SPOR - 07 Eylül 2022 Çarşamba 09:49

Şeref Eroğlu: 'Türk güreşinde yeni yüzler, yeni nefesler arıyoruz'

A
A
A
Şeref Eroğlu: 'Türk güreşinde yeni yüzler, yeni nefesler arıyoruz'

Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Şeref Eroğlu, güreşin geleceğinin gençlerde olduğuna vurgu yaparak, “Türk güreşi olarak yeni yüzler, yeni nefesler, yeni hikayeler arıyoruz. Bulmaya da devam edeceğiz” dedi.

Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Şeref Eroğlu, göreve geldikleri tarihten bu güne 10 aylık süreçte yapılan çalışmalar ve şampiyon sporcularla, gençler arasındaki uyuma kadar bir çok konuda İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Güreşin, kendi hayatında önemli bir yer kapladığını belirterek sözlerine başlan Başkan Eroğlu, “Türk güreşi geçmişinde Avrupa ve dünya şampiyonu olmuş, madalya kazanmış federasyon başkanı olan üçüncü kişiyim. 1923 yılında kurulmuş bir federasyonuz, Cumhuriyet ile eş değer yaşımız var, 2023’te 100. yılımızı kutlayacağız. Bize şöyle bir misyon yüklüyor; bir sporcu ne düşünür? Ne hisseder? Bir antrenör neyi nasıl ister? Bu işte 17-18 yıl milli takımlarda kaldım. Yaşadığımız sıkıntıları biz biliyoruz. Türkiye’de sporcu olmak çok zordur. Kaybedersiniz, kaybettiğiniz gün geleceği yaşarsınız. ‘Bir an önce şampiyon olsam, o unvana sahip olsam’, yendiğinizde geçmişi yaşarsınız. Yönetici olmak çok daha zordur. Oturmuş bir sistemimiz olmadığı için zor. Zaman zaman sporculara bağlı, zaman zaman antrenörlere bağlı sistemimiz olduğu için zor. Ben bunların ne olduğunu biliyorum” ifadelerini kullandı.

“Yeni yüzler, yeni nefesler, yeni hikayeler arıyoruz”

Türk güreşinin geleceğinin gençlerde olduğunu ve yönetim olarak çalışmaların bu yönde yapıldığını aktaran Eroğlu, “Biz 6 Kasım 2021 tarihinde Türkiye Güreş Federasyonu seçimlerinde başkan seçildim ve Güreş Federasyonu’nun 50. başkanıyım. İlk defa 7-8 tane güreşin içinden gelmiş yönetim kurulu üyesi var. Yasemin Adar şu anda hem sporcumuz, hem kaptanımız, aynı zamanda Türkiye Güreş Federasyonu’nun yönetim kurulu üyesi. Güreşin geleceğinin hem sporcu anlamında hem yönetim anlamında gençlerde olduğunu düşünenlerdenim. Bizim bunlara şans vermemiz gerektiğini ve onlara yol açmamız gerektiğini düşünenlerdenim. Şu ana kadar da elinden tutup takıma koyduğumuz hiçbir genç kardeşimiz bizi mahcup etmedi. Türk güreşi olarak yeni yüzler, yeni nefesler, yeni hikayeler arıyoruz. Bulmaya da devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Şeref Eroğlu: 'Türk güreşinde yeni yüzler, yeni nefesler arıyoruz'

“Azmi ve kararlılığı olan gençlere ihtiyacımız var”

'Eski sporcuların yeni yönetimin çalışmalarına geri dönüşleri nasıl oluyor?' sorusuna Şeref Eroğlu, “Bu işte aradığını bulamayanlar var. Şampiyon olamasa da takıma girenler vardı. Bu işte hayatını idame edenler vardı. Biz bu düşüncelere saygı duyuyoruz ama bizim gençleri bulmamız lazım. 17-18 yaşında ‘Ben dünya, Avrupa şampiyonu olacağım’ diye güneş kadar büyük ve parlak fikirleri olan, cesareti olan, azmi ve kararlılığı olan gençlere ihtiyacımız var. Sadece Türk güreşinde değil, Türk sporunda böyle bir şeye ihtiyacımız var. Biz bu çocuklara güvenmek ve yolunu açmak zorundayız. Elit sporculara saygı duyuyoruz ve onları her anlamda destekliyorum. Onlardan sonra Türk güreşi öksüz ve yetim kalmasın diye, başarısız olmasın diye yedeklerini yetiştirmek zorundayız. Rıza Kayaalp, 2024 Paris Olimpiyatları’ndan sonra güreşi bıraktığı zaman biz ne yapacağız? Rıza’nın bugünkü tecrübesinden, bilgisinden, antrenmanından faydalanacak ikinci bir sporcuyu yetiştirmek zorundayız. ‘Ben de Rıza Kayaalp olacağım’ diyen, bu düşüncede olan sporcular yetiştirmek zorundayız.

Bugün yenilseler bile ondan sonraki sene Olimpiyat Oyunları’nda mücadele verecek, tecrübelenmiş büyük düşünen sporculara ihtiyacımız var. 17 yaşında Alperen Berber; bu sene İtalya’da yıldızlar dünya şampiyonu oldu. Teknik heyetimizle konuştuk, o kiloda ondan daha iyisi olmadığı için Gençler Dünya Şampiyonası’na götürdük. Bu çocuk o kadar mükemmel maçlar yaptı ki yarı finalde İranlı’ya kaybetti. Alperen’i kazandık, dünya üçüncüsü oldu. Türk güreşinde bu tür cesur, çalışkan, ahlaklı sporculara ihtiyacımız var” diye cevap verdi.

“Güreşte bayrak yere düşmedi”

Güreş branşında genç sporcular ile şampiyon sporcular arasındaki iletişime dair ilgili bilgiler de veren Başkan Şeref Eroğlu şunları söyledi:

“Aşağıdan gelen sporcu Rıza’nın (Kayaalp), Yasemin’in (Adar), Taha’nın (Akgül) antrenmanını izlediği zaman feyz alacak, kültürlenecek. Bir olimpiyat şampiyonunun, bir dünya şampiyonunun ne kadar çalışkan olduğunu, bu işin kolay olmadığını görüyor. Biz o ruhu onlara vermeye çalışıyoruz. Şu anda en çok çalışanlar, elit sporcular dediğimiz şampiyon sporcularım. Genç bir sporcu bu çalışmayı görüyor ve etkileniyor. Hangimiz bir şeye bedel ödemeden sahip olduk? Bir sporcunun marka değeri olması, yıllarını alıyor. Oraya yerleştirip de dünya kabul etmesi kolay bir iş değil. Bugün ağır sıklettekilerin hepsi Rıza’yı çekmek istemiyor, biliyor başına gelecekleri. Yasemin ile eşleşmek istemiyor. Yasemin’i yenemeyeceğini biliyor, kolay bir rakip olmadığını biliyor. Güreşte bayrak yere düşmedi. Biz ağabeylerimizden aldık, Rıza’lar, Taha’lar, Yasemin’ler bizden aldı. Birileri de onlardan alacak ve bayrak yere düşmeyecek. Bu mücadele devam edecek.”

Şeref Eroğlu: 'Türk güreşinde yeni yüzler, yeni nefesler arıyoruz'

“Jenerasyonu yakaladığımız zaman Türk güreşi 2032’ye kadar rahat edecek”

Güreşte alt yaş kategorilerinde mücadele eden sporculara uygulanan sistemle ilgili konuşan Eroğlu, “Türk güreşi güçlü, gelecek yarınlarla, emin adımlarla devam etmesi için bizim gençleri buralara kazandırmamız lazım. Bu çok önemli. Jenerasyon kopukluğu olursa toparlayamayabiliriz. O jenerasyon kopukluğunu yaşatmamak için yoğun çalışıyoruz. Onun için gençleri A takımlarda yarıştırmak için gayret ediyoruz. 18 yaşında bir sporcu Büyükler Dünya Şampiyonası’nda yarıştığı an, o çocuk 2023 yılında Gençler Dünya Şampiyonası’nda veya U-23 Dünya Şampiyonası’nda potansiyel şampiyon adaylarından biri olacak, kendine öz güveni gelecek. Çok şükür iyiyiz. Gençler bizim istediğimizden de hırslı çalışıyorlar. O jenerasyonu yakaladığımız zaman Türk güreşi en azından 2032 Olimpiyat Oyunları’na kadar rahat edecek. Biz o sistemi kurmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

İsmail Yasin Akçın - Yunus Kılıç - Samet Yalçın
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya El emeği eserler beğenildi Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde üç yıl önce bir hayalle yola çıkan Şerife Çelik Sanat Atölyesi, Bedesten AVM’de açtığı stantla kursiyerlerinin el emeği eserlerini görücüye çıkardı. Tavşanlı ilçesinde sanatseverler anlamlı bir sergide buluştu. Şerife Çelik Sanat Atölyesi bünyesinde eğitim alan kursiyerlerin uzun süren çalışmaları neticesinde ortaya koydukları eserler, Bedesten AVM’de düzenlenen sergiyle vatandaşların beğenisine sunuldu. İki gün boyunca açık kalan sergi, sanatseverlerden tam not aldı. Serginin açılışında konuşan atölye kurucusu Şerife Çelik, sanat yolculuğuna üç yıl önce büyük bir hayalle başladıklarını ifade etti. Başarının tesadüf olmadığını vurgulayan Çelik, "Üç yıl önce bir hayalimiz vardı ve bu yola çıktık. Ancak hiçbir hayalin sihirle gerçekleşmeyeceğinin, gerçekten büyük bir çaba gerektirdiğinin farkındaydık. Biz de çok çalıştık, pes etmeden emek verdik" dedi. Atölyenin yakaladığı başarının bir ekip işi olduğunu belirten Şerife Çelik, eğitmen kadrosuna ve kursiyerlerine teşekkür etti. Çelik, "Arkamızda gerçekten güçlü bir ordumuzun olduğunu söyleyebilirim. Hocalarımızla birlikte çok güzel ve özel işler yaptığımıza inanıyorum. Bugün burada sergilenen eserler, o disiplinli çalışmanın ve sanat aşkının bir meyvesidir" ifadelerini kullandı. Bedesten AVM’de kurulan stantta sergilenen tablolar ve el sanatı ürünleri, ziyaretçiler tarafından büyük bir ilgi ve beğeniyle karşılandı. Kursiyerlerin heyecanına ortak olan vatandaşlar, Tavşanlı’daki sanat faaliyetlerinin bu denli kaliteli bir boyuta ulaşmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. İki gün süren etkinlik, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu.
Bursa Kışla birlikte gelen göz enfeksiyonlarına dikkat Kış aylarında gribal enfeksiyonların artmasına paralel olarak göz hastalıklarında da artış görülürken, uzmanlar vatandaşları bu konuda dikkatli olma konusunda uyardı. Kış aylarında sık karşılaşılan göz problemleri konusunda bilgi veren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Hastalarımıza kış aylarında rahatsızlık veren sorunlardan biri de göz kuruluğudur. Kışın havalar yağışlı ve karlı geçmesine rağmen nem oranı düşük olduğundan hava oldukça kurudur. Ayrıca kış boyunca yanan kaloriferler, çalışan klimalar yeterince havalandırılmayan kapalı ortamlar bu etkilerin daha da artmasına yol açar. Özellikle uzun süre bilgisayar karşısında çalışan meslek grupları kuru göz rahatsızlığı açısından risk altındadırlar. Çünkü uzun süreli konsantrasyon gerektiren durumlarda insanlardaki mevcut göz kırpma sayısı azalmakta ve gözler daha çabuk kurumaktadır. Gözlerde batma, sulanma ve kızarıklık şeklinde kendini gösteren göz kuruluğunda, hastalara önerilerimiz, çalışılan ortamın nemlendirilmesi, bilgisayar karşısında daha sık göz kırpma ve göz hekiminin önereceği gözyaşı damlalarının kullanılması şeklindedir" dedi. Bir diğer problemin de gözde sulanma, kızarıklık, çapaklanma ile başlayan konjonktivitler olarak adlandırılan sorun olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Kış aylarında virüslere bağlı hastalıkların artmasına paralel olarak özellikle gribal enfeksiyonların artış gösterdiği dönemlerde viralkonjonktivitin görülme sıklığı artmaktadır. Toplu yaşam alanları bu açıdan risk altındadır. Hastalık gözde kızarıklık, sulanma, çapaklanma ve ışığa karşı hassasiyet artışı şeklinde şikayetlere neden olur. Genellikle tek gözde başlayıp daha sonra diğer gözde de şikayetler ortaya çıkar. Gözün kornea dediğimiz saydam tabakasını tutarak görme azalması yapabileceğinden en kısa zamanda bir göz hekimine başvurmak gerekir. Hastalıktan korunmak için özellikle gözlerin çok ovulup kaşınmamasına, başkasına ait havlu, makyaj malzemesi ve benzeri şahsi eşyaların kullanılmamasına, bu tür hastalık belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılmasına ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir" diye konuştu. Ultraviyole ışınlarının da göz açısından riskleri olduğunu belirten İpçioğlu, "Kış aylarında sıcaklığın az olması, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinin de daha az olduğu anlamına gelmiyor. Kışın karların oluşturduğu parlama ve yansımalar bu etkileri daha da arttırmaktadır. Bu nedenle dışarıda uzun süre vakit harcama eğiliminde olan çocuklar, açık havada çalışan işçiler ve kar sporu yapanlar risk altındadır. Yaşa bağlı katarakt, yaşa bağlı makula dejeneresansı, pterjium, ve göz çevresi cilt kanserleri güneş ışığına bağlı göz hastalıklarından bazılarıdır" şeklinde konuştu.