GÜNDEM - 20 Ekim 2018 Cumartesi 10:26

Temel’in hava durumu tahmin taşı gülümsetiyor

A
A
A
Temel’in hava durumu tahmin taşı gülümsetiyor

Ordu’nun Gülyalı ilçesinde bir ağaca yapılan Temel’in hava durumu tahmin taşı, görenleri hem şaşırtıyor hem de güldürüyor.

Karadeniz halkı, değişik fikirleri ve insanlarıyla şaşırtmaya devam ediyor. Tüm dünyada pratik fikirleriyle insanları şaşırtan Karadenizliler, fıkralarıyla da insanların akıllarına kazınıyor. Karadeniz fıkraları denilince akla gelen ilk isimlerden birisi de Temel. Hakkında binlerce fıkra bulunan Temel, kendisine has ‘hava durumu tahmin taşı’ ile insanları güldürüyor.
Ordu’da da bir kişi, Temel’in hava durumu tahmin taşını gerçek hayata uyarladı. Gülyalı ilçesi Turnasuyu mevki Hürriyet Mahallesi’nde yaşayan Benhur Kul, yaklaşık 2 yıl önce evlerinin önündeki ağaca hava durumu tahmin taşını uyarladı. Şu an askerde olan Benhur Kul’un yazdığı ve herkesin dikkatini çeken yazıda, “Taş ıslak- yağmurlu, taş kuru-yağmur yok, altında gölge var-güneşli, üzeri beyaz-kar var, taş gözükmüyor-sisli, taş sallanıyor-rüzgarlı, taş zıplıyor-deprem var, taş yok-hortum var” yazıyor.

Temel’in hava durumu tahmin taşı gülümsetiyor

“HERKES DURUP BAKIYOR”
Anne Kader Kul, oğlunun bu yazıyı yaklaşık 2 yıl önce yaptığını belirterek, “Onu yapan kişi benim oğlum, o da şu anda askerde. Kendisi bu tür şeylere çok meraklı, bunu da böyle düşünüp yapmış. Buradan geçerken bunu görenler durup sürekli bakıyor, herkesin ilgisini çekiyor. İlk başta insanların neden durduğunu anlayamadık ama sonradan alıştık” dedi.
Bazı vatandaşlar ise kimi zaman bu taşa bakarak hava tahmini yaptıklarını belirterek, faydalı olduğunu söylediler.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Milletvekili Tüfencki Arguvan’da temaslarda bulundu AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkçi, Arguvan ilçesinde gerçekleştirdiği kapsamlı esnaf ziyaretleriyle vatandaşların talep ve sorunlarını yerinde dinledi. Gün boyu süren programda ilçe merkezinde ve farklı noktalarda çok sayıda iş yerini ziyaret eden Tüfenkçi, esnafla birebir temas kurarak ekonomik, sosyal ve yerel düzeyde yaşanan sıkıntılara ilişkin detaylı bilgi aldı. Ziyaretlerde samimi diyaloglar ön plana çıkarken, esnafın özellikle ekonomik şartlar, yerel hizmetler ve beklentilere dair ilettiği konular titizlikle not edildi. Sahadaki gözlemlerini anlık olarak ilgili kurumlara ileten Tüfenkçi, sorunların çözümü noktasında hızlı ve koordineli bir süreç yürütülmesi için kurum müdürleriyle temas sağladı. Bu yaklaşım, yerinde tespit ve anında müdahale anlayışının güçlü bir örneği olarak değerlendirildi. Program boyunca vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Tüfenkçi, halkla doğrudan iletişimin önemine vurgu yaparak, "Her bir esnafımızın, her bir vatandaşımızın dile getirdiği mesele bizim sorumluluğumuzdadır" anlayışıyla hareket ettiklerini ifade etti. Ziyaretlerde vatandaşlar da taleplerinin doğrudan muhatabına iletilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu tür saha çalışmalarının devam etmesi gerektiğini belirtti. Malatya genelinde sürdürülen bu temasların, vatandaşla güçlü bir bağ kurulmasına ve sorunların sahada tespit edilerek çözüme kavuşturulmasına önemli katkı sağladığı vurgulandı. Yerel dinamikleri yerinde gözlemleyen bu ziyaretlerin, kamu hizmetlerinin etkinliğini artırma açısından da kritik rol oynadığı ifade edildi. Ziyaret sonrası değerlendirmelerde bulunan Bülent Tüfenkçi, saha çalışmalarının kararlılıkla süreceğini belirterek, "Malatya’mızda gidilmedik ilçe, dinlenmedik vatandaş kalmayıncaya kadar çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz. Hemşehrilerimizin her birinin sesi olmak, onların derdiyle dertlenmek ve çözüm üretmek bizim asli görevimizdir" diye konuştu.
Aydın Başkan Gençay: "Eşitlik temenni değil, yönetim ilkemizdir" Didim Belediyesi, kadınların, erkeklerin, gençlerin, çocukların ve tüm dezavantajlı grupların eşit fırsatlara sahip olduğu bir yaşamı güçlendirmek amacıyla önemli bir adım attı. Yerel Eşitlik Eylem Planı (YEEP) çalışmaları kapsamında düzenlenen çalıştay, geniş katılım ve güçlü bir ortak akıl vurgusuyla gerçekleştirildi. Çalıştayda konuşan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, eşitliğin yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda bir yönetim anlayışı olduğunu vurguladı. Gençay, "Didim’in geleceğini inşa ederken eşitliği temel alan bir yönetim anlayışıyla hareket ediyoruz. Bugün burada ortaya koyduğumuz irade, sosyal denge ve adaletin tüm boyutlarıyla hayata geçirilmesi için atılmış güçlü bir adımdır" dedi. Gençay, Yerel Eşitlik Eylem Planı’nın Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) tarafından ortaya konan Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı’na dayandığını belirterek, Didim’in bu alanda örnek belediyeler arasında yer aldığını ifade etti. Başkan Gençay ayrıca, yerel yönetimlerin yalnızca hizmet üretmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumsal adaleti sağlamak gibi temel bir sorumluluğa sahip olduğunu vurguladı. Daha önce imzalanan eşitlik şartı ve Şiddet Tutum Belgesi ile kadına yönelik şiddete karşı sıfır tolerans ilkesinin benimsendiğini hatırlattı. Çalıştay kapsamında Didim Belediyesi ile Eşit Yaşam Derneği arasında "Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Güçlendirme ve Farkındalık Geliştirme Çalışmaları Ortak Hizmet Protokolü" imzalandı. Bu protokol ile eşitlik çalışmalarının kurumsal bir çerçevede sürdürülebilir şekilde yaygınlaştırılması hedeflenirken, farklı alanlarda somut politika önerileri geliştirmek amacıyla 7 ayrı tematik masa oluşturuldu. Her masa, güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler (SWOT) analizi yaparak çözüm önerilerini ortaya koydu. Çalıştay sonunda masa temsilcileri önerilerini paylaşırken, sürecin katılımcı ve şeffaf bir anlayışla sürdürüleceği vurgulandı. Başkan Hatice Gençay, Didim’in geleceğinin ortak akılla şekilleneceğini belirterek sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Bu kentte hiçbir çocuk geride kalmayacak, hiçbir kadın yalnız yürümeyecek, hiçbir yaşlımız ve hiç yurttaşımız kendini dışlanmış hissetmeyecek. Bugün attığımız bu adım, sadece Didim’i değil, yarını da değiştirecek ve biz o yarını eşitlikle kuracağız." Didim Dihiz Banket Salonu’nda düzenlenen çalıştaya; Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, SODEM Genel Sekreteri Esra Huri Bulduk, Eşit Yaşam Derneği Başkanı Seniye Nazik Işık, akademisyenler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, belediye meclis üyeleri, bürokratlar ve çok sayıda Didimli katıldı.
Antalya Kanserde, son yılların önemli gelişmesi "Neoadjuvan Tedavinin" başlıca 5 avantajı Kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan neoadjuvan tedavi yaklaşımına ilişkin açıklamada bulunan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Ameliyat öncesinde uygulanan bu yöntemle tümörü küçültmeyi, hastalığı daha iyi kontrol altına almayı ve cerrahi başarıyı artırmayı hedefliyoruz" dedi. "Hastaya en doğru sırayla, en etkili tedavi planlanır" Kanser tedavisinde son 20 yılda yaşanan en önemli yeniliklerden biri kuşkusuz neoadjuvan tedavi yaklaşımı olduğunu belirten Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selami Bayram,"Neoadjuvan tedavi, sadece ameliyat öncesi verilen bir ilaç tedavisi değildir. Doğru hastada uygulandığında cerrahiyi kolaylaştırabilen, görünmeyen hastalığı daha erken hedefleyebilen, tedavi yanıtını ölçmeye imkan veren ve sonraki adımları daha akılcı biçimde planlamaya yardımcı olan güçlü bir stratejidir. Günümüz onkolojisinde amaç yalnızca tümörü küçültmek değil; hastaya en doğru sırayla, en etkili ve en kişiselleştirilmiş tedaviyi sunmaktır. Ancak her kanser hastası için uygun değildir. Bu karar; tümörün evresi, yayılım durumu, biyolojik alt tipi, hastanın genel performansı ve multidisipliner konsey değerlendirmesi ile verilir" şeklinde konuştu. "Sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır" Neoadjuvan tedavinin başlıca avantajları sıralayan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Birinci avantaj olarak ameliyatı daha mümkün ve daha başarılı hale getirebilir. Bazı tümörler ilk tanı anında büyük olabilir ya da bulundukları bölge nedeniyle doğrudan ameliyat edilmeleri zor olabilir. Neoadjuvan tedavinin temel amaçlarından biri, tümörü küçülterek cerrahiyi teknik olarak daha uygulanabilir hale getirmektir. Bu yaklaşım özellikle meme kanseri ve rektum kanseri gibi bazı hastalıklarda organ koruyucu cerrahi şansını artırabilir. Örneğin uygun hastalarda memenin tamamen alınması yerine meme koruyucu cerrahi yapılabilmesi ya da rektum tümörlerinde kalıcı torba ihtiyacının azaltılması mümkün olabilir. Elbette bu fayda her hastada aynı düzeyde görülmez; sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır" şeklinde konuştu. "Sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir" İkinci avantajın görüntülemede görünmeyen kanser hücrelerine daha erken dönemde etki edebildiğini aktaran Uzm. Dr. Selami Bayram, "Kanser bazen yalnızca görünen ana kitle ile sınırlı değildir. Henüz tomografi, MR veya PET gibi görüntüleme yöntemleriyle tespit edilemeyen çok küçük tümör hücreleri de dolaşımda bulunabilir. Buna tıpta mikrometastatik hastalık denir. Neoadjuvan tedavi, ameliyat öncesinde bu hücrelere erken dönemde etki etme fırsatı sunabilir. Bu nedenle bazı hastalarda sadece lokal kontrol değil, sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir. Özellikle biyolojik olarak daha agresif tümörlerde bu erken sistemik yaklaşım klinik açıdan değerlidir" şeklinde konuştu. "Bazı tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir" Üçüncü avantajın ise tedavinin işe yarayıp yaramadığını ameliyat sonrası daha net anlaşılabildiği olduğunu belirten Uzm. Dr. Selami Bayram, "Neoadjuvan tedavinin en önemli avantajlarından biri, uygulanan tedavinin tümör üzerinde ne kadar etkili olduğunun ameliyat sonrası daha açık biçimde görülebilmesidir. Ameliyatla çıkarılan doku patoloji uzmanları tarafından incelenir ve kanser hücrelerinin tedaviye ne ölçüde yanıt verdiği değerlendirilir. Eğer inceleme sonucunda canlı tümör hücresi görülmezse buna patolojik tam yanıt (pCR) denir. Bu durum, özellikle bazı meme kanseri türlerinde ve bazı başka tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir. Ancak pCR her kanser türünde aynı anlamı taşımaz. Yine de bu değerlendirme çok önemlidir; çünkü hem tedavinin başarısını göstermeye yardımcı olur hem de ameliyat sonrası ek tedavilerin nasıl planlanacağı konusunda yol gösterir" ifadelerini kullandı. "Hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir" Tedavinin kişiye özel planlanmasına katkı sağladığını ve bu da tedavi sürecindeki dördüncü avantaj olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Selami Bayram, "Günümüzde kanser tedavisi yalnızca tümörün bulunduğu organa göre değil, aynı zamanda tümörün moleküler ve biyolojik özelliklerine göre planlanmaktadır. Neoadjuvan dönemde yapılan biyopsiler ve patolojik değerlendirmeler; tümörün alt tipini, agresifliğini ve hangi tedavilere daha duyarlı olabileceğini anlamamıza yardımcı olur. Örneğin bazı meme kanseri hastalarında HER2 pozitiflik veya triple-negatif biyoloji, bazı tümörlerde ise MSI-H veya dMMR gibi özellikler tedavi seçimini etkileyebilir. Bu sayede hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir. Modern onkolojide neoadjuvan tedavinin değeri, biraz da bu biyolojik rehberlik gücünden kaynaklanmaktadır" dedi. "Organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur" Bazı hastalarda daha sınırlı cerrahiye ve daha iyi fonksiyonel sonuçlara katkı sunabileceğini de söyleyen Uzm. Dr. Selami Bayram, Tümör küçüldüğünde cerrahinin kapsamı da değişebilir. Bu durum bazı hastalarda daha sınırlı rezeksiyon, daha fazla doku korunması ve daha iyi yaşam kalitesi anlamına gelebilir. Özellikle organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur. Bununla birlikte, neoadjuvan tedavi her zaman ameliyat sonrası komplikasyonları azaltır şeklinde kesin bir ifade doğru değildir. Çünkü komplikasyon riski; yapılan ameliyatın tipi, hastanın yaşı, ek hastalıkları, beslenme durumu, radyoterapi alıp almadığı ve tümörün yerleşimi gibi birçok faktörden etkilenir. Daha doğru ifade şudur: Uygun hastalarda tümörün küçülmesi, cerrahi planlamayı kolaylaştırabilir ve bazı durumlarda daha koruyucu cerrahi seçeneklerine imkan sağlayabilir" şeklinde konuştu. "Her hastaya uygulanmaz, doğru hastada doğru zamanda planlanır" Uzm. Dr. Selami Bayram son olarak, "Neoadjuvan tedavi, günümüzde birçok ulusal ve uluslararası kılavuzda yer alan önemli bir yaklaşımdır. Ancak bu tedavi her hasta için otomatik olarak tercih edilmez. En doğru yaklaşım; hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri, hastanın genel durumu ve ilgili branşların ortak değerlendirmesiyle belirlenir" diye konuştu.