DÜNYA - 26 Kasım 2016 Cumartesi 08:44

Son dakika haberi: Dünyaca ünlü lider Fidel Castro öldü! Fidel Castro kimdir?

A
A
A
Son dakika haberi: Dünyaca ünlü lider Fidel Castro öldü! Fidel Castro kimdir?

Kübalı Marksist-Leninist devrimci ve Küba Devrimi'nin önderi olan Fidel Castro 90 yaşında hayatını kaybetti. Küba televizyonu Castro'nun öldüğünü duyurdu.

Kübalı Marksist-Leninist devrimci ve Küba Devrimi'nin önderi olan Fidel Castro 90 yaşında hayatını kaybetti. Küba televizyonu Castro'nun öldüğünü duyurdu.

Fidel  Castro kimdir?

(13 Ağustos 1926, Mayarí - 25 Kasım 2016), Kübalı Marksist-Leninist devrimci ve Küba Devrimi'nin önderi. Devrim sonrasında, 1959-76 arasında Küba başbakanlığı, 1976-2008 arasında da Küba devlet başkanlığı yaptı. 1961 ile 2011 yılları arasında da Küba Komünist Partisi Birinci Sekreterliği görevini yürüttü. Uluslararası alanda ise 1979-1983 ve 2006-2008 yılları arasında Bağlantısızlar Hareketi'nin Genel Sekreterliğini yaptı.

Gençliği
Orta halli İspanyol göçmeni Ángel Castro y Argiz'in (1875-1956), aşçısı Lina Ruz González'den (Ángel Castro y Argiz'in ilk evliliğinin sona ermesinden sonra nikahlandılar) evlilik dışı doğan beş çocuğundan ikincisidir.[1] İspanya'nın kuzeybatısındaki Galiçya'da dünyaya gelen babası Ángel Castro y Argiz, Küba Bağımsızlık Savaşı sırasında Küba'ya gelen İspanyol askerlerinden biriydi. Savaş bittikten sonra Küba'dan ayrılmış ama kısa süre sonra Küba'ya dönmüştü. Ülkenin doğusundaki Oriente ilinde (1976'da lağveldildi) başarılı bir şeker kamışı yetiştiricisi olmuştu.

Fidel Castro, United Fruit Company'nin denetimi altındaki yoksul bir yöre olan Mayarí'de yetişti. Oriente ilinin merkezi Santiago'daki Katolik okullarında ve Havana'daki Cizvit lisesi Belén İlahiyat Okulu'nda öğrenim gördü. 1945'te eğitime başladığı Havana Üniversitesi'nden 1950'de hukuk doktoru olarak mezun oldu.

Öğrenciyken, 1947'de Dominik Cumhuriyeti'nde Rafael Trujillo'nun sağcı askeri cuntasına karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir devrimci harekete ve 1948'de Bogotá'daki kent ayaklanmalarına katıldı. 1947'de Küba Halk Partisi'ne girdi. 1950-52 arasında avukatlık yaptıktan sonra Temsilciler Meclisi seçimleri için Küba Halk Partisi'nden adaylığını koydu. Ama 10 Mart 1952'de iktdardaki Carlos Prío Socarrás hükümetini deviren Küba'nın eski başkanlarından General Fulgencio Batista seçimleri iptal etti.

Küba Devrimi
1953 başlarında Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan Castro, 26 Temmuz'da Santiago'daki Moncada Kışlası'na 165 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi; ama başarısızlığa uğrayarak tutuklandı. 16 Ekim 1953'te Santiago'daki Küba Yüksek Mahkemesi'nde yapılan yargılamada 'Sayın yargıç siz beni mahkûm edin! Tarih beni haklı çıkaracaktır!' (La Historia Me Absolvera) cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı. Mahkeme sonunda 16 yıla mahkûm oldu. Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra Batista'nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü bağışlandı.

1955'te Küba'dan ayrılarak Amerika'ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu. İspanya İç Savaşı'na katılmış olan Kübalı Alberto Bayo'nun yönetiminde gerilla savaşı eğitimi gören örgüt üyeleri 2 Aralık 1956'da Granma yatıyla Küba'ya dönerek Oriente'de karaya çıktı. Burada hükûmet kuvvetleriyle girişilen çatışmalarda arkadaşlarının çoğunu yitiren Castro, aralarında kardeşi Raul Castro ve Ernesto Che Guevara'nın da bulunduğu 12 arkadaşıyla birlikte Oriente'nin güneybatısındaki Maestra Dağlarına çekildi. Bu dağlarda iki yıl boyunca Batista'nın kuvvetlerine karşı bir gerilla savaşı yürüttü. Giderek siyasi desteğini yitiren ve bir dizi askerî yenilgiye uğrayan Batista, 31 Aralık 1958'de Dominik Cumhuriyeti'ne kaçtı. Castro 1959'un ilk günlerinde Havana'ya girdi. Hukukçu Doktor Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.

İktidar yılları
Castro hükûmeti, ilk olarak fiyatları ve kiraları düşürdü. Ardından köklü bir toprak reformu başlattı. 40 hektarı geçen toprak bedelleri 20 yılda ödenmek üzere kamulaştırıldı ve halk çiftlikleri olarak işletilmeye başlandı. Önceleri Castro'ya karşı çıkmakla beraber 1959'a doğru gerilla hareketini desteklemeye başlayan Küba Sosyalist Halk Partisi (PSP), Castro ile ilişkilerini geliştirerek etkili bir konum kazandı. Bu durumdan tedirgin olan Urrutia'nın toprak reformunun ertelenmesi yönündeki baskıları üzerine Castro istifa etti; ama halkın yoğun tepkisi karşısında Urrutia, görevinden çekilmek zorunda kaldı. Yerine Osvaldo Doticos getirilirken Castro yeniden başbakan oldu.

Fidel Castro, (15 Nisan 1959)
Bu sırada toprakların kamulaştırılmasından zarar gören ABD şirketlerinin baskısıyla ABD hükûmeti, Küba'ya karşı ekonomik ambargo uygulamaya başladı. Ekonomisi tek ürüne dayalı bir ülke olan Küba, öteden beri ABD'ye sattığı şekeri SSCB'ye satmaya başladı. ABD şirketlerinin elindeki rafineriler, şeker karşılığında SSCB'den alınan ham petrolü işlemeyi reddedince Castro bu rafinerileri devletleştirdi. Bu gelişme ABD ile Küba'nın arasını daha da açtı. Devrimden sonra ABD'ye kaçan ve John F. Kennedy yönetiminden silah ve mali destek sağlayan Kübalıların Nisan 1961'de giriştiği Domuzlar Körfezi Çıkarması başarısızlıkla sonuçlandı. Castro, çıkarmanın ardından yayımladığı Havana Bildirisi ile ilk kez Küba'nın sosyalist politikalar izleyeceğini dünyaya duyurdu. 1962'de SSCB'nin Küba'ya balistik füzeler yerleştirmesi ve John F. Kennedy'nin Küba'yı deniz ablukasına almasıyla dünya bir nükleer savaşın eşiğine geldi. Bunalım; ancak ABD'nin Küba'da hükûmeti devirmek için artık girişimde bulunmayacağına söz vermesi ve SSCB'nin Türkiye'deki Amerikan füze rampalarının kaldırılması karşılığında nükleer silahlarını Küba'dan geri çekmeyi kabul etmesiyle atlatılabildi. Bununla birlikte Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) Castro'ya yönelik suikast plânları hazırlamayı sürdürdü.

Kruşçev'in Küba Bunalımı sırasında ödün verdiğini öne süren Castro, 1968'e değin bağımsız sosyalist bir politika izledi. Güney ve Orta Amerika ile Afrika'daki devrimleri destekleyici bir tutum aldı. Aynı dönemde Bağlantısızlar Hareketi'nin önderlerinden biri durumuna geldi. 1968'den sonra SSCB ile ilişkilerin düzelmesi doğrultusunda başlayan askeri ve ekonomik yakınlaşma süreci içinde SSCB'ye dönük bir dış politika izledi. 1975'te Angola'daki iç savaş sırasında Angola Halk Kurtuluş Cephesi'ni (MPLA) desteklemek amacıyla Kübalı askerler gönderdi. Bunu Etiyopya ve başka ülkelere gönderilen Kübalı askerler izledi. 1980'lerde Küba'nın yurt dışındaki asker sayısı 40 bine ulaştı.

1961'de Küba Sosyalist Halk Partisi ile birleşme sonucu ortaya çıkan Birleşmiş Sosyalist Devrim Partisi'nin (1965'ten sonra Küba Komünist Partisi) genel sekreterliğini üstlenen Castro, ülke içinde çok yönlü ve kapsamlı politikalar uygulamaya başladı. Okuma yazma seferberliği sonunda okuryazarlık oranı \%90'ın üzerine çıktı. Yeni okullar açılarak eğitim olanakları yaygınlaştırıldı. Zenginlik kaynaklarının, ulusal gelirin ve sağlık hizmetlerinin dağılımında köklü değişiklikler gerçekleştirildi. İşsizlik büyük ölçüde ortadan kaldırılırken herkese çalışma yükümlülüğü getirildi. Bütün bunlara karşın tek ürüne dayalı (şeker) Küba ekonomisini dönüştürme yönündeki çabalar başarılı sonuçlar vermediğinden 1970'lerin ortasından başlayarak önemli sıkıntılar yaşanmaya başladı. Bu nedenle SSCB'nin mali desteği büyük önem kazandı.SSCB'nin Küba üzerindeki kuvvetli etkisinin bir başka sonucu da Ernesto Che Guavera'nın SSCB'nin uluslararası çıkarlarına aykırı bir şekilde giriştiği bir takım eylemlerinin engellenmesi olmuştur. SSCB'nin yoğun baskılarından bunalan Che, Küba'da daha fazla kalmayı gereksiz görerek çeşitli uluslararası eylemlere girişmiş ve bu süreç onun Bolivya'da öldürülmesiyle son bulmuştur.

Küba'da 1959'dan sonra ilk kez yerel seçimlerin yapıldığı ve devlet yapısında yeni düzenlemelerin geliştirildiği 1976'da Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu başkanlığını üstlenen Castro, güçlü ve merkezi bürokrasiye dayanarak toplumsal ve ekonomik yaşamdaki yönlendirici rolünü sürdürdü. Devlet ve parti organlarında eski mücadele arkadaşlarına ağırlık verdi. Silahlı kuvvetlerden sorumlu devlet bakanı olan kardeşi Raul Castro, giderek ikinci adam konumu kazandı. SSCB ve Doğu Avrupa'nın sosyalist ülkelerinde 1980'lerin sonlarında ortaya çıkan demokratikleşme ve piyasa ekonomisine yönelme süreci karşısında Küba yönetimi, sosyalizmin Marksist-Leninist yorumuna bağlılığını sürdürdü. 1989'da Fidel Castro'nun yakın çevresindeki ordu komutanlarının karıştığı yolsuzlukların ortaya çıkarılması yönetimi ciddi biçimde sarstı. Öte yandan SSCB'yle ticaret hacminin gitgide küçülmesi ve Sovyet yardımlarının ortadan kalkması kısa sürede Küba ekonomisi üzerindeki etkilerini göstermeye başladı.

Sağlık durumu ve görevden ayrılışı
Fidel Castro 31 Temmuz 2006 tarihinde sağlık problemleri nedeniyle[2] yetkilerini geçici olarak başkan yardımcısı ve kardeşi Raúl Castro'ya devretti.[3] 19 Şubat 2008'de de, bir açıklama yaparak, 1976 yılından beri yürütmekte olduğu Küba'nın en yüksek yönetim organı olan Devlet Konseyi Başkanlığı görevini bıraktığını açıklamıştır.[4] Görevden ayrıldıktan sonra Yoldaş Fidel'in düşünceleri adıyla yazdığı makalelerde gündemdeki önemli olayları yorumlamıştır

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Trendyol Süper Lig: Gaziantep FK: 0 - Corendon Alanyaspor: 1 (İlk yarı) Gaziantep Futbol Kulübü, Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Corendon Alanyaspor’u konuk ediyor. Karşılaşmanın ilk yarısı Alanyaspor’un 1-0 üstünlüğüyle sona erdi. Maçtan dakikalar (İlkyarı) 19. dakikada orta sahadan kaptığı topla rakip ceza sahası içine yönelen Maxim’in pasında sağ çaprazdan Bayo’nun vuruşunda meşin yuvarlak yandan dışarı çıktı. 22. dakikada Maxim’in ceza sahası dışı sağından kullandığı serbest vuruşta karambolde seken topu Tayyip Talha’dan önce Alanyaspor savunması uzaklaştırdı. 29. dakikada orta alandan seri paslarla rakip ceza sahası içine giren Gaziantep FK’da Lungoyi’nin sol kanattan yerden pasını son anda savunma uzaklaştırdı. 31. dakikada Maxim’in sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda ön direkte Tayyip Talha’nın vuruşunda kaleci Victor, iki hamlede meşin yuvarlağı kontrol etti. 32. dakikada gelişen Alanyaspor atağında ceza sahası içi sağ tarafında topla buluşan Jo Hwang’ın vuruşunda meşin yuvarlak savunmadan sektikten sonra az farkla dışarı çıktı. 36. dakikada Kozlowski’nin pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan Camara’nın kontrol ederek yaptığı vuruşta meşin yuvarlak son anda savunmadan döndü. 42. dakikada Lima’nın savunma arkasına attığı pasta topla buluşan İbrahim Kaya’nın ilerletip ceza sahası içi sol tarafından yerden vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 0-1 Stat: Gaziantep Büyükşehir Hakemler: Atilla Karaoğlan, Selahattin Altay, Murat Temel Gaziantep FK: Zafer Görgen, Luis Perez, Arda Kızıldağ, Tayyip Talha Sanuç, Nazım Sangare, Melih Kabasakal, Kacper Kozlowski, Drissa Camara, Maxim, Christopher Lungoyi, Mohamed Bayo Yedekler: Mustafa Burak Bozan, Nihad Mujakic, Victor Gidado, Myenty Abena, Karamba Gassama, Deian Sorescu, Ali Osman Kalın, Yusuf Kabadayı, Denis Draguş, Kevin Rodrigues Teknik Direktör: Burak Yılmaz Corendon Alanyaspor: Paulo Victor, Ümit Akdağ, Fidan Aliti, Nuno Lima, Nicolas Janvier, Gaius Makouta, Florent Hadergjonaj, Ruan Duarte, Ianis Hagi (İbrahim Kaya dk. 39), Ui Jo Hwang, Güven Yalçın Yedekler: Ertuğrul Taşkıran, Batuhan Yavuz, İzzet Çelik, Efecan Karaca, Enes Keskin, Steve Mounie, Fatih Aksoy, Bruno Viana, Antonia Muanza Teknik Direktör: Joao Pereira Gol: İbrahim Kaya (dk. 42) (Alanyaspor) Sarı kart: İbrahim Kaya (Alanyaspor)
Denizli Bakan Işıkhan: "Devlet olarak Türkiye’yi risklerden korumak için her türlü tedbiri alıyoruz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Bölge coğrafyamızda başlayan, ülkemize ve tüm dünyaya yayılmak istenen çatışma iklimine rağmen, devlet olarak, Türkiye’yi ekonomi ve dış ticaret başta olmak üzere her alanda, karşılaşabileceği muhtemel tüm risklere karşı koruyacak her türlü tedbiri alıyoruz" dedi. Bir dizi ziyaret kapsamında Denizli’ye gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, programı kapsamında AK Parti İl Başkanlığında teşkilat mensuplarıyla bir araya geldi. "Türkiye’yi her alanda karşılaşabileceği tüm risklere karşı koruyacak her türlü tedbiri alıyoruz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan yaptığı konuşmada, Denizli’nin Türkiye Yüzyılı şehirlerinde lokomotif olacağına inandığını ifade ederek, "Cennet vatanımızın her bir köşesi gibi, Denizli’nin de; eşsiz tabiatı, verimli toprakları, tarihi, üretim ve kalkınma gücüyle Türkiye Yüzyılı şehirlerimizin lokomatifi olacağına yürekten inanıyorum. Bugün tarımda, sanayide, turizmde ve tekstilde, başarıları ve ihracat payı sürekli artan Denizli’miz, hem ülkemizin hem de dünyanın cazibe merkezlerinden birisidir. Biz bu hususiyetlerin her birini, Türkiye’nin göğsünü kabartan değerli bir hazine olarak görüyoruz. Özellikle son dönemde yerelde belediyecilik hizmetlerinden mahrum olsa da, biz, hükümet olarak tüm ilçe ve beldeleriyle Denizli’nin yanında olmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yatırımlarımızla, icraatlarımızla kıymeti bilinmeyen şehirlerimizin gerçek potansiyelini ortaya çıkaracak çalışmaları sürdüreceğiz, vatandaşlarımızı yalnız bırakmayacağız. Bir taraftan şehirlerimizin kalkınma sürecini desteklerken bir taraftan da ülkemizin kalkınma mücadelesine destek vermeye devam ediyoruz. Bölge coğrafyamızda başlayan, ülkemize ve tüm dünyaya yayılmak istenen çatışma iklimine rağmen, devlet olarak, Türkiye’yi ekonomi ve dış ticaret başta olmak üzere her alanda, karşılaşabileceği muhtemel tüm risklere karşı koruyacak her türlü tedbiri alıyoruz. Ülkemizi, her geçen gün, daha da büyüyen husumet ortamından, fitne ateşinden ve çatışmadan korumak için, Türkiye’yi küresel bir güç yapmak için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çabasını, dışarıda ve içeride ilmek ilmek ördüğü politikaları görüyorsunuz. Allah Cumhurbaşkanımızı başımızdan eksik etmesin. Bizler, 24 yıldır onun, hem dava ve hem de yol arkadaşı olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye artık amatör ligden; şampiyonlar ligine yükseldi" Karar ve icra mekanizmaları olarak Türkiye’nin ve milletin geleceği için daha çok çalışıp, üretmek zorunda olduklarını ifade eden Bakan Işıkhan, "Türkiye olarak, insanlık adına evrensel bir davası olan kadrolar olarak, bugün her zamankinden daha güçlü olmak zorundayız. İçimizdeki bazı ideolojik komplekslerinden kurtulamamış zihniyetler kabul etmese de şu bir gerçektir. Türkiye artık amatör ligden; şampiyonlar ligine yükselmiş, bölgemizde de, dünyada da konjönktürel gidişata yön veren bir konuma ulaşmıştır. Özellikle yaşanan son gelişmeler bunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu sebeple, sorumluluklarımıza daha fazla sarılmak, görevlerimizi daha büyük bir ciddiyetle yerine getirmek durumundayız. Sizler teşkilatlarımızla birlikte sahada, bizlerse karar ve icra mekanizmalarında ülkemizin ve milletimizin geleceği için daha çok çalışmak, daha çok üretmek zorundayız. Biz ülkemiz adına, bölgemiz adına ve yüzünü ülkemize çevirmiş tüm gönül coğrafyalarımız adına Türkiye’nin geleceğinden umutluyuz. Sevgili genç kardeşlerim başta olmak üzere, yediden yetmişe tüm Denizli halkının da müsterih olmasını, devletine güvenmesini ve yerli milli kalkınma mücadelemize destek vermesini arzu ediyoruz. Tarımda, tekstilde, sanayide turizmde, Denizli’yi dünya markası yapacak azim ve kapasitenin sizlerde fazlasıyla mevcut olduğunu biliyoruz" dedi. AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu da, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak sizlerin çalışması doğrudan insana dokunması vesilesiyle parti teşkilatımızın da kıymetini bir kez daha artırıyor. Konu emek olunca ben bir de teşkilat mensubu arkadaşlarımıza özellikle Ramazan ayındaki çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Çünkü hiçbir arkadaşımız burada maaşlı bir şekilde çalışmıyor. Burada gördüğünüz bütün arkadaşlarımız gönüllülük esasına göre ama işin merkezine davamıza sadakatle bağlı olarak emeği koyarak yol alıyorlar. Bizler Denizli teşkilatı olarak gönül sofraları noktasında son il Başkanlığı toplantısında da açıklandığı üzere Türkiye’de hedefini gerçekleştirme noktasında Türkiye birincisi olmuş bir teşkilatız. Denizli’miz bir üretim, sanayi ve ihracat şehri olmasıyla da Türkiye’ye büyük güç veren önemli illerimizden birisi. Biz hep şöyle söylüyoruz, Denizli’nin gücü, Türkiye’nin gücüdür" dedi. "2028’de Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı tekrar Cumhurbaşkanı yapacağız" 2028 ve 2029 yıllarında yapılacak seçimler için parti teşkilatının elinde geleni yaparak istedikleri neticeyi alacakları vurgusunda bulunan İl Başkanı Subaşıoğlu, "Tabii bu gücü artık teşkilatı olarak önümüzdeki seçimlerde tekrar davamıza büyük bir güç vererek ortaya koymak istiyoruz. 2028 yılında yapılacak seçimlerde önce Denizli’mizde Cumhurbaşkanımızı ve tekrar Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı açık ara birinci yapmak. Sadece Cumhurbaşkanımıza inşallah tekrar seçmeyeceğiz. Aynı zamanda aynı gün yapılacak milletvekili seçiminde de AK Parti listesini Denizli’mizde açık ara birinci yapacağız. Sizlerin çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak bu güne kadar yapmış olduğunuz bütün iyileşmeleri, bütün devrimleri, bütün nitelikli işlerin devam etmesi için biz de Denizli teşkilatı olarak Allah’ın izniyle üzerimize düşeni yapacağız. Tabii denizimiz için 2028 yılı hedeflerimiz var. Sonra akabinde 2029 yılına geleceğiz. 2024 yılında maalesef Denizli olarak istediğimiz neticeleri alamamıştık. 2029 yılında yapılacak seçimlerde de Allah’ın izniyle 19 ilçemizde emaneti geri alacağız" diye konuştu.