RAMAZAN - 27 Mayıs 2017 Cumartesi 23:46

Sultanahmet'te 30 bin kişi top atışıyla ilk oruçlarını açtı

A
A
A
Sultanahmet'te 30 bin kişi top atışıyla ilk oruçlarını açtı

Fatih Belediyesi tarafından Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen programda bir araya gelen yaklaşık 30 bin kişi, Belediye Başkanı Mustafa Demir’in top atışını gerçekleştirmesiyle ilk oruçlarını açtı.

Fatih Belediyesi tarafından Sultanahmet Meydanı'nda düzenlenen programda bir araya gelen yaklaşık 30 bin kişi, Belediye Başkanı Mustafa Demir'in top atışını gerçekleştirmesiyle ilk oruçlarını açtı. Program her yıl olduğu gibi bu Ramazan'da da yoğun ilgi gördü. Evlerinden iftarlıklarını getiren vatandaşlar parklarda ve yeşillikler üzerinde sofra açarken, yaklaşık 30 bin kişi Fatih belediye Başkanı Mustafa Demir'in top atışını gerçekleştirmesiyle oruçlarını açtı.

Top atışını gerçekleştiren Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, “Ramazanın ilk günü burada son derece önemli bir mekanda, imparatorluklara başkentlik yapmış, 600 yıl boyunca İslamiyet’in de başkenti olmuş, Osmanlı’nın başkenti olmuş, böylesine önemli bir yerde dünyanın her tarafından gelen insanlarla beraber iftar açtık. Bu bizim açımızdan son derece anlamlı. Sadece İstanbul değil, sadece Türkiye’den değil, dünyanın her tarafından insanlarımız var. Amerika’dan Çin’e kadar insanlar var burada. Hedefimiz şüphesiz buraya gelip ramazanın belli bir zamanlarını burada geçirmek isteyen insanların arzu ettikleri hayal ettikleri ne ise onları yaşamaları için onları yaşamaları için alt yapılarını oluşturuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bizim inancımızda bir sofrada herkes eşitlenir”

Sultanahmet Meydanı'nda gerçekleştirilen iftar programının önemine değinen Başkan Demir, “Sosyal statüsü ne olursa olsun bizim inancımızda bizim soframızda herkes eşitlenir. Bu son derece önemli ve dikkat edin 30 bin insan var burada. Huşu içerisinde insanlar gelip yemeklerini yediler. İftarlarını açtılar ve biraz sonra herkes dağılacak kimi teraviye gidecek kimi dostlarıyla arkadaşlarıyla beraber olacak” dedi.
Top atışının önemine de değinen Başkan Demir, “18. yüzyıldan beri böyle bir gelenek var. Burada aynı geleneği canlandırıyoruz. Ramazanın 15’inde baklava alayı törenleri var. Osmanlının son derece önemli bir geleneği, bütün ritüelleri içeren muazzam bir gelenek. Onu da ramazanın 15’inde burada hayata geçireceğiz. Bu vesileyle bize ait Osmanlıya ait geleneği de yaşatarak gençlere çocuklara şahit olmalarına sebep olacağız” şeklinde konuştu. 

Murat Solak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Etin kalitesini bozup proteinini düşürmeyin Kurban Bayramı’nda kurbanlıkların kesiminin ardından hemen dolaplara alınan etlerin kalitesinin düştüğünü belirten uzmanlar, etlerin 5-6 saat bekletilmesinin son derece önemli olduğunu kaydetti. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi 2. Başkanı Önder Yıldız, kurban kesiminin ardından etin nasıl saklanması gerektiğine ilişkin bilgiler verdi. Vatandaşların kesim sonrası en büyük hatasının etleri hemen dolaplara kaldırmak olduğunu söyleyen Yıldız, "Kesimden sonrası bizim için son derece önemli. Kesimden sonra etlerin uygun ortamlarda 5-6 saat süreyle güneş almayan yerde küçük parçalara ayırılmış şekilde bekletilmesi gerekir. Bu, etin olgunlaşmasını sağlayacak, bakterilerin üremesini engelleyecek. Hem de insanlarımızın sağlıklı bir şekilde et tüketimini sağlayacaktır" dedi. Etlerin hemen dolaba atılmasının birçok kayıplara neden olduğuna değinen Yıldız, "Halkımızın yaptığı en büyük hata şu; kesimden sonra etlerin hemen buzdolabı ya da derin donduruculara konularak muhafaza edileceğini düşünüp uygulaması. Bu uygulama etin kalitesini bozuyor. Ölüm sertleşmesi ve orada oluşabilecek olumsuz bakterilerin yok edilmesi noktasında etlerin küçük parçalara ayrılarak güneş almayan yerlerde 5-6 saat muhafaza edilerek olgunlaşmasını sağlaması gerekir. Bu ortamların oluşturulmasının ardından paketlenerek ya buzdolabına ya da derin donduruculara konulabilir. Eğer ki böyle yapılmazsa buradaki risk başta etin kalitesini düşürür, bozulur. Olgunlaşma bakterileri orada görev yapmadığı için lezzetinde, kokusunda ve sertliğinde bazı sıkıntılar oluyor. Tüketiminde de hem damak tadı olarak hem kalite olarak hem de protein ile besleyici değerler yönünden kayıplara neden oluyor. Bunlara dikkat etmemiz son derece önemli" diye konuştu.
Eskişehir Eskişehir’de geleneksel el sanatları ev hanımlarının elinde hayat buluyor Eskişehir’de yaşayan 66 yaşındaki Elvida Ertaş, ev hanımıyken hobi olarak başladığı el işlerini 6 yıl önce ticarete dönüştürdü. Patikten şala, yazmadan eldivene kadar pek çok ürünü ilmek ilmek işleyen Ertaş, "Annemizden ne gördüysek onu yapıyoruz, şimdi el emeğimizle aile ekonomisine katkı sağlıyoruz" dedi. Eskişehir’de kadınların el emeği göz nuru ürünleri, hem gelenekleri yaşatıyor hem de ev bütçesine can suyu oluyor. Yaklaşık 6 yıldır profesyonel olarak örgü ve çeyiz işleriyle uğraşan 66 yaşındaki Elvida Ertaş, ilerleyen yaşına rağmen üretmeye devam ediyor. "Annemizden öğrendiğimizi işe çevirdik" Yıllarca ev hanımlığı yaptıktan sonra el işine yöneldiğini belirten Ertaş, "Bu işi annemden, evde kendi kendimize öğrendik. Ev hanımı olunca her şeyi yapmak zorundasınız. Biz de bu becerimizi hobiden işe çevirdik" diye konuştu. Çeyizlikten hediyelik eşyaya geniş ürün yelpazesi Ürettiği ürünlerin tamamen el emeği olduğunu vurgulayan Ertaş, ürün gamı hakkında şu bilgileri verdi: "Çeyiz işi, patik, eldiven, havlu, yazma ve şal gibi ürünler yapıyorum. Hepsi kendi el emeğim. Fiyatlarımız ise oldukça makul; patik ve yazmalar 100-150 liradan başlıyor, şal ve büyük işler 250-300 lira civarında seyrediyor. Müşterilerimizin bütçesini zorlamamak için fiyatları 400 liranın üzerine çıkarmıyoruz." Mevsime göre satış, düğüncüye özel ilgi Satışların mevsime göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Elvida Ertaş, "Kışın daha çok patik ve şal gibi sıcak tutan ürünler, yazın ise tülbentler ve yazmalar rağbet görüyor. Müşterilerimiz genellikle düğün yapacak olanlar veya sevdiklerine el emeği hediye almak isteyenlerden oluşuyor" dedi.