GÜNDEM - 10 Nisan 2018 Salı 18:26

Şehit Kaymakam Mehmet Kemal Bey kabri başında anıldı

A
A
A
Şehit Kaymakam Mehmet Kemal Bey kabri başında anıldı

Boğazlıyan Kaymakamı Şehit Mehmet Kemal Bey, şehadetinin 99. yılında bugün Kadıköy’deki mezarı başında anıldı.

Tören, Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek, Başkan Yardımcısı Erol Güler ve Kartal Belediye Başkan Danışmanı Yılmaz Özdemir’in koordinasyonunda düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı sonrası açış konuşmasını yapan, Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek şunları söyledi: 

“Yozgat Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, Bayburt Kaymakamı Urfa Mutasarrıfı Mehmet Nusret Bey ile Diyarbakır Valisi Mehmet Reşit Bey, öz vatanlarında, kendi milletinin gözleri önünde yaptıkları görevleri karşılığı İstanbullu Ermeniler, Rumlar, işgal kuvvetleri ve basiretsiz, hain, işbirlikçi devlet yöneticilerinin dayatmaları ile Ermeni tehciri olayında görevlerini ihmalde bulundukları gerekçesi ile suçlanmış, Nemrut Kürt Mustafa Paşa başkanlığında düzmece bir mahkemede yargılanmış ve mahkum edilmişlerdi. Emperyal güçler için Kaymakam Kemal, o koca imparatorluktan alınan intikamın sembolü idi. Esir edilmiş imparatorluğun kalbinde millet, evladına sahip çıkamamıştı.

10 Nisan 1919 günü Beyazıt meydanında bir idam sehpası başında birçok zebaninin arasında beyazlar giyinmiş bir aslan kükredi; o kükreme, halen İstanbul’da ve Beyazıt Meydanı’nda çınlamakta ve yankılanmaktadır. ‘Adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet. Ben cephede düşmana karşı savaşan bir nefer gibi şehadet şerbetini içmeye gidiyorum.’ Bu millet Balkan savaşı ve 1. Dünya savaşı günlerinde beş milyon evladını kurban verdi. Varlıklarını bin yıldır Türk’e borçlu olan Ermeniler, 1. Dünya savaşı günlerinde, Rus, İngiliz ve Fransızlarla birleşerek Anadolu ve Azerbaycan topraklarında sırtımızdan vurdular. Türk’e soykırım uyguladılar ABD Başkanlarından Reagen’in Danışmanı Bruce Fein, ABD’li Prof. Dr. Stanfort Shaw ve Justin McCarthy raporlarına, göre Ermeniler iki milyon Türk ve Müslümanı katletmişlerdi. 25 yıl önce Hocalı’da katlettikleri yavrucukların kanı ise henüz kurumamıştı. Şimdi utanmadan Türkler Ermenilere soykırım yapmıştır diyerek, onlarca parlamentoyu kandırarak üstümüze salmaktadırlar. Üstelik her 24 Nisan günü mum dikerek, resimler asarak yalandan ağlayıp sızlayarak, ‘1915’ ten günümüze soykırım sürüyor’ diyerek ırkçı faşizan emelleri ile güzel İstanbul’umuzun sokaklarını kirletmektedirler. Bu rezalete yetkililerimiz kesinlikle müsaade etmemelidir. Bütün bunlara rağmen, ülkemizde çalışan ve Türk çocuklarına dadılık yapan Ermeni hanımlar her yıl ülkelerinin ekonomisine Türkiye’den gönderdikleri paralarla büyük katkılar sağlamaktadırlar.”

“Türk yurdu dün olduğu gibi bugün de emperyal güçlerin ve haçlı zihniyetinin tehdidi altında şehitler vermeye devam etmektedir” diyen Öztek, “Allah hepsine rahmet eylesin. Biliyoruz ki Cennetteki en yüce makam onlaradır. Onlar hiç çekinmeden Allah yolunda savaşmışlar ve seve seve canlarını vermişlerdir. Onun içindir ki, şehitlerimizin ardından ‘ey cemaat, hakkınızı helal ediyor musunuz’ diye sormayalım. Asıl sormamız gereken soru, ‘Ey şehit bize hakkını helal ediyor musun’ olmalıdır. Kaymakam Kemal Bey’den de bize ve milletine hakkını helal etmesini diliyorum” diye konuştu.

Yozgat Boğazlıyan’lı öğrenci İhsan Samet Süzener; seni unutmadık Kaymakam Kemal Bey diyerek başladığı konuşmasında, “Osmanlı Devleti asırlardır her türlü saldırıya karşı bir ulu çınar misali dimdik ayakta durmuştur. Türk milleti, bu ulu çınarın gölgesinde diğer milletlerle kardeşçe ve beraberce yaşamış ve her şeyini onlarla paylaşmıştır. Fakat Osmanlı devletinin zayıf düşmesi ile şefkatle yönettiğimiz diğer milletler, birer hain olarak karşımıza dikilmiş ve intikam dehşetine düşmüşlerdir. Kendisine verilen bir kamu görevini yerine getiren vatan evladı Kaymakam Kemal Bey bu hain ve işbirlikçilerce kurban seçilmiştir. Bu yüce milletin evladı almış olduğu terbiye ve devlet anlayışı içinde son ana kadar devletinin adaletinden ümidini kesmemiştir. Son sözleri ‘Benim sevgili kardeşlerim, çocuklarımı asil Türk milletine emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Allah vatan ve milletimize zeval vermesin, Amin. Borcum var, servetim yok. Üç çocuğumu millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet’ olmuştur. Bizler, Boğazlıyan gençliği olarak Kaymakam Kemal Bey’i hiç unutmadık, unutmayacağız ve asla unutturmayacağız. Sözlerimi Kaymakam Kemal Bey’in vasiyeti olan şu sözlerle bitirmek istiyorum: “Türk milleti ebediyen yaşayacak, Müslümanlık asla zeval bulmayacaktır. Allah millet ve memlekete zeval vermesin. Fertler ölür, millet yaşar. İnşallah Türk milleti ebediyete kadar yaşayacaktır” şeklinde konuştu.

Türk Kamu Sen İstanbul İl Başkanı Dr. Mustafa Kavlu, Kaymakam Kemal Bey’in şehadetinin Türk tarihinde önemli bir yeri olduğunu vurgulayarak, “Kemal Bey tıpkı Çanakkale’nin 57. Alayı gibi, İzmir’de düşmana ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin gibi sembol olmuş bir kahramandır. Onun şehadeti bir haksızlığın, hukuksuzluğun ve dahası ihanetin sonucudur. Bu olay canından aziz bilerek vatanına, milletine sahip çıkanlara bir gözdağıdır. Ülkenin ve milletin milli iradesine milli müdafaasına milli inançlarına kasıttır. Bunda da hiçbir zaman başarılı olamamışlardır. Kemal beyin şehadeti adeta kurtuluş savaşımızı ateşleyen bir kıvılcım olmuştur. Esefle ifade ediyorum ki bu ülkede Nemrut Mustafalar, Sait Mollalar, Damat Feritler, Şeyhülislam Mustafa Sabriler, Ali Kemaller bitmedi ve bitmeyecektir. Fakat her seferinde karşılarında dev gibi Kaymakam Kemaller ve Mustafa Kemaller çıkacak, onları tarihin karanlıklarına gömecektir” dedi. Kavlu konuşmasını Kaymakam Kemal Bey’in ‘Fertler ölür millet yaşar. Yaşasın Millet’ sözleri ile bitirdi.

Türk Eğitim Sen 3 Nolu Şube Başkanı Ali İhsan Hasanpaşaoğlu, “Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşında ölüm kalım savaşı vererek her cephede savaşın en acı faturalarını ödemişti” diyerek, “Bununla birlikte kendi vatandaşı olan Ermenilerin ihaneti ile içinde bulunduğu durumu daha da ağırlaştırmıştı. Osmanlı Devletinin o gün ki idaresi 27 Mayıs 1915’te “Tehcir Kanunu” çıkarmış, huzur ve güven ortamını bozan Ermeni çete ve gruplarını geçici olarak Suriye’ye sürgün etme, kararı almıştı. Bu karar üzerine Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine bağlı köylerini de ateşe veren, gelen devlet güçlerine ateş açan bölge Ermenileri, bölgenin mülki amiri Kaymakam Kemal bey tarafından alınan önlemlerle zorunlu göç olayı sağlanmıştır. İşgal güçleri, Ermeni komitacılar, Rumlar ve vatan hainlerinin yalancı şahitlikleri ile Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak ölümlere sebep olduğu iddiasıyla, Kaymakam Kemal Bey idamla yargılanır. Kaymakam Kemal Bey duruşmasında, ‘siyaset icabı bir kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olanlar dururken benim gibi küçük bir memur kurban olamaz. Siz adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz’ demiştir. Burada alınan karar tarihimizin yüz karası bir karar olup bu kararı alanların ve aldıranların yüzüne kara bir leke olarak yapışmış, tarih boyunca da öyle kalacaktır. Sait Mollalar, Nemrut Mustafa Paşalar, Damat Feritler lanet ve nefretle anılırken, Kemal Bey ve onun gibi nice şehitlerimiz millet vicdanında müstesna yerini muhafaza edecektir. Bundan sonraki yıllarda uğruna canını feda ettiğin milletinin binlerce evladı tarafından anılmanı dileyerek bir kez daha rahmetle anıyoruz” ifadelerini kullandı.

Aydınlar Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal, Atatürk’ün teklifi ile 19 Ekim 1922’de TBMM kararı ile Boğazlayan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey, Bayburt Kaymakamı Mehmet Nusret Bey ve Diyarbakır Valisi Mehmet Reşit Bey’in Milli Şehit ilan edildiğini hatırlatarak, “Bizlere düşen görev, gelecek nesillere şehitlerimizi unutturmamaktır. Kazanımlarımızın, değerlerimizin ve demokrasinin kıymetinin farkında olmaktır. Kaymakam Kemal Beyi ve tüm şehitlerimizi Saygı ve rahmetle anıyoruz. Ülkemizde şehitliğin ve gaziliğin ne kadar anlamlı ve kutsal olduğunun bilmeyen yoktur. Bundan da ayrı bir mutluluk duyuyoruz. Asil ve kahraman Türk Milleti, şehit ve gazilerine devamlı sahip çıkmıştır. Türk Milleti Anadolu’da yaşayan insanlar topluluğu, bir kalabalık veya bir sürü değildir. Bazılarının Türk Milleti ifadesinden kaçınmalarını da üzüntüyle ve hayretle izliyoruz. Son Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları, Türk Milleti’nin asalet, fedakarlık, vefa gibi bazı önemli özelliklerinin ortaya serilmesine yardımcı olmuştur. Türk Milleti’nin mensubu olan ancak onu bir türlü tanıyamamış olanlara bu harekatlar ders niteliğindedir. Türk Milleti’ne mensup bir harp malulü gazi çocuğu olarak daima gurur ve şeref duymuşumdur. Bizim Ermeni vatandaşlarımız ile hiçbir zaman sorunumuz olmamıştır. Sorun Ermeni terör örgütleri iledir. Günümüzde değişik isimlerle ortaya çıkmış, daha doğrusu çıkarılmış ve kullanılan bu terör örgütleri, Batının uşağı olmaya, hilale karşı haçın malzemesi olmaya soyunmuşlardır. Her Nisan ayında sözde Ermeni soykırımını önümüze sürenlerin ellerinde ciddi bir belgeleri yoktur. Batılı emperyalist ülkeler, kendi soykırımlarını örtme gayretine girmişlerdir. Osmanlı’yı tehcir yaptı diye suçlayan bazı yerli siyasiler ile son yıllarda “taziye” ve “özür” ifade eden konuları üzüntü ve hayretle izliyoruz. Türk tarihinde utanılacak bir sayfa yoktur. Türk tarihi ile yüzleşilmeli diye ortaya dökülen Batının uşakları ve işbirlikçileri biraz insani boyuttan konuya bakarak tarih boyu Türk’e yapılan soykırımlarla ilgilenebilmelidirler” açıklamasını yaptı.

Türk Mukavemet Teşkilatı mensubu Kıbrıs Gazisi Em. Tümg. Cumhur Evcil, Şehit Kaymakam Kemal Bey’in Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde önemli isimlerden biri olduğunu dile getirerek, “Çünkü bu vatan evladına, milletçe sahip çıkılamamış, o göz göre göre şehit verilmiştir. Egemenliğimiz için çok şehit verdik ve bugün de halen egemenliğimizin selameti için şehitler veriyoruz. Bugün Türk’e Türkiye’yi çok gören ve bu topraklar Türklere bırakılamaz diyen batılı emperyal güçlerin Güneydoğu oyunları, Türk’e çok görülün Türkiye’nin paylaşım senaryolarından biridir. Yüzyıllarca milletçe koruduğumuz kolladığımız Ermeniler 1800’lü yıllardan itibaren Türk’e ihanetlerini 1. Dünya savaşı günlerinde de sergilemiş, erkeği savaşta olan savunmasız Anadolu Türkünü camilere samanlıklara doldurarak diri diri yakmışlardır. Bu yetmiyormuş gibi Suriye, Irak, Filistin ve Mısır coğrafyasında savaşan askerimizin silah mühimmat ve erzak yollarını keserek, ordularımıza büyük zayiat vermişler, ordularımızı iki ateş arasında bırakmışlardır. Bu durumda Yöneticilerin çeşitli ikaz ve uyarılarına aldırış edilmemesi üzerine, devlet köklü çözümler almak zorunda kalarak, gerekli önlemleri almıştır. Özellikle katliamları körükleyen, isyanlara katılan Osmanlı devletinin Ermeni vatandaşları, yine Osmanlı devletinin bir başka bölgesine geçici olarak iskan edilmişlerdir. Ermenilerin Hınçak ve Taşnak çeteleri, bununla birlikte düzenli orduları ve en son Asala örgütleri tamamen Türk düşmanı emperyal güçlerin ülkemizi zayıflatma ve parçalama hayallerinin ürünüdür. Milli şehidimiz Kaymakam Kemal Bey kendisine verilen emirleri yerine getiren bir memur olarak, kimseye zararı dokunmamış, buna rağmen sorumlu tutularak hainlerin tuzağına düşürülüp, katledilmiştir. Bu, kahraman vatan evladı şehidimize ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, “1. Dünya Savaşı sonunda İstanbul’un işgali ile birlikte Ermeni Patriği Zevan Efendi ve İngiliz hükümetinin dayatması ile Damat Ferit Paşa hükümetinden Ermeni tehcirinde görev yapanları yargılanması istenmiştir. Divan-ı Harb-i Örfi mahkemesi başkanı Hayret Paşa bu dayatmayı kabul etmeyerek görevinden ayrılmış, onun yerine İngiliz Muhipleri Cemiyeti üyesi olan Nemrut Mustafa Paşa Divanı yargılamaları üslenmiştir. Hukukun siyasallaştırıldığı ve Batılılara yaranmak için keyfi cezalar verildiği o dönemde küçük bir devlet memuru olan Kaymakam Kemal Bey, emri veren sorumluların yerine suç yüklenmiş ve mahkum edilmiştir. Kemal Bey’in son sözleri şöyledir: ‘Sevgili vatandaşlarım, ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarında budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet! Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin, Amin. Borcum var, servetim yok üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Fertler ölür millet yaşar. İnşallah Türk Milleti ebediyete kadar yaşayacaktır. Yaşasın Millet’ Kaymakam Kemal, yoktan var edilen Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundaki büyük mücadelenin ve Kurtuluş savaşımızın sembollerinden biri olmuştur. Dünkü emperyalist güçler Ermenileri, Rumları kullanmışlar, onları ülkemize karşı kışkırtmışlar, Güzel vatanımızı bölmek parçalamak için ellerinden gelen her ihaneti sergilemişlerdir. Bu gün de aynı emperyal güçler, bir takım dayatmalarla, terör örgütlerine verdikleri desteklerle, sınırlarımızda oynadıkları oyunlarla ülkemize ve tüm kazanımlarımıza kastetmektedirler. Atatürk’ün kurmuş olduğu bu devlet ve cumhuriyet o kadar güçlü temeller üzerine kurulmuştur ki, bu devleti hiçbir güç yıkamayacak, bu yüce Türk milletini de hiçbir güç bölemeyecektir. Türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey başta olmak üzere ülkemizin varlığı ve bağımsızlığı için canlarını veren asker, sivil, tüm şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum” diye konuştu.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Türk dünyası şairleri BUÜ’de buluştu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Türk dünyasının kültürel bağlarını güçlendiren bir organizasyona ev sahipliği yaptı. BUÜ bünyesindeki Türk Dünyası ve Kültürü Topluluğu ile Genç Kalemler Topluluğu’nca düzenlenen "Türk Dünyası Şairler Buluşması", beş farklı Türki Cumhuriyetlerden gelen sanatçıları ve çok sayıda protokol üyesini bir araya getirdi. BUÜ Mühendislik Fakültesi Dr. Arif Ağaoğlu İleri Teknolojiler Merkez Laboratuvar Salonu’nda gerçekleştirilen uluslararası etkinlikte; Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan Cumhuriyetlerinden gelen şairler, yazdıkları eserleri Türkiye Türkçesi ve ana dilleriyle seslendirerek katılımcılara bir dil şöleni sundu. Etkinliğe BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ayhan Sarsıcı, Osmangazi Belediyesi Başkan Vekili Murat Hoşgörü, Bursa Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan, TÜDAM Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katılım sağladı. Türk dünyası ezgileri BUÜ’de hayat buldu Programda şiirlerin yanı sıra Türk dünyasının müzikal zenginliği de sahneye taşındı. BUÜ mezunu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Orkestra Şube Müdürlüğü Türk Halk Müziği Bölümü saz sanatçısı Alim Hüseyinoğlu’nun seslendirdiği türkülerin ardından; BUÜ Eğitim Fakültesi Kazakistan uyruklu öğrencisi Ayşe Yersinbek Kazak millî sazı dombra, BUÜ mezunu Çolpan Kambarova ise Kırgız millî sazı komuz ve Türk dünyasına ait eserlerle etkinliğe katıldı. Ayrıca BUÜ Azerbaycan Kültür ve Sanat Topluluğu üyelerinden Kemale Memmedova ve Amal Babayev, sergiledikleri Azerbaycan halk oyunları ile beğeni topladı . Akademisyenlere uluslararası madalya Program kapsamında Türk dünyasına sağladıkları katkılar nedeniyle BUÜ’lü isimlere ödüller verildi. Kırgızistan Uluslararası "Kırgız Akın" Yazarlar Birliği tarafından "Cengiz Aytmatov Madalyası" ile "Teşekkür Mektubu", Kazakistan "DüniyeTalanttarı" Birliği tarafından ise "Ahmet Yesevi Madalyası" ile "Teşekkür Belgesi" takdim edildi. Ödüller; BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’a, Türk Ocakları Derneği Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı’ya, Türk Dünyası ve Kültürü Topluluğu Danışmanı Prof. Dr. Alev Sınar Uğurlu’ya, Genç Kalemler Topluluğu Danışmanı Doç. Dr. MinaraAliyeva Çınar’a ve BUÜ Ali ŞirNevai Özbek Dil ve Kültür Merkezi Müdürü Surayyo Khodjoyeva’ya sunuldu. Yurt dışı gezisi nedeniyle törende bulunamayan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’ın "Ahmet Yesevi Madalyası ve Sertifikası", kendilerine makamında takdim edildi. Konuk şairlere ve organizasyonda görevli BUÜ öğrencilerine de teşekkür belgelerinin verildiği program, BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı’nın birlik ve beraberlik vurgusu yaptığı kapanış konuşması ile sona erdi.
Sakarya Asırlık çarşıda tezgahlar sanal vitrine taşınıyor: Esnaf e-ticaretle yüzleşiyor Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 18 ve 19. yüzyıllara uzanan geçmişiyle kentin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Uzun Çarşı’da, geleneksel esnaflık anlayışı ile modern ticaret yöntemleri arasındaki rekabet dikkat çekiyor. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bazı esnaflar yüz yüze satıştan vazgeçmezken, bazıları ise tezgahını internete taşıyarak e-ticarete yöneliyor. Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde bulunan ve tarihi 18-19. yüzyıllara kadar uzanan Uzun Çarşı’da, nesilden nesle aktarılan dükkanlarda esnaflık yapan birçok isim, e-ticaretin kendilerini maddi anlamda etkilemediğini belirtirken, esnaf-müşteri samimiyetini öldürdüğüne inanıyor. İnternet satışını tercih eden aksesuar mağazası sahibi Hüseyin Oğuz Çelik ise gelirinin yarısının internet üzerinden yaptığı satışlardan geldiğini, çağa ayak uydurmayan esnafın ise yakında zamanda batma riski ile karşı karşıya kalacağını ifade etti. "İnternetten satıştan uzak duruyoruz" Uzun Çarşı’da babasının 45 yıllık gümüşçü dükkanında küçüklüğünden beri çalışan ve yakın zamanlarda devralan Sezer Akyıldız, uzun yıllardır aynı konumda esnaflık yapmanın kendilerine düzenli müşteriler kazandırdığını ve o müşteriler olmadan gelişen teknolojik ticaret sebebiyle zor günler yaşayabileceklerini belirtti. Akyıldız, "Babamdan devraldım. Esnaf şimdi kira ödüyor, sigorta ödüyor, eleman çalıştırıyor. Bir sürü giderimiz var, bunların haricinde iş yapmamız lazım ki bu giderleri karşılayabilelim. İş yapamayınca tabi ki zora düşüyoruz. İnsanlar bizi tanır, güven verdiğimizden dolayı bizi tercih ediyorlar. İnternetten satılan ürünlerde yüzde 29 gibi bir komisyon ödüyorsun belirli kurumlara. Bu sebepten internete çok yanaşmıyoruz, internetten satıştan uzak duruyoruz. 45 yıldır biz bu sektördeyiz, bizim düzenli ve oturmuş müşterimiz olmasa internet yüzünden dükkanı kapatır giderdik" dedi. "Genç nesil dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyor" Genç neslin artık çarşıda gezerek değil internet üzerinden veya alışveriş merkezlerinden ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade eden 40 yıllık ayakkabı dükkanı sahibi Sinen Pekçetin, "Aşağı yukarı 40 yıl gibi bir süredir esnaflık hayatım var. Eski müşteri yoğunluğumuz yok tabi ki. Bizden önceki kuşaklar rahmeti rahmana kavuştu artık. Genç nesilde buraları pek fazla tercih etmedikleri için dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyorlar. Burayı bilenler, daha önce buradan alışveriş yapanlar ve onların çocukları buraya geliyor. Bizim müşterilerimiz genelde görerek alan modeller. Görüp giyip, üzerine denedikten sonra ancak alıyorlar. Müşterilerle olan samimiyetimiz ve eski esnaf sıcaklığımızdan dolayı bizi tercih ediyorlar. Abi kardeş, abla kardeş ilişkisi gibi ilişkiler kuruyoruz müşterilerimizle" diye konuştu. "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var" Yıllardır Uzun Çarşı’dan alışveriş yaptığını belirten 80 yaşındaki Engin Bakır ise konuyla alakalı "Yüz yüze esnaftan alışveriş yapmayı seviyorum. Pazarlık yapmayı seviyorum. Alacağım malı görerek alırsam daha iyi oluyor. Sağlamlığını oradan anlıyorum. Hep peşin ve görerek almaya çalışıyorum" derken 47 yaşındaki Yusuf Ekşi ise, "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var. Bugün bize eski kafalı diyorlar, geri kafalı diyorlar. Evet kabul ediyoruz, eski kafalıyız. Bir şeyi dokunarak almayı severiz. Ne alacaksak alalım onu göreceğiz, dokunacağız, hissedeceğiz. Ondan sonra bedeli neyse ödeyerek alma taraftarıyız. İnternette yapmış olduğumuz alışverişler biraz sıkıntılı. Dolandırıcılık çok yüksek. Burada esnaf seni dolandırmaz. Gösteriyor, malı ortada. Bakıyorsun hoşuna gitti verirsin parasını alırsın. İnternet güvensiz geliyor bana. O yüzden internetten alışveriş yapmam. Esnafı tercih ederim. Onları kalkındırmalıyız çünkü onlarla geçim daha rahat" şeklinde konuştu. "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor" Babasının 25 sene önce açtığı aksesuar dükkanında, ilk başlarda okul çıkışlarında yardım ederek çalışmaya başlayan ve gelişen teknoloji çağına ayak uydurmak için mağazada ki ürünlerin internet üzerinden de satışını yapan Hüseyin Oğuz Çelik, "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor. Bizim sektörümüz açısından, özellikle kıyafet, giyim, aksesuar sektörlerinde internette olman gerekiyor ama bir gıda sektörü için belki olmayabilir. E-ticarete başlayalı yaklaşık bir sene olacak. Şu an gelir konusunda yarı yarıya gidiyor gibi bir durum var" ifadelerini kullandı. "Ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın" Esnaflığın kurallarından birinin çağa ayak uydurmak olduğunu belirten Çelik, "E-ticarete herkesin girmesi gerekiyor. Eskiden Sakarya nüfusu çok daha düşüktü, herkes markaydı. Tatlıcı denince bir kişi, kıyafet denince iki kişi biliniyordu. Artık nüfus 2 milyon oldu. Artık kimse kimseyi pek tanımıyor. Yerel markaların pek bir önemi kalmıyor. İlçeler arası alışverişe bile kimse pek gitmiyor. Esnaflığın zaten kuralı budur, çağa ayak uyduramazsan hala burada kösele benzeri eski şeyler satmaya devam edersen çağın gerisinde kalırsın. Bu kredi kartına, pos cihazına geçmemekte inat etmek gibi bir şey. Bu tarz teknolojilere ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın, nasıl battığını da anlamazsın" dedi.