TEKNOLOJİ - 23 Ekim 2014 Perşembe 10:20

Sosyal medyada paylaşımlara dikkat!

A
A
A
Sosyal medyada paylaşımlara dikkat!

Prof. Dr. Halil İbrahim Gürcan, dünyada insanların, “Onsuz yaşayamam” dediği sosyal medyanın dezavantajları konusunda uyarılarda bulundu.

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil İbrahim Gürcan, dünyada insanların, “Onsuz yaşayamam” dediği sosyal medyanın dezavantajları konusunda uyarılarda bulundu ve sosyal medyada paylaşılan her türlü fotoğrafın, yazının bir yerlerde saklandığını ifade ederek, “Her şeyi sosyal medyada paylaşmak gerekmiyor” dedi.

Prof. Dr. Halil İbrahim Gürcan, sosyal medyanın bir dezavantajına dikkat çekerek, “Paylaşılan her şey sosyal medyanın ortamında bir yerlerde saklı kalıyor. Koyduğunuz her fotoğraf, yazdığınız her mesaj bir yerlerde saklı. Bu Türkiye’de değil ama Amerika’da, Kanada’da şurada burada belli database’lerde saklanıyor. Yani koyduğunuz bir fotoğraf 20 sene sonra sizin önünüze çıkabilir. Her şeyi sosyal medyada paylaşmak gerekmiyor” ifadelerini kullandı.

SELFIE’DEN SONRA YENİ AKIM: “WEALTHIE”
Sosyal medya kullanımında yeni bir hastalık boyutunun tartışılmaya başladığını anlatan Prof. Dr Gürcan, şöyle devam etti:
“Wealthie diye bir kavram ortaya çıktı. Bu da gösteriş meraklısı diyebileceğimiz bir kavram. Burada özellikle insanlar Facebook’ta gittiği lokanta, yediği yemek, yaz tatilinde kaldığı otel gibi böyle zenginlik göstergesi olabilecek bazı mesajları paylaşmaya başladılar. Bu da diğer insanlar üzerinde belli etkilerde bulunuyor. ‘Ayşe’ler şuraya gitmiş, akşam şurada yemek yemiş’ gibi hem bir özenti oluşturuyor hem de, 'Biz zenginiz, biz gidiyoruz' şeklinde bir hava oluşturuluyor. Selfie’den, öz çekimden sonra bir de böyle gösteriş meraklılığı durumu söz konusu olmaya başladı. Önümüzdeki dönemlerde buna ilişkin başka şeylerin de çıkacağını düşünüyorum.”

KADİR ÇETİN
ESKİŞEHİR

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te kurumlara ‘koruyucu ailenin’ önemi anlatıldı Siirt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nce, paydaş kurumlara yönelik koruyucu ailenin önemine dikkat çekmek amacıyla bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, paydaş kurumlara koruyucu aile sisteminin önemi hakkında bilgi verdi. Farkındalık oluşturmak amacıyla sevgi ve koruyucu aile temalı sloganlar paylaşıldı. Kurumlar tarafından hassasiyetle desteklenen proje ile il genelinde koruyucu aile sayısının artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Sabri Sidar, devletin koruması altında bulunan çocuklara bir yuva bulmak maksadıyla Siirt’te koruyucu aile modelini yaygınlaştırmak amacıyla çeşitli etkinliklerle tanıtım faaliyetleri yaptıklarımı söyledi. Sidar, "2025 yılı itibariyle yaklaşık 75 tane eğitim vermek suretiyle 7 bin 500 vatandaşımıza ulaştık. İl müdürlüğü olarak buradaki en büyük gayemiz çocuklarımıza yuva olabilecek onları hayata daha iyi hazırlayabilecek aileleri bulmalarını sağlamak. Koruyucu aile sayısında düşük seviyedeyiz. Arkadaşlarımızla bunu değerlendirdikten sonra daha fazla farklı çalışmalar yapmanın ihtiyaç olduğunun kanaati hasıl oldu. Bununla birlikte kısa bir video çekimi yapıyoruz. İlimizde kamu kurum müdürlerimizin önde gelen kanaat önderlerimden oluşan kısa videomuz var. İlimizde bulunan bütün ailelerimize seslenmek istiyorum. Bir çocuğun hayatına dokunmak çok kolay ve sevabı olan bir iş" dedi. Sosyal çalışmacı Zehra Aktaş ise bu çalışmadaki amaçlarının paydaş kurumlarımdaki il müdürlüklerin katkısıyla aile ortamını ve koruyucu aileyi tam olarak anlayabilmeye çalışılmak olduğunu belirtti. Aktaş, kurumlarını anlatan, aynı zamanda koruyucu aileyi ve sevgiyi merkeze alan sloganlar ortaya koymaya çalıştıklarını aktararak, "Unutmayın ki güçlü aile güçlü toplum demektir" ifadelerini kullandı.
Kayseri Melikgazi’nin yardım eli yine Gazze’ye uzandı Melikgazi Belediyesi, Gazze’de yaşanan yaşam mücadelesine kayıtsız kalmayarak hazırlanan yardım tırlarını dualarla bölgeye uğurladı. İçerisinde yatak, yorgan, yastık ve battaniyelerin yer aldığı yardım tırını, ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere belediye önünden uğurlayan Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "Gazze’yi unutmuyoruz. Gazze’yi unutmak mümkün değil. 50 binin üzerinde şehidimizi, çocuğumuzu, kadın erkek, genç yaşlı birçok insanı hiçbir zaman unutmayacağız. Allah bir daha böyle keder vermesin. Cenab-ı Allah oradaki mazlumların, masumların bir an önce özürlülüğüne kavuşmasını nasip etsin. İsrail, Netanyahu hala katliamlara maalesef devam ediyor. Dualarımızın yanında ilave desteklerimizin olması lazım. Biz de Melikgazi Belediyesi olarak, Meclis üyelerimizle, mesai arkadaşlarımızla birlikte Gazze’ye daha önce yaptığımız gibi destek olmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Melikgazi Belediyesi 6 Şubat depremlerinde gece gündüz çalışarak bütün deprem bölgelerine yardımı yağdırmıştı, çalışmıştı. Şimdi de aynı şekilde Gazze’ye yardım tırları gönderiyoruz. Toplamda 24 tırlık malzeme göndermiş oluyoruz. Kardeşlerimizin yarasına az da olsa derman olmak için uğraşıyoruz. Tüm ekip arkadaşlarıma, meclis üyelerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Her zaman olduğu gibi Filistin’in, Kudüs’ün yanında olmaya devam edeceğiz. Dualarınızı bekliyoruz" dedi.
Eskişehir Eskişehir’de mülteci eğitimiyle ilgili önemli adım Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi’nin yürütücüsü olduğu ’Sosyal Adalet İçin Bir Adım: Mülteci Eğitiminde Öğretmenlerin Güçlendirilmesi Projesi’nin açılış töreni gerçekleştirildi. Proje, Anadolu Üniversitesi yürütücülüğünde Eskişehir Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve İbrahim Karaoğlanoğlu İlkokulu iş birliğiyle hayata geçirildi. Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen Erasmus+ KA220 Okul Eğitimi Alanında İş Birliği Ortaklıkları Programı kapsamındaki ’Step for Social Justice: Strengthening Teacher in Refugee Education Project’ adlı projenin açılış töreninde Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu konuşma yaptı. Toplumsal uyumun insani boyutundan ve kültürel zenginlikten bahseden Kaymakam Ulu, "Bu programın en temel amacı, mültecilerin de bizler gibi duyguları, hayalleri ve idealleri olan birer insan olduğunu kendi insanımıza öğretebilmektir; zira bu bilinci özellikle eğitimin kilit taşı olan öğretmenlerimize aşılayabilirsek toplumsal uyumun önündeki en büyük engeli aşmış oluruz. Sosyal adaletin doğru yönetilmesi ve farklı kültürlerin bir zenginlik olarak görülmesi gerektiğine inanıyorum; nitekim Eskişehir’in Boşnak, Arnavut ve Çerkez gibi farklı gruplarla oluşturduğu hoşgörü ortamı, bu çeşitliliğin medeniyetimizi nasıl güçlendirdiğinin en güzel örneğidir. Farklı ülkelerden insanların bir araya gelmesi aradaki mesafeleri kısaltarak gelecekteki çatışmaları azaltacaktır; bu doğrultuda Eskişehir’i projeler konusunda Türkiye’nin öncü illerinden biri haline getiren tüm çalışma arkadaşlarıma ve destek veren üniversitemize şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Atatürk’ün dediği gibi; eğitimde feda edilecek tek bir fert yoktur" Akademik tanımlardan, dezavantajlı gruplardan ve okulların kritik rolünden bahseden Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Diken, "Sayın Kaymakamım, değerli müdürlerim ve kıymetli misafirler, uzmanlık alanım olan dezavantajlı gruplar ve özellikle mülteci çocukların eğitimi üzerine yürütülen bu anlamlı projede sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum. En temel tanımıyla mülteci; can güvenliği ve zulüm gibi ciddi nedenlerle ülkesinden ayrılmak zorunda kalan, uluslararası koruma arayan kişidir. Bu bireyler; farklı dil, din ve kültürden gelerek yabancı oldukları bir ortama uyum sağlamaya çalışan, eğitim dahil her alanda özel desteğe ihtiyaç duyan bir gruptur. Başöğretmen Atatürk’ün "Eğitimde feda edilecek tek bir fert yoktur" sözünden hareketle, mülteci çocukların topluma entegre olmasında ve iyi birer vatandaş olarak yetişmesinde okullar en kritik noktadır. Bu süreçteki en önemli güç ise öğretmenlerimizdir. Öğretmenler, çocukların hem akademik hem de sosyal becerilerini geliştiren, adeta bir "katalizör" görevi üstlenen, zorlu değişkenlerle baş eden gizli kahramanlardır. Ulusal Ajans’ın desteğiyle hayata geçen bu projenin en değerli yanı, binlerce çalışma arasından sıyrılıp somut çıktılarla insana dokunmasıdır. Mesleki gelişim programları sayesinde öğretmenlerimizi strateji ve bilgiyle donatarak onları daha güçlü kılmayı hedefliyoruz. Emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyor, projenin daha kapsayıcı bir toplumun inşasına vesile olmasını temenni ediyorum" ifadeleri kullandı. "Kanada 30 bin mülteci için hazırlık yaparken, bizim ülkemizde 3 milyon mülteci bulunuyordu" Ülkeler arası hazırlık farkına ve yerel ihtiyaçlara değinen Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Aydın, şunları söyledi: "Dünyadaki 120 milyon mülteci gerçeği karşısında devletlerin alması gereken tedbirlerin önemini vurgulamak istiyorum. 2017 yılında Kanada’da bulunduğum sırada, oradaki kamuoyunun 30 bin mülteci için yaptığı titiz hazırlıkları ve çocuklarda merhamet duygusunu uyandırmak adına yürüttükleri sosyal projeleri bizzat gözlemledim; o dönemde bizim ülkemizde ise halihazırda 3 milyon mülteci bulunuyordu. Coğrafyamızın bir gereği olarak ağırladığımız bu mültecilerin entegrasyonu ve eğitimi konusunda kat edecek çok yolumuz olduğuna inanıyorum. Özellikle Eskişehir ölçeğinde eğitim gören 6 bin 500 mülteci öğrencimizin uyum süreci için öğretmenlerimizin kişisel ve mesleki gelişimine büyük katkı sunacak olan bu projeyi son derece kıymetli buluyorum. Ulusal Ajans’ın attığı bu doğru adıma destek veren üniversitemize, çalışma arkadaşlarıma ve bizleri yalnız bırakmayan Sayın Kaymakamımıza şükranlarımı sunuyorum." "Mülteci sayısının yüzde 80 artması, eğitime adil erişimi hayati bir öncelik haline getirmiştir" Projenin teknik geçmişinden, uluslararası ortaklarından ve somut hedeflerinden bahseden proje koordinatörü Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersoy ise, "Bugün burada mülteci eğitimi konusunu projemiz noktasında ele almak amacıyla toplanmış bulunmaktayız. Bu çalışma, daha önce Eskişehir’de Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İbrahim Karaoğlanoğlu İlkokulu ve Yunanistan, Malta, İtalya’dan ortaklarımızla yürüttüğümüz projenin bir devamı niteliğindedir; önceki çalışmamızda öğretmenlerimizin sosyal adalet konusunda eğitim ihtiyaçları olduğunu belirlememiz bizi bu yeni adıma yöneltmiştir. Avrupa Birliği tarafından desteklenen projemiz; Anadolu Üniversitesi koordinatörlüğünde Macerata, Malta ve Selanik Aristoteles Üniversiteleri ile yerel ve uluslararası okulların yer aldığı oldukça geniş bir ortaklık yapısıyla yürütülmektedir. Proje koordinatörü olarak şahsım ve değerli meslektaşlarım Doç. Dr. Bülent Alan ile Dr. Öğr. Üyesi Mediha Güner Özer’in yer aldığı ekibimizle; mülteci eğitiminde sosyal adalet uygulamalarını analiz etmeyi, öğretmenler için mesleki gelişim programı tasarlamayı, kapsayıcı bir eylem planı oluşturmayı ve yapay zekâ destekli açık erişim bir dijital öğrenme platformu geliştirmeyi hedefliyoruz. Dünyada yerinden edilen insan sayısının son beş yılda 70 milyondan yaklaşık 120 milyona çıkarak %80 oranında artması, mülteci çocukların eğitime adil erişimini hayati bir öncelik haline getirmiştir. Araştırmalar, bu öğrencilerin uyum ve dışlanma gibi sorunlar yaşadığını, öğretmenlerimizin ise bu süreçte daha sistematik bir pedagojik desteğe ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Bizler de bu projeyle, öğretmenlerimizin sosyal adalet yeterliliklerini güçlendirerek bu birikimi sınıf içi uygulamalara dönüştürmeyi amaçlıyoruz" diye belirtti. Tören, Anadolu Üniversitesi Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Halk Dansları Topluluğu’nun zeybek gösterisi ve İbrahim Karaoğlanoğlu ilkokulu öğrencilerinin gösterileriyle sona erdi. Programa; Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Muammer Demirkan, Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürü Murat Sertsöz ve çok sayıda kişi katıldı.
Bursa Bursa’da korkunç olay: Yüzme bahanesiyle 5 yaşındaki çocuğunu öldürdü Bursa’nın Mudanya ilçesinde bir kadın, yüzmek istediği bahanesiyle 5 yaşındaki oğlunu denize atarak ölümüne sebep oldu. Olayın ardından gözaltına alınan annenin ifadesinde suçunu itiraf ettiği öğrenildi. Olay, saat 16.00 sıralarında Mudanya ilçesi Güzelyalı Yat Limanı mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, S.G. (30) isimli kadın, 5 yaşındaki oğlu Muhammed Baran G. ile birlikte sahile geldi. İddiaya göre anne, elinden tuttuğu küçük çocuğunu denize attıktan sonra kendisi de suya atladı. Bir süre sonra kendi imkanlarıyla kıyıya çıkan kadın, çocuğunu çıkaramadı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine deniz polisi ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı çalışma sonucu denizden çıkarılan 5 yaşındaki Muhammed Baran G.’nin hayatını kaybettiği belirlendi. Küçük çocuğun cansız bedeni, cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından Mudanya Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Gözaltına alınan anne S.G.’nin ilk ifadesinde, "Psikolojik sorunlarım vardı. Yüzmek istedik, sonra ölmek istedik. Çocuğu denize attım, ben de atladım. Daha sonra kıyıya çıktım, çocuğu çıkaramadım. Pişmanım" dediği öğrenildi. Polis ekiplerince gözaltına alınan anne hakkında "kasten öldürme" suçundan işlem başlatıldığı, olayla ilgili geniş çaplı soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.