EKONOMİ - 02 Haziran 2022 Perşembe 11:33

Stoneline dünya markası olmayı hedefliyor

A
A
A
Stoneline dünya markası olmayı hedefliyor

Doğal taş sektöründe faaliyet gösteren Stoneline, 25’inci yılını dünyaca ünlü sanatçı Fazıl Say’ın konseriyle kutladı. Şirketin yönetim kurulu başkanı Mehmet Bayrak, “Bizim hayalimiz dünya markası olmak. Çok iyi bir ekibimiz var bu hedefimiz doğrultusunda sağlam adımlarla ilerliyoruz” dedi.

Türkiye doğal taş sektörünün önde gelen markalarından Stoneline, 25’inci yılını kutladı. Dünyaca ünlü sanatçı Fazıl Say’ın konser verdiği kutlamaya iş, sanat ve cemiyet hayatından isimler katıldı. Stoneline Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bayrak, dünya çapında bir şirket olmayı hedeflediklerini söyledi. Yatırımlarını bu hedef doğrultusunda yaptıklarını kaydeden Bayrak, “Şirket olarak mermer, granit, kuvarsit, yarı değerli taşlar gibi doğal taşların tüm segmentlerinde varız. Bizim hayalimiz dünya markası olmak. Türkiye’de gelebileceğimiz en iyi noktaya geldik. Artık yurt dışında büyümemiz ve dünya markası olmamız gerekiyor. Dünya devlerinin tedarikçisiyiz. Daha çok firmayla çalışmak istiyoruz” dedi.

Dünya markası olabilmek için çok iyi bir ekip kurduklarını kaydeden Mehmet Bayrak, şöyle devam etti: “Londra’da şirket kuruyoruz. Şirketimiz pandemi yüzünden biraz gecikti ama birkaç hafta içinde kurulmuş olacak. Bizim coğrafyamızda, eski Sovyet cumhuriyetleri, Rusya ve Ortadoğu’da İngiliz mimari bürolarının çok ağırlığı vardır. Bu nedenle Londra’da şirket kuruyoruz. Hedefimiz birkaç yıl içinde ciromuzun yüzde 65-70’ini yurt dışı projelerimizden sağlamak ve Londra’da kuracağımız şirket bu hedefimize ulaşmamıza çok büyük katkı sağlayacak. Ülkemizi seviyoruz, üretim üssümüz her zaman Türkiye olacak. Dünya markası olma yolunda iyi bir noktaya geleceğimize inanıyoruz.”

Stoneline dünya markası olmayı hedefliyor

Palezzo markası Paris’teki fuarla dünyaya açılıyor

Yurt dışında projelerin aranan markası haline geldiklerine dikkat çeken Mehmet Bayrak, bu başarının temelinde kaliteye verdikleri önemin yattığını vurguladı. Dünya doğal taş sektörünün en köklü şirketlerinden İtalyan Antolini Luigi’nin Türkiye temsilcisi olduklarını aktaran Bayrak, şöyle devam etti: “Şirket olarak bu alanda lider olan İtalyan firmalarıyla rekabet ediyoruz. İtalyan veya Fransız biz rakibe bakmayız, her zaman kendimizi nasıl geliştiririz, bir adım öteye nasıl geçeriz diye bakıyoruz. Hep daha ileriye gitmenin hesaplarını yapıyoruz. Bunun da sonuçlarını alıyoruz. Avrupa’da büyük bir rezidans projesi aldık. İki proje üzerinde de çalışıyoruz. İngilizlerle Bakü’de çok büyük ve lüks bir ofis binası projemiz var. İngiliz mimari grup projeyi çizdi, Brezilya taşı koydu. Biz Brezilya’da araya aracılar koyup kapanmış bir ocakta taşı bulduk, çıkarttırdık ve projeyi kazandık. Azerbaycan’ın en büyük inşaat grubu Pasha ile çalışıyoruz. Bazen lüks işlerini ihalesiz doğrudan bize verirler. İşte dünya markası olmak için bunları yapmak gerekiyor.”

Son bir yılda artizanal terazzo olarak nitelendirilen segmentte Palezzo markasını oluşturduklarını belirten Bayrak, “Ar-Ge çalışmalarını yaptık ve yavaş yavaş piyasaya açılıyoruz. Bu yıl Paris’teki Maison Objet fuarında Palezzo markamızla dünyaya açılacağız. 20’nin üzerinde ülkeye ihracat yapıyoruz. Ar-Ge’yi geliştirmek ve yeni markalar oluşturmak istiyoruz. Zaten dünya markası olmak için de bunlar gerekiyor” dedi.

Sektörün en büyük eksiği pazarlama

Türkiye’de doğal taş sektörün en önemli eksiğinin pazarlama olduğuna da değinen Bayrak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye olarak mermerde rezerv anlamında dünyada bir numarayız. Son 15-25 yıldır öyle çok ocak açıldı ki belki çeşitlilik açısından da bir numaradayız. Ama blok satışlara baktığınızda dünyanın en ucuz bloklarını satan ülkeyiz. Biz de ortalama 200 dolardır hatta daha aşağısıdır blok satışları. Çin’de bile 400-500 dolara bulamıyorsunuz. Biz pazarlamayı bilmiyoruz. Bizim pazarlamadan anladığımız tek şey fiyat indirimi yapmak. Bu çok acı. Bu Türkiye’nin değeridir. Bunu aşmamız lazım. Öte yandan şirket yönetimi de çok önemli. Şirket yönetiminde finansal planlama kolay değildir. Türkiye’de şirketlerin çoğu patron odaklı yönetiliyor. Patron şirketleri her şeyi kendilerinin bildiklerini sandıkları için özellikle finansal planlamada çok yanlış yapıyorlar.”

Türk ürünlerini yurt dışındaki projelerde daha çok kullanılmasını sağladıklarını da dile getiren Mehmet Bayrak, “Yurt dışından bize gelen projelerin yüzde 100’ü yabancı olarak geliyor. ‘Bütçeyi daha aşağı nasıl çekebiliriz’ diye bizden alternatif taşlar soruyorlar. Biz de kendi ülkemizin taşlarını öne çıkarıyoruz. Çok çeşit olduğu için yüzde 100’ü yabancı olan bir işin yüzde 60-70’ini Türk taşı olarak bitiriyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Eğitim ve sanata destek vermeye devam edeceğiz

Şirket olarak eğitim ve sanata destek verdiklerini de ifade eden Bayrak, bu desteği birkaç katına çıkaracaklarını belirtti ve sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bu dünyanın daha iyi olmasını istiyorsak bunun yolunun eğitim ve sanattan geçtiğine; eğitim ve sanatta ilerleyen bir ülkenin her alanda ilerleyeceğine inanıyorum. Türkiye’de çocukların eğitimine dokunmak için birçok projeye destek veriyoruz. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın destekçileri arasındayız. Ayrıca üniversitelerle projeler geliştiriyoruz, onları davet ediyoruz mimarlık ve güzel sanatlar bölümlerine neler yapabiliriz diye hocalarıyla birlikte düşünüyoruz, proje geliştiriyoruz. Öğrenci sergilerine ev sahipliği yapıyoruz. Mimarlık Fakültesini yeni bitirmiş öğrencilerin iş hayatına daha donanımlı girebilmelerini sağlamak amacıyla bir sertifika programımız var. Bütün bu desteklerimizi gün geçtikçe arttırmayı hedefliyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Yerlikaya: "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" dedi. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından Mersin’de polis tarafından yapılan ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyona dair açıklama yaptı. Yerlikaya, operasyonda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüphelinin yakalandığını ve 14 şüphelinin tutuklandığını, 4 şüphelinin ise adli kontrol şartıyla bırakıldığını bildirdi. Aynı zamanda Yerlikaya, 27 adet araca da el konulduğunu belirtti. "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" Bakan Yerlikaya, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik polisimiz tarafından düzenlenen operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık. 14 şüpheli tutuklandı, 4 şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. 27 adet araca el konuldu. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımız ile EGM Asayiş Daire Başkanlığımız koordinasyonunda, Mersin Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar sonucu; yurt dışından kaçak yollarla ülkemize getirilen araçların şasi numaralarını ‘ağır hasarlı’ araçların şasi numaralarıyla değiştirerek, ağır hasarlı araçları tamir edilmiş gibi gösterip trafiğe çıkardıkları, çalıntı, gümrük kaçağı ve hacizli yakalamalı araçları parçalayıp yedek parça olarak piyasaya sürdükleri tespit edildi. Vatandaşlarımız ikinci el araç satın alırken çok dikkatli olmalı, aracı iyi kontrol ettirmelidir. Şüpheli bir durum varsa lütfen hemen 112 Acil Çağrı Merkezimize bildirin biz gereğini yapalım. Valimizi, Cumhuriyet Başsavcılığımızı, İl Emniyet Müdürlüğümüzü ve emeği geçenleri tebrik ediyorum."
Diyarbakır Diyarbakır’da hayvanların sessiz kahramanı Diyarbakır’da yaşayan Muhammet Bahattin Doğru, 10 yıldır sokak hayvanlarının yaşam mücadelesine umut oluyor. Geçimini bir inşaatta bekçilik yaparak sağlayan Doğru, bunun yanı sıra hurda eşyalar toplayıp satarak elde ettiği gelirle sokak hayvanları için mama, ilaç ve sağlık harcamalarını karşılıyor. Kendi imkânlarıyla ayakta durmaya çalışan Doğru, Diyarbakır’ın birçok noktasına arkadaşlarının ve gönüllülerin araçlarıyla ulaşarak düzenli olarak yemek ve mama bırakıyor. Doğru, 10 yılı aşkın süredir sokak hayvanlarıyla ilgili besleme ve çeşitli çalışmalar yaptığını belirtti. Doğru, "Sokak hayvanlarının dostluğunu gördükten sonra onlarla kaynaştım, bütünleştim. Bu dostluğu birebir yaşadım. Hayvanlar da Allah’ın yarattığı canlardır. Şantiyede çalışıyorum, şantiye elemanıyım. Buradaki imkanlarımla ve ayrıca topladığım hurdaları geri dönüşüm olarak satarak elde ettiğim gelirle sokak hayvanlarına destek olmaya çalışıyorum. Gördüğünüz gibi hem burada şantiyede hem de şantiye dışında; Çarıklı’da, Bağlar’da ve birçok bölgede sokak hayvanlarını besliyorum. Bugün o hayvanın dili yok, konuşamıyor, bir şey isteyemiyor. Allah, onları yaratmış ve bize emanet etmiş. Biz bu emanete sahip çıkmak zorundayız. Sokak köpekleri için, evcil olmayan hayvanlar için şunu söylüyorum: Merhamet, merhamet, merhamet. Merhametimizi onların üzerinden esirgemeyelim. Biz onlara baktıkça Allah-u Teâlâ da bize bakar. Biz onlara merhamet ettikçe Allah da bize merhamet eder. İslami ve dini boyutuyla ele aldığımızda da biz bu hayvanların açlığından, hastalığından ve yaşamından mesulüz. Bu meseleye bu bilinçle yaklaşmak gerekir. Buyurun gelin; biz gönüllüler, sivil toplum örgütleri olarak elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymuşuz. Gelin el birliğiyle bu artan popülasyonun önüne kısırlaştırmayla geçelim. Öldürmekle, katletmekle ya da hayvanları sokaktan uzaklaştırmakla bu sorunu çözemeyiz. Aksine daha fazla ölüme sebep oluruz" dedi. Kedi ile köpeğin bir arada yaşamasının mümkün olduğunu aktaran Doğru, "Gerçekten mümkündür. Gözünüzle gördünüz, eminim kayda da aldınız. Birlikte oynuyorlar. Yeter ki biz aralarına nifak sokmayalım, onları birbirine kışkırtmayalım. Sevdirelim. Sevdirmek, sevmek bizim görevimizdir. Bu, bizim en insani görevimizdir. Buradan annelere, cami imamlarına, öğretmenlere ve toplumda kanaat önderi olan herkese sesleniyorum. Gelin bu hayvanları çocuklarımıza öcü gibi değil, sevgiyle anlatalım. Merhameti aşılayalım. Bunun eğitimini, vaazını, terbiyesini çocuklarımıza verelim ki bu hayvanlar gelecekte zarar görmesin" diye konuştu. 10 yıl boyunca gördüğü en korkunç vakalardan birini geçen hafta Cuma günü Çınar’da yaşadığını söyleyen Doğru, "Akşam saat 21.35 sıralarında bana bir telefon geldi. Çınar’da yaralı bir hayvan olduğu, cinsel organının dışarıda olduğu söylendi. Muhtemelen bir cisimle zorlandığı ifade edildi. Bunun üzerine hiç durmadan ticari bir araçla olay yerine gittim. Gördüğüm manzara karşısında insanlığımdan utandım. Gerçekten insanlığımdan utandım. O köpeği alıp geldim. Gece saat 02.30’a kadar Diyarbakır’da açık veteriner aradım ama maalesef bulamadım. O can sabaha kadar benim misafirim oldu. Sabahleyin kliniğe, veterinere götürdüm. Zor bir ameliyat geçirdi; yaklaşık 5 saat sürdü. Ameliyat iyi geçti ancak maalesef ertesi gün, öğleden sonra saat 15.00 civarında canımızı kaybettik. Bu, beni yüreğimden yaralayan vakalardan biriydi. Umarım bir daha böyle şeyler yaşanmaz. Ama yaşanacak. Neden mi? Çünkü biz çocuklarımıza sevgiyi aşılamıyoruz" diye konuştu.