DÜNYA - 05 Ekim 2025 Pazar 12:05 | Son Güncelleme : 05 Ekim 2025 Pazar 12:12

THY bu yıl KKTC'ye 2,1 milyon yolcu taşımayı hedefliyor

A
A
A

Türkiye ile KKTC arasında güçlü bir hava köprüsü kuran Türk Hava Yolları (THY), iştirak şirketi AJet ile birlikte yıl sonuna kadar 2,1 milyon Kıbrıs yolcusunu Kıbrıs'a ulaştırmayı planlıyor.

Türkiye ile KKTC arasında güçlü bir hava köprüsü kuran Türk Hava Yolları (THY), alt markası Ajet ile birlikte icra ettiği haftalık 152 seferle yolcularına hizmet veriyor. Türk Hava Yolları (THY) iştirak şirketi AJet ile birlikte geçen yıl 1 milyon 775 bin yolcu taşımış olup hedefi doğrultusunda 2025 yılı sonuna kadar 2,1 milyon Kıbrıs yolcusunu Kıbrıs'a ulaştırmayı planlıyor. KKTC'nin turizminin geliştirilmesine büyük önem atfeden ve bu yönde çalışmalar yapan bayrak taşıyıcı havayolu, kültür turları kapsamında kullanılabilmesi amacıyla çalışmakta olduğu acentelere yıl süresince avantajlı uçak biletleri sağlıyor.
Türkiye ile KKTC arasındaki kültür turizmi odaklı seyahatlerin artırılması ve tüm dünyadan bölgeye gelme potansiyeli olan seyahat severlerin ilgisinin çekilebilmesi amaçlarıyla 2024 yılı itibarı ile kültür turu paketlerini uygulamaya alan milli havayolu, geçtiğimiz yıl kültür turu projesi kapsamında 4 bin yolcu taşırken 2025 yılında bu sayıyı 10 bin yolcuya çıkarmayı hedefliyor.

"Ada Kıbrıs" ile ülkenin tarihi noktalarını keşif

KKTC'nin turizmini geliştirmeye yönelik "Ada Kıbrıs" projesini destekleyen THY bu kapsamda KKTC ile İstanbul ve Londra arasında seyahat eden yolcular için özel ücretler sunarak Ajet tarafından icra edilen günde 2 sefer düzenliyor. THY İstanbul ve Antalya Havalimanlarından, AJet ise Sabiha Gökçen, Ankara Esenboğa ve Mersin Çukurova Havalimanlarından Ercan Havalimanı'na düzenlediği uçuşlarla Kıbrıs'a yolcu taşıyor. Düzenlenen seferlerle adanın tarihi dokusunu, yemek kültürünü, günlük yaşamını, eşsiz sahilini keşfetmek mümkün. THY ile İstanbul'dan Lefkoşa'ya yaklaşık 1 buçuk saatlik bir uçuşla varılıyor. Kimlikle de KKTC'ye girmek mümkün. Yeni Ercan Havalimanı'na varışın ardından ülkeye giriş yaptıktan sonra başkent Lefkoşa'da Türk misafirperverliği ile sıcak bir karşılama gerçekleşiyor.

"Hayalet şehir" unvanını geride bırakan Maraş

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın 19 Ekim'de yapılacak KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden göreve gelmesi durumunda imar planları ve benzer çalışmalarla KKTC'nin Mağusa bölgesinde bulunan Kapalı Maraş'ın yeni bir imar planını duyurduğu kent turistlerin de büyük ilgisini çekiyor. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında askeri kontrol noktası ilan edilen ve sivil yerleşime tamamen kapatılan Kapalı Maraş, uzun yıllar boyunca "hayalet şehir" olarak anıldı. Yıllar boyunca dikenli tellerin arkasında kalan Kapalı Maraş'ın derin sessizliği ve terk edilmişliği 46 yıl sonra bozuldu. Sivillerin bölgeden ayrılmasından sonra her şeyin olduğu gibi kaldığı kent uzun yıllar terk edilmişliğin izlerini taşıdı. 8 Ekim 2020'de açılan Kapalı Maraş, bugün adaya gelen çok sayıda yerli ve yabancı turistin ziyaret noktalarından biri oldu. Kentin sokaklarını gezen turistler bir kısmı yıkılan, kurşun izleri taşıyan binalarda tarihin önemli anlarına tanıklık ediyor. Sokaklarında çocukların artık bisiklet kullanabildiği Kapalı Maraş'ta ziyaretçilerin bugün yükselen kahkaha sesleri, kentin artık hayalet olarak anılmasını engelliyor. Kentin sokaklarında gezmek adeta zaman yolculuğunda hissettiriyor. Yalnızca bir otelin hizmet verdiği Kapalı Maraş'ı ziyaret edenler Plaj 1 ve Plaj 2'de denize girebiliyor. Suriye'nin Lazkiye kıyısının da görülebildiği Kapalı Maraş'ı ziyaret edenler kum sahilde huzurla denize kendini bırakıyor. Maraş'ı ziyaret edenlerin uğrak noktalarından birinin, meşhur "Toyota" tabelasının bulunduğu bina olduğu biliniyor. Adeta bölgenin sembolü haline gelen binanın önünde fotoğraf çektirmek bir gelenek olarak değerlendiriliyor. Ziyaretçilerin burada bir fotoğraf çektirmek için zaman zaman dakikalarca beklediği Maraş'ın yalnızca yüzde 3,5'lik kesimi ziyarete açık. Bir kısmı hala kapalı olan kent, sivil ziyarete açılmasının ardından hemen hemen her binaya yerleştirilen güvenlik kameralarıyla takip ediliyor.

Kapalı Maraş'ta 47 yıl sonra ibadete açılan Bilal Ağa Mescidi

Bilal Ağa Mescidi de Kapalı Maraş'taki önemli noktalardan biri olarak nitelendiriliyor. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında kapatılan Bilal Ağa Mescidi 47 yıl sonra 20 Temmuz 2021'de hizmete açıldı. Kıbrıs Vakıflar İdaresi (EVKAF) tarafından gerçekleştirilen restorasyonun ardından yeniden ibadete açılan 200 yıllık mescid, bugün ziyaretçilerini de ağırlıyor. Bilal Ağa Vakfı'na ait arazi içerisinde bulunan mescidin yanı sıra 7 dükkân, 2 kahvehane ve 1 ev de yer alıyor.

THY bu yıl KKTC'ye 2,1 milyon yolcu taşımayı hedefliyor

Geçmişle günümüz arasındaki köprü: Selimiye Cami

Adaya ayak basanların uğrak noktalarından biri de başkent Lefkoşa'da bulunan Selimiye Camii. Gotik mimarinin görkemli çizgileriyle yükselen yapının imarına 1209 yılında başlanırken yapım süreci yaklaşık bir asır sürdü. St. Sophia Katedrali olarak da bilinen dönemin en büyük dini yapılarından biri olarak tasarlanan yapı inşası 1326 yılında tamamlanarak ibadete açıldı. Kıbrıs'ın 1570 yılında Osmanlı Devleti tarafından fethedilmesiyle camiye dönüştürülen yapı, "Selimiye Cami" adını aldı. Bugün ziyarete ve ibadete açık olan cami, Türkiye'den gelen turistlerin ilgi odağı. Görkemli yapısı, hayran bırakan mimarisi ile ziyaretçilerin şaşkın bakışlarını üzerine çeken bu tarihi yapı, adeta geçmişle günümüz arasında bir köprü kuruyor. Tarihi yapı hem kültürel miras olarak korunabilmesi hem de güvenli bir şekilde varlığını sürdürebilmesi amacıyla 2020 yılında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından restore edildi.

Lokmacı Sınır Kapısı, Lefkoşa'yı ikiye ayırıyor

Mimarisi ile ziyaretçileri derinden etkileyen Selimiye Cami'ne çok yakın bir mesafede bulunan KKTC ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında bulunan Lokmacı Sınır Kapısı'na gidilebiliyor. 1963 yılında başlayan çatışmalar sonucu kapatılan ve 3 Nisan 2008 yılında yeniden açılan Lefkoşa'yı ikiye ayıran 180 kilometre uzunluğundaki Yeşil Hat üzerinde yer alan sınır geçişinde Türk tarafı ile Rum tarafını çıplak gözle görmek mümkün. Lefkoşa'nın Arasta (Çarşı) bölgesinde yer alan sınır kapısına doğru ilerlerken yol üzerinde çok sayıda kafe, hediyelik eşya dükkanları ve mağaza yer alıyor. Sınır kapısına geçişin hemen önünde "Lefkoşa-Nicosia" yönünü gösteren bir taş dikkat çekiyor. Sınırı geçmek isteyenler bu sınır kapısında her iki tarafından görevlilerin kontrolünden geçmek zorunda.

THY bu yıl KKTC'ye 2,1 milyon yolcu taşımayı hedefliyor

KKTC'nin sembolü Hellim

KKTC'in sembolü olan Hellim son günlerde Güney Kıbrıs'ın KKTC'ye yönelik siyasi söylemlerinin tam merkezinde yer alıyor. KKTC gezisinde en çok tadına bakılan ve satın alınan Hellim, ülkenin dışarıya açılan pencerelerinden biri. Yere halk, Kıbrıs mutfağının kalbinde yer alan Hellim için "her şeyin yanına yakışır" ifadesini kullanıyor. KKTC denilince akla ilk gelenlerden Hellim, hem yerli halkın hem de turistlerin sıkça tercih ettiği bir ürün.

Yaprak Mutlu - Lokman Sarıkurt

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Bakırcılar Çarşısı’nda zamana direnen son ustalar Adana’nın Kozan ilçesinde bir zamanlar onlarca ustanın çekiç sesleriyle yankılanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda bugün sadece bir bakır ustası ile iki kalaycı, mesleklerini sürdürerek geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor. Kozan ilçesinde geçmişte 15’e bakırcı ve 20’nin üzerinde kalaycının bulunduğu Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda, şimdi tek bakır ustası ile iki kalay ustası kaldı. 1986 yılından bu yana mesleğini sürdüren bakır ustası Remzi Karaoğlan, yıllar içinde hem ustaların hem de çarşıdaki hareketliliğin büyük ölçüde azaldığını söyledi. "Şimdi tek bakırcı kaldım" Mesleğini ailesinden devraldığını belirten bakır ustası Remzi Karaoğlan, "Önceden 15’e yakın bakırcı, 20’nin üzerinde kalaycı vardı. Şimdi tek bakırcı kaldım, iki kalaycı var. Eskiden burada insanlar birbirinden geçemezdi, çarşı çok yoğundu ama şimdi o günlerden eser yok" dedi. Bakıra talep azaldı Bakır ürünlere olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Karaoğlan, "Bakırın fiyatının yükselmesi ve yeni ürünlerin çıkması talebi düşürdü. Eskiden her evde bakır vardı, şimdi daha çok köylerde kullanılıyor. Yoğurt, pekmez gibi ürünler bakır kaplarda yapılırdı. Bakır sağlık demektir, eskiden insanlar bu yüzden daha sağlıklıydı" diye konuştu. Kalaycılık zahmetli, usta yetişmiyor Kalaycılık mesleğinin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten ustalar, işin zorluğu ve ilgi azlığı nedeniyle yeni neslin bu mesleğe yönelmediğini dile getirdi. Kalaycılığın zahmetli bir iş olduğunu vurgulayan Karaoğlan, "Kalaylama ve doğrultma işlemleri büyük emek istiyor. Evlerde artık bir ya da iki bakır kap ya var ya yok" ifadelerini kullandı. "Sanatın devam etmesi lazım" Mesleğin geleceği için çırak yetişmediğini belirten Karaoğlan, "En büyük sıkıntımız eleman yetişmemesi. Bu işe devletin ve halk eğitimin destek vermesi gerekiyor. Bu sanatın devam etmesi lazım" dedi. "Kozan’da sadece iki kalaycı kaldı" 1986 yılından bu yana kalaycılık yaptığını belirten Muhammed Çöndü ise mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade ederek, "Eskiden her dükkanda 3-4 usta olurdu, şimdi Kozan’da sadece iki kalaycı kaldık. Bu meslek alın teri gerektiriyor ama ilgi yok. Çalışacak kimse bulamıyoruz, yetişecek çırak yok" şeklinde konuştu. Bakırın sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çöndü, "Bakır sağlıktır, vücuttaki bazı zararlı etkileri azaltır. Eskiden insanlar bakır kaplarda beslenirdi ve daha sağlıklıydı" diyerek geleneksel kullanımın önemine vurgu yaptı.
Antalya Yanan evden 4 yaşındaki yeğenini çıkarmak isterken yaralandı Antalya’nın Serik ilçesinde 2 katlı evin zemin katında çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile kısa sürede söndürülürken, olay anında içeride bulunan 4 yaşındaki yeğenini dışarı çıkarmak isteyen bir kişi hafif yaralandı. Yangın, saat 08.30 sıralarında Serik İlçesi Merkez mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 katlı bir ikametin zemin katında yangın çıktı. Daireden çıkan dumanları gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin kısa sürede müdahale ettiği yangın 1 saatlik çalışma sonucu söndürüldü. Yangında evin bir odası tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında dairede bulunan Nigar Bostan, 4 yaşındaki yeğenini kurtarmaya çalışırken ellerinden hafif yaralandı. Yeğenini kurtarmak isterken elleri yandı Yaralı Bostan olay yerine gelen sağlık ekiplerince ayakta tedavi edildi. Yangın anında apartmanın üst katta balkonda ikamet eden Atalay Sargın, "Balkonda oturuyordum. Dumanların çıktığını görüp aşağı indim. Kapıyı açtım çocukları dışarıya zor çıkardım. İçeriye tekrar giremedim. İtfaiyeyi aradım, sonra damat geldi. İtfaiye ekipleri geldi müdahale etti. Bir yaralı var buna da şükür" dedi. Yangının 4 yaşındaki çocuğun kibritle oynadığı sırada yattığı yorganın tutuşması sonucu çıktığı iddia edildi.
Kahramanmaraş Hamileyim diye geldi, tümör teşhisi konuldu Kahramanmaraş’ta hastaneye gebelik şüphesiyle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde hamile olmadığı, şikayetlerinin beyinde yer alan iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu, mide bulantısı, adet gecikmesi ve baş ağrısı şikayetleriyle başvuran bir hastanın gebelik muayenesi talebiyle geldiğini belirtti. Yapılan ilk değerlendirmelerde gebelik tespit edilmediğini ifade eden Çiftçoğlu, "Hastanın şikayetlerinin gebelikle benzerlik göstermesi üzerine farklı ihtimalleri değerlendirdik. Bu çerçevede yapılan hormon testlerinde prolaktin seviyesinin yüksek olduğunu belirledik" dedi. Yapılan ileri tetkiklerde hastaya hipofiz MR çekildiğini aktaran Çiftçoğlu, "MR sonucunda beynin hipofiz bölgesinde ‘prolaktinoma’ olarak adlandırılan bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor. Genellikle iyi huylu olup ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor" diye konuştu. Gebelik belirtilerine benzer şikayetlerin farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Çiftçoğlu, "Prolaktin hormonu aslında beyinde hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan hormondur. Bunun yüksek olduğunu tespit ettikten sonra hastada hipofiz MR çektirdik. Çektiğimiz beyin MR’ında hastanın hipofiz dediğimiz bölgede kitleyi tümörü tespit ettik. Prolaktinoma dediğimiz bir tümör. Prolaktinoma tümörü beyinde hipofiz bölgesinde bulunmakta olup prolaktin hormonunun aşırı miktarda salgılanmasını sağlayan bir tümördür. Bu durumda iyi huyludur, kanserleşme olmasını çok yoktur. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür ama gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hasta da bizle öğrendi ’hamileyim’ diye geldi hasta, gebelik muayenesi olma talebiyle geldi ancak biz tümörü tespit ettik. Önce gebe olmadığını tespit ettik ve sonra ’Bu şikayetlere sebep olabilecek ne var?’ diye araştırdığımızda bu durum ortaya çıktı. Yani tümörü de aynı gün içerisinde değil birkaç gün sonra ileri tetkik sayesinde öğrenmiş oldu" dedi.
İstanbul İstanbul’dan her yıl 1 milyon leylek geçiyor Leylek Dede olarak bilinen 81 yaşındaki araştırmacı Fikret Can, İstanbul’un leylek göçündeki kritik rolüne dikkat çekti. Yaklaşık 20 yıldır leylekler üzerine gözlem ve araştırmalar yaptığını belirten Can, özellikle Avrupa’daki leyleklerin yüzde 90’ının göç sırasında İstanbul Boğazı’nı tercih ettiğini söyledi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri ise ilkbahar göçünün yoğunluğunu gözler önüne serdi. İstanbul, ilkbahar göçüyle birlikte leyleklerin en yoğun geçiş noktalarından biri haline geldi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri, binlerce kilometrelik yolculuğun İstanbul ayağını gözler önüne sererken, kentin göç rotasındaki stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Osmanlı Cihan Devleti zamanında ise Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastanesi kurulmuş. Burada yaralı leylekler tedavi edilmesi geçmişten gelen leylek sevgisinin en somut örneklerinden birisi olarak biliniyor. "İstanbul Boğazı göçün kalbi" İlkbahar göçünün tam ortasında olunduğunu ifade eden Leylek Dede olarak bilinmen Fikret Can, leyleklerin Güney Afrika’dan yola çıkarak binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuk yapıyorlar. Afrika’yı boydan boya geçen leyleklerin Mısır, Orta Doğu ve Hatay üzerinden Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Anadolu’yu takip ederek İstanbul’a ulaşıyorlar. Buradan da Trakya ve Avrupa’daki yuvalarına gidiyorlar. Toplamda 10-15 bin kilometre yol kat ediyorlar İstanbul’un leylekler için hayati bir geçiş noktası. Leylekler deniz üzerinden uçamıyor, havanın kaldırma gücünü kullanıyorlar. Bu yüzden karaları takip etmek zorundalar. Avrupa ile Afrika arasında iki ana geçiş noktası var; biri Cebelitarık, diğeri İstanbul Boğazı. İlginç olan ise Avrupa’daki leyleklerin yaklaşık yüzde 90’ı daha uzun olmasına rağmen İstanbul rotasını tercih ediyor" diye konuştu. "Atalarımız leylekler için hastaneler kurmuş" Her yıl özellikle sonbahar göçünde İstanbul semalarında yaklaşık 1 milyon leyleğin görüldüğünü ifade eden Can, bu durumun kentin göç yollarındaki eşsiz konumunu ortaya koyduğunu belirtti. Osmanlı döneminde leyleklere verilen değerin önemini vurgulayan Can, "Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastaneleri kurulmuş. Yaralı ve bakıma muhtaç leylekler için özel yerler yapılmış. Bu da bizim millet olarak doğaya ve hayvanlara bakışımızı gösteriyor. Avrupa’da ise geçmişte leyleklerin avlıyorlardı. Bugün birçok ülkenin büyük bütçeler ayırarak leylek popülasyonunu yeniden artırmaya çalışıyor" dedi. "Dinlenirken rahatsız etmeyin" Göç sırasında leyleklerin özellikle sulak ve çayırlık alanlarda konakladığını belirten Can, vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. "Akşamları dinlenmek için yere iniyorlar. Bu süreçte yaklaşılmaması gerekiyor. Beslemek için bile olsa rahatsız edilmemeli. Çünkü kanatlarını dinlendirmeleri hayati önem taşıyor. İstanbul’da Sazlıbosna başta olmak üzere Arnavutköy, Hacımaşlı ve Çatalca çevresinin önemli yaşam alanları arasında yer aldığını belirten Can, bu bölgelerdeki yuva sayısını takip ettiklerini ifade etti.