KENT HABERLERİ - 12 Mart 2013 Salı 10:16

"Şiddet hastalıktır"

A
A
A
"Şiddet hastalıktır"

Marmara Belediyeler Birliği ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın “Dünya Kadınlar Günü ve Haftası” nedeniyle düzenlediği programa konuşmacı olarak katılan MBB Çevre Merkezi Direktörü Aynur Acar, “Hepimizin bildiği üzere, şiddet uygulamak, medeni olmayan insanlık dışı bir yaklaşımdır. Şiddet bir hastalıktır, şiddeti uygulayan da hastadır. Şiddete maruz kalanı da hasta eder” dedi.


“Dünya Kadınlar Günü ve Haftası” nedeniyle Marmara Belediyeler Birliği ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ortak düzenlediği “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı Kapsamında Belediyelere Düşen Yükümlülükler” anlatıldı. Programın açılış konuşmasını yapan MBB Çevre Merkezi Direktörü Aynur Acar “Türkiye’nin Kadın-Erkek Eşitliğinde attığı her adım, ülkenin kazancına olacaktır. Ekonomik kalkınma olarak, Sağlıklı toplum ve Sağlıklı bireyler olarak, İnsanca yaşam olarak yansıyacaktır” dedi.

Aynur Acar, açıklamalarının devamında, “Aile ve Sosyal politikalar Bakanlığı’nın insan haklarını ön planda tutarak hazırladığı ve yürürlüğe koyduğu Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Kanunu ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı kapsamında tüm kurumlarla birlikte Belediyelere de büyük sorumluluklar düşmektedir. Bizler bunun farkındayız ve belediyelerimiz de bu mevzuatlar çerçevesinde bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ancak bu yapılanlar yeterli değil. Aile içi şiddetin %90’ı kadına yönelik olmakla beraber %0,5’i de erkeğe yönelik uygulanıyor. Daha fazla çözüm üretmek gerekiyor. İnsan hakları kanunu çerçevesinde ‘İnsanca Yaşam Hakkı’ tam oturana kadar toplumu bilinçlendirmeye ve eğitmeye mecburuz. Hepimizin bildiği üzere, şiddet uygulamak, medeni olmayan insanlık dışı bir yaklaşımdır. Şiddet bir hastalıktır. Şiddeti uygulayan da hastadır. Şiddete maruz kalanı da hasta eder. Şiddetin haklı tarafı yoktur. İnsan haklarına aykırıdır. Şiddet kişide özgüveni yok ettiği gibi, fiziksel sorunlarla beraber psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor ve dolaylı olarak aile yaşantısını ve çocukların psikolojik durumlarını da etkiliyor.

Tüm aile bireylerini hasta ediyor. Tedavisi uzun süreçlerle mümkün olsa da ileri şiddet, fiziksel yapıyı ve ciddi ruhsal hasarlara yol açıyor. Hayat şartları ağırlaştıkça, insanlar zorlanmaya başlıyor. İnsanların tahammül gücü kalmamış, sabır ve iradesi zayıflamış durumda. Kadınları sığınma evlerine kapatmak çözüm değil, Kadınların eğitilerek, işe istihdamını sağlayarak ayaklarının üzerinde güçlü bir şekilde durmasını sağlamak gerekiyor” dedi.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, kadınların hakları konusunda bilgilendirilmesi ve alınması gereken tedbirler konusunun interaktif olarak tartışıldığı programda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı KSGM Uzmanı Ceren Uçar “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı Bilgilendirmesi”, Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Sevgi Atalay ile Ümraniye Belediye Başkan Yardımcısı Av. Serap Eşit Elveren de “Kadının Korunmasına Yönelik Belediyelere Düşen Görevler” konularında sunum yaptı. Uzman Psikolog Nihal Araptarlı da şiddetin mazeretleri, sebepleri, fiziksel ve ruhsal etkilerini, şiddete maruz tarafların düştüğü durumları anlatırken, MBB Meclis Üyesi Ataşehir Belediyesi Av. Vecihe Tunca da konunun hukuki boyutunu değerlendirdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Almanya’da eğitim aldı, Türkiye’de "topraksız" başarıyı yakaladı: Hedef 100 ton çilek Almanya’da aldığı topraksız çilek üretimi eğitiminin ardından memleketi Antalya’nın Serik ilçesine dönen Yüksek Ziraat Mühendisi Harun Raşit Manav, kurduğu modern tesiste ürettiği çilekleri Avrupa ve Asya ülkelerine ihraç ediyor. Antalya’nın Serik ilçesinde kurulan modern tesiste topraksız tarım yöntemiyle çilek üretimi yapan Yüksek Ziraat Mühendisi Harun Raşit Manav, 10 dönümlük alanda 175 bin kök çilekle üretim gerçekleştirerek dünya pazarına açıldı. Pestisitsiz ve yüksek kaliteli üretim yapan tesis, Avrupa ve Asya ülkelerinden yoğun talep görüyor. "Topraksız tarım ile birim alanda daha fazla üretim yapıyoruz" Yüksek Ziraat Mühendisi Harun Raşit Manav, topraksız üretime geçiş nedenlerini anlatarak, "Topraksız tarımı seçmemizin nedeni birim alanda daha fazla üretim yapabilmek, aynı zamanda ihracata dönük ürünler üretebilmek" dedi. "Pestisit kalıntısı neredeyse sıfıra yakın" Üretim sürecine ilişkin bilgi veren Manav, "Burada topraksız tarım çilek üretim tesisinin inşaatına başladık. 2024 yılında başladık, üç senedir de bu üretimi gerçekleştirmekteyiz. En büyük sebeplerinden bir tanesi birim alanda daha fazla üretim yapabilmek, aynı zamanda ihracata dönük ürünler üretebilmek. Topraklı üretim ile aramızdaki fark; topraktan gelen zararlılarımız yok, kontrolümüz daha iyi oluyor, pestisit kalıntılarımız neredeyse sıfıra yakın ve daha kontrollü bir üretim gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Rusya, Ermenistan ve Gürcistan’a ihracat yapıyoruz" Manav, "Çileklerimizi genelde yurt dışına gönderiyoruz. Topraksız tarımın avantajlarından biz de faydalandık. İşletmemizde şu an itibarıyla Rusya, Ermenistan ve Gürcistan başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat yapıyoruz. Talep durumlarımız iyi ancak ülkemizin maalesef içinde bulunduğu durumdan dolayı girdi maliyetlerimiz inanılmaz derecede arttı. Gübre fiyatlarımız üç kata yakın arttı. Bu girdi maliyetlerinin artmasına rağmen bizim satış rakamlarımız maalesef günden güne düşmekte. Bu bizleri biraz zorluyor. Genç üreticiler olarak şu dönemler zor dönemler. İnşallah daha güzel günlerde, daha güzel verimlerde görüşeceğiz" diye konuştu. 10 dönümde 100 ton üretim, 15 milyon TL ciro hedefi Üretim kapasitesine ilişkin bilgi veren Manav, "Şu anda bulunmuş olduğumuz arazi 10 bin metrekarelik bir alan, içerisinde 175 bin adet kökümüz var. Ortalama yıllık hedefimiz 100 ton. Ortalama bir fiyat beklentimiz de var; 15 milyon civarında bir ciro beklentimiz var. Burada günlük en az 20 kişiye istihdam sağlayan bir işletmeyiz" dedi.
Antalya Alanya’da sahildeki siyah tabaka önce tedirgin etti, gerçek sonradan ortaya çıktı Antalya’nın Alanya ilçesine bağlı Türkler Mahallesi sahilinde kıyı şeridinde deniz üzerinde oluşan siyah tabaka vatandaşları tedirgin etti. İlk bakışta petrol sızıntısı ya da deniz kirliliği görüntüsü veren olayın yapılan incelemeler sonrası deniz çayırı yaprakları olduğu anlaşıldı. Alanya’da yaşayan 79 yaşındaki Hacıümmet Koçak, "İlk gördüğümüzde bu siyah tabakanın ne olduğunu anlayamadık. Sahile indik, yakından inceledik. Elimize aldığımızda bunun yosunsu bir cisim olduğunu fark ettik" dedi. Prof.Dr. Gökoğlu: "Posidonia varsa orada suyun temiz ve yaşanabilecek bir hayatın olduğunu gösterir’ Sahilde oluşan siyah kirliliğin deniz çayırı olduğunu belirten ve aynı zamanda bu görüntünün denize girenler açısından sıkıntı oluşturmayacağının altını çizen Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ‘’Videodaki gördüğümüz siyahlıklar deniz çayırlarının yaprakları. Bu bir petrol veya kir değil Posidonia deniz çayırları içerisinde Akdeniz endemik bitkiler yüksek bitkiler olarak geçiyor. Bunlar sonbaharla birlikte vejetasyonunu tamamlar. Kışın da Posidonia üzerindeki eski yapraklar koparak deniz ekosistemine giriyor. Akıntının durgun olduğu yerlerde bu yapraklar parçalanıyor ve adeta denizin içerisinde siyahlık, petrole benzer bir yapı oluşturuyor. Gördüğümüz görüntüler Posidonia yapraklarının parçalanmış hali. Akıntının olmadığı kuytu yerlerde dikkat edilirse o bölgede köşede biriktiği gözükür. Dalgalar ve akıntılar ile sürüklenecektir. Yaz sezonunda bu dönemde de kıyıda zaten oteller suyu filtre edip o bölgedekileri topluyorlar kıyıdakileri. Ve kumsal kendi haline kalacak. Denize girenler için bir sıkıntı oluşturmaz. Ayrıca bir yerde Posidonia varsa orada yaşanabilecek bir hayatın olduğunu gösterir. Posidonia bildiği gibi denizlerin amazon ormanlarıdır yani kirlenmemiş yerlerde kalır. Tam tersi suyun kirliliğini değil temizliğini gösterir. Faydaları şunlar biyolojik olarak denizi evsel atıkları azotlu, ifosfatlı bileşikleri kendine nitratlı bileşikleri gübre olarak kullanır. Deniz suyuna oksijen sağlar. Deniz içerisindeki bazı canlıların besinini oluşturur’’ şeklinde konuştu. Dalga etkisiyle kıyıya vurdu Bölgede otel müdürü olarak görev yapan Deniz Yerlikaya ise sahil kısmının ilerisinde adeta tarla şeklinde yosun alanları olduğunu belirterek " Deniz dalgalı olduğu zaman bu yosunlar kıyıya vuruyor. Bu yıl dalgaların fazla olması nedeniyle yosunlar yoğun şekilde sahile geldi. Bu her zaman olan bir durum değil. Biz ekipler olarak bu yosunları temizliyoruz, şu anda büyük ölçüde temizlenmiş durumda. Bu olay deniz kirliliğiyle ilgili değil, tamamen doğal bir oluşum." Drone ile görüntülendi Öte yandan sahil şeridinde oluşan siyah görüntü havadan drone ile de görüntülendi. Görüntülerde, kıyı boyunca yer yer yoğunlaşan siyah yosun birikintileri dikkat çekti.