toplandı, geri kalanı duruyor. Bugün piyasa 45 lira olarak okunmuş. İnşallah umduğumuz gibi olur, yüzümüz güler" dedi. Çiftçinin ayakta kalmasının herkes için önemli olduğunu vurgulayan Çimen, "Çiftçinin yüzü gülerse Türkiye’nin yüzü güler. İlaççının da, komisyoncunun da yüzü güler. Hepimiz mutlu oluruz. Bütün don nöbeti bekleyen kardeşlerime kolaylıklar diliyorum. Mücadele edelim, üretmeye devam edelim. Türkiye’mizi biz doyuruyoruz" ifadelerini kullandı. Devletin verdiği desteklere de değinen Çimen, "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum. Destek oldu, yardımcı oldu. Fiyatlar yükseldi" diyerek sözlerini tamamladı.